Eðer Türkiye; yatýrým kültürünün yaygýn olduðu, sermaye piyasalarý güven veren, aktif yatýrýmcý sayýsý yüksek bir ülke olsaydý, siyaset bu kadar rahat, bu kadar pervasýz, bu kadar irrasyonel olamazdý..
Nedeni basit; söylemeye bile gerek yok ama söyleyeyim..
Çünkü yatýrýmcý dediðin adam, yatýrýmlarýndan meyve bekliyorsa rasyonel ve akýllý olmak zorundadýr..
Bu yüzden tohum ektiði ekonomik gerçeklik coðrafyasýna kahyalýk edecek yöneticileri; ideolojik körlükle deðil, liyakat kavramýnýn için dolduran niteliklere ve referanslara göre seçer ya da kulaðýndan tutup kapýnýn önüne koyar..
Kapýnýn önüne koymakla da kalmaz, kahyanýn sebep olduðu tüm maddi manevi zararlarýn tazminatý yoluna da gider..
Kanuni takipçisi de olur..
Adama bak
"Gupre ekiyom" ayaðýna alýnan gübreleri pazarda satýp kendi keçi çiftliðini kurup bir de "Abüüü beni kovma bah, çoluh çömbeleh sohahta galuruz..Hem seneye bu tarla çoh ürün verücek Vallaha söz" diyor..
Baktý olmuyor
"Benü govalarsan senün tarlanda heç biþey bitmez, bekan zora girer , bi de bi baharsun bi sabah senün tarlayu keçüler yimiþ bitürmüþ..diye tehdit de ediyor..
Eh iyiyymiþ vallaha...
Böyle baþa böyle kahya..
Ramazan ramazan, gözümüze sokulan
Yalancýktan, ucuz bir mahya


Yer Ýmleri