Gelibolu Yarýmadasýndan müttefiklerin geri çekilmesiyle beraber halkta büyük bir çoþku hasýl olmuþ ayný zamanda yarýmada da Türk Þehitlik ve Anýtlarýnýn yapýmýna baþlanmýþtýr.
Hatta 9 Ocak 1916’da yarýmadanýn tahliye haberinin Meclis-i Ayan’a ulaþmasýyla 10 Ocak oturumunda bu konu gündeme gelir ve þehitler için bir “ravza-i þuheda tesis edilmesi” (þehitlik yapýlmasý) önerilir.
Ayný þekilde Meclis-i Mebusan’da da þehitler için büyük ve görkemli anýt yapýlmasý önerilir.
Tüm bunlarýn dýþýnda savaþ sonrasý "Avustralya Tarih komisyonu" heyeti olarak bölgeye gelen Charles BEAN ve Fred WAITE’ýn anlattýklarý ve kitaplarýna yazdýklarýndan tahliye sonrasýnda Türklerin yeterli ve ilgili sayýda anýt tesis ettiðini anlýyoruz.
Acýdýr ki bunlarýn bir çoðu korunamamýþ ve kaybolup gitmiþlerdir.
Þimdi sizlere bu kaybolan anýtlarla ilgili bir dizi paylaþým yapmaya çalýþacaðým.
NOT: Charles BEAN baþtan sona Çanakkale muharebelerinde bulunan Avusturalya'lý bir gazetecidir. Kendisi savaþ sonrasý 1. Dünya Savaþý Avustralya Resmî Tarihi’nin de yazarýydý.
Tarih yazýmýndaki resmî kliþeleri kaldýran, siperdeki asker tanýklýklarýný öne çýkaran Bean’in 23 bin sayfayý bulan günlük ve notlarýna artýk internet ortamýnda, ücretsiz ulaþýlabiliyor.
Ýtalyanlar, kuzey Afrika’daki son Osmanlý egemenlik bölgesi olan Trablusgarp’ýn ele geçirilmesi amacýyla Osmanlý Ýmparatorluðu’na 29 Eylül 1911’de savaþ açmýþlardýr. Ancak Ýtalyan ordusu Trablusgarp’ta karþýlaþtýðý beklenmedik direniþ nedeniyle çýkmaza girmiþtir.
Bu sebeple Ýtalyanlar, üstün donanma güçleri vasýtasýyla çatýþma alanýný Adalar Denizi’ne yayarak Osmanlý hükümetini barýþ masasýna oturmak zorunda býrakmaya karar vermiþler, bu karar doðrultusunda da 18 Nisan 1912’de Çanakkale Boðazý’na saldýrmýþlardýr.
Bu harekat sýrasýnda boðaz giriþinde yoðun topçu ateþi ile karþýlanmýþlar temel hedefleri boðazý geçmek olmadýðýndan, kendilerini topa tutan Seddülbahir ve Ertuðrul Tabyalarýný deðil de 24/35’lik toplarla aðýr hasar verdirmeye çalýþan Orhaniye ve Kumkale Tabyalarýný hedef alarak yoðun donanma ateþi baþlatmýþlardýr.
Ýtalyan donanmasýnýn bu ilk harekatý baþarýsýzlýkla sonuçlanmýþ, geri çekilmek zorunda kalmýþlardýr.
Ýtalyanlarýn Çanakkale Boðazý’na yönelik ikinci saldýrýsý, 18-19 Temmuz 1912 gece yarýsýndan sonra adlarý “Spica”, “Centauro”, “Climene”, “Perseo” ve “Astore” olan 5 torpidobot tarafýndan yapýlmýþtýr.
Rehberliði, Albay Enrice Millo komutasýndaki “Spica” isimli torpidobot tarafýndan üstlenilen bu filotillâ, boðaza girerken Seddülbahir ýþýldaðý tarafýndan yakalanmýþ ve tabyalarýn top ateþine maruz kalmýþtýr. Buna raðmen, Ýtalyan filotillâsý hýzýný artýrarak Kilitbahir’e doðru ilerlemiþ, ancak burada, Nara Limaný’nda demirli Osmanlý filosuna 2 mil kadar yaklaþmýþken daha þiddetli bir ateþe maruz kalmýþtýr.
Kilitbahir önünde rehber torpidobot “Spica” yaralanarak karaya oturmuþ (Spica”nýn, pervanesinin Kilitbahir önündeki çelik kablolara takýldýðý da idda edilmektedir), fakat birkaç dakika sonra kendini kurtarmýþtýr. Daha fazla ilerleme imkâný bulamayan Ýtalyan torpidobotlarý, Kilitbahir önünden geri dönmek zorunda kalmýþtýr
Ýþte bu Trablusgarp anýtýnýn bu yaþanan çatýþmalar üzerine hatýra olarak dikildiði ve Anýt’ýn kaidesi üzerinde bulunan top mermisinin Ýtalyan Gemilerinden atýlan ama patlamayan bir top mermisi olduðunu düþünmekteyiz.
Þimdi bu satýrlarý okuyanlar "iþgal döneminde yýkýlmýþtýr" diye düþünebilirler. Ama hayýr.
Bu anýt iþgal döneminde deðil de daha sonrasýnda kaybolmuþtur.
Çünkü Hüseyin Nihal ATSIZ'ýn bölgeye 1933 yýlýndaki ziyaretinde, anýtýn fotoðrafýný çekerek bu anýt için aþaðýdaki bilgileri not etmiþtir.
“Akþam saat 20 sularýnda Seddülbahir’e vardýk. Burasý birkaç evden ibaret bir köy... Köy muhtarý bize camii verdi. Orada sabahladýk. Ertesi 5 aðustos cumartesi günü sabahleyin etrafý gezdik. Burada imparatorluk Türkiye’sinin harap tabyalarý var. Sahilde Türk-Ýtalyan savaþýna at küçük bir abide yükseliyor. Bir metre murabba taþtan bir kaide üzerinde yine taþtan ve bir metre yüksekliðinde bir sütun... Daha üzerinde de aþaðý yukarý 28’lik veya 30.5’luk bir gülle... Taþýn üzerinde þunlar yazýlý:
Doðuya bakan yüzünde : Ýtalyan bombardýmaný hatýrasý...
Cenuba bakan yüzünde : 4 Nisan 1328 Perþembe...
Batýya bakan yüzünde : Ýtalyan mermisinin nokta-i sukutu...
Þimale bakan yüzünde : 1 Cemaziyülevveel 1330...
Fakat bu âbide bakýmsýzlýktan az çok harap. Hey gidi koca Çanakkale hey! Ýtalyanlar da kancýkça Trablusgarba saldýrdýklarý zaman yine seni zorlamýþlardý.fakat senden zorla geçmenin imkaný var mý?... iþte onlarýn daha kabadayýlarý da sana saldýrdýlar ve onlar da ayný dersi aldýlar... Yarýn da belki daha kabadayýlarý gelecek... Onlara da biz ayný dersi vereceðiz... Çanakkale, sen yabancýlara tarihin ebedi bir ihtarý halinde kalacaksýn... Onlar senin ufuklarýnda daima Tekin deðildir levhasýný görecekler…”
Ve Hüseyin Nihal ATSIZ'ýn 1933 yýlýnda çektiði anýt fotoðrafý
Bu anýt þimdi yerinde yok. Ne zaman niçin kaldýrýldýðýný bilende yok..!
Bugün yok olup gitmiþ olan anýtlardan biri olan bu anýt aslýnda Harp Mecmuasýnda tescillenmiþ bir anýt.
Aralýk 1914’te Harp Mecmuasýnýn 2. Sayýsýnýn 31. Sahifesinde karþýmýza çýkýyor. Anýtýn üzerinde yazan “Maydos civarýnda Maltepe’de düþmanýn tayyare bombasýyla iþ baþýnda þehid olan üçüncü telgraf bölüðü efrâdýndan dört nefer nâmýna yapýlan âbide” sözlerinden anýtýn 3’ün Kolordu’ya baðlý 3’üncü Telgraf Bölüðünden þehit olan askerler için yaptýðý bilgisini elde ediyoruz.
Harp Mecmuasýnda resmini gördüðümüz kadarýyla anýt oldukça muntazam yapýlmýþ. Bu da bize erken dönemde yapýlmýþ olabileceðine dair ipuçlarý veriyor. Bu anýttan bugün geriye neredeyse bir þey kalmamýþ olup, ona ait olduðuna inanýlan birkaç temel taþýndan baþka bir þey bulunmamaktadýr.
