Sayfa 4686/7020 İlkİlk ... 368641864586463646764684468546864687468846964736478651865686 ... SonSon
Arama sonucu : 56156 madde; 37,481 - 37,488 arası.

Konu: Sanat Mozaik

  1. Silili yazar, sair ve diplomat (Miguel Jo**uín Diego del Carmen Serrano Fernández) Miguel Serrano'nun dogum yildonumu (10 Eylul 1917)

    "Kelimeler gercekten bir maske. Dogru anlami nadiren ifade ederler; aslinda onu saklamaya meyillidirler. Eger hayal gucunuzde yasayabilirseniz o zaman dine ihtiyaciniz kalmaz, cunku hayal gucuyle olumden sonrasini anlayabilirsiniz, insan Evren'le yeniden birlesebilir. Bir kez daha soyluyorum, bu hayattan ote bir sey olup olmadigini bilmek onemli degildir. Degerli olan, dogru turde is yapmis olmaktir." Carl Gustav Jung ve Hermann Hesse



    "Las palabras son una máscara que raramente expresan en forma correcta lo que está detrás; más bien lo encubren. La inteligencia no es lo que importa, sino la fantasía. Quienes son capaces de vivir en la fantasía no necesitan de la religión. Es con la fantasía como se puede comprender que el hombre retorna al Universo. Le repito ahora que no importa saber si hay algo más allá de esta vida. Lo que cuenta es haber cumplido con el trabajo justo."



    "Hesse 'Hicbir sey tesadufen olmaz, burada, sadece dogru misafirler bulusurlar. Burasi Hermetik Cemberdir' diye yaniladi."



    "Hesse responde: 'Nada sucede por casualidad, **uí sólo están los huéspedes justos; éste es el Círculo Hermético.' "

  2. Italyan sair (Franco Lattes) Franco Fortini’nin dogum yildonumu (10 Eylul 1917)

    Oysa ne kadar severmisim seni,
    iste karsinda selama dururum,
    Ey Italya, Ey gerekli hapishane!
    Ne kederli yollarin icindir,
    ne insan yuzleri gibi kirisik kentlerin icin
    ne kiliselerinin cilesi icindir,
    irak kitaplarinin sesi icin ne de.
    Kafalara cekic gibi vuran sozlerin icindir,
    aclarla, yoksullarla orulu sozlerin icin
    belki senin bagrinda bir yabanci gibi saran
    iste su acilar icin.
    Gelecek gunleri canla basla bekleyen
    guvenilir insanlara seslenen dilim icin
    kaskati acilarla yoldas
    ozgur insanlara seslenen dilim icin.
    Senin o eski, bos adin icin
    artik olmek bile yetmez.



    Ora m’accorgo d’amarti
    Italia, di salutarti
    necessaria prigione.
    Non per le vie dolenti, per le città
    rigate come visi umani
    non per la cenere di passione
    delle chiese, non per la voce
    dei tuoi libri lontani
    Ma per queste parole
    tessute di plebi, che battono
    a martello nella mente,
    per questa pena presente
    che in te m’avvolge straniero.
    Per questa mia lingua che dico
    a gravi uomini ardenti avvenire
    liberi in fermo dolore compagni.
    Ora non basta nemmeno morire
    per quel tuo vano nome antico.

  3. Buster Keaton ve Anne Cornwall'un basrollerini paylastigi Collage, 10 Eylul 1927 New York'da gosterime girdi.


  4. Ikinci Yeni siir akimini onculerinden Turk sair Ece Ayhan Caglar’in dogum yildonumu (10 Eylul 1931)

    Bir cakil taslari gulumseyisi aglarmis karafaki rakisiyla
    simdi dipsiz kuyulara su olan Kinar Hanim'dan
    duz saclariyla ne yapsin sehzadebasi tiyatrolarinda aapkalarini
    tuketemezmis hic

    Iste kel Hasan bu kel Hasan karanligi supururmus
    ters yakilmis guldurmemek icin Serkldoryan sigaralariyla
    iste masallara da girermis bir polis o zamanlardan beri surme
    kirpiklerini aralayarak insanlari cocuklarin

    Ve icinde birikmis ut calan kadin elleri olurmus hep
    gibi bir uzunc sokun edermis aksamlari aglarken kuyulara Kinar
    Hanim'in denizlerinden.



    She cried the smile of pebble stones with the raki from the carafe
    from Miss Kinar now who became water to steep wells
    with her straight hair what can she do in the theatre houses of Shehzadehbashi
    she could not have enough hats

    This bald Hassan, this baldie swept the darkness
    his rebellious cigarette lit backwards to avoid any laughter
    and a police enters fair tales which go on ever since
    parting the human eyelashes of children

    And gathered inside her the sadness of the hands of an oud
    playing woman, appeared suddenly into wells in the evenings crying
    from Miss Kinar's waters



    Conosco un marinaio
    Il cuore l’ha lasciato in un porto
    E se scompare?
    Piange come da bambino
    E ancora andrà a recuperarsi il cuore

    Conosco un ragazzo
    Gli occhi profondi e verdi
    Il cuore è un fondale dei mari del sud
    Mentre il muscolo cardiaco è al suo posto
    Andrà a darlo a qualcuno
    E ancora ricerca la nave
    Tra le nuvole.

    Conosco un poeta
    L’amaro in lui che
    Non ha mai donato il suo cuore
    Gli è stato sottratto
    Il cuore suo è celato in quell’antico mito

  5. Danimarkali ressam Laurits Andersen Ring’in olum yildonumu (10 Eylul 1933)

    Harvest, 1885 (The National Gallery of Denmark)




    The Railroad guard, 1884 (Nationalmuseet)


  6. Pulitzer Odullu Amerikali sair Mary Oliver'in dogum yildonumu (10 Eylul 1935)



    Iyi olmak zorunda degilsin.
    Dizlerinin ustunde yurumen gerekmez
    colde yuz mil, tovbe ederek.
    Yalnizca icindeki uysal hayvanin
    sevdigi seyi sevmesine izin ver yeter.
    Bana caresizligini anlat, kendininkini, ben de sana benimkini anlatacagim.
    O esnada dunya donmeye devam eder.
    O esnada gunes ve yagmurun berrak damlalari
    kirlarda, cayirlarda ve derin agaclarda,
    daglarda ve nehirlerde gezinir.
    O esnada yaban kazlari parlak mavi semalarda,
    yeniden evin yolunu tutar.
    Kim oldugun, ne kadar yalniz oldugun farketmez,
    dunya senin hayal gucune sunar kendisini,
    sana ayni yaban kazlari gibi seslenir, kulaklari tirmalarcasina ve heyecanla…
    defalarca duyurur sana yerini
    seylerin ailesindeki.






    Bukerek kaslarini
    Geliyor magaralarindan
    Korunun kara seyleri.
    Yemis bahcesini karistirirlar,
    Sari odalarimizin etrafimizdaki
    Cimen denizini kemirirler.
    Bizi hala taniyorlarsa
    Seyrek bakarlar
    Ne yaptigimiza.
    Duyariz onlari, ya da oyle saniriz:
    Ay isiginin yalayan hayvan burnu,
    Elmadaki dis.
    Bir odun daha at atese;
    Mozart, yeniden, pikapta,
    Hala bir uzunc var
    Bizimle odada.
    Animsariz magarayi.
    Duslerimizde geri doneriz
    Ya da onlar gormeye gelir.
    Muzigi de severler.
    Birlikte yaprak yeriz.
    Biraderlerimizdir.
    Ailemizdir.
    Kactigimizdir.



    The dark things of the wood
    Are coming from their caves,
    Flexing muscle.
    They browse the orchard,
    Nibble the sea of grasses
    Around our yellow rooms,
    Scarcely looking in
    To see what we are doing
    And if they still know us.
    We hear them, or think we do:
    The muzzle lapping moonlight,
    The tooth in the apple.
    Put another log on the fire;
    Mozart, again, on the turntable,
    Still there is a sorrow
    With us in the room.
    We remember the cave.
    In our dreams we go back
    Or they come to visit.
    They also like music.
    We eat leaves together.
    They are our brothers.
    They are the family
    We have run away from.

  7. Pulitzer Odullu Amerikali bilim insani ve populer bilim kitaplari yazari Jared Mason Diamond’in dogum gunu (10 Eylul 1937)

    “Evcillestirilebilen hayvanlarin hepsi birbirine benzer; her evcillestirilemeyen hayvanin evcillestirilememesi nedeni farklidir. Buna benzer bir cumleyi daha once okudunuz gibinize geliyorsa, haklisiniz. Cumlede birkac degisiklik yaparsaniz Tolstoy’un buyuk romani Anna Karenina’nin o unlu ilk cumlesini bulursunuz karsinizda: ‘Mutlu ailelerin hepsi birbirine benzer; mutsuz ailelerin mutsuzluguysa kendine ozgudur.’ “ Tufek, Mikrop ve Celik



    “Domesticable animals are all alike; every undo mesticable animal is undomesticable in its own way. If you think you've already read something like that before, you're right. Just make a few changes, and you have the famous first sentence of Tolstoy's great novel Anna Karenina: ‘Happy families are all alike; every unhappy family is unhappy in its own way.’ "



    “Anlamak cogu kez sonuclari tekrarlamak ya da ebedilestirmek amacina degil, o sonuclari degistirmeye calisma amacina hizmet eder. Iste bu yuzden psikologlar katillerin ve tecavuzculerin ruhlarini anlamaya calisir, toplumsal tarihciler soykirimlari anlamaya calisir, doktorlar hastaliklarin nedenlerini anlamaya calisir. Bu arastirmacilarin amaci cinayeti, tecavuzu, soykirimi, hastaliklari hakli gostermek degildir. Tam tersine onlar, zincirleme nedenleri anlayarak bu zinciri kirmak isterler.”



    “Understanding is more often used to try to alter an outcome than to repeat or perpetuate it. That's why psychologists try to understand the minds of murderers and rapists, why social historians try to understand genocide, and why physicians try to understand the causes of human disease. Those investigators do not seek to justify murder, rape, genocide, and illness, instead, they seek to use their understanding of a chain of causes to inter- rupt the chain.”

  8. Amerikali paleontolog, jeolog, zoolog Stephen Jay Gould'un dogum yildonumu (10 Eylul 1941)

    "Uyuyan Guzel prensini yuz yil beklemistir. Bettelheim, guzelin kanayan parmaginin ilk aybasi kanamasini, uzun uykusunun ise tam eriskinlige ulasmayi bekleyen ergenlik rehavetini temsil ettigini ileri surer. Gercek Uyuyan Guzel aslinda bir prens tarafindan opulmus olmayip bir kral tarafindan dollenmis oldugundan, uyanisini cinsel doyumun baslangici olarak yorumlayabiliriz. (bkz. B. Bettelheim, The Uses ofEnchantment (Buyunun Yararlari), A. Knopf, 197 6, s. 225-36)." Darwin Sonrasi



    "Sleeping Beauty waited a hundred years for her prince. Bettelheim argues that her pricked finger represents the first bleeding of menstruation, her long sleep the lethargy of adolescence awaiting the onset of full maturity. Since the original Sleeping Beauty was inseminated by a king, rather than merely kissed by a prince, we may interpret her awakening as the beginning of sexual fulfillment (see B. Bettelheim, The Uses of Enchantment, A. Knopf, 1976, pp. 225 - 36)."



    "Olaganustu guc iddialariyla oylesine aldatilmis, basimiz donmus durumdayiz ki, siradan sihirbaz numaralariyla, insanin bilgi sinirlarinin otesindeki bir ruh dunyasina goz attigimizi sanmak yanilgisina dusuyoruz. Paranormal bir fantazi olabilir; sarlatanlar icin bir cennet olduguna hic kusku yok. Ama 'insanotesi' algi gucleri dortbir yanimizda , kuslarda, arilarda ve bakterilerde var. Ve dogrudan algilayamadiklarimizi, bilimin araclarini kullanarak algilayabilir ve anlayabiliriz."Pandanin Basparmagi



    "What an imperceptive lot we are. Surrounded by so much, so fascinating and so real, that we do not see in nature, yet so gullible and so seduced by claims for novel power that we mistake the tricks of mediocre magicians for glimpses of a psychic world beyond our ken. The paranormal may be a fantasy; it is certainly a haven for charlatans. But “parahuman” powers of perception lie all about us in birds, bees, and bacteria. And we can use the instruments of science to sense and understand what we cannot directly perceive."

Sayfa 4686/7020 İlkİlk ... 368641864586463646764684468546864687468846964736478651865686 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •