Albay John M. Chivington komutasýndaki Amerikan kuvvetleri Sand Creek katliamýný gerçekleþtirdi. Cheyenne kabilesine saldýran 1200 kiþilik ABD gücü, kabile þefinin barýþ ve amerikan bayraðý sallamasýna bakmadan çoðu kadýn ve çocuk 168 kiþiyi öldürdü. 29 Kasým 1864
Sand Creek katliamýndan iki ay önce 26 eylül 1864 te Cheyenne ve Apaçi kabile þefleri Albay John M. Chivington ve diðer amerikan ordusu subaylarý ile barýþ konseyi toplantýsý yapmýþlar. Güvenli bölgeleri tespit etmiþlerdi.
Ýki ay sonra bu toplantýda güvenli bölgelerden biri olarak tespit edilen alanda bütün bir kabile katliama uðradý. O dönemde bu katliamýn güvenli bölgelerin ileride kýzýlderilerin mülkiyetine geçeceði korkusuyla hareket edenlerin yaptýðý ardýndan da arazilerin paylaþýlacaðý idda edildi.
Kýsa bir süre sonra katliamýn dayanaktan yoksun kalmasý ve iddalarýn gerçekleþmesi üzerine Albay John M. Chivington ordudaki görevinden istifa etti.
NOT: Albay John M. Chivington sað altta çökmüþ vaziyette duran apoletli olan kiþidir.
Son düzenleme : metin; 02-12-2017 saat: 12:23.
30 Kasým1853 Ruslar o gün sürpriz olmayan bir baskýnla Sinop limanýnda bulunan 12 gemilik Osmanlý filosunun tamamýný imha etti.
Osmanlý filosu sadece hafif tonajlý ateþ gücü az firkateyn ve korvetlerden oluþuyordu.
Aralarýnda kalyon yoktu. Yanan gemilerde bulunan 4.200 personelin 2.700’ü þehit oldu. 556 kiþi aðýr yaralandý. 944 kiþi yara almadan kurtuldu.
Ruslarýn zayiatý ise bir subay, 33 er ölü ve 230 yaralýdan ibaretti.
Filo komutaný Koramiral Osman Paþa esir düþtü, yardýmcýsý Tümamiral Hüseyin Paþa þehit oldu.
Deniz harp tarihimizde, sadece1571’de Ýnebahtý’da normal bir
deniz savaþý sonunda yenildik.
Diðer yenilgilerimiz hep baskýna uðramak þeklinde oldu.
Bunlar 1771 Çeþme Baskýný, 1827 Navarin Baskýný ve 1853 Sinop Baskýnýdýr.
Bu üç baskýnýn üçünde de Rus donanmasý yer almýþtýr.
Kýrým Savaþý’nýn hemen öncesinde gerçekleþen Sinop Baskýný, sadece Osmanlý donanmasýnýn deðil, ayný zamanda Osmanlý yönetimin de ne derece bir çürümüþlük içinde olduðunu gösteren acý bir olaydýr.
Osmanlý Donanmasýnýn Durumu
4 Ekim 1853’de Osmanlý Devleti Rusya’ya savaþ ilan etti. Osmanlý donanmasýnýn durumu iyi deðildi. Personel Karadeniz’e çýkmaya çekiniyordu. Personelin kýþlýk kýyafetleri yoktu. Ancak Rus donanmasýna karþý mutlaka Karadeniz’e çýkýp eðitim yapýlmasý gerekliydi. Kaptan Paþa Ruslar bizi görür de onlar da Karadeniz’e çýkarlar diye Karadeniz’e çýkmak istemiyordu.
Osmanlý hükümeti donanmanýn bu durumuna raðmen Ruslar gibi Karadeniz’de bir filo bulundurmaya heveslendi. Bunun üzerine Kaptan Paþa Bahriye Meclisini topladý. Donanmanýn Sinop’ta kýþlayarak Karadeniz’de bulunmasý kararlaþtýrýldý. Ancak bu karara, Sinop’un Sivastopol’e çok yakýn olduðundan Rus donanmasýnýn taarruzuna uðrama tehlikesi olduðu da ilave edildi.
Babýali kararýn sonunu beðenmedi. Amirallerin yetkilerini aþtýðý söylendi. Osmanlý donanmasý o tarihte bir geçiþ dönemi yaþýyordu. Sistem deðiþikliði vardý. Açýk göðüslü yelekler, þalvarlar ve kuþaklarýn yerine yukarýdan aþaðýya düðmeli setrelerle yanlarý þeritli pantolonlar gelmiþti. Modern giyim tarzý müminlerin istedikleri vakit abdest alma ve namaz kýlma alýþkanlýklarý ile uyuþmuyordu. Bir fýrtýna çýkýp da yelkenlerin baþýndaki erler arandýðýnda onlarý secde halde namaza durmuþ buluyordunuz.
Subaylar, eðitimliler (mektepli) ve eðitimsizler (alaylý) diye ikiye ayrýlýyorlardý. Mektepliler pratik bilgiyi küçümserken, alaylýlar ise eðitimin denizciyi bozduðunu iddia etmekteydiler.
Senelerden beri devam eden iltimaslý ve haksýz rütbe terfileriyle liyakatlilerin terfiden uzak kalmalarý mesleðin kýymetini düþürmüþtü. Ýltimaslýlara yer açmak için zorla emekliye sevk etmek, memuriyetten çýkarmak yüzünden de donanma, birtakým iyi subaylarýný kaybetmiþti.
Rusya’ya harp ilan edilmesine raðmen Babýali’nin talimatýna uygun olarak, Sinop’a gidecek filoya ilk önce ateþ etmekten kaçýnýlmasý emri verilmiþti.
Savaþ ilan ettiðiniz bir ülke gemisine ilk ateþi açmaktan kaçýnma emri veriliyor. Ne kadar anlamsýz deðil mi?
Sinop Baskýný ve Acýlar
Osmanlý filosu 5 Kasým 1853’de yola çýktý. Filo fýrtýnadan yolda daðýldý. Bir kýsmý 13 Kasým günü Sinop’a vardý. Daha sonra diðer gemiler de filoya katýldýlar.
14 Kasým günü bir Rus filosu Sinop açýklarýnda görüldü. Ruslarýn Sivastopol’den takviye alacaklarý deðerlendirildi. Rus filosu uzaklaþýr uzaklaþmaz, Türk filosunun Ýstanbul Boðazýna geri çekilmesine karar verildi.
Babýali, amirallerin Sinop’a gitmeden önce dile getirdikleri baskýna uðrama tehlikesinden herhalde korkmaya baþlamýþtý. Ancak baþarýlý bir kaçýþýn þansý % 50 idi. Birincisi, belki Boðaza girinceye kadar, düþmana rastlanmazdý. Ýkincisi, düþmana rastlansa da belki Türk gemileri daha fazla sürat yaparak Boðaza girebilirdi. Ancak Filo komutaný Osman Paþa, denizde yapýlacak bir muharebenin bütün mürettebatýn mahvýyla sonuçlanacaðýný düþünüyordu.
Bir deniz kuvveti denizde muharebe yapmayacak da nerede yapacaktý acaba? Eðitimsizlik, kendine ve personeline güvenmeme, sorumluluktan kaçma dýþýnda bu davranýþ nasýl açýklanabilirdi?
Ayrýca fýrtýnalý havalar da Paþa’nýn sinirlerini bozmuþtu. Geçirdiði fýrtýna gibi bir hava ile karþýlaþmaktansa düþmaný limanda demirli iken karþýlamaya yemin etmiþti.
Paþa’nýn, Ýnebahtý ve Navarin ‘deki acý maðlubiyetlerin nedenlerinden habersiz olduðu muhakkaktý. Ayrýca, Koramiral rütbesine gelmiþ bir denizci, denizden korkar mýydý?
27 Kasým günü Sinop limaný açýðýnda 11 gemilik bir Rus filosu gözüktü. Bu filo liman açýklarýnda üç gün vakit geçirerek havanýn yumuþamasýný bekledi. Türk filosu demir üzerinde bir yay çizerek düþmaný beklemeye baþladý. Filonun sol yaný beþ topluk bir kara bataryasý ile korunuyordu. Bunlardan üç tanesi Cenevizlilerden kalma yani en az 100-200 yýllýk toplardý.
Osmanlýnýn 300 yýllýk kapalý denizi Karadeniz hep ihmal edilmiþti. Kýrým bölgesi Kýrým Hanlýðýna býrakýlmýþ ancak Anadolu kýyýlarý ile ilgilenen olmamýþtý. Limanda bundan baþka üç batarya daha vardý. Ancak Osmanlý filosu öylesine kötü demirlemiþti ki bu bataryalardan birinin atýþýna engel oluyordu. Osmanlý filosu mademki savaþý demir üzerinde kabul edecekti o zaman kara bataryalarýna çapraz vermeyecek þekilde kýyýya daha yakýn demirlemesi gerekiyordu. Bataryalardan birinin de hemen barutu bittiðinden saf dýþý kaldý.
Sinop Valisi Hüseyin Paþa, Sinop limanýnýn Rus filosu tarafýndan ablukaya alýnmasýndan beri atlarýný hazýr bulunduruyordu. 30 Kasým sabahý Ruslar limana yaklaþýnca hemen ata bindi, þehirden kaçtý ve ta 14 saat uzakta bir yere varýncaya kadar arkasýna bile bakmadý. Müslüman ahali de kaçmýþtý. Rumlar ise Ruslarý dost saydýklarýndan yerlerinde kaldýlar. Müslümanlara neden kaçtýklarý sorulunca, Paþa kaçtýktan sonra ahali kalabilir mi? Þeklinde cevaplýyorlardý.
Bir buçuk saat içinde muharebenin sonucu belli olmuþtu. Ancak Amiral Nahimov, zaferine leke süren bir uygulamaya imza attý. Merhametsizce gülle, humbara ve yaðlý paçavra atmaya devam etti.
Direnmeyen birçok adam öldüðü gibi, kasabanýn Müslüman mahallesini de yaktý.
Bütün Osmanlý gemileri kumlu sahilde yanýp batmadýkça ateþi kesmedi.
Nesim firkateynini zaferin simgesi olarak Rusya’ya götürmek istediler. Fakat fazla su aldýðýndan ertesi günü baþtankara edip yaktýlar.
Gemisini tahliye ederek gemisinin cephaneliðini havaya uçuran Ali Bey gibi kahraman komutanlarýn yanýnda, tek mermi atmadan filikaya binerek kaçan komutanlar da vardý. Bunlardan bazýlarý Sinop’a 20 saat mesafedeki Boyabat’a kadar gitmiþti. Yaralý olarak gemide kalan filo komutaný koramiral Osman Paþa Ruslara esir düþmüþtü.
Ýstanbul’daki Tepkiler
1565’deki baþarýsýz Malta Seferi gibi Sinop felaketi de unutturulmak istendi. Sinop hezimetinden dolayý kimse ne övgü iþitti ne de azar, belli ki kaderin bir hükmü sayýlmýþtý. Bu feci muharebeden kurtulan üç yarbay, bir binbaþý, üç kýdemli yüzbaþý, dört teðmen, iki mühendis Ýstanbul’a gelebilmiþlerdi.
Ýhtiyatlý kaptanlar birkaç ay evde oturup aylýklarýný tam olarak aldýktan sonra gene eski itibarlarýný kazandýlar. Basiretli ve tedbirli Sinop Valisi de ertesi yýl daha kazançlý bir vilayete atandý. Ancak komutaný makine dairesine kaçan geminin kahramanca çarpýþan ikinci kaptaný unutuldu.
Felaket, Gerze’ye kaçan Taif vapurunun 2 Aralýk günü Ýstanbul’a gelmesi ile duyuldu. Sinop’tan baþka hiçbir haber yoktu. Osmanlý hükümeti durumu yerinde görmek için Sinop’a gemi göndermeye bile korkuyordu. Sonunda Ýstanbul’da bulunan Ýngiliz ve Fransýzlardan yardým istendi.
4 Aralýk günü biri Ýngiliz diðeri Fransýz olmak üzere iki gemi yola çýkýp 50 saat sonra Sinop’a vardýlar. Ýngiliz gemisinde bulunan amiral Slade’in kaleminden manzara þuydu:
Körfezin kýyýsý gemilerin enkazý ve binlerce ölüyle doluydu. Her þey darmadaðýn olmuþtu. Tek bir direk dik durmuyordu, tek bir kereste saðlam kalmamýþtý. Sinop kasabasýnýn her tarafý harap, karmakarýþýktý. Ruslar filo komutaný dâhil 5 subay ve 150 eri esir almýþlardý. Kasabaya dönmüþ olan Vali Hüseyin Paþa kendisini mazur göstermeye çalýþýyordu.
Müslüman Mahallesi tamamen mahvolmuþtu. Kaçan subaylar Sinop’ta kalmýþ olsalardý. En azýndan yaralýlarý toplayabilir, bir kýsmýný kurtarabilirler ve þehitlerine sahip çýkabilirlerdi.
Fýrýnlar kapalýydý. Yiyecek bulunmuyordu. Geliþimiz biraz nizam ve güven duygusu verdi. Kasabanýn köþe bucaðýndaki 13 Osmanlý deniz subayý ile 120 eri topladýk ve bunlarý yapacaðýmýz iþlerde kullanmaya baþladýk. Ýlk iþimiz yaralýlara bakmak olmuþtu.
Kahvehanelerde yaralý ve azap içinde 100 den fazla er bulduk. Bir kýsmý can çekiþiyordu. Yanan Osmanlý filosundan kurtulmuþ iki cerrah, bir Polonyalý ile bir Ermeni bunlara bakýyordu. Ýlaç yoktu. Sargý yoktu. Zavallý deniz erleri yattýklarý yerden beni gördükçe seviniyorlardý ve Hoþ geldin baba! Þimdi kurtulduk! diyorlardý.
Ýngiliz ve Fransýz gemilerinin doktorlarý ve cerrahlarý iþe koyuldular. Birçoðunun bacak ve kollarýný kestiler. Bizim Sinop’a geldiðimiz duyulunca etraftaki köylerden de yaralýlar getirildi. Ýki Osmanlý doktoru ile iki Osmanlý deniz subayý ve 10 eri Sinop’ta býraktýk. Lazým olan aletleri, sargýlarý ilaçlarý da verdik. Yola dayanabilecek bazý yaralýlarý gemilere alarak Ýstanbul’a döndük.
Tophane önüne gelindiðinde Babýali’den bir haber geldi. Halkýn görmemesi için karanlýk basýncaya kadar yaralýlar gemiden çýkarýlmayacaktý.
Altý gün sonra hala kýyýlarda cesetlerin durmasý insanlýk adýna kabul edilebilecek bir þey deðildi. Valisi ve Müslüman ahalisi kaçan bir kasabada ölülerle kim ilgilenecekti?
Tümamiral Hüseyin Paþa deniz kýyýsýna gelebilmiþ, fakat orada vefat etmiþti. Mezarý, Ada Mahallesinde bulunan Seyit Bilal türbesinin bahçesindedir.
Osmanlý donanmasýnýn danýþmaný Amiral Slade, Ýstanbul’a dönünce Babýali’de durumu nazýrlara anlattý. Nazýrlar bu olayý kayýtsýzca dinlediler. Sadece, Sinop Valisinin kaçýþýna tepki gösterdiler.
Ama valinin Hariciye nazýrý Reþit Paþa ile çalýþmýþlýðý vardý. Naifçe dedi ki; ne yapsýn top gülleleri önünde duramazdý ya!
Bu söze sert ve hiddetli bir bakýþla sessiz bir cevap veren Sadrazam Giritli Mustafa Paþa birkaç hafta sonra görevden alýndý. Yerine Reþit Paþa sadrazam oldu. Slade henüz sözlerini bitirmemiþti ki, nazýrlardan biri sevinç içinde odaya girdi ve Kastamonu’dan bir tatar (ulak) aracýlýðý ile gelen, Sinop’ta Osmanlý filosunun iki gemi kaybederek Rus donanmasýný kaçmaya mecbur ettiði haberini getirdi.
Kalan 10 gemi neredeydi acaba? Kimse bunu sormamýþtý. Osmanlý donanmasý ilkbahara kadar Karadeniz’e çýkmama kararý aldý. Babýali, Sinop felaketinden sonra milletin tepkisini yatýþtýrmak maksadýyla özel bir komisyon kurdu. Kaptan Paþa altýndaki paþalarý suçlu çýkardý. Onlar da toplu olarak kaptan paþayý suçladýlar. Gemi komutanlarý da kaptan paþaya cephe aldýlar. Sonunda Kaptan Paþa olan Mahmut Paþa azlolundu. Bolu’ya gönderildi.
Sinop Baskýný Kýrým Savaþý Ýçin Çýkarýldý
Sinop trajedisinin stratejik sonucu, Avrupa kamuoyunda yarattýðý tepki ve yansýmalarla Rusya’ya karþý savaþ açýlmasý oldu.
Ýngiltere bu sonucu nasýl saðlamýþtý? Sinop’a gönderilen Osmanlý filosunun hem ateþ gücü düþük, hem de çoðunlukla düþük tonajlý gemilerden oluþmuþtu. Bu filonun Ruslara karþý koyamayacaðý ayan beyan ortadaydý. Aslýnda Sinop’a gitme kararý verildiðinde danýþman Amiral Slade ile Babýali, filonun kalyon ve kapak tipi gemilerden oluþmasýný kararlaþtýrmýþlardý.
Hazýrlýklarýn bitmesine yakýn, Babýali’den kalyonlarýn gönderilmesinden vazgeçildiðini bildiren ikinci bir emir geldi. Kaptan Paþa, inþallah firkateynlerimize bir þey olmaz dedi. Bu emrin verilmesini kim saðlamýþtý? Bu emrin Ýngiltere büyükelçisinin isteði üzerine alýndýðý yýllar sonra anlaþýlacaktý.
Ýngiliz parlamentosu tarafýndan yayýnlanan parlamento tutanaklarý ile baþka devletlerle yapýlan yazýþmalarý içeren Mavi Kitap’ta bu husus doðrulandý.
Osmanlý filosu, Rusya’ya savaþ açmak için yem olarak kullanýlmýþtý. Zamanýn Ýngiliz Dýþ Ýþleri Bakaný Lord Clarendon, bu olayý Ruslarýn bir meydan okumasý olarak deðerlendirmiþtir. St. Petersburg’a yolladýðý notada, “Sinop limanýnda tecavüze uðrayan yalnýz Türk filosu deðildir. Sultana ait topraklarý her türlü saldýrýdan korumayý üzerimize almýþ bulunuyoruz ve bu vaadimizi neye mal olursa olsun yerine getirme kararýndayýz” demektedir.
Binlerce kiþinin savaþ kurallarý dýþýnda zalimce katledildiði Sinop felaketi, Avrupa kamuoyunun Ruslara karþý þiddetli bir reaksiyon göstermesine neden olmuþtu. Ancak asýl sorunun cevabý daha önemliydi. Asýl soru þuydu; Ýngiltere neden Rusya ile savaþa girmek istiyordu? Bu sorunun klasik Ýngiliz stratejik düþünce ve ön görüsüne dayanan çok haklý bir cevabý vardý. Giderek güçlenen ve Boðazlarý tehdit eden Rus deniz gücü, mutlaka ortadan kaldýrýlmalýydý. Çünkü Rusya Akdeniz’e inecek ve yakýnda açýlacak Süveyþ Kanalý üzerinden Hindistan’daki Ýngiliz çýkarlarýný tehdit edebilecekti.
Nitekim Kýrým Savaþý sonunda imzalanan anlaþma ile Rus deniz kuvvetleri 15 yýl süre ile saf dýþý býrakýlmýþtý. Bu arada Ýngiltere’de Kýbrýs’a yerleþmiþti. Sinop’ta yok edilen Osmanlý filosu, emperyalist Ýngiltere’nin stratejik çýkarlarý yolunda feda edilmiþti. Böyle bir baskýnla zafer kazandýklarýný zanneden Ruslar da aslýnda kendi çýkarlarýna zarar verdiklerini maalesef öngörememiþlerdi.
Sinop baskýný'nýn 150.yýlý anýsýna Rusya'nýn 05.11.2003 tarihinde çýkarttýðý anma bloðu.
Resimdeki Sinop baskýnýný yapan donanmanýn Amirali P.S.Akhimov
Ruslar Ne Yaptýlar?
Ruslar Baskýnýn akabinde baþlayan Kýrým Savaþýnda yenildiler. Deniz kuvvetlerinin tamamýna yakýnýný kaybettiler. Tersaneleri kapandý. Ancak Ruslar yine de tarihlerindeki bu zaferi her yýl kutlamaya devam ederek, tarih kitaplarýnda anlatarak bugünkü nesillere aktardýlar. Zaferin 150 inci yýl dönümü anýsýna etkinlikler yaptýlar. Sivastopol’ün en güzel meydanýna Amiral Nahimov’ un da yer aldýðý zafer anýtý diktiler.
Sonuç
Bize gelince, bu felakette þehit olanlarý her yýl dönümünde Sinop þehrinin merkezinde, kenarda kalmýþ bir þehitlikte anmak kanaatimce yetmez. Bu olayý herkese en azýndan görsel olarak hatýrlatacak þehrin deniz kenarýnda bir anýt yapýlmasý mutlaka gereklidir. Gençlerimize bu felaketin, siyasi, sosyal ve stratejik arka planýný da anlatmak gerekir. Savaþtan kaçanlarýn dýþýnda kahramanca çarpýþarak þehit olanlara minnet ve þükran borçluyuz.
Sinop Deniz Savaþý Þehitleri Anýtý
Stalingrad muharebeleri sýrasýnda çavuþ yakov pavlov ve 25 kiþilik müfrezesi tarafýndan efsanevi bir savunmaya sahne olmuþ evdir. Almanlar bu binayý, savaþ haritalarý üzerinde "festung" yani kale olarak iþaretlemiþlerdir.
Eylül 1942’de Nazi saldýrýsý baþlýyor binaya. Pavlov ve yoldaþlarý, birkaç gün Almanlarý uzak tutmayý baþarýyor. Ardýndan “destek” geliyor: Sayýlarý 25’e çýkýyor. Ellerine makineli tüfekler, anti-tank füzeleri ve el bombalarý geçiyor.
Ev deðil aslýnda, dört katlý bir bina. Ama Pavlov ve yoldaþlarýna, 57 gün boyunca ev oluyor. Ev, vatan oluyor. Dört katlý binada, koca vataný savunuyorlar. Binanýn etrafýný dört kat dikenli telle çeviriyor, mayýn döþüyorlar.
Önce, çatýya yerleþtirilen anti-tank silahýnýn müthiþ taktik üstünlüðünü keþfediyorlar. Alman tanklarýnýn namlularý, sokaða girdiklerinde binanýn tepesine kadar yükselemiyor. Bu stratejik üstünlükten faydalanýp her gün zýrhlý araç avlamaya baþlýyorlar.
Ardýndan binanýn içindeki duvarlarý indiriyorlar. Her pencereye makineli tüfek yerleþtirilmiþ fakat baþlarýna geçecek kadar adam yok. Bir ona, bir diðerine koþturuyorlar.
Nazi saldýrýlarý dinmiyor. Her gün yeniden. Binadakilerin direncini kýrmak için, geceleri saat baþý ateþ açýyorlar. Pavlov ve müfrezesi, binanýn su tesisat borularýnýn etrafýndaki izolasyon kumaþlarýný koparýp yaptýklarý yataklarýnda uyuyamýyor.
Öyle günler oluyor ki, müfreze, apartmanýn çevresinde öldürdüðü nazilerin cesetlerini, rahat ateþ etmelerini engellediði için toplamak zorunda kalýyor.
27 Eylül’den, 25 Kasým’a kadar sürüyor direniþ. Sonunda Kýzýl Ordu karþý saldýrýya geçiyor, Pavlov ve yoldaþlarý kurtuluyor.
Ýkinci Dünya Savaþý’nda veya Sovyet halklarýnýn deyiþiyle Büyük Anayurt Savaþý’nda sayýsýz kahramanlýk öyküsü var elbette.
Pavlov’un Evi, bunlardan yalnýzca biri. Simgesel bir anlam kazanýyor, çok ünlü oluyor.
Stalingrad’da 62. Ordu’nun baþýndaki Mareþal Vasili Çuykov, sonradan “Naziler, Pavlov’un Evi’ne saldýrýlarýnda, Paris’e saldýrýlarýndan daha fazla asker kaybettiler” diye dalga geçiyor.
NOT: Bu efsane bina çatýþmasý Call of Duty oyununda da iþlenmiþtir. Bende zamanýnda çok oynadým bu oyunu. Buyrun 19. bölüm
Yer Ýmleri