-
Fransiz roman yazari ve sanat tarihcisi André Malraux’nun ( Berger ) dogum yildonumu ( 3 Kasim 1901 )

“ Sanki insanligin issiz adalari yokmus gibi, sanki her kosede bir issiz ada yokmus gibi! Sokaklar issiz adalarla doselidir! Ve her yerde insanlar toplulugundan kopmanin kesin bir yolu vardir: alcalis, utanc. Dikkat ederseniz, dunyanin yeniden fethinin uc romaninin birini bir eski tutsak, yani Cervantes, ( Don Kisot ) İkincisini bir eski kurek mahkumu, yani Dostoyevski, ( Budala ) ucuncusunu de direge baglanip ibret diye gosterilmis bir mahkum, yani Daniel de Foe ( Robinson Crusoe ) yazmistir. ” Altenburg'un Ceviz Agaclari

" Come se l’umanità mancasse di isole deserte, come ne non ce nefossero in ogni angolo! Ma le strade sono lastricate di isole deserte! E c’èdappertutto un modo decisivo per essere escluso dalla comunità degliuomini: è l’umiliazione, la vergogna.Ora, notate bene che i tre grandi romanzi della riconquista del mondosono stati scritti, uno da un vecchio schiavo, Cervantes, l’altro da unavecchio ergastolano, Dostoevskij, il terzo da un vecchio condannato allagogna, Daniel Defoe. ”

“ As though humanity lacked desert islands, as though they were not to be found in every corner! Why, our streets are paved with desert islands! And there's always one certain way of being withdrawn from society: through humiliation shame. Now, bear in mind that the three great novels about the reconquest of the world were written, the first by a former slave, Cervantes; the second by a former jailbird, Dostoievsky; the third by a former victim of the pillory, Daniel Defoe. ”
-
Amerikali fotograf sanatcisi ve foto muhabir Walker Evans’in dogum yildonumu ( 3 Kasim 1903 )







-
Amerikali ogretmen ve ressam Loïs Mailou Jones’un dogum yildonumu ( 3 Kasim 1905 )
Brother Brown, 1931

Eglise Saint Joseph, 1954
-
Avusturyali sair Georg Trakl’in olum yildonumu ( 3 Kasim 1914 )


Aksam oldu mu hazan ormanlari
Kan kusan silahlarin sesiyle sarsilir,
Altindan yaylalarla mavi goller uzerinde gunes
Durmadan artan kederiyle yikilir gider;
Gece kucaklar olume yazilmis savascilari,
Ve parcalanmis agizlarin keskin cigligini.
Safagin kizil bulutlarina oturan ofkeli Tanri
Cayirlarin uzerinde sessizce toplar,
Akitilan kani; ayin urpertici esintisinde
Butun sokaklar kara curumusluge bulanir.
Gecenin ve yildizlarin altindan dallari dibinde,
Salinir suskunluga gomulu ormanda kizkardes golge,
Kahramanlarin ruhunu ve kanli baslari
Selamlamak icin;
Ve sessiz ciniltisi isitilir
Guzun karanlik flutlerinin.
Ey gururlu huzun! Siz tunctan sunaklar,
Ruhun kizgin alevini dev bir aci besliyor,
Dogmamaya yazgili torunlar.

Pencereye kar dusunce
Calar aksam cani uzun,
Evi duzen icinde
Hazir sofrasi cogunun.
Gezgin-gocebe kimi de
Gelir karanlik yollardan kapiya
Topragin serin ozsuyu
Acar altin, kerem agacinda.
Yolcu girer iceri sessiz,
Esigi tas yapar aci.
Duru aydinlikta, sofrada
Ekmek, sarap pariltisi.
Seni cigiriyorum vahsi ucurum,
Gece firtinasinda
Burclasarak katmanlasan daglar;
Gri burclarin
Tasarak cehennemi maskara sifatlardan,
Atesli muzur hayvanlar,
Hasin egreltiotlari, camlar
Kristal cicekler.
Sonsuz iskence,
Ki sen Tanriyi avlamistin
Yumusak tin,
Ic cekerek caglayanda.
Dalgalanan camlar.
Halklarin cevresindeki ates
Altinca alevleniyor.
Siyah kayalarin ustunden
Devriliyor olucesine esrik
Atesli ruzgar gelini,
Buzulun
Mavi dalgasi
Ve titreyerek, guclu tinliyor
Can vadide:
Alevler, lanetler
Ve sehvetin
Karanlik oyunlari,
Azitiyor gokyuzunu
Bir taslasmis kafa.

Dich sing ich wilde Zerklüftung,
Im Nachtsturm
Aufgetürmtes Gebirge;
Ihr grauen Türme
Überfließend von höllischen Fratzen,
Feurigem Getier,
Rauhen Farnen, Fichten,
Kristallnen Blumen.
Unendliche Qual,
Daß du Gott erjagtest
Sanfter Geist,
Aufseufzend im Wassersturz,
In wogenden Föhren.
Golden lodern die Feuer
Der Völker rings.
Über schwärzliche Klippen
Stürzt todestrunken
Die erglühende Windsbraut,
Die blaue Woge
Des Gletschers
Und es dröhnt
Gewaltig die Glocke im Tal:
Flammen, Flüche
Und die dunklen
Spiele der Wollust,
Stürmt den Himmel
Ein versteinertes Haupt.
-
Fransiz roman, deneme, hiciv yazari ve sair Léon Bloy’nin olum yildonumu ( 3 Kasim 1917 )

“ Ortacagin en onemli kisiliklerinden biri olan Ustat Jean Tauler, bir munzevinin hikayesini anlatir. Bir gun, haddini bilmez bir ziyaretci gelmis ve hucresinde bulunan bir seyi istemis. Munzevi adam nesneyi alabilmek icin eve girmek zorunda kalmis. Ama iceri girerken ne istendigini unutmus cunku harici nesnelerin goruntusu aklinda kalmiyormus. Bunun uzerine diasari cikmis ve ne istedigini soylemesini ziyaretciden rica etmis. Ziyaretci istegini tekrarlamis. Munzevi adam iceri girmis ve soz konusu nesneyi bulamadan ne oldugunu yine unutmus. Defalarca denedikten sonra nezaketsiz ziyaretciye soyle demek zorunda kalmis: ‘ Iceri girin ve size gereken seyi kendiniz arayin, cunku sizin imgenizi isteginizi yerine getirecek kadar uzun sure icimde tutamiyorum. ’ " Sevimsiz Hikayeler

“ Un des plus grands hommes du Moyen Age, maître Jean Tauler, raconte l'histoire d'un solitaire à qui un visiteur importun vint demander un objet qui se trouvait dans sa cellule. Le solitaire se mit en devoir d'entrer chez lui pour y prendre l'objet. Mais, en entrant, il oublia de quoi il s'agissait, car l'image des choses extérieures ne pouvait demeurer dans son esprit. Il sortit donc et pria le visiteur de lui dire ce qu'il voulait. Celui-ci renouvela sa demande. Le solitaire rentra, mais avant de saisir ledit objet, il en avait perdu la mémoire. Après plusieurs expériences, il fut obligé de dire à l'importun : ‘ Entrez et cherchez vous-même ce qu'il vous faut, car je ne puis garder votre image en moi assez longtemps pour faire ce que vous me demande. ’ ”
“ Insan ancak varlikli ise gercekten olur. Ruhu teslim etmek icin sermayeye sahip olmak kacinilmazdir, iste bunu anlamak istemiyorlar. Olum, paradan ayri kalmaktir, baska bir sey degil. Paraya sahip olmayanlar yasamiyor demektir, dolayisiyla olmeleri de mumkun degildir. "

“ On ne meurt véritablement qu’à la condition de posséder. Il est indispensable d’avoir des capitaux pour rendre l’âme, et voilà ce qu’on ne veut pas comprendre. La Mort n’est que la séparation d’avec l’Argent. Ceux qui n’en ont pas n’ont pas la vie, et, dès lors, ne sauraient mourir. ”
-
Golden Globe Odullu Litvanya asilli Amerikali aktor ( Charles Dennis Buchinsky ) Charles Bronson’in dogum yildonumu ( 3 Kasim 1921 )

-
Amerikali keskin nisanci ve gosterici ( Phoebe Ann Mosey ) Annie Oakley’in olum yildonumu ( 3 Kasim 1926 )

Buffalo Bill'in Vahsi Bati Gosterisi ile Amerika'yi gezmis ve silahiyla gosteriler duzenlemistir. Gosterilerinden en bilineni iskambil kagitlarini 27 metre mesafeden 22 kalibre tufekle havada dusurmeden art arda vurup delik desik ediyordu.

-
Michelangelo Antonioni’nin gozde oyuncusu Italyan aktris ( Maria Luisa Ceciarelli ) Monica Vitti’nin dogum gunu ( 3 Kasim 1931 )

“ Bir kadindan cok daha fazlasiydi, bir basyapitti! / C'était plus qu'une femme, c'était un chef-d'œuvre! / Più che una donna era un capolavoro! ” Balzac




" Sen neye bakacagini merak ediyorsun ben nasil yasayacagimi. Ayni sey / Tu dici: cosa devo guardare. Io dico: come devo vivere. È la stessa cosa / You wonder what to look at. I wonder how to live. Same thing "
Monica Vitti. Kizil Col ( Il Deserto Rosso / Red Desert, 1964 ) Yonetmen: Michelangelo Antonioni
Gönderi Kuralları
- Yeni konu açamazsınız
- Konulara cevap yazamazsınız
- Yazılara ek gönderemezsiniz
- Yazılarınızı değiştiremezsiniz
-
Forum Rules
Yer İmleri