980 : Analiz- Strateji ve Hisse Önerileri-1 (Oyak Yatırım)
Piyasa Görüşü: Pozitif (Muhafaza Ediliyor)
Makroekonomik dinamikler TL varlıklar için destekleyici olacak - Baz senaryomuz
küresel büyümede normalleşme, ticaret savaşlarıyla ilgili endişelerin azalması,
Fed'in faizleri arttırmaması, AMB'nın parasal genişlemesinin devam etmesi, gelişmekte
olan ülkelere sermaye akışının canlanması, yurtiçinde gevşek para
politikası fakat sıkı mali politikaların uygulanması, TL'de hafif değer kaybı, tahvil
faizlerinde sınırlı düşüş ile bankacılık ve reel sektör borçlarında azalma
varsayımlarına dayalıdır. Bu bağlamda, 2020 yılında GSYH büyümesinin %4.2'ye yükselmesini,
sene sonu enflasyonunun %10.5'e gerilemesini, TL'nin reel bazda
durağan seyretmesini ve cari açığın GSYH'nin %2.2'sine denk gelmesini bekliyoruz.
Ayrıca faizlerdeki ciddi orandaki düşüşün ve kurdaki dengelenmenin
tüketicilerin alım gücünü artıracağını dikkate alarak tüketici güveninin yıl içinde
artarak yurtiçi talepte canlanmaya neden olmasını bekliyoruz.
BİST gelişmekte olan piyasalar ile getiri farkını kapatmalı - MSCI Türkiye endeksi,
2018 ve 2019 yılında, benzerlerinin toplamda %37 altında getiri sağladı. MSCI
Türkiye endeksi %39 düşüş kaydederken, MSCI EM %4 düştü. Türkiye 2020 yılına, %2.8'lik
getiri ile MSCI EM'den (yılbaşından bu yana %3.8 düştü) daha iyi
başlangıç yaptı. 2020 yılı beklentilerine göre, MSCI Türkiye endeksi 6.7x F/K ile
işlem görmesine rağmen, 12.7x F/K ile işlem gören ve tarihi ortalaması %30 olan
iskontosunun üzerinde MSCI EM endeksine göre %47 iskontolu bir şekilde işlem görüyor.
Kredi Derecelendirme kuruluşları tarafından 2020 yılında daha defansif
bir aksiyon beklerken, geride bıraktığımız sene ardı ardına yapılan not indirimleri
gibi hamlelerin yaşanmayacağını varsayıyoruz. BİST-100 endeksi Türkiye 5 yıllık
CDS ile yüksek bir korelasyon içinde. 5 yıllık CDS'ler, Mayıs 2019'da gördüğü en
yüksek 520 seviyesinden 240 seviyesine geriledi. Azalan risk ve düşen faiz
ortamına ek olarak, banka karlarında yıllık bazda %61, banka dışı şirketlerde yıllık
bazda %20 artış beklentilerine istinaden, Borsa Istanbul'un 2020 yılında,
gelişmekte olan ülkelerin benzerlerine göre getiri farkını kapamasını bekliyoruz.
Bankacılık endeksinde momentum yavaşlayarak devam ediyor - 2020 yılı için düşüş
gösteren TL fonlama maliyetleri ile güçlü net faiz marjı görünümü mevcut.
Net faiz marjındaki trendin yılın ilk yarısında karlılıklara önemli katkı yapması
beklenirken, yıl sonuna doğru TL kredi mevduat faiz makasının kredi yeniden
fiyatlamalarının da tamamlanmasıyla kademeli olarak düşüş göstermesini beklemekteyiz.
Varlık kalitesi konusundaki endişeler büyük oranda geride kaldı. Tahsili
gecikmiş alacak intikallerindeki beklenen yavaşlama ile kredi risk maliyetinde yılın
ikinci yarısında düşüş trendi öngörmekteyiz. Endeksteki güçlü toparlana sonrası
bankacılık hisselerindeki pozitif momentumun yavaşlayarak devam etmesini bekliyoruz.Takibimizdeki
bankacılık hisseleri arasından, güçlü bilanço yapısı ve gelir
yaratma potansiyeli ile GARAN, ve cazip değerlemesi ve 2020 yılı için karlılıkta
beklenen toparlanma ile VAKBN'ı beğeniyoruz.
