Alıntı Originally Posted by ressam Yazıyı Oku
Merhaba sn. hocalarım, sizi tenzih ederek bir şey belirtmek istiyorum. Eğitim sistemindeki ve okullaşma eşitsizliğinden kaynaklanan sorunlarla , aile yapısındaki- kültürdeki yozlaşma birleşince ortaya gençlik bu.

Şahsen ilkokuldan bu yana hep eğiticilerle sorun yaşadım. Oğlum şu anda Tıp okuyor. Bu çocuk ilkokulda öğretmenini eleştirmeye başladı. Adam boş olduğu için çocuklara şiddet uyguluyordu. Ortaokulu bir kolejde okudu. Maalesef orada da zeki çocukları bir sınıfa topladılar, diğerlerine hiç bakmadılar. Zeki çocukları test uzmanı yaparak dereceye sokmaya böylece okullarının reklamını yapmaya gayret ediyorlar. Lise devlet fen lisesi idi. İnanın tam bir rezaletti. Doktora yapan öğretmen sayısı ile övünüyordu müdür. Oysa öğretmenler kendine çalışıyor, çocuklara hiçbir şey vermiyorlardı. tamamen yüksek puan alan , zeki çocuklar toplandığı için zaten öğretmene ihtiyaç duymuyorlardı !! Lakin en azından öğretmen motive edebilir, kılavuzluk yapabilirdi. Her veli toplantısında en az 3 öğretmenle kavgam olmuştur. ( çocuğun , kendisinden zeki olmasını hazmedemeyen, çocuğu törpülemeye , aşağılamaya çalışan öğretmenlerle ).

Şimdi de çocuk diyor ki ; ''Baba inan ki kocaman kocaman profesörler derse geliyor, slaytları yansıya koyuyor ve sadece slaytın aynısını okuyor, çıkıp gidiyor. Soru almıyor. bazı seçmeli ders hocaları ise , zaten soruları vereceğini söyleyerek sadece derse katılımı şart koşuyor ve ders boyunca şahsi meselelerini anlatıyor '' diyor. Bu ülke neden bu durumda diye artık şaşmıyorum. Hastanelerde neden doktor hataları arttı, hayatın her alanında ( inşaat, mimari, ekonomi, makine vb ) seviye neden düştü diye şaşmıyorum.
Sn. ressam yazdıklarınızın hepsi doğrudur, liseden çok kötü, bomboş bir gençlik geliyor üniversitelere. Üniversitelerdeki eğitimin kalitesinin de standardı yoktur, bir denetimi yoktur, dersi veren hocanın namusuna bırakılmıştır. Çok iyi eğitim veren üniversite/bölüm/hocalar olduğu gibi aksi de mevcuttur. Nedenleri uzun ve karmaşıktır hepsini burada yazamam ama başlıcaları kontenjanların yüksekliği ve sınıfların kalabalıklığı, öğrencilerin kalitesizliğinin hocaları bıktırması ve mesafe koymak zorunda kalmaları, öğrencilerin çoğununun zaten dersi umursamayıp telefonlarıyla oynamaları bunu gören hocanın motivasyonunun kalmaması, iyi eğitim vermenin hocaya maddi veya kariyerde ilerleme anlamında bir katkısı olmaması (başka kriterlere bakılıyor) vb..
Özellikle yaşlı profesörlerden bazıları heyecanını yitirmiş emekliliğini bekliyordur, dersi kötü anlatmanın dışında bilimsel çalışma da yapmıyordur, bunlara bir şey yapılamaz, genellikle yeni öğretim üyesi olmuş genç akademisyenler daha heveslidir, daha iyi ders anlatır, daha çok bilimsel araştırma yapar. Öğrenciler derslerde seçim hakkı olduğunda ünvanına bakıp profesörleri tercih ederler ama genç hocaları tercih etmeleri daha iyi olabilir (kesin kural değil, çok değişir).
Bunlar o kadar önemli değil aslında, devir değişti, internet var, eskiden üniversiteler/hocalar bilgi kaynağıydı, şimdi internetten hiçbir hocanın bilemeyeceği kadar bilgiye iki tıkla ulaşıyorsunuz. Çocuğunuza önerim kendi kendini yetiştirsin, üniversite eğitimi artık ders anlatılan değil (dersi kendiniz çalışarak da öğrenebilirsiniz), kendiniz çalışırken anlamadığınız yerlerin ortak tartışıldığı, evde yapamayacağınız laboratuvar çalışmaları, staj, teknik gezi, işyeri eğitimi, grup çalışmaları, sosyal faaliyetler ve benzeri uygulamaların yapıldığı bir hale dönüşüyor.