Beş on kişi marketten çıkıyor, kaldırım insan seli, bir kadın balkonda iş işliyor, bir gencin konteynerde gövdesinin yarısı, kavşağın her trafik ışığında bir çocuk, arabaların motosikletlerin tellalların gürültüleri şehre karışıyor...
Beş on kişi marketten çıkıyor, kaldırım insan seli, bir kadın balkonda iş işliyor, bir gencin konteynerde gövdesinin yarısı, kavşağın her trafik ışığında bir çocuk, arabaların motosikletlerin tellalların gürültüleri şehre karışıyor...
İç içe, ama birbirine çok uzak yaşayıp gidiyor insanlar.
Günlük alım satımı hiç beceremediğim ve nereden kâr al yapacağımı belirleyemediğim için piyasayı long pozumda belli bir stop (1140 altında üç günlük kapanış) belirleyerek sadece izliyorum.
Kırık camlı cep telefonumla anca bu kadar olur, dediğime bakmayın. Ayrı bir çalışma odam, sekiz bilgisayarım da olsa kâr etmez. Piyasayı okumak ayrı bir kafa istiyor.
Eski borsacıların takip ettiği izler silinmiş durumda. Piyasa farklı dinamiklerle seyrediyor. Örneğin dolar-BİST, faiz-BİST, dolar-faiz ilişkisi.
Belki de o ilişki eskisinden daha sağlamdır, ama biz beklentinin ne zaman alınıp satıldığını bilemiyoruzdur.
Ekranda gözüme takıldı: Yabancılar geçen hafta 131 milyon dolar hisse, 479 milyon dolar tahvil almış. https://www.bloomberght.com/sondakika
Babam derdi hep: "Oğlum, alan zarar etmez." Tabii bu sözü arsa, araba türü mallar için kullanırdı.
Yer İmleri