Almanya ile yapýlan anlaþmanýn baþlangýçta iki yýllýk olmasýndan dolayý herkesin ilk hedefi para biriktirip dönmek Göçmenliðin boyutlarý anlaþmanýn uzatýlmasýyla baþlýyor:
"Ýki yýl içinde dönmek isteyen insan, hiçbir þeye alýþmak durumunda deðildi. Dil öðrenmek zorunda deðildi, oranýn kültürünü öðrenmek zorunda deðildi; çünkü zaten kalacaðý süre belliydi. Sadece para kazanýp dönecekti. Hayata angaje olmuyorlardý, ne zaman ki iþ mahalle ve þehir hayatýna adapte olmaya geldi, o zaman farklý boyutlar ortaya çýkmaya baþladý. Markete gitmek zorundaydý, pazara gitmek zorundaydý, çocuðunu okula kaydettirmek zorundaydý... Dolayýsýyla ilk dönemde büyük zorluklar oldu
Türkler ve Almanlar arasýnda ilk baþta iyi baþlayan diyaloðun, Türklerin sayýsýnýn artmaya baþlamasýyla ýrkçý cinayetlere kadar ulaþan bir 'ötekileþtirmeye' dönüþtü
"Ýlk baþta Türkleri bandolarla karþýlýyorlar ancak sayýlar arttýkça yerli halkta 'iþimizi alacaklar mý' diye bir kaygý baþlýyor. Öyle olunca ilk baþtaki samimi duygular yavaþ yavaþ ötekileþmeye baþlýyor."
Yer Ýmleri