Genel hatlarıyla iç talep duyarlılığı göreceli olarak fazla olan şirketleri ön plana
çıkarıyoruz - Güçlü kar büyümesi öngörümüzün de etkisiyle endeks için olumlu
görüşümüzü koruyoruz. Yıl içinde daha da düşüş potansiyeli arz etmesinin yanısıra
risksiz getiri tahminimizi %13'e indirmemizin etkisiyle takip listemizdeki
hisselerin hedef fiyatlarında yukarı yönlü revizyonlar yaptık. Beğendiğimiz şirketleri
içeren model portföyümüzün 2019 gibi oldukça zorlu bir yılda absolut ve
relatif getirisi sırasıyla %50 ve %19 olmuştur. Portföy değişikliklerimizde operasyonel
performans, katalistler ve yükseliş potansiyellerine önem verdik. Bunların
ışığında portföye eklenen şirketler VAKBN (güçlü kar büyümesi), SAHOL ve AEFES (cazip
değerleme), TCELL (güçlü operasyonel perfomans beklentisi), OTKAR
(yeni sipariş beklentisi) ve TTRAK (iç talepte toparlanma)'tır. Portföyden çıkarılanlar
ANACM, FROTO, ISCTR, MAVI ve PETKM'dir. Güncel model portföyümüz
GARAN, VAKBN, ASELS, TCELL, TUPRS, AEFES, OTKAR, SAHOL, YATAS ve TTRAK'tan oluşmaktadır.
Volatilite sonrası canlanma yılı
Dünya ekonomisi gerek jeopolitik tehditler gerekse Lehman krizi sonrası uygulanan
para politikalarının etkinliğinin yetersiz olması nedeniyle büyüme
yaratmakta zorlandığı bir dönemden geçti. 2019 yılı boyunda beş önemli konunun dünya
ekonomi ve finans piyasaları gündemini oluşturduğunu izledik.
Bunlar i) ABD-Çin ticaret savaşları ve küresel ticaret hacminde düşüş, ii) parasal
gevşeme, iii) Çin ve Avrupa ekonomilerinin yavaşlaması, iv) kamu
harcamalarının artması, iv) gelişmekte olan ülkelere sermaye girişi oldu.
Global konjektür dalgalanma yarattı - Küresel büyüme tahminleri %3'e yakın seviyelere
yaklaşırken dünya ticaret hacmi %1.1 artışla 2009'dan bu yana
en yavaş seyrini aldı. ABD Merkez Bankası Fed faiz indirimlerine son verdiğini açıklarken
bilançosunu genişletmeye yani para basmaya devam etti.
Ekonomik zayıflığın belirginleştiği Avrupa ise hem faiz indirimi hem de parasal
genişleme programını uygulamaya devam etti. Almanya başta olmak üzere
sanayinin lokomotifi ülkeler hem ABD'nin otomotiv pazarına dönük tehditleri hem
de talep koşullarının zayıf olması nedeniyle ekonomik daralmanın
eşiğinden döndü. Halihazırda ekonomik yavaşlama ile mücadele eden Çin ise hem faiz
indirimi, hem zorunlu karşılık indirimleri ile ekonomiye destek
olurken tahvil itfalarını yerine getirememe gibi finansal sıkıntılarla da boğuştuğu
bir yılı geride bıraktı. Bunlara ek olarak Hong Kong, İran, Lübnan,
Hindistan, Endonezya gibi ülkelerde görülen sokak protestoları küresel ekonomilerdeki
sorunların sosyal rahatsızlık oluşturacak boyuta ulaştığının
göstergesi oldu.
Zor bir yılı geride bırakıyoruz - Bu dünya görünümü altında 2019 yılı Türkiye için
de oldukça zