-Beyim, merhamet edin, birkaç kuruþ sadaka verin... -Yok. -Allah rýzasý için... -Yok dedik ya! -On kuruþ da olsa yok mu? -Beþ para bile yok! -Öyleyse sýkýþ þuraya da beraber dilenelim!
-Beyim, merhamet edin, birkaç kuruþ sadaka verin... -Yok. -Allah rýzasý için... -Yok dedik ya! -On kuruþ da olsa yok mu? -Beþ para bile yok! -Öyleyse sýkýþ þuraya da beraber dilenelim!
Temel, yazýlý kaðýtlarýný o kadar küçük yazýyordu ki okumak mümkün olmuyordu. Bir gün öðretmen iyice merak edip sordu: -Oðlum neden yazýlarý hem küçük hem de sýk yazýyorsun? -Yanliþlarum görünmesun diye öðretmenum.
Adam: -Bizim büyük oðlanýn maþallahý var, dedi. Yazdýklarýný binlerce kiþi okuyor. Diðeri merak etti: -Ne iþle meþgul sizin çocuk? -Tabelacý.
Görevli memur, göl kýyýsýnda balýk tutan bir deliye yanaþtý: -Kusura bakma kardeþim ama... Burada balýk tutmak yasak! -Biliyorum. -Biliyorsun madem.. -Ben balýk tutmuyorum ki. -Balýk tutmuyor musun? Ya o elindeki ne? -Bu mu? Kamýþ.. -Kamýþýn ucundaki? -Kýl. -Kýlýn ucundaki? -Solucan. -Balýk tutmuyor da ne yapýyorsun öyleyse? -Ne yapacaðým; solucan kardeþe yüzme öðretiyorum.![]()
Oðlu, iþten dönen babasýna der ki: -Sorma baba. Bugün doktora gittim. Beni muayene ettikten sonra ne dedi biliyor musun? Bir ay deniz kýyýsýnda tatil yapmam gerekiyormuþ. Nereye gidelim dersin? -Baþka bir doktora evladým!
Öðretmen sýnýfta ders anlatýrken çocuklara sormuþ: -Anneniz sizi çarþýya yolladý, bir kilo patates iki kilo domates, bir paket tuz, yardým kilo da beyaz peynir al, dedi. Patatesin, domatesin, tuzun peynirin fiyatlarýný biliyorsunuz, daha önceki derste bu üniteyi iþlemiþtik. Þimdi hesaplayýn bakalým, bakkala ne kadar vermemiz gerekiyor? Bütün talebeler oturmuþ hesabýný yapmýþ, toplamýþ, defterlerine bir güzel yazmýþlar. Ama çocuðun biri hiçbir þey yazmadan öyle oturuyormuþ, öðretmen merak etmiþ: -Oðlum sen niye yazmýyorsun? -Lüzum yok öðretmenim.. -O ne biçim laf! Ne demek lüzum yok! Çocuk gülümsemiþ: -Öðretmenim benim babam bakkaldýr, biz böyle þeylere para vermeyiz.![]()
Adamýn biri bir rüya görmüþ sonra rüya tabircisine gitmiþ baþlamýþ anlatmaya; -Ya hocam ben bi rüya gördüm sorma gitsin. Önce bi aðaç gördüm aðaç mý desem, çýnar mý desem, meþe mi desem... Bi yeþillik gördüm yeþillik mi desem, çayýr mý desem , çimen mi desem... Sonra bi su gördüm ýrmak mý desem, nehir mi desem, okyanus mu desem... Adamýn herþeyi 3 defa tekrarlayarak anlatmasýna sinirlenen tabirci bi hýþýmla; -Allah senin belaný verecek bugün mü desem, yarýn mý desem, öbür gün mü desem
Temel futbola merak salar ve futbolcu olur. Bir gün maçta teknik direktör ilk yarý sonrasý soyunma odasýndaki Temel in yanýna gidip sorar; -"Neden bizim kaleye gol attýn. Olum adam kendi takýmýnýn kalesine gol atar mý?" Temel hiç duraksamadan cevap verir; -"Ne yapayum da. Karþý takýmýn kalesine öyle çok benziy du ki, bizim kale."
Yer Ýmleri