Kerim Rota'nýn yazýsý:
https://www.perspektif.online/5-yil-once-10-yil-sonra/
"Kamu Faiz Ödemeleri"
https://www.perspektif.online/wp-con...ri-endeksi.png
"2013 ile 2018 arasýnda yüzde 50 artan faiz ödemeleri sonraki beþ yýlda neredeyse sekiz katýna çýktý. 2013'te ödediðimiz 100 TL faiz, 2018'de 148 TL'ye yükselmiþti. 2023'te ise bu tutar 1.130 TL ye çýkacak. Böylece kamu faiz ödemeleri enflasyondan arýndýrýlmýþ olarak beþ yýlda iki katýndan fazla artmýþ olacak.2022 yýlýnda Hazine'den ve TCMB'den Kur Korumalý Mevduata ödenen tutarlar da bu hesaba dahil edilmiþ olsaydý 1.130 olan endeks 1.500'e ulaþacaktý.
Borç Stoku
Son beþ yýlda belki de çok bozulmayan tek tablo borç stokunun milli gelire oraný oldu. 2018 birinci çeyrek sonunda yüzde 28,1 olan borcun milli gelire oraný 2022 sonunda yüzde 31,7 oldu.
Bunun en önemli nedenleri; hýzla artan enflasyondan devletin vergi gelirleri yoluyla kýsa dönemde faydalanmasý, faizler üzerinde yoðun bir finansal baskýlama uygulanmasý ve TCMB rezervleriyle kurlarýn da baskýlanmasý. Maalesef bu iyileþme de geçici olacak ve bu oran tekrar yükselecek.
Ancak bu oran aslýnda þimdiden bile yanýltýcý. Nasýl KKM ödemeleri faiz harcamalarýna dahil edilmiyorsa, borç stokuna dahil edilmeyen gizli bir yükümüz var. O da iç borcun henüz ödenmeyen faizleri.
https://www.perspektif.online/wp-con...borc-stoku.png
Uzun yýllar iç borcun yüzde 50'si civarýnda seyreden bu tutar, son iki yýlda hýzla artarak iç borcun 1,3 katýna ulaþtý. Bunun en önemli nedeni enflasyona endeksli tahvillerin faizlerinin (enflasyon farklarýnýn) vadede ödenecek olmasý. Bu nedenle borç stokumuza yansýmayan faizler kartopu gibi birikerek önümüzdeki yýllarda karþýmýza çýkacak
Bugün iç borcun ödenmemiþ faizleri stokun yüzde 130'una, tutarý ise 2,7 trilyon TL'ye ulaþtý. Bu oran 2018'deki gibi borç stokunun yüzde 60'ý seviyesinde kalabilseydi ileride ödenecek faiz yükümüz 1,5 trilyon TL daha az olacaktý. Bu 1,5 trilyon TL fark, kamu borcunun üçte birinden yüksek bir tutar.
NOT:
MUHASEBE UYGULAMASI FARKLILIÐI:
Bankalarýn bilançolarýna yazdýðý faiz gelirine karþýn devletin borç stokunda bir yükseliþ olmamýþ. Faizin hepsi arada ödenmiþtir diye düþünebilir, ama öyle bir þey de yok.
Bankalarýn yazdýklarý faiz gelirinin neredeyse hepsi henüz tahsil edilmemiþ faizlerden oluþuyor.
Ama;d
evletin borç stoku özel þirket veya bankalardan farklý bir þekilde muhasebeleþiyor. Devletin ilk borçlandýðý tutar borç stokuna ekleniyor; faizleri ise ödendiði zaman faiz gideri olarak yazýlýyor. Dolayýsýyla borcun ödenmemiþ faizi borç stokunu yükseltmiyor. Bu muhasebe tekniði kuponlu tahviller ve döviz cinsi borçlanmada önemli bir sorun yaratmýyor. Döviz veya dövize endeksli tahvillerde dövizin fiyatý arttýkça alýnan ilk borç miktarýna etki ettiði için borç stoku otomatik artýyor. Kuponlu tahvillerde ise genelde 3 veya 6 aylýk sýklýklarla faiz ödendiði için borç stokundaki tutar ile gerçek borç arasýnda önemli bir fark oluþmuyor.
Ancak enflasyona endeksli tahvillerde ödenecek enflasyon farkýnýn hepsi, tahvilin vadede ödenecek anapara tutarýna ilave ediliyor. Böylece aslýnda borç stoku artmadan ileride ödenecek faiz yükü kartopu gibi birikiyor.
Mesela,Mayýs 2031 vadeli tahvil örneðine bakalým. Varsayalým ki bugünden itibaren 2031'e kadar yýllýk %20 enflasyon oluþsun. O zaman vadeye kadar tahvilin fiyat grafiði aþaðýdaki gibi olacak.
https://www.perspektif.online/wp-con...22/04/res7.jpg
Böylece 2021 yýlýnda 100 TL'ye ihraç edilmiþ olan tahvilin fiyatý, vadeden bir gün önce 832 TL'ye yükselmiþ olacak. O güne kadar da borç stokunda bu tahvile ait borç sadece 100 TL olarak görünecek. Vade günü geldiðinde Hazine yatýrýmcýya 100 TL anapara ve 732 TL enflasyon farký ödeyecek. 10 yýllýk enflasyonla biriken borcun o gün geri ödenmesi ile devletin bir anda faiz giderleri artacak. Bu da o zaman daha çok borçlanma ya da daha çok vergi ile finanse edilmeye çalýþýlacak.
Enflasyon yükseldikçe borç stoku artmadan da aslýnda gelecek yýllara ve nesillere aktarýlan faiz yükü artýyor. Enflasyonun %60'lara dayandýðý bugünlerde biraz sorumluluk duygusu olan karar vericilerin bu ihraçlarý hýzla azaltmalarý veya daha kýsa vadeli ihraç yapmalarý beklenirdi.
Ama bu sorumluluk duygusu bir yana, Hazine "muhasebe mucizesi" faktöründen faydalanarak ,gelecekteki yükü iyice aðýrlaþtýrarak,kaðýt üzerinde bugün için faiz geliri elde etmiþ.Nasýl!..
Ýþte bu faiz geliri, enflasyona endeksli tahvillerin "yeniden" ihracýndan elde ediliyor. Hazine, býrakýn sorumlu bir þekilde gelecek nesillere sahip çýkmayý, 2019'dan bu yana bu muhasebe mucizesinden bir "cinlik" yaparak kýsa vadeli olarak faydalanmayý tercih ediyor.
Hazine borç stokunda ihraç fiyatý olan 100 TL'den takip edilen enflasyona endeksli tahvili, belli bir süre sonra ayný vade ve kuponla yeniden ihraç ediyor. Örneðin ihraçtan 1 yýl sonra enflasyonla þiþerek piyasa fiyatý 160 TL'ye gelmiþ tahvili bankalara 160 TL'den satýyor. Hazine bu satýþý yaptýðý anda borç stokuna 100 TL ilave ederken, 60 TL de "faiz geliri" elde ediyor. Tabii ki vade geldiðinde hem bugün gelir olarak yazdýðý 60 TL'yi hem de vadeye kadar bunun üstüne birikecek enflasyon farkýný ödeyecek.
Böylece Hazine borçlanýrken bugün yüklü faiz geliri yazýyor, ancak gelecek nesillere acýsý sonradan çýkacak yüklü faiz giderlerini de miras býrakýyor.
Kýsa vadede rahatlama yaratýp uzun vadede felakete yol açan finansal mühendislik uygulamalarýnýn bir örneðini enflasyona endeksli tahvil ihraçlarýnda da görüyoruz.
Bu þekilde hazinenin kaðýt üzerinde elde ettiði faiz gelirleri;2019 yýlýnda 10.9 milyar tl,2020 yýlýnda 32.8 milyar tl,2021 yýlýnda 41.2 milyar tl iken 2022 yýlýnýn sadece ilk 2 ayýnda 28.1 milyar tl.
Yer Ýmleri