Dijitalleşmenin hızlanması, akıllı telefonların yaygınlaşması ve yapay zekâ temelli sistemlerin gündelik yaşama entegre olması, bireylerin dikkat süreçleri ve davranış biçimleri üzerinde belirgin etkiler yaratmaktadır. Sürekli uyarana maruz kalma, dopamin temelli ödül mekanizmalarını daha sık tetikleyerek dikkat sürelerinin kısalmasına ve uzun vadeli planlama becerilerinin zayıflamasına yol açabilmektedir. Bu durum, klinik bir psikiyatrik bozukluk olarak değerlendirilmemekle birlikte, çağdaş yaşamın bilişsel yükünü artıran sosyoteknik bir dönüşüm olarak ele alınmalıdır.
Bu dijital dönüşümün altyapısını oluşturan yapay zekâ sistemleri ve veri merkezleri yüksek miktarda ve kesintisiz enerji gereksinimine sahiptir. Enerjinin sürdürülebilir ve depolanabilir olması, bu bağlamda kritik bir stratejik unsur hâline gelmiştir. Lityum, özellikle batarya teknolojilerinde oynadığı merkezi rol nedeniyle enerji depolama kapasitesinin temel girdilerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Dünya lityum rezervlerinin önemli bir bölümü Güney Amerika’da Arjantin, Bolivya ve Şili’nin kesişim alanında yer alan ve “Lityum Üçgeni” olarak adlandırılan bölgede yoğunlaşmıştır. Bu durum, söz konusu ülkeleri küresel enerji dönüşümü sürecinde jeopolitik açıdan stratejik aktörler hâline getirmektedir. Her ne kadar lityum henüz petrol benzeri doğrudan askeri çatışmaların nedeni olmasa da, büyük güçler arasında ekonomik, teknolojik ve diplomatik rekabetin önemli bir unsuru hâline gelmiştir.
Venezuela özelinde ise ülkenin jeopolitik konumu doğrudan lityum rezervlerine değil, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olmasına dayanmaktadır. Maduro yönetiminin dış politika yaklaşımı, doğal kaynakların devlet egemenliği altında tutulmasını savunan “kaynak milliyetçiliği” anlayışı çerçevesinde şekillenmektedir. Bu ideolojik yaklaşım, Venezuela’nın lityum üreticisi ülkelerle doğrudan ekonomik bir bağ kurmasından ziyade, benzer kaynak egemenliği söylemini paylaşması nedeniyle siyasal ve retorik düzeyde bir yakınlaşma yaratmaktadır.
Sonuç olarak, dijitalleşme, enerji gereksinimleri ve lityum gibi stratejik mineraller arasındaki ilişki, çağdaş küresel sistemde yeni bir jeopolitik ve sosyoekonomik denge alanı oluşturmaktadır. Bu süreç, klasik enerji rekabetinden farklı olarak, teknolojik altyapı ve kaynak yönetimi merkezli bir dönüşümü temsil etmektedir.

Alıntı yaparak yanıtla
80 sene sonrasını şimdi fiyatlamalı


Yer İmleri