Artan
Azalan
Ýþlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
119,90 10% 1,16 Mr 110,30 / 119,90
3,63 10% 501,00 Mn 3,31 / 3,63
8,14 10% 2,47 Mr 7,54 / 8,14
53,90 10% 982,81 Mn 47,32 / 53,90
34,80 9.99% 91,16 Mn 34,80 / 34,80
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
2,90 -9.94% 955,51 Mn 2,90 / 3,13
1.353,00 -9.68% 284,03 Mn 1.349,00 / 1.508,00
7,81 -8.12% 11,40 Mn 7,80 / 8,01
21,92 -7.74% 421,11 Mn 21,42 / 24,44
269,25 -7.16% 258,51 Mn 268,25 / 290,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
329,00 3.7% 35,57 Mr 317,75 / 335,00
3,14 2.61% 34,03 Mr 3,03 / 3,32
39,30 4.86% 15,25 Mr 37,14 / 39,36
15,11 4.64% 14,63 Mr 14,36 / 15,11
83,55 6.98% 13,83 Mr 77,40 / 83,85
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,42 4.52% 1,50 Mr 18,28 / 19,42
83,55 6.98% 13,83 Mr 77,40 / 83,85
414,00 0.73% 8,67 Mr 407,00 / 417,50
196,70 2.45% 9,71 Mr 189,40 / 197,60
765,00 2.55% 4,53 Mr 742,50 / 770,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,42 4.52% 1,50 Mr 18,28 / 19,42
83,55 6.98% 13,83 Mr 77,40 / 83,85
95,55 2.52% 697,12 Mn 92,75 / 95,95
118,70 2.33% 332,28 Mn 114,90 / 119,30
414,00 0.73% 8,67 Mr 407,00 / 417,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,42 4.52% 1,50 Mr 18,28 / 19,42
32,04 3.96% 257,43 Mn 30,62 / 32,14
83,55 6.98% 13,83 Mr 77,40 / 83,85
10,95 2.34% 240,15 Mn 10,71 / 10,95
80,10 -1.6% 845,03 Mn 78,55 / 82,95

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 63/178 ÝlkÝlk ... 1353616263646573113163 ... SonSon
Arama sonucu : 1419 madde; 497 - 504 arasý.

Konu: Tarihte Bugün

  1. Tepedelenli Ali Paþa

    Tepedelenli Ali Paþa: Yanya Aslaný olarak bilinen, 1803 ila 1822 yýllarý arasýnda Osmanlý‘nýn Yanya valiliði görevini yerine getirmiþ olan devlet adamý.


    Avrupa'da 19. asýr ortalarýnda yayýnlanan tarih kitaplarýnda "Yanya Sultaný" ve "Müslüman Bonapart'ý" diye bahsedilen Ali Paþa, Kütahya Mevlevihanesi'nin derviþlerinden olan Nazif adýnda bir Mevlevi'nin soyundan geliyordu. Paþa'nýn büyük dedelerinden olan Nazif, 1600'lü yýllarýn ortalarýnda Kütahya'dan Balkanlar'a geçmiþ ve birçok yer dolaþtýktan sonra Arnavutluk'ta. Voiussa Nehri'nin üzerindeki kayalýk ve yüksek bir yarýmadada kurulu olan Tepedelen Köyü'ne yerleþmiþti.
    Arnavutluk ile bir kan baðý bulunmayan Ali Paþa'nýn sonraki senelerde "Tepedelenli" diye tanýnýp Arnavut asili olduðuna inanýlmasýnýn tek sebebi, büyük dedesinin Tepedelen "e yerleþmiþ olmasýndan ibaret idi... Osmanlý idaresi ile arasýnýn iyi olduðu günlerde Ýstanbul'dan gönderilen paþalýk beratýnda Ali Paþa'dan "Arnavut" yahut "Rumelili" þeklinde deðil. "Anadolulu Ali" diye bahsedilmesi de Paþa'nýn aile köklerinin Anadolu'ya dayandýðýný göstermekte idi...

    Osmanlý Ýmparatorluðu için 19. yüzyýlýn baþlangýcýna, taþrada nüfuzu giderek artan yerel güç odaklarýyla merkezi iktidarýný yeniden pekiþtirmeye çalýþan saltanatýn arasýndaki mücadele damgasýný vurmuþtur. Âyân ve eþraf olarak anýlan bu güç odaklarýndan biri de III. Selim ve II. Mahmud döneminde yaþayan Tepedelenli Ali Paþa’dýr.
    Ali Paþa ve ailesi, 1787-1822 yýllarý arasýnda günümüzdeki Arnavutluk ile Yunanistan’ýn güney ve batý topraklarýný oluþturan yörede tam 35 yýl etkili bir yerel iktidar odaðý olmuþtur.

    Tepedelenli Ali Paþa, Arnavutluk‘un Tepedelen (Tepelena) kasabasýnda doðdu. Zengin bir aþiretin aðasý olan babasýnýn nüfzunda rahat bir hayat süren Ali Paþa, 1758 yýlýnda babasýnýn öldürülmesinden sonra annesinin önderliðinde kurulan eþkiya çetesine liderlik yaptý. Çetesi ile beraber Negroponte‘deki bir isyanýn bastýrýlmasýnda Osmanlý valisine yardým edince, Osmanlý Devleti’nin de ilgisini çekmiþ oldu.

    1968 yýlýnda, Delvina paþasýnýn kýzýyla evlenmesi ile beraber hayatý deðiþti. Bu evlilikten sonra Osmanlý içerisinde hýzlý bir yükseliþe geçen Ali Paþa, 1787 yýlýnda Sýrbistan‘daki ayaklanmalarýn bastýrýlmasýnda önemli bir rol oynadý. 1788 yýlýnda, sonraki 33 yýl boyunca hakimiyeti altýnda kalacak olan Yanya‘nýn valiliðine getirildi.