Kanlýsýrt'taki 16. Tümen yada diðer adýyla Madenciler Anýtý hakkýnda en çok bilgi sahibi olunan anýtlardan biridir. Anýt’ýn bulunduðu yer tam olarak bugün Kanlýsýrt'ta bulunan Lone Pine anýtýnýn karþý köþesinde, Cemaldere’ye inen yamacýn hemen baþýnda bulunuyordu
Lone Pine Mezarlýðý aslýnda 7 Aðustos ve öncesindeki dönemde 16. Tümen’in 47. Alayýnýn birinci siperlerinin olduðu nokta idi. 6 Aðustos günü yaþanan obüs bombardýmanlarý sonrasý Alay bir tabura yakýn askerini kaybetmiþti. Akþamüzeri 17.30’da bombardýmanýn bitmesinden sonra Anzak kuvvetleri ilerlemiþ, Alayýn geri kalan kuvvetlerini Cemaldere içine atmýþtý. Bu sýrada 15. Alay Komutaný Yarbay Ýbrahim Þükrü de birliðiyle desteðe gelmiþlerdi. Binbaþý Ahmet Tevfik ve Yarbay Ýbrahim Þükrü þehit olmuþtu. Bu iki gün devam eden Kanlýsýrt’taki muharebelerde Türkler 1520 þehit vermiþ ve 4750 Türk askeri de yaralanmýþtý.
Binbaþý Zeki bey ve Avustralya Tarih Komisyonu Üyeleri Kanlýsýrt’ta (Þubat-Mart 1919) Zeki Bey’in solunda, fotoðrafýn en saðýndaki komisyon üyesi ile arasýnda 16. Tümen anýtý görülebiliyor.
Yine Avustralya Tarih Komisyonu’nun gezisi sýrasýnda alýnmýþ, anýtýn uzaktan görülen bir fotoðrafý
Mondros Mütarekesinden sonra Gelibolu’ya gelen Avustralya Tarih Komisyonu ve Charles Bean’e Binbaþý Zeki Bey mihmandarlýk etmiþti. Yarýmadada bu noktaya gelindiðinde Charles Bean Binbaþý Zeki Bey’den aldýðý bilgiler ýþýðýnda anýtla ilgili olarak; anýtýn tahliyeden sonra dikildiðini ve anýtýn 7 Aðustos günü Anzak ilerleyiþinin durdurulduðu noktaya dikildiðini söylüyor. Yine Gallipoli Mission adlý eserinde obelisk benzeri bu anýtý gördüðünde bir þok yaþadýðýný söylüyor Charles Bean ve bu anýtýn ve diðerlerinin Türklerin haklý bir gururu olarak dikildiðini düþünüyor. Fakat yine de bu anýtý kitabýnýn içindekiler kýsmýna “Kanlýsýrt’taki Geçici Türk Anýtý” olarak yazmýþtýr.
Bu yazý þekli anýtýn yýkýldýðýný veya yýkýlacaðýný biliyor anlamýna gelir..!
Bu anýta ait ilk fotoðraflarýn 1919 yýlýnda, Avustralya Tarih Komisyonu tarafýndan çekildiði sanýlsa da, aslýnda daha öncesinde alýnmýþ bir fotoðrafý bulunmaktadýr. Sermet Atacanlý Koleksiyonunda bulunan bu fotoðraf, þehitleri ziyaret eden bir askere ait bir fotoðraf. Bunun dýþýnda Ýþgal Döneminde anýtýn alýnmýþ birçok fotoðrafý bulunmakta. Avustralya Tarih Komisyonu üyeleri ve binbaþý Zeki Bey ve burayý ziyaret eden birliklerin burada fotoðraflarý bulunmaktadýr. Bu sebeple, aslýnda kaybolduðu halde en çok fotoðrafý olan anýt diyebiliriz.
Benim Notum: 2005-2007 yýllarý arasýnda Zonguldak'ta görev yaptým.
O dönem içinde takip ettiðim forumlarýn bazýlarýnda konuyla ilgili paylaþýmlar vardýr. Özetle:
Türklerin eski bir savaþ geleneði olan laðýmcýlýk, Osmanlý Devleti'nde, dönemine göre modern bir yapýya ulaþtýrýlarak, çeþitli savaþlarda kullanýlmýþtýr. Eski devirlerde, hazýrlanan tüneller aracýlýðý ile kale surlarýnýn altýna kadar ilerleyerek, burada bulunan sur duvarlarým tutan kalaslarýn yakýlmasý ile surlarýn çökertilmesi sistemi varken, sonralarý surlarýn altýna yerleþtirilen barutun patlatýlmasý ile sur yýkýmý saðlanmýþtýr.
Bu iþlerle ilgili olan Laðýmcý Ocaðý, özellikle kale kuþatmalarýnda önemli bir iþleve sahiptir. Ýstanbul'un Fethi (1453), Rodos'un Fethi (1522), I.Viyana Kuþatmasý (1529), Lefkoþe ve Magosa Kuþatmalarý (1571), II. Viyana Kuþatmasý (1683) esnasýnda Türkler tarafýndan þiddetli laðým patlatmalarý olduðu bilinmektedir.
Çanakkale Kara Savaþlarý'nda her iki tarafýnda laðým yöntemine baþvurduðu görülür. Bu, yukarýda bahsedilen örnekler ile yöntem olarak ayný olsa da uygulamada farklýlýklar gösterir. Çünkü birinde söz konusu olan kale kuþatmalarý iken, Çanakkale Savaþlarý'nda siperler arasý mücadele örneðini teþkil eder. Birinde kaleyi ele geçirmek için açýlan gedikten hücum edilir, diðerinde havaya uçurulan siper ele geçirilmek için taarruz yapýlýr. Bu tür uygulamalarýn özellikle Gelibolu Yarýmadasý kuzey bölgesinde yoðunlaþtýðýný söylemek yanlýþ olmaz; çünkü burasý diðer muharebe yerlerine göre daha sarp bir araziye sahiptir. Yine de, özellikle muharebelerin son aylarýnda Seddülbahr bölgesinde de her iki tarafýn laðýmlar patlattýðý görülmüþtür.
En somut bilgi ise Esat Paþanýn hatýratýnda karþýmýza çýkýyor. Esat Paþa, cephedeki ilk laðým faaliyeti hakkýnda þunlarý söyler:
"Beþ-altý gün evvel toprak altýndan iþitilen kazýma seslerinden, düþmanýn laðým kazmakta olduðu kanýsýna varýlmýþtý. Harbiye Nazýrý kadar yetkisi olduðunu bildiðim Levazým Dairesi Baþkaný Ýsmail Hakký Paþaya doðrudan doðruya baþvurarak Zonguldak'tan laðým kazmakta olan dört-beþ laðýmcýnýn acele gönderilmesini rica ettim. Üç-dört gün içinde bana dört uzman laðýmcý gönderdi. Cesur ve çalýþkan alay kumandaný, hemen iþe baþladý. Laðýmcýlarýn tahminine göre kazdýklarý laðýmýn ucu, düþman siperlerinin altýna varmýþtý. Bunun üzerine gerekli tertibat alýndý. O gün topçu birliklerinden sabah namazýna baþlamadan önce güzel bir sesle ezan okunurken, 14.Piyade Alayý tarafýndan düzenlenmiþ olan laðým ateþlenerek düþmanýn burada bulunan siperleri havaya uçurulduktan sonra piyade savaþlarý bütün þiddetiyle sürmeye baþladý. Topçularýmýz, gündüzden hedef ve niþan noktalarýný ayarlamýþlardý. Biz de yeni laðýmlar kazýp düþman laðýmlarýný dinlemek üzere tertipler alýyorduk. "
Çanakkale'de Ereðlili Madencilerin Kampý (TSK Arþivi)
Araþtýrmacýlar için bakir olan bu konuda birkaç kaynakta da þu bilgilere rastlýyoruz: “Türk güçleri, istihkamcýlarýn (laðýmcý) yaný sýra, Zonguldak'ta kömür ocaklarýnda çalýþmýþ gençleri de toplayarak laðým çarpýþmalarýnýn yaþandýðý siperlere sevk etti. Seddülbahir cephesinde bu tür çarpýþmalara Alman istihkamcýlarý da katýldýlar... Türkler laðýmlarý kazma-kürekle açarken, düþman hayli modern kazý gereçleri kullanýyordu
Ýþgal sýrasýnda müttefikler tarafýndan yýkýldýðýna dair kesin bilgi olan tek anýttýr
Fred Waite 1921 baskýsý kitabýnda bu anýtýn kendileri tarafýndan yýkýldýðýný açýkça yazmýþtýr.
Fred Waite’in The New Zealenders at Gallipoli adlý eserinin “Return to Anzac” bölümünde sayfa 300’de Türklerin diktiði Arýburnu Zafer Anýtý’nýn resmini görüyoruz. Resim alt yazýsýnda þöyle diyor:
“No. 1 Post’un Arkasýndaki Bir Türk Zafer Anýtý: Top mermisi kovanlarýnýn bir araya getirilmesiyle tasarlanmýþ. Bu anýtýn kendisi kendi askerlerimiz tarafýndan yýkýldý.”[8]
Yine Charles Bean Gallipoli Mission adlý eserinde bu anýtý da “Geçici Türk Anýtý” olarak belirtmiþtir.
Bu anýt aslýnda o zaman Cup dediðimiz Cemaldere ve Çataldere’nin birleþtiði noktaya yakýn bir noktada yapýlmýþ bir anýttýr.
Þevki Paþa Tahkimat Haritasý’nýn 17. Paftasýnda Çataldere içerisinde iþaretli anýtýn bir þehitliðin içerisinde (bugünkü Çataldere Þehitliði) iþaretli olduðu görülmektedir.
Burasý ile ilgili olarak Charles Bean þehitlik ve anýt olarak bahsetse de muhtemelen bu anýt da iþgal döneminde yitip gidenlerden olmuþtur.
Çünkü 1933’te bölgeyi gezen Hüseyin Nihal ATSIZ ve sonraki ziyaretçiler de bahsetmemektedir
Mehmet Çavuþ Anýtý aslýnda 19. Tümen Anýtý olarak dikildiði bilinmektedir.
Bu nokta 57. Alay 3. Taburunun kontrolü altýnda önemli çarpýþmalara sahne oldu. Charles Bean Gallipoli Mission adlý eserinde 1919’da buraya geldiklerinde buranýn 7 Aðustos’taki Nek taarruzunun 57. Alay 3’ün Tabur Komutaný Ali Hayri Bey’in idare ve cesaretiyle taarruzu durdurduklarý nokta olarak iþaretlendiðini ifade ediyor.
Ayrýca yine bu nokta için þunlarý söylüyor:
“Bu anýtýn üzerinde bir Türk Çavuþu için bir yazý vardý. Buna göre Nek’teki þiddetli çarpýþmalarýn sürdüðü günlerde o bizim hatlarýmýzýn neredeyse içerisinde arkadaþlarý onun son sözlerini duyana dek çarpýþtý. Son sözlerinde –Ben ülkem ve sizler için öldüðümden dolayý mutlu ölüyorum, sizler ve komutanlarým intikamýmý alacaklardýr.- demiþti"
Hüseyin Nihal ATSIZ 10 arkadaþý ile birlikte Anafartalar Zaferi’nin 18. Yýldönümünde (4-11 Aðustos 1933) yarýmadadaki harp sahalarýný yürüyerek ziyaret ettiklerinde aldýðý bu fotoðrafta bildiðimiz Mehmet Çavuþ Anýtý’nýn yanýnda bir mezar da bulunmaktadýr. Hatta Hüseyin Nihal ATSIZ bu mezar için “Mehmet Çavuþ’un Türbesi” ifadesini kullanmýþtýr.
Bu anýt, civardaki kemikler toplanarak yapýlan bir þehitlik olma ihtimali de bulunmaktadýr. Binbaþý Fred Waite de bu anýt ve mezarla karþýlaþtýðýnda þunlarý söylüyor:
“Komisyonlar (Avustralya Savaþ Komisyonu) eski tarihi araþtýrýrken muzaffer Türkler Yarýmadada büyük anýtlar yaptýrdýlar - Kâfirlerin yenilgisini anmak için yapýlan anýtlar-.”
Bu þehitlikte bahsedilen Mehmet Çavuþ ara ara basýnda haberi çýkan Kýrþehir'li Mehmet Çavuþ deðil. Çünkü o savaþ sonrasý memleketine döndü. Mesela bu resimde Avrupa basýnýnda sýk kullanýlan Mehmet Çavuþ fotoðrafý.
Kýsacasý tarihimizde Mehmet'ler çok. Askerimize Mehmetçik denmeside bundan sanýrým.
Yer Ýmleri