Basit bir þekilde anlatýrsak üretim açýsýndan GSYH, ülkede bir yýlda üretilen bütün nihai mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarýnýn toplanmasýyla hesaplanýr. Harcamalar açýsýndan bakarsak bu hesaplama bir yýlda yapýlan bütün nihai tüketim, yatýrým harcamalarý, kamu kesimi harcamalarý ve ihracat ithalat farký toplanarak yapýlýr.[i] Bir ekonomide bir yýl içinde üretilen nihai mal ve hizmetlerin deðeri o ekonomide ayný yýl içinde yapýlan harcamalarýn toplamýna eþittir.
GSYH, üretim yönünden hesaplandýðýnda tarým, sanayi, inþaat ve hizmetler kesimlerinde yapýlan üretilen nihai mal ve hizmetlerin deðerleri üzerinden hesaplanýr. Bu hesaplama fiyat hareketlerinden arýndýrýlmamýþsa bize fiziksel üretimde artýþ olup olmadýðý hakkýnda bir fikir vermez. Fiziksel üretimde artýþ olup olmadýðýný anlamak için belirli bir yýlýn fiyat hareketlerinden arýndýrýlmýþ GSYH sini 100 olarak kabul edip sonraki yýllarda bunun üzerinde bir artýþ olup olmadýðýna bakmamýz gerekir. 2009 yýlýný temel alýp (2009 = 100) kurulmuþ bulunan GSYH zincirleme endeksindeki geliþmeye bakarsak 2009 yýlýnda 100 birim üreten Türkiye ekonomisinin 2017 yýlýnda 157,8 birim üretmiþ olduðunu görürüz. Türkiye ekonomisinin yalnýzca ekmek üreten bir ekonomi olduðunu varsayarsak bunun anlamý þudur: Türkiye 2009 yýlýnda 100 adet ekmek üretirken 2017 yýlýnda 157,8 adet ekmek üretmiþ yani ekmek üretimini 8 yýlda yüzde 57,8 artýrmýþ demektir.
GSYH, harcamalar yönünden hesaplandýðýnda (2009 = 100) 2009 yýlýnda 100 birim tüketen hanehalkýnýn 2017 yýlýnda 155,7 birim tükettiðini görürüz. Buna göre hanehalkýnýn tüketimi 8 yýlda yüzde 55,7 oranýnda artmýþ oluyor. Hanehalkýnýn yalnýzca ekmek tükettiðini varsayarsak 2009 yýlýnda 100 ekmek tüketen hanehalký 2017 yýlýnda 155,7 oranýnda ekmek tüketmiþ dolayýsýyla bu 8 yýlda tüketimini yüzde 55,7 oranýnda artýrmýþ demektir.[ii]
Meseleye üretim ve tüketim açýsýndan birlikte baktýðýmýzda Türkiye, tüketerek büyümüþ gibi görünmekle birlikte bu tüketimi yapabilmek için üretimini de artýrmýþ olduðu açýktýr. Tüketim olmadan üretim, üretim olmadan yatýrým olmaz. Bir ekonominin tüketmeden büyümesi ancak ve ancak ürettiði her þeyi dýþarýya satmasýyla (ihraç etmesiyle) olabilir ki böyle bir þey imkânsýzdýr. O halde ekonomi bir yandan tüketecek, bir yandan dýþarýya mal satacak, tükettiði ve dýþarýya sattýðý mallarý yerine koyabilmek için de üretecektir.
Türkiye'nin sorunu üretmemesi ya da üretmeden tüketmesi deðildir.
Türkiye'nin bu konudaki birinci sorunu; ürettiði mallarýn içinde ithal girdilerin büyük yer tutmasýdýr. Üretimde kullanýlan ithal girdilerin aðýrlýðý nedeniyle kur yükseldikçe üretim pahalanmakta ve dolayýsýyla enflasyon artmaktadýr. Bu sorunu çözebilmek için ithal girdi miktarýný azaltmak ve o girdileri burada dünya ile rekabet edebilecek biçimde üretmek gereklidir. Bunun bir yolu da teþvik sisteminin bu amaca yönelik biçimde kullanýlmasýdýr.
Ýkinci sorun; Türkiye'nin üretiminin düþük teknolojili, markasýz ürünlerde yoðunlaþmasýdýr. Türkiye'nin ihracatýnda yüksek teknolojili ürünlerin payý yüzde 3,7'dir. Orta ve düþük teknolojili mallar ihracatý düþük döviz getirisi saðlamaktadýr. Buna karþýlýk Türkiye'nin ithalatýndaki yüksek teknolojili ürünlerin payý yüzde 14'dür. Bunlara yüksek miktarda döviz ödemektedir. Bu sorunu çözebilmenin en kestirme yolu bilime yönelmek ve AR-GE yatýrýmlarýna aðýrlýk vererek üretimin niteliðini yükseltmektir.
Özetle söylemek gerekirse Türkiye açýsýndan tasarrufun düþük, tüketimin yüksek olduðu tezi doðru olmakla birlikte üretmeden tüketmek tezi doðru deðildir. Türkiye'nin sorunu üretmeden tüketmek deðil, tasarruflarýný artýramamak, üretimin dýþa baðýmlýlýðýný azaltamamak ve üretimin niteliðini arttýramamaktýr.
Yer Ýmleri