    Bölgedeki Rum’lar, Yunanistan‘ýn kurulmasýna yol açacak olan baðýmsýzlýk hareketlerinin temelini o yýllarda atmaya baþlamýþlardý. Filiki Eterya ve benzeri dernekler kurarak Osmanlý’dan baðýmsýzlýklarýný kazanmaya çalýþan Rumlar’ýn bu hareketlerini Ali Paþa çok þiddetli bir biçimde bastýrdý.

    Kurduðu rüþvet ve istihbarat aðý ile rumlara nefes aldýrmadýðý gibi bölgede nüfus elde etmeye çalýþan Rus, Fransýz ve Ýngilizlerin tüm planlarýný boþa çýkarmýþtýr.
    BENÝM NOTUM: Ali paþanýn bu ustalýðý ve kurnazlýðýný çekemediklerinden olsa gerek yazar “Plomer” ve “Dumas” yazdýklarý kitaplarda Ali paþa ve oðullarýný sapkýn kiþiler olarak resmetmiþlerdir. Günümüzde halen bu kitaplardan alýntý yapýlarak kiþi tasvirleri yapýlmasý üzücüdür. Konuyla ilgili Mehmet UYSAL ve Ayþe Yasemin UYAR yazdýklarý TEPEDELENLÝ ALÝ PAÞA BÝYOGRAFÝLERÝ ÜZERÝNE baþlýklý araþtýrma yazýsý okunmalýdýr. Aþaðýda verdiðim linkten PDF formatta açarak yada indirerek okuyabilirsiniz.
    http://www.google.com.tr/url?sa=t&rc...Ac7WLc_XwzI7TY

    Bölgedeki iktidarýna karþý direnen Arnavutluk taki solyotlar ve gardikliler’e karþý yýllar süren bir kuþatma uygulamýþtýr. iddiaya göre, 30.000 kiþiyi öldürmüþtür.

    Sanilanin aksine yunanlara degil, yunan asilere eziyet etmistir. Mesela sonradan yunanlilar icin bir efsane haline gelicek olan yunan asi lambros katsandonis'i kemiklerini balyoz ile ezmek suretiyle oldurmuþtur.
    Yunanlari uslu durduklari ve kendisine bagli kaldiklari takdirde bir dereceye kadar özerklik ile ödüllendirmiþ ve kendini yerli halka sevdirmiþtir. Bu sevgi öldürülmesinin ardindan yunanlarin ona yaktýklarý aðýtlardan ve bestelenen þarkýlardan bellidir..

    Diger yandan, bir yunan kadinla birlikte yasamasi da Yunanistan da sevilmesini kolaylastirmistir. "o ali pasas" deyin her yunan en azindan agidini bilir. agidin nakaratinda bütün mahalle ali pasa'yla birlikte aglar. bir de daha neseli baska bir ali pasa sarkisi vardir ki ismi "mes'tis polis to hamami", (sehrin icinde hamam)'dir


    Yanya valisi olduktan sonra da yari bagimsiz, þaþalý bir hayat surmustur.Tepedelenli'nin rütbesi zamanla vezirliðe yükseltildi, Bölgenin en büyük askeri garnizonu emrine verildi. Bu garnizon 20.000 kiþiden mürekkep olup Ali paþanýn yerel güçlerle takviyesi ile 35-40.000 kiþiye kadar çýkabiliyordu. Bu yükseliþi sýrasýnda oðullarýný da devlet hizmetine alýp vali yaptýrdý.

    Ayrýca 1798 yýlýnda Napolyon‘un donanmasýna karþý kazandýðý zafer ve Rumeli‘de bastýrdýðý Pazvandoðlu isyanlarý sayesinde bölgedeki siyasi ve askeri nüfuzunu da arttýrdý.

    Ali Paþa tüm faaliyetlerinde, büyük güçlerle Ýstanbul arasýndaki çeliþkilerden yararlanmýþtýr.
    18. Yüzyýlýn sonlarý ile 19. Yüzyýlýn tamamýnda bütün Balkan coðrafyasý çok çalkantýlý günler geçirmiþtir. Fransýz Ýhtilalý ile baþlayan “baðýmsýzlýk hülyasý” bütün Balkan coðrafyasýný önlenemez bir kargaþa, terör ve þiddet dalgasýna gark etmiþtir. Bu bölgede devlet otoritesinin temini oldukça güç olmuþtur. Ancak gözü pek ve otoriter askerler ve valiler bunu baþarmýþlardýr. Tepedelenli’nin hakkýnda çok sayýda kurmaca veya gerçek iddiasýyla eserlerin yazýlmasý da bu sebepledir:
    “Bu cesaret, gücü tek bir elde toplama isteðinden kaynaklanýyordu. Bunu, büyük derebeyleri ve ocaklarý, yok ederek gerçekleþtirdi. Böylece Arnavutluk’ta olan feodalizmi daha da ileri bir seviyeye çýkarabildi ve anarþiye son verebildi.”

    Tepedelenli Ali Paþa’nýn ekonomik, siyasi ve askeri nüfuz alanýndaki artýþ Osmanlý sarayýnda hoþ karþýlanmýyor, fakat ülke içinde ve dýþýndaki sorunlar ve Paþa’nýn Rum asilere karþý olan tutumu sonucunda isyanlarýn azalmasý nedeniyle ona karþý da çýkýlmýyordu. Bu durum, 1919 yýlýnda, döneminin Alvonya Mutasýf’ý Ýbrahim Paþa‘yý makamýndan ederek yerine oðlu Muhtar Paþa’yý geçirmesine kadar devam etti. Bu hareket, kendisinden izin alýnmadýðý için padiþah II. Mahmut’un tepkisini çekti ve Tepedelenli Ali Paþa, oðullarýyla beraber makamlarýndan uzaklaþtýrýldý.


    Görevinden alýnmayý kabul etmeyen Ali Paþa Rum’larla anlaþarak Osmanlý’ya karþý bir tehtit oluþturmaya baþladý. Bunun üzerine Osmanlý otoriteleri tarafýndan hain ilan edildi ve kendisine karþý savaþ açýldý. Ýlk baþlarda baþarýlý olan Ali Paþa , iddaya göre Osmanlý ordusunun etkinliðini kýrmak ve gücünü bölmek için bir süredir içten içe isyana hazýrlanan ama kendisinden korktuklarý için cesaret edemeyen Rumlar'ý isyan etmeleri için teþvik etti.

    BENÝM NOTUM: Ýsyana teþvik konusunu idda olarak yazdým. Çünkü bir sonraki baþlýkta açacaðým “Mehmed Said Hâlet Efendi” konusu ve incelemesinde aslýnda isyana en büyük hizmeti halet efendinin yaptýðýný, Ali paþanýn katlinde Fener rum patrikanesininde büyük rol oynadýðýný göreceðiz

    Ancak Üzerine gönderilen Mora valisi Serasker Hurþit Paþa komutasýndaki Osmanlý kuvvetleri karþýsýnda gücü gittikçe zayýfladý. kýsa süre içinde kontrolündeki topraklarýn çoðunu kaybetti.

    Oðullan Veliyyüddin ve Muhtar Paþalar, Babýâli'ye teslim oldular. Kendisi Yanya Kalesi‘ne çekilerek 16 ayý aþkýn bir süre daha direniþine devam etti. Hurþit paþa tarafýndan Ýdam edilmeyeceði yolunda güvence verilmesi üzerine kaleyi terk ederek, af fermanýný beklemek için Pandeleimon Manastýrýna kapandý ama verilen bu güvence Ýstanbul’u memnun etmedi. Ýdamý için yeni bir ferman yollandý.

    Manastýrýn etrafý sarýldý. Hasta ve yetmiþ yaþýný geçmiþ olmasýna raðmen kendisini idam etmeye gelenlere karþý direndi,Adamlarýyla beraber silâhlý çatýþmaya girdi ve neticede 1822'nin 14 Þubat günü tüfekle vurularak öldü. Baþý kesilerek Ýstanbul'a gönderildi.
    Daha sonra çýkmasý muhtemel isyanlarýn ve hak iddalarýnýn önünü kesmek için daha önce teslim olarak Kütahya ile Ankara'ya sürgüne gönderilen oðullarýyla torunuda idam edildi.


    Cenazeler ve Paþa'nýn Ýstanbul'a bal torbasý içerisinde getirilen kesik baþý 3 günlük teþhirin ardýndan Silivrikapý Mezarlýðý'na. Paþa'nýn baþsýz vücudu ise Yanya'daki Fethiye Camii'nin naziresinde yatan ilk karýsý Ümmügülsüm Hatun'un yanýna defnedildi.


    Hayatta iken yanya merkezli oluþturduðu güç bölgesi imparatorluk sýnýrlarýndaký arnavutlarý ve yunanlýlarý kontrol altýnda tutmaktaydý. Osmanlý Avrupasý’nda silinmez izler býrakan Tepedelenli Ali Paþa isyaný, 19. yüzyýlda Balkanlar’daki pek çok isyana esin kaynaðý oldu.

    Ýkinci mahmut her ne kadar yenilikçi bir padiþah olsa da siyasi anlamda çok baþarýsýzdýr. Ali paþanýn tasfiyesinden sonra balkanlarda yaþayan yunan halký imparatorluðun kotrolünden çýkmýþ ve daha da önemlisi, o güne kadar osmanlýnýn balkanlardaki en sadýk halký olan Arnavutlar, bektaþiliðin yasaklanmasý/yeniçeri ocaðýnýn kapatýlmasý gibi geliþmeler sonucunda kendi milliyetçiliklerini oluþturma sürecine girmiþlerdir.

    Nitekim idamý sonrasýnda merkezi otoritenin zayýflýðýndan faydalanan ve dýþ ülkelerden destek alan yunan isyaný tekrar patlamýþ, imparatorluk ilk kez etnik bir isyan sonucunda toprak kaybetmiþtir.


    Yanya Aslaný diye anýlan Ali Paþa'nýn ölümünden sonra birçok kitap yayýnlanmýþ, hakkýnda birçok efsane türemiþtir. Modern Arnavut tarihçiler Tepedelenli Ali Paþa'yý tarihlerindeki bir diðer önemli isim olan Ýskender Bey ile birlikte yüceltirler. Tarihçiler, Tepedelenli Ali Paþa'yý baðýmsýz bir Arnavutluk'un kurulmasýnýn öncüsü olarak gösterirler.

  2. Cezayir'de bulunan, bundan 2000 yýl önce Romalýlar tarafýndan kurulmuþ, kusursuz þehir planlamasý ile dikkat çeken Timgat antik þehri.


  3. Ýpekli dokuma tezgahýnda çalýþan iþçiler (Hereke 1890 lar)







    Hereke, 1843 yýlýnda Osmanlý döneminde ilk fabrika kurulan yerlerden biri olmuþtur.
    Ýstanbul'a yakýn olmasý ve ilk sanayileþme noktalarýndan biri olmasý nedeniyle Osmanlý padiþahlarý, Alman kralý ve cumhuriyetin ilk yýllarýnda tüm büyük devlet erkanýn ziyaret ettiði yerlerdendir.



    1933 yýlýnda kurulan Sümerbank bünyesine alýnan ilk dört fabrikadan da biri Hereke ipekli ve pamuklu dokuma tesisleri olmuþtur.

    1995 yýlýnda özelleþtirme yasasý kapsamýnda Milli Saraylar md.lüðüne baðlanmýþtýr.
    Günümüzde bir müze-fabrika olarak üretimini sürdürmekte olan fabrikada Milli Saraylar araþtýrmacýlarý ile birlikte yürütülen ortak çalýþmalar sonucunda özgün Hereke kumaþ desenleri tespit edilerek, kaybolmuþ desenlerin yeniden üretimleri saðlanmakta ve bu yolla Milli Saraylarda özgün desenli kumaþlarýn kullanýmý mümkün olmaktadýr.

    Fabrikanýn yanýnda bulunan ahþap köþk, Alman kralý Kaiser Wilhelm in ziyareti için Yýldýz Sarayý nda hazýrlanmýþ prefabrik bir yapýdýr.
    Deniz ve kara tarafýna açýlan salonlarýyla köþk müze-köþk olarak ziyarete açýlmýþtýr.

  4. Metin Bey,

    Harika bir topik yapýyorsunuz. Lütfen devam ediniz.Teþekkürler,
    Yazdýðým mesajlar þahsi görüþlerim olup kesinlikle yatýrým tavsiyesi deðildir.

  5.  Alýntý Originally Posted by faruko Yazýyý Oku
    Metin Bey,

    Harika bir topik yapýyorsunuz. Lütfen devam ediniz.Teþekkürler,
    Teþekkür ederim arkadaþým.
    Bir süre ihmal etmiþtim. Geçen sürede oldukça döküman topladým.
    Daha güzel paylaþýmlarla devam etmeyi düþünüyorum..

  6. Mehmed Said Hâlet Efendi

    Mehmed Said Hâlet Efendi


    Hâlet Efendi, babasý gibi, þeyhülislâm Þerîf Efendi’nin yanýnda yetiþti. Þerîf Efendi’nin vefâtýndan sonra bir müddet Atâullah Efendi’nin, sonra da rikâb-ý hümâyûn reisi Mehmed Râþid Efendi’nin mühürdar yamaðý oldu.

    Hâlet Efendi, zahîre nâzýrý Râsih Mustafa Efendi ve kasabbaþý Hacý Mehmed Efendi’nin kitabetinde de (sekreterliðinde) bulunduktan sonra, derya tercümaný Kallimaki vasýtasýyla Fenerli rumlarla dostluk kurdu.

    Mehmed Râþid Efendi sayesinde beylik kîsedârý maiyetine girerek hâcegânlýk rütbesi aldý. Pek az zaman sonra da baþ muhasebeci payesi ve ortaelçi ünvânýyla Paris’e gönderildi. O sýrada Mýsýr’dan yeni dönen Bonapart, Mýsýr’daki baþarýsýzlýklarý ile Akka’da Türklere maðlûbiyetini bir türlü hazmedemediðinden, Hâlet Efendi’ye hiç yüz vermedi. Üç seneden fazla Paris’te kalan Hâlet Efendi’nin elçiliði çok sönük geçti.

    1807 târihinde Ýstanbul’a döndü ve dîvân-ý hümâyûn beylîkçiliðine, kýsa bir süre sonra da rikâb-ý hümâyûn reisliðine getirildi. Bu vazifesi sýrasýnda Fransýz elçisi Sebastiani’nin ihbarýna göre Ýngilizlerle gizli iþleri olduðu ortaya çýkarýlýnca, vazifesinden alýnarak Kütahya’ya sürüldü. Bir sene sürgünde kaldýktan sonra Ýstanbul’a geri döndü.
    Buradaki bâzý hizmetleri sonucu Ýstanbul’a dönünce boþ bulunan rikâb-ý hümâyûn kethüdâlýðýna tâyin edildi.
    Fenerli rumlarýn bâzýlarýna kâtiplik yaptýðýndan, onlara yakýn olarak devlet aleyhine bâzý yolsuz hareketlerde bulundu. Rum patrikanesinin tüm törenlerine bazen açýktan bazen gizliden katýldý.




    Fenerli rumlardan elde ettiði paralarla servetini çoðaltarak yeniçerilere para daðýtýp geleceðini garanti etmeye çalýþtý. Hattâ bu sýrada Mora’da kargaþalýk belirtileri yeteri kadar açýklýða kavuþtuðu zaman, Hâlet Efendi eskiden fenerlilerden (rumlardan) gördüðü iyilik yüzünden rumlara toz kondurmak istememiþtir. “Ýhtilâl söylentileri Yanya vâlisi Tepedelenli Ali Paþa’nýn karýþtýrýcýlýðý sonucudur. O adam, o tarafta kaldýkça halka rahat yüzü yoktur. Yunanistan’ý yatýþtýrmak, Tepedelenli’nin baþýný ezmeye baðlýdýr” görüþünü dile getirmiþtir.

    Nitekim giderek büyüyen Müslümanlarýn yaný sýra Yahudilerinde ölümüne sebep olan mora isyaný Halet efendi tarafýndan görevlendirilen sonradan Filiki Eterya üyesi olduðu anlaþýlan rum memur Nikola Morozi’nin raporuyla izledi. Böylece Morozi’nin kasýtlý raporlarý etkisiyle Babýâli olayýn büyüklüðünü ve ciddiyetini anlamakta çok geçikti.


    Osmanlý Devleti’nin malî-askeri-idari erklerini ele geçirerek baþta Sultan II.Mahmud olmak üzere gerek merkezde gerekse taþrada devlet adamlarý üzerinde büyük gücü olan ve 1811–1822 yýllarý arasýnda devleti, adeta perde arkasýndan yöneten Mehmed Said Hâlet Efendi hakkýndaki suçlamalarýn en büyüðü Tepedelenli Ali Paþa’nýn idamýný saðlayarak, Mora Ýsyaný’nýn ortaya çýkmasýný kolaylaþtýrmasý ve Yunanistan’ýn kurulmasýna neden olmasýdýr.

    Yaptýðýmýz çalýþma sonucu ortaya çýkan veriler Hâlet Efendi’nin Tepedelenli’ye olan düþmanlýðýnýn çok daha derin sebepleri olduðunu göstermektedir. Þöyle ki: Sultan III. Selim zamanýnda Paris elçiliðine getirilmeden evvel bazý valilerin kâtiplik hizmetlerinde bulunan Hâlet Efendi, Rumeli’deki bozuk gidiþata bizzat þahit olmuþ ve bunun önüne geçilmesi için ne yapýlmasý gerektiðine dair bir layiha kaleme almýþtý.

    Söz konusu layiha da merkez ve taþra vezirleri arasýndaki farklara deðiniyor, taþraya neden merkezden vezir atanmasý gerektiðinin sebeplerini açýklýyordu.

    Ona göre taþrada isyan eden ayanlarýn çoðuna sadece susturmak için vezirlik rütbesi veriliyordu.
    Dolayýsýyla iyi bir eðitim ve terbiyeden geçmeyen bu þahýslar, devlet yönetimi ve geleneðinden de bihaberdiler. Bu durum ise Rumeli de idari boþluðun doðmasýna neden oluyordu. Bunun önüne geçilebilmesi için Enderun’da eðitim görmüþ vezirlerin taþraya gönderilmesi ve bu þekilde merkezi otoritenin yeniden tesis edilmesi gerekmekteydi

    1800’lü yýllarýn baþýnda henüz bir kâtipken sahip olduðu bu fikri 1811 yýlýnda mübaþir olarak Baðdat’a gittiði zaman da savunmuþtu. Süleyman Paþa’yý idam ettikten sonra Baðdat’a Enderun’dan yetiþmiþ bir vezirin atanmasý için giriþimde bulunmuþ, ancak o günün þartlarý gereði bunu gerçekleþtirememiþti. Ama bu fikrinden de asla vazgeçmedi. Ona göre taþrada dirliðin saðlanmasý için merkezi yönetimin güçlenmesi gerekiyordu

    Bu da ancak taþranýn ayanlardan temizlenerek eðitim görmüþ valiler tarafýndan yönetilmesi ile saðlanabilirdi. Bu inançta olan Hâlet Efendi, Rumeli ve Anadolu’daki ayanlara karþý oldukça sert bir politika uyguluyordu

    Sultan II. Mahmud ve Hâlet Efendi’nin fikir birliði içinde olduklarý tek nokta ise ayanlarýn tedip edilmesi ve merkezi hükümetin güçlendirilmesiydi.
    Hâlet Efendi ve Tepedelenli Ali Paþa’yý karþý karþýya getiren bir diðer sebep ise Ali Paþa’nýn düzenli bir topçu birliði oluþturma yönündeki çabasýdýr

    Tepedelenli’nin bu adýmýnýn örnek teþkil etmesi ve baþta Ýstanbul olmak üzere devletin diðer coðrafyalarýnda da bu tür bir uygulamaya gidilmesi Hâlet Efendi’nin varlýðýnýn teminatý olan yeniçerilerin sonu demekti.
    Hâlet Efendi yakýn iliþki içinde olduðu sadrazam Hurþit Ahmet Paþa’nýn vasýtasýyla hemen bu geliþmenin önünü kesiyor, böyle bir uygulamanýn yarardan çok zarar getireceðini her yerde zikrediyordu.

    Ayanlar konusunda her ne kadar akýlcý ve mantýklý bir görüþe sahipse de

    Çaðdaþlarýnca merhametsiz, kindar biri olarak nitelendirilen ve pek sevilmeyen Hâlet Efendi, hayatý boyunca muhaliflerine karþý ve menfaatlerinin devamý için Yeniçeri Ocaðý’na dayanmýþ, zaman zaman ocak ileri gelenlerine hediyeler ve bahþiþler daðýtarak desteklerini saðlamýþ, ocaðýn ilga edilmemesi için elinden gelen gayreti göstermiþtir.
    II. Mahmud’un orduya yeni bir düzen verme giriþimlerine hep muhalif kalmýþ ve onu yeniçerilerin isyaný tehdidiyle korkutmuþtur.
    Ayrýca Avrupa’dan ve Avrupalý olan her þeyden nefret eden ve bu nefreti Paris elçiliði sýrasýnda daha da artan Hâlet Efendi Batý taraftarlarý karþýsýnda yer almýþ ve muhafazakâr kesimin baþýný çekmiþ, bu yolda da padiþahý tesiri altýna almýþtýr.
    Moderleþme ve sanayi konusunda ise Üç dört yýl içinde enfiye, kâðýt, billûr, çuha ve faðfur için beþ imalâthane ile lisan ve coðrafya ilimleri için bir mektep yaptýrýlsa beþ yýl sonra Avrupa ile boy ölçüþebilecek konuma gelineceðini savunmuþtur. Halet efendiye göre modern bir devlet olmak bu kadar kolaydý…!

    BENÝM NOTUM: Rum isyaný hareketlerine karþý Mora’da tutulan 60.000 kiþilik askeri gücün Mora valisi Serasker Hurþit Paþa komutasýnda Tepedelenli Ali paþa üzerine gönderilmesi isyancýlarý rahatlatmýþtýr. Nitekim isyan büyürken Mora’da kalan cýlýz kuvvetler bu arbede ile baþ edememiþtir. Çünkü asýl ordu o sýrada Yanya kalesi etrafýnda Ali paþayý kuþatmakla meþguldü. 1 yýlýn sonunda isyan tüm Yunanistan topraklarýna yayýldý. Büyük bir Müslüman kýyýmý yaþandý. Serasker Hurþit Paþanýn ailesi bile isyancýlar tarafýndan esir alýndý.

    Ben Mora civarýndaki yerleþik ordunun Halet efendi tarafýndan bilinçli olarak bölgeden gönderildiðini düþünüyorum. Zira o dönemde yerinden ayrýlmasý risk taþýmayan farlý noktalarda askeri birlikler mevcuttu.


    Halet efendinin son kurbaný, bir aylýk sadrazam Benderli Ali Paþa olur.
    Sadaret mührünü alýr almaz Hâlet Efendi'nin düþmanlarý tarafýndan doldurulan Paþa, bir toplantýda devleti zaafa uðratarak felaketlere sebep olanlarý araþtýrdýðýný ve hepsinin baþlarýný ezmek gerektiðini söyleyerek Devlet Kahyasý'nýn yüzüne dik dik bakar.
    Abdurrahman Þeref Bey, Hâlet Efendi'nin dehþete düþerek bir yolunu bulup toplantýdan çýktýðýný ve arka kapýdan sývýþtýðýný söylüyor. Benderli Ali Paþa ayný gün padiþahtan Hâlet Efendi'nin idamýna izin isterse de "Hele bir düþünelim!" diye atlatýlýr.
    O gece Hâlet Efendi bin dereden su getirip padiþahý ikna ederek Benderli Ali Paþa'nýn azline ve idamýna ferman çýkaracaktýr.

    Sonraki sadrazam Hacý Salih Paþa ise bir yýl kadar direnebilmiþtir. Hâlet Efendi sonunda onu da azlettirmeyi baþarýrsa da kellesini alamaz, üstelik kendi sonunu hazýrlar.
    Salih Paþa, azledildiði gün, padiþaha düþündüklerini gerçekleþtirmek istiyorsa bunun tek yolunun Hâlet Efendi'den kurtulmak olduðunu söyleyip Ýstanbul'dan bir þekilde uzaklaþtýrýlmasýný tavsiye etmiþtir.

    II. Mahmud bu tavsiyeye uyar ve Hâlet Efendi'nin bir süre Bursa'da istirahat etmesini irade eder. Meydan artýk muhaliflerindir; yaptýðý kötülükleri, çevirdiði dolaplarý bire bin katarak anlatýrlarsa da, padiþah, Bursa'da Mehmet Paþa'nýn konaðýnda misafir kalan Hâlet Efendi'yi boðdurmaya bir türlü karar veremez.

    Çünkü sabýk kethüda herþeye raðmen hâlâ güçlüdür. Üstelik Keçecizâde Ýzzet Molla gibi, koruyup kolladýðý bazý itibarlý þahsiyetler hayatýnýn baðýþlanmasý için ýsrarla ricada bulunmaktadýrlar. Ne var ki artýk ok yaydan çýkmýþtýr;

    Geçen zaman içinde kendisine gönderilen yüksek meblaðý hediyelerle verdiði devlet sýrlarý bir bir açýða çýkmaya baþlar. sürgün yerinin Konya olarak deðiþtirilmesi yolundaki dilekçesi kabul edilen Hâlet Efendi, Konya'da ikamet ettiði Çelebi Efendi dairesinde Ârif Aða tarafýndan kýlýç kaytanýyla boðularak öldürülür ve kesik baþý Ýstanbul'a gönderilir

  7. Osmanlýnýn balkanlardaki çöküþü 1806 - 1830



    Konularý ayrý baþlýklar halinde verince bazen aradaki baðlantýyý kurmak zorlaþýyor.
    O yüzden, 1830 da Yunanistan’ýn baðýmsýzlýðýna kadar olan süreci 1806 yýlýndan baþlayarak kýsa notlar halinde, toplu bir kronoloji halinde vermek daha uygun olur diye düþündüm.

    1806-1812 Osmanlý Fransa’ya güvenerek Ýngiltere ile yakýnlaþan Rusya ile savaþa girmiþ ancak Fransýzlarýn Ruslarla Tilsit Antlaþmas imzalamasýyla tek baþýna kalmýþtýr.. Çok büyük kayýplara uðramamýþ gibi görünsede mali ve askeri açýdan oldukça yýpranmýþtýr.

    Zaten arada 1807 yeniliklere karþý çýkan Kabakçý Mustafa Ýsyaný yaþanmýþ. 3.Selim tahttan indirilerek yerine II Mahmut getirilmiþtir.

    1821 de Tepedelenli Ali Paþa üzerine Mora valisi Hurþit paþa gönderilince boþluktan istifade eden Rumlarýn mora merkezli isyaný patlak vermiþtir. Ordunun Arnavutlukta 1.5 yýl meþgul edilmesi Mora’ya müdahaleyi geciktirmiþtir.

    Buradaki önemli nokta Mora ve Yunanistan daki önemli garnizonlarda karýþýklýk ihtimaline karþý hazýr tutulan birliklerin Yanya ya gönderilmesinin yanýnda böyle bir isyanda takviye olan Tepedelenli Ali paþanýn göndermesi muhtemel 40.000 kiþilik kuvvetten de mahrum kalýnmasýdýr.

    Zira sonraki 7-8 yýllýk süreçte bölgeye gönderilen paþalarýn bir çoðu baþarýsýz olmuþ. Raporlarýnda Arnavut askerlerin þevksiz olduklarý ve savaþmadýklarý belirtilmiþtir. Hatta raporun birinde açýkça Arnavut askerlerin baþýna bölgeden ayaðý çarýklý bir vali gönderilmesi talep edilmiþtir.
    NOT: Çarýklý tabiri Arnavutluða mahsus bir söylem olup, yöreye mensup insan anlamýnda kullanýlmýþtýr.

    Ruslarýn açýk desteði, Ýngilizlerin resmiyette karþý çýkar görünmelerine raðmen lordlar aracýlýðý ile para ve silah desteði saðlamasý hatta Ýsyan komitesinin, kendi saflarýnda savaþacaklara her ay için 1 dönüm arazi verileceðini vaat etmeleri nedeniyle avrupadan bir çok gönüllü savaþcýnýn bölgeye akýn etmesi isyaný daha büyük boyutlara taþýmýþtýr.

    1827 yýlýna kadar kaðýt üstünde Osmanlýnýn yönetiminde görünen fakat adým bile atamadýðý bölge için Mýsýr valisi Kavalalý Mehmet Ali Paþadan destek ister.
    Paþa Mora ve Girit valiliðinin verilmesi karþýlýðýnda bu teklifi kabul eder. Ve oðlu Ýbrahim paþayý Mýsýr donanmasý ile birlikte bölgeye gönderir.
    Ýbrahim Paþa bölgeye gelmekte geç kalsa da önemli baþarýlar elde eder. Ýsyancýlarýn deniz ikmali kesilir. Önemli liman kentleri isyancýlardan temizlenir.

    Fakat hazýr zayýf Osmanlýyý elinde oynatmak varken burnun dibinde güçlenme ve geniþleme emareleri gösteren Mýsýr hidivliðinin bu hamlesi Ýngiltere ve Rusya nýn iþine gelmez. Ýbrahim Paþa’nýn Rumlara zulüm uyguladýðýný öne süren bu 2 devlet 4 Nisan 1827’de St. Petersburg Protokolü’nü imzalayarak Yunanistan’a muhtariyet verilmesi konusunda anlaþýrlar. Ve Yunanistan’ýn geleceðinde ciddi rol oynamaya baþlarlar..

    BENÝM NOTUM: Bence bu devletler Osmanlý uyurken yada çaresizken Mýsýr valisi Kavalalý Mehmet Ali Paþa’nýn güçlendiðini ve baðýmsýzlýk yolunda ilerlediðini zaten biliyorlardý. O yüzden önünü kesmek istediler.

    Bu 2 devlete Fransa’nýn da katýlmasýyla 6 Temmuz 1827’de Ýngiltere, Fransa ve Rusya arasýnda Londra Anlaþmasý imzalanarak Yunanistan’a baðýmsýzlýk verilmesi kararlaþtýrýlmýþtýr.
    Osmanlý Devleti, iç iþlerine karýþýldýðý gerekçesiyle Londra Anlaþmasýný reddetmiþtir.
    Bunun üzerine Ýngiliz, Fransýz ve Rus donanmalarý Akdeniz’e hareket ederek Mora Yarýmadasý’ný ve Navarin’deki Osmanlý donanmasýný kuþatmýþ ve 20 Ekim 1827’de Navarin’de Osmanlý donanmasýna saldýrarak donanmanýn tamamýný yakmýþlardýr.

    Bu olaydan sonra Mora’da yeniden þiddetli çatýþmalar yaþanmýþtýr. Ýngiltere ve Fransa Kavalalý Mehmet Ali Paþa’ya baský uygulamýþ; Ýbrahim Paþa Mora’daki birliklerini Aðustos 1828’de tamamen çekmiþ ve Osmanlý Devleti Mora Yarýmadasý’ndaki kontrolünü tamamen yitirmiþtir.

    Navarin’de donanma Rusya, Ýngiltere ve Fransa’nýn oluþturduðu ortak donanma tarafýndan yakýlmasýna raðmen Osmanlý Devleti olayýn baþ sorumlusu olarak Rusya’yý görmüþ ve Rusya’ya savaþ ilan etmiþtir

    1828-1829 Osmanlý-Rus Savaþý her iki taraf için de çok ciddi kayýplarýn yaþandýðý bir savaþ olmuþtur.
    Savaþýn sonunda Rusya Tuna bölgesi ve Osmanlý’nýn Kafkasya sýnýrý boyunca bazý bölgeleri ele geçirmiþtir.
    Osmanlý, maliyesinin savaþ sonucu iyice kötüleþmesi sonucu 1829’da Edirne Antlaþmasý ile dayatýlan þartlarý kabul etmek durumunda kalmýþtýr.

    Osmanlý-Rus Savaþý sonunda 1829’da imzalanan Edirne Antlaþmasý’nýn 10. maddesinde Yunanistan’a özerklik verilmesi kararlaþtýrýlmýþ; Þubat 1830’da Londra Antlaþmasý ile de Yunanistan anayasal monarþi kurularak baðýmsýz bir devlet olarak tanýnmýþtýr. Bu noktada genel bir yanlýþ yapýlmakta ve Yunanistan’ýn Osmanlý Devleti’nden baðýmsýzlýk tarihi 1829 olarak verilmektedir. Ancak, Yunanistan tam baðýmsýzlýðýný Þubat 1830’da imzalanan Londra Antlaþmasý ile kazanmýþtýr. Bu antlaþma ile Yunanistan’da anayasal monarþi kurulmasýna karar verilmiþ; Avrupalý devletler ve Osmanlý Devleti Londra Antlaþmasý ile Yunanistan’ýn baðýmsýzlýðýný tanýmýþlardýr.

    Yunanistan’ýn baðýmsýzlýðý Osmanlý Devleti’nin parçalanma sürecini baþlatmasý açýsýndan son derece önemlidir. Keza, ilk kez Osmanlý tebaasý olan bir millet Osmanlý’dan baðýmsýzlýðýný kazanmayý baþarabilmiþtir. Bu 19. yüzyýlda diðer milletlerin de ayaklanmaya giriþmelerine neden olacaktýr.
    Ayný zamanda, Avrupalý güçlerin Osmanlý’nýn içiþlerine daha kolaylýkla karýþmasýnýn da önünü açmýþtýr.
    Yunanistan’ýn baðýmsýzlýðýnýn hemen ardýndan 1830 yýlý içinde Fransa, 1529’dan beri Osmanlý topraðý olan Cezayir’i iþgal ederek bir süre sonra Osmanlý’dan koparacak ve Akdeniz’de Osmanlý gücünü iyice zayýflatacaktýr.

    SONUÇ
    Yunanistan’ýn Osmanlý Devleti’nden baðýmsýzlýðýný kazanmasý kýsa sürede ortaya çýkmýþ bir geliþme deðildir. Felsefi arka planý, her ne kadar ulusçu bilinç olmasa da, 15. yüzyýla kadar giden, 18. yüzyýldaki Yunan aydýnlanmasýnýn süzgecinden geçerek eyleme dönüþmüþ bir baðýmsýzlýk hareketi söz konusudur.
    Osmanlý bu süreci iyi yönetememiþ hatta basiretsiz devlet adamý atamalarý ile yer yer körüklemiþtir.

  8. Kavalalý Mehmed Ali Paþa Ýsyaný 1831-1841



    Kavalalý Mehmed Ali Paþa Napolyon tarafýndan iþgal edilen Mýsýr'ý kurtarmak için Mýsýr giden gönüllülerdendi. Okur yazar deðil fakat zeki bir kimseydi. Askeri yeteneklere de sahip olan Kavalalý Mehmed Ali Paþa Kahire'de baþý bozuk askerin belli bir disiplin altýna alýnmasýný saðlamýþ, gösterdiði baþarýlardan sonra Mýsýr'a vali olmuþtu (1804).

    Kavalalý Mehmed Ali Paþa valililiði sýrasýnda önemli hizmetleri bulunan deðerli bir devlet adamýydý. Kölemen beylerini ortadan kaldýrmýþtý. Fransýzlarýn desteðiyle kuvvetli bir ordu ve donanma kurmuþ, sulama kanallarý açarak tarýma önem vermiþ ve Mýsýr'ýn kalkýnmasýný saðlamýþtý.

    Kavalalý Mehmed Ali Paþa, Mora isyaný sýrasýnda Mora ve Girit valiliklerinin kendisine verilmesi þartýyla Sultan Ýkinci Mahmud'a yardým etmiþti. Mora isyanýný bastýran Kavalalý Mehmed Ali Paþa, Osmanlý Rus savaþlarýnda Osmanlý Devleti'nin yardým istemesine raðmen kuvvet göndermedi. Mora valiliði yerine Suriye valiliðini isteyen Kavalalý Mehmed Ali Paþa, bu isteðinin reddedilmesi üzerine Suriye'yi iþgal etti. Kavalalý Mehmed Ali Paþa'nýn oðlu olan Ýbrahim Paþa, isyan sýrasýnda Suriye'yi aldý. Toroslarý geçen Ýbrahim Paþa Adana ve Konya'da Osmanlý kuvvetlerini yenilgiye uðrattý.

    Bu baþarýlardan sonra Mehmet Ali Paþa kuvvetlerini Ýstanbul'a kadar durdurabilecek herhangi bir güç kalmamýþtý. Sultan Ýkinci Mahmud Ruslardan yardým istedi. Rus donanmasýnýn Ýstanbul'a gelmesinden tedirgin olan Ýngilizler ve Fransýzlar, Mýsýr ile Osmanlý Devleti arasýnda bir barýþ antlaþmasý imzalanmasýný saðladýlar. Osmanlý Devleti ile Mýsýr valisi Kavalalý Mehmed Ali Paþa arasýnda imzalanan Kütahya antlaþmasýna göre, Kavalalý Mehmed Ali Paþa'ya Mora ve Girit valiliklerinin yaný sýra Suriye valiliði, Oðlu Ýbrahim Paþa'ya da Cidde valiliðine olarak Adana Valiliði de verildi.

    Mýsýr'da güçlü bir yönetimin bulunmasý Ýngilizlerin iþine gelmemiþti. Çünkü Mehmet Ali Paþa Ýngilizlerin bu bölgede ticaret yapmalarýný engelliyordu. Bu sorunun o bölgede tekrar Osmanlý Devleti'nin hakim olmasýyla çözüleceðine inanan Ýngiltere, Sultan Ýkinci Mahmud'u Kavalalý Mehmed Ali Paþa'ya karþý kýþkýrttý.
    Nizip'te Osmanlý ordusu ile yapýlan savaþta Osmanlý ordusu bir kez daha yenildi. Kaptan-ý Derya Ahmet Paþa Osmanlý donanmasýný Kavalalý Mehmed Ali Paþa'ya teslim etti (1839).

    Artýk Osmanlý Devleti'nin, kendi valisine karþý yaptýðý savaþlar sonunda ne ordusu, ne donanmasý kalmýþtý. Bu geliþmelerin yaþandýðý günlerde Sultan Ýkinci Mahmud öldü, yerine oðlu Abdülmecid Osmanlý padiþahý oldu

Sayfa 63/178 ÝlkÝlk ... 1353616263646573113163 ... SonSon

Yer Ýmleri

Yer Ýmleri

Gönderi Kurallarý

  • Yeni konu açamazsýnýz
  • Konulara cevap yazamazsýnýz
  • Yazýlara ek gönderemezsiniz
  • Yazýlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
  •