-
Amerikali yazar Annie Dillard’in dogum gunu (30 Nisan 1945)
“Bir yerde, soyle bir sey okumustum: Bir Eskimo avcisi, bolgesindeki misyoner rahibe, ‘Tanri ve gunahla ilgili herhangi bir sey bilmeseydim, o zaman da cehenneme gider miydim?’ diye soruyor. Rahip de, ‘Hayır,’ diyor, ‘bilmiyorsan gitmezdin.’ ‘O zaman,’ diyor Eskimo buyuk bir ciddiyetle, ‘ne diye bana bunlari anlattin?’ “Tinker Creek'te Bir Haci

“I read about an Eskimo hunter who asked the local missionary priest, 'If I did not know about God and sin, would I go to hell?' 'No,' said the priest, 'not if you did not know.' 'Then why,' asked the Eskimo earnestly, 'did you tell me?’ ”

“Gunlerimizi nasil gecirdigimiz, elbette hayatımizi nasil gecirdigimizdir.”
-
Anne Frank, The Diary of a Young Girl'u ilk kez Ingiltere'de 30 Nisan 1952'de yayinladi


"Mutlu olan insan baskalarini da mutlu eder. Cesareti ve ozguveni olan kimse, mutsuz oldugunda dibi boylamaz! / Chiunque sia felice rende felici anche gli altri. Chi ha coraggio e fede non morirà mai in miseria."
-
Avustralyali hard rock grubu AC/DC, ilk uluslararasi albumu olan High Voltage’i 30 Nisan 1976’da Atco Records etiketiyle piyasaya surdu.
-
Amerikali aktris ve model Kirsten Dunst'in dogum gunu (30 Nisan 1982)

-
Spaghetti Western'in mucidi Italyan film yonetmeni, film yapimcisi ve senarist Sergio Leone'nin olum yil donumu (30 Nisan 1989)

"Gencken uc seye inanirdim: Marksizm, sinemanin kurtarici gucu ve dinamit. Simdi sadece dinamite inaniyorum. /Quando ero giovane credevo in tre cose. Il Marxismo, il potere redentore del cinema e la dinamite."
-
Ingiliz progressive rock grubu Yes, 13. Studyo albumu Union’i 30 Nisan 1991’de Arista Records etiketiyle piyasaya surdu.
-
Suriyeli diplomat, sair ve yayinci Nizar Kabbani’nin (Nizar Qabbani) olum yildonumu (30 Nisan 1998)

Ogret bana
Gozlerimde gozyaslarin
Ogret bana bir kalp nasil olur?
Ve nasil ihtihar eder arzular
Ermissen
Kurtar beni bu buyuden
Bu inkardan
Askin sanki reddedistir
Nolur arindir beni bu inkardan
Gucluysen
Cikar beni bu ummandan
Cunku bilmiyorum ben yuzmeyi
Mavi dalga gozlerinde
Cekiyor beni derinliklerine
Yok maviden baska renk
Ne tecrubem var askta
Ne de bir kayigim.

Dostumsan
yardım et senden uzaklasayim
yok eger Sevgilimsen
yardim et senden sifa bulayim
Bileydim ask bu kadar tehlikelidir
sevmezdim
Bileydim deniz derin bu kadar
acilmazdim
sonumu bileydim
baslamazdim
Ozledim seni
ogret bana
Ozlem duymamayi
ogret bana
Yuregimin derinliklerinden
nasil cekip koparirim koklerini sevginin
nasil olur
ogret bana
Gozlerimde goz yaslarin
ogret bana bi kalp nasil olur
ve nasil ihtihar eder arzular
Ermissen
kurtar beni bu buyuden
bu inkardan
Askin sanki reddedistir
nolur arindir beni bu inkardan
Gucluysen
cikar beni bu ummandan
cunku
bilmiyorum yuzmeyi ben.
-
Arjantinli yazar, ressam ve fizikci Ernesto Sabato’nun olum yildonumu (30 Nisan 2011)
“Herkes bir dilencinin (gercek bir dilencinin) sorunlarinin birkac peseta ya da bir parca ekmekle cozulmeyecegini bilir, sadaka yalnizca verenin kendini iyi ve comert hissetmesine yarar, veren ruh huzurunu ve 'comert' unvaniniını satin alir. Oysa ruh huzurunu ve comert biri oldugu dusuncesini satin almak icin gunde bir kac pesetadan fazlasini harcamayan bu insanlarin aslinda cimri, ne dar kafali oldugunu bir dusunun! Onemli olan insanin ruhunun gercekten ne kadar temiz oldugu ve ikiyuzluluk yapmadan (ve somurmeden) insanligin yoklugunu ortadan kaldirmak icin ne verebilecegidir!” Tunel

“Cualquiera sabe que no se resuelve el problema de un mendigo (de un mendigo auténtico) con un peso o un pedazo de pan: solamente se resuelve el problema psicológico del señor que compra así, por casi nada, su tranquilidad espiritual y su título de generoso. Júzguese hasta qué punto esa gente es mezquina cuando no se decide a gastar más de un peso por día para asegurar su tranquilidad espiritual y la idea reconfortante y vanidosa de su bondad. ¡Cuánta más pureza de espíritu y cuánto más valor se requiere para sobrellevar la existencia de la miseria humana sin esta hipócrita (y usuaria) operación!”
“Yasamin kendisi de uzun bir kabusa indirgeniyordu. Bu kabustan kurtulmanın tek caresi olumdu, olum bir uyanisti. Ama neye uyanmak? Iste bu kesin ve sonsuz hice uyanmanin cozumsuzluguydu beni intihar etmekten alikoyan. Her seye ragmen insanin varolana bir tutunmuslugu vardi.”

“La vida aparece a la luz de este razonamiento como una larga pesadilla, de la que, sin embargo, uno puede liberarse con la muerte, que sería, así una especie de despertar. ¿Pero despertar a qué? Esa irresolución de arrojarse a la nada absoluta y eterna me ha detenido en todos los proyectos de suicidio. A pesar de todo, el hombre tiene tanto apego a lo que existe.”
Gönderi Kuralları
- Yeni konu açamazsınız
- Konulara cevap yazamazsınız
- Yazılara ek gönderemezsiniz
- Yazılarınızı değiştiremezsiniz
-
Forum Rules
Yer İmleri