Artan
Azalan
İşlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
34,10 10% 56,18 Mn 30,92 / 34,10
7,04 10% 588,94 Mn 6,42 / 7,04
1.331,00 10% 111,95 Mn 1.234,00 / 1.331,00
3,85 10% 381,06 Mn 3,53 / 3,85
52,80 10% 292,41 Mn 47,98 / 52,80
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
14,22 -10% 1,40 Mr 14,22 / 16,50
1.067,00 -9.96% 334,06 Mn 1.067,00 / 1.303,00
307,75 -9.95% 252,30 Mn 307,75 / 348,00
120,40 -9.41% 1,70 Mr 119,70 / 128,00
6,73 -7.81% 543,00 Mn 6,60 / 7,08
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
297,50 3.3% 13,15 Mr 296,00 / 300,50
2,70 1.89% 8,97 Mr 2,62 / 2,73
341,75 -0.94% 8,34 Mr 340,50 / 354,75
65,40 2.83% 8,09 Mr 63,70 / 66,05
39,48 2.07% 7,50 Mr 38,90 / 40,70
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
19,54 1.35% 613,06 Mn 19,10 / 19,65
65,40 2.83% 8,09 Mr 63,70 / 66,05
401,75 -2.01% 6,15 Mr 396,00 / 413,00
341,75 -0.94% 8,34 Mr 340,50 / 354,75
378,75 -3.56% 4,16 Mr 375,75 / 397,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
19,54 1.35% 613,06 Mn 19,10 / 19,65
65,40 2.83% 8,09 Mr 63,70 / 66,05
96,90 0.62% 384,70 Mn 96,05 / 98,00
105,00 0.86% 253,69 Mn 103,50 / 105,60
401,75 -2.01% 6,15 Mr 396,00 / 413,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
19,54 1.35% 613,06 Mn 19,10 / 19,65
33,82 -0.94% 99,77 Mn 33,56 / 34,74
65,40 2.83% 8,09 Mr 63,70 / 66,05
10,65 0.85% 209,13 Mn 10,48 / 10,70
77,95 0.32% 372,67 Mn 77,00 / 79,00

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 11/19 İlkİlk ... 910111213 ... SonSon
Arama sonucu : 155 madde; 81 - 88 arası.

Konu: Sevdiğimiz Şiirler

Hybrid View

Previous Post Previous Post   Next Post Next Post
  1. #1
    Biz ne zaman içsek,
    Köfte geç gelir
    Ve oturur muhabbetin terkisine
    Çıplak bir efkar sözcüğü
    Biz ne zaman içsek,
    Sabah akar meycinin cebine
    Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.
    Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
    Çırıl bir efkar sözcüğü
    Delikanlı kıvamında sevda değilse de
    Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
    Biz ne zaman içsek,
    iç değilizdir aslında.
    Bu alkol ikindisi şiirle
    Şimdi burda açılsaydın
    Adımın baş harfi gibi
    Belki ağustos kokardı ağustos
    Sen,
    Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
    Senine boyuna sevilmiş sen
    Yalanı sevdasından büyük sen
    Bir bil-sen.
    Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
    Genzimizde göl gözyaşları
    Biz ne zaman içsek,
    İç değilizdir aslında.
    Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...
    Yılmaz Erdoğan

  2. #2
    nasıl hecelersen hecele
    hep aynı biçimde yazılıyor
    ayrılık
    çok yol bilenler geçti
    ayağını yordamına göre uzatan
    kurdun kuşun bileceği hal değilmiş ya öylesi işte
    eski sözlere yeni kafiye bulmak gerekmez
    suyu sefası kendine yeten
    stabilize bir eğlenmektir hayat
    her sevdalıya aşık atmak gerekmez
    sen, o hep önden giden
    çatallanan bahçesindeyken sevişmenin
    ki çıplak ve bensizliği ele almışken
    ne anlattığını bilmek istemeyen
    şiirler getiririm arkandan
    bir devrik cümlem kalır acınası
    iki çekingen benzetmem belki
    ve derisi soyulmuş bir nakaratım kalır
    yoluna ağladığım o türküden
    artık ehemmiyeti kalmaz
    köprünün
    ve hoş gül içimlik suların
    ya da
    -içkiden olsa gerek-
    masayı yıkan ormancının
    nasıl kıydın diye sormanın da manası yoktur
    suç delilleri ortadadır
    ve zaten
    kim olsa katılır akışına gerisinin
    aman ormancı
    canım ormancı
    köyümüze bıraktın
    yoktan bir acı
    acı köyde ya o yüzden türkü,
    yoksa roman olacak
    kentimizde geçse öyküsü
    bir de gülüşün kalır
    dişlerinin etrafından
    ve bilişin kalır
    her şeyi ama her şeyi
    eski haliyle
    Yılmaz Erdoğan

  3. #3
    Sevmek gibi geliyordu her şey,
    sevmek gibi gidiyordu kadın
    adının anlattığı,canın teni yakmasıydı,
    bir bulut evet ama aslolan
    bulutun suyu yağmasaydı...
    'bir insanı sevmekle başlıyordu her şey'
    ve boşanmak için
    en az iki şahit gerekiyordu
    Yılmaz Erdoğan

  4. #4
    Aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı;
    gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi.
    Hiç düşündün mü belki
    Belki, eline en yakışan takı benim elim.
    Belki de en belli olacak yalan, benim söylediğim...
    Belki sen ve belki ben...
    Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan
    bir beyaz tutsaklık...
    İnsan kendine iltica edebilir mi?
    Ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak insan sözleri..
    Ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı.
    Yılmaz Erdoğan

  5. #5
    Adını anmak güzeldi,
    dost ağızlarda sana dair cümlelerin
    ıslatılması...
    Adını anmak...
    Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
    avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
    Biraz gülünç, biraz sitemkar...
    güzeldi...
    Adının Türkçedeki yankısı özeldi...
    Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
    Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
    Denize amors durup, yüzüne
    cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
    güzeldi..
    İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
    yüzünde
    Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...
    Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
    şimdi...
    Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
    Kanlıca'daki yoğurdu...
    ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
    aşkın mührüdür artık...
    Yılmaz Erdoğan

  6. #6
    Sus pus olmuş puslu bir İstanbul muydu yüzünyoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne.
    Dolmabahçe'de, çay tadında...
    Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
    Ben rehnedilmiş yelkovan gibi...Hani akrep'i seven ama yüreği takvim yokuşlarında...
    Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının...Sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime...Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde...Ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum.
    Kadın, Beyoğlu'nda bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu...Adam da...Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu, bazı aralık akşamlarında...Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam...Kadının yüzünde bir hüzün...Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...Soğuğun ve karanlığın vehameti!
    Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi küçültülmüş, daraltılmış..İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler, yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar...Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat!
    Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken...Beni sevda yerimden vurdu yine zaman...Şimdi sana söylenecek tek cümle:
    BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI...
    Yılmaz Erdoğan

  7. #7
    Bizi bilirsin;
    avuçla su içmeyi
    marifet biliriz,
    yenilmeyi bir de
    kendi sahamızda...
    bizi bilirsin;
    saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz,
    limonla!
    tesbih yaparız,
    düş kırıklarından..
    bizi bilirsin;
    ağzının içinde oturmak isteriz
    ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz
    ağzını...
    bizi bilirsin;
    yaşamak biliriz,
    vademiz dolduğunda
    avuçlarında gömülmeyi...
    Yılmaz Erdoğan

  8. #8
    ""Bir tek dileğim var mutlu ol yeter†sözünün
    bir kamyon yükü
    anlam taşıdığı günlerdi
    Kaldırımlar toz ve kağıt topakları
    Ankara’nın
    Ankara’nın sonbahar yaprakları
    ayvalar sarı
    hüzünler olgun
    yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda
    Ben yanımda çok acıklı
    epey yol üstü sözler getirmiştim.
    “Sanki terk edilmiş bir viraneyim
    her yanım dağılmış yıkılmışım benâ€
    Okul önlük mevsimi
    ve kaplanması kitapların
    cumhuriyet gazetesiyle
    bir ön beslenme çantası kompleksi
    malum şu otlu peynir meselesi
    Saçlarını süt mısırı örgü yapmış
    bir al yüz koca göz görüyorum.
    Sanki o tehlikeli yolun başındayım
    Aşk’a geliyorum!
    ama yanıma hep
    köy zılgıtlı sözler almışım
    arabesk kalıyorum
    her kent soylu aşkın karşısında
    “Bir kulunu çok sevdim†diyorum
    “O beni hiç sevmiyor†diyorum
    “Kalbimi ona verdim
    artık geri vermiyor†diyorum.
    temmuz 2000, kemer
    Yılmaz Erdoğan

Sayfa 11/19 İlkİlk ... 910111213 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •