Yükseleni mi Almalı Düşeni mi?
Yükselen hissenin ne kadar daha yükseleceği, düşen hissenin ne kadar daha düşeceğini kolay kolay kimse kestiremez. Ancak bazı formüllere bakarak trend dönüşlerini az çok tahmin edebilmek mümkündür.
Örneğin; sert yükseliş yapmış bir fiyat dalgası düşünün. Bu fiyat dalgası sonsuza dek devam edemez. Bir yerlerden ufak ufak dönüş sinyalleri verecektir. MACD, RSI ve hareketli ortalamalara haftalık barlarla baktığımızda yukarılardan aşağıya doğru uçları yönelmiş eğriler görebilirsiniz. Her ne kadar fiyat mumları yukarıları tekrar tekrar zorlasa da bu durum yakın zamanda tersine dönebilecektir. Bazı istisnalar hariç genellikle bir düzeltme hareketi veya aşağı yönlü bir trend oluşur. Aynı durumu tersine düşündüğümüzde yine aşağılardan yukarılara doğru bir trend başlangıcını yakalayabilirsiniz.
Yükselene atlayan küçük yatırımcı eğer kısa sürede kârını realize edemezse büyük ihtimalle portföyü zarara girer. Bunun nedeni aslında basittir. Çünkü düşüş zamanlarında büyük oyuncuların toplamış oldukları mallar, göstergeler AL verdiğinde, biz fazla bilinçli olmayan küçük yatırımcılara servis halindedir. Yalnız bu öylesine basit bir kavram şeklinde anlaşılmamalıdır. Çünkü yükselen yükselir, düşen düşer. Yükselenlerin de düşenlerin de düzeltmeleri öyle çok kısa sürede oluşmaz. Grafikler haftalık ve aylık olarak mutlaka görülebilmeli, trendin asıl yönü anlaşılabilmelidir.
Herhangi bir hisse senedinin sert düştükten sonra oluşan düşen düzeltmesi bulun ve haftalık olarak yatay olarak stabil hale gelmiş olana değin izlemede kalın. Bu sizin riskinizi minimuma indirir. Eğer yükselenlerden oluşan henüz yeni bir portföy oluşturduysanız riskiniz çok fazladır. Küçük yatırımcı genellikle çok bilinçsiz hareket eder. Portföyü hakkında çok yüksek hayaller kurar. Kısa zamanda oluşan %5, %10 gibi kârı beğenmez. Hedefleri hakkında kendince fikirleri oluşur ancak bu fikirleri desteklemeyen somut gerçekleri gözardı eder. Aslında hedefine yaklaşamayacağı söylenemez. Bu durum, yatırımcının portföyünü oluşturmaya başladığı dip ile alakalı olabilir.
Küçük yatırımcının kendi kendine sorması lüzum eden bazı sorular vardır. Aklıma geldiği kadarını yazıyorum, aklıma gelemeyenleri daha sonra bu başlıktan yazabilirim:
1- Portföyümü oluşturmamdaki maksadım nedir?
2- Seçmiş olduğum enstrümanın konjonktürel ve sektörel riskleri var mıdır? Varsa nelerdir?
3- Portföyümü oluştururken fiyat olarak yeterince dibe yakın alım yapabilir miyim? Evet ise; bunu yapabilmem için nasıl bir psikoloji içerisinde olmam gerekiyor?
4- Porföyümün sigortası nedir? % kaç kaybetmeye razıyım? Para kaybedersem normal bir şekilde hayatıma devam edebilecek yapıda bir insan mıyım? Cevabınız Hayır ise kesinlikle borsada yatırım yapmayınız!
5- Kâr realizasyonu yaparsam eğer, bunu yaptıktan sonra bu yatırımım ne olacak? (İlk soruya geri dönüyoruz/Bu portföyü niçin oluşturmak istemiştiniz?
Bu soruları ve cevaplarını bir kağıda yazınız. Detaylandırınız ve gerçek duygularınızı yadsımayınız.
Sevgili dostlarım; bu sorular bir küçük yatırımcının en baştan, portföyünü oluşturmadan evvel kendisine sorması gereken sorulardır. "Bunun kime ne faydası olabilir ki?" diye düşünebilirsiniz. Ancak, inanın bilinçaltımız bu soruların cevabını bir şekilde buluyor ve size ışık tutacak kaynakları karşınıza çıkarıyor. Borsada kazanabilmek de mümkün kaybetmek de.. Mevcut halde borsada kazanabilenlerin sayısı çok az. Pek çok insan, hiçbir kaynak okumadan, hiçbir deneyimi olmadan birikimini kaybedip yok oluyor. Keza; deneyimi olan yatırımcılar da kaybediyorlar.. O ayrı mesele zaten. Ancak ne var ki, finans piyasasında risklerin neler olduğunu analiz edip daha uygun bir yaklaşımla portföy oluşturmayı başaran insanlar kayıplarını en aza indirgeyebilir, birikimlerini değerlendirebilirler.





Yer İmleri