Sayfa 6658/7020 İlkİlk ... 5658615865586608664866566657665866596660666867086758 ... SonSon
Arama sonucu : 56156 madde; 53,257 - 53,264 arası.

Konu: Sanat Mozaik

  1. Rus ressam Vasily Vasilyevich Vereshchaguin'in dogum yildonumu ( 26 Ekim 1842 )

    They are triumphant, 1872




    Victors, 1878


  2. Fransiz ressam Jean-Eugène Buland'in dogum yildonumu ( 26 Ekim 1852 )

    Alms of a Beggar ( Almosen eines Bettlers, 1880 )




    Offering to the Virgin the Day After the Wedding, 1885


  3. Amerikali ressam Elizabeth Nourse’un dogum yildonumu ( 26 Ekim 1859 )

    Fisher Girl of Picardy, 1889




    Meditation, 1902


  4. Italyan sair ( Carlo Alberto Salustri ) Trilussa'nin dogum yildonumu ( 26 Ekim 1871 )

    " Dinle bak ozgurlugu anlatayim simdi de sana "
    diyordu yutucu yutturucuya,
    " Bir ulusun ozgurlugu neye benzer bilir misin ?
    Daglardan akip gelen suya
    Basibos birakirsan o suyu,
    gecsin dersen istedigi yerden,
    deniz dek irmaklara akar gider o,
    hicbir ise yaramadan, bosu bosuna.
    Oysa biri cikar da yol gosterir, uysallastirisa onu,
    cevirtirse yolunu fabrikaya dogru,
    bir de bakarsin donduruverir turbini,
    guc olmus , donusuvermis isiga. "

    " Hay aklinla cok yasa
    sen emi ? "
    dedi yutturucu yutucuya,
    isletirken bir elektrik santralini
    ya da donduruken bir degirmeni
    varsin turkuler soylesin ya da homudansin ne cikar!
    Goz yummali bosalmasina onun arada bir,
    hakkini cignememeli.



    - Cos'è la Libertà ? adesso te lo spiego:
    - diceva Melapiglio a Menefrego -
    la Libertà di un popolo è compagna
    all'acqua che vien giù dalla montagna.
    Se la lasci passare dove le pare
    si spreca nei fiumi fino al mare:
    ma, se c'è chi la guida e la riduce
    e l'incanala verso l'officina,
    appena arriva muove la turbina,
    diventa forza e si trasforma in luce. -

    - Bella scoperta! Grazie del consiglio!
    - rispose Menefrego a Melapiglio -
    Ma quando l'acqua ha mosso nel cammino
    una centrale elettrica o un mulino,
    se canta o se borbotta non è male
    lasciarle un po' di sfogo naturale. -



    " Benim degerim su kadarcik, dogru "
    diyordu Bir, bizim Sifira.
    " Ama senin degerin ne ? Hic.
    ister is ustunde, ister is dusunurken,
    sifira sifir,elde var sifir.
    Oysa ben, senin gibi tam
    bes tane sifirin basina konsam,
    ne ederim bilir misin?
    Yuz bin ederim, yuz bin.
    Bir sayi isi bu.
    Asagi yukari, hani su,
    onune sifir yigildikca
    sistikce sisen
    bir diktatorun durumu.

  5. Allman - Meksikali fotograf sanatcisi ve Meksikali ressam Frida Kahlo'nun babasi ( Carl Wilhelm Kahlo ) Guillermo Kahlo'nun dogum yildonumu ( 26 Ekim 1871 )










  6. Rus roman yazari, sair, teorisyen ve edebi elestirmen ( Boris Nikolaevich Bugaev ) Andrei Bely'nin dogum yildonumu ( 26 Ekim 1880 )



    " Ve sirtini dondu.

    Nikolay Apollonovic kendini birakmis agliyordu; ayni zamanda: Nikolay Apollonovic kaba, hayvansi korkudan kurtulunca, tumuyle korkusuz olmustu, ve dahasi: o anda hatta aci cekmek istiyordu. Hisleriyse parcalanmisti, ' ben 'i parcalandigi gibi; ' ben 'i parcalanmasindansa kor edici bir mesale ve samimi bir ses oradan ona seslenecek, her zaman oldugu gibi, onun kendisinde seslenecek: onun kendisi icin:

    ' Benim icin aci cektin: uzerinde duruyorum... '

    Ama bir ses yoktu. Mesale de yoktu. Karanlik vardi. Sakinlestirici ses niye yoktu: ' Sen benim icin aci cektin ? ' Cunku o kimse icin aci cekmemisti: kendisi icin aci cekmisti, deyim yerindeyse, kendisinin karistigi cirkin olaylar karmasasi yoluna girmisti. Bu yuzden de ses yoktu. Mesale de yoktu. Once 'ben'i yerinde karanlik vardi.

    Dondu: agliyordu. "



    " And he turned away.

    Nikolai Apollonovich wept unrestrainedly. And Nikolai Apollonovich, now feed from raw fear, became utterly fearless. He wanted to suffer. His feeling had been torn apart, as his ' I ' had been torn apart. And out of his exploded ' I ' ( he was awaiting it ) would spurt a blinding torch, and out of there a familiar voice would say unto him, as it always did, would say within him, for him alone:

    ' You have suffered for me: I am standing over you. '

    But there was no voice. There was no torch. There was darkness. But why was there no reassuring voice saying: ' You have suffered for me ? ' Because he had not suffered for anyone: he had suffered for himself. He, so to speak, was trying to get himself out of the mess of hideous events that he himself had cooked up. That was why there was no voice. In place of the former 'I' there was darkness.

    He turned away. He wept."

  7. Amerikali yazar Napoleon Hill'in dogum yildonumu ( 26 Ekim 1883 )



    “ Hayat bir satranc tahtasidir ve karsinizdaki rakibiniz zamandir. Eger harekete gecmeden once tereddut eder ya da hemen harekete gecmeyi ihmal ederseniz tahtadaki piyonlariniz zaman tarafindan alinacaktir. Kararsizliga tahammul edemeyen bir rakibe karsi oynuyorsunuz! '' Dusun ve Zengin Ol



    “ Life is a checkerboard, and the player opposite you is time. If you hesitate before moving, or neglect to move promptly, your men will be wiped off the board by time. You are playing against a partner who will not tolerate decisions! ”



    “ Askin yalnizca bir kez gelebilecegi dusuncesini de silin kafanizdan. Ask cok kez gelip gidebilir, ama insani ayni sekilde etkileyen iki ask yasantisi yoktur. ”



    “ Love never comes but once. Love may come and go, times without number, but there are no two love experiences which affect one in just the same way. ”

  8. Belcikali Avant-Garde, soyut ve Kubist ressam Marthe Donas’in dogum yildonumu ( 26 Ekim 1885 )





    http://www.marthedonas.be

Sayfa 6658/7020 İlkİlk ... 5658615865586608664866566657665866596660666867086758 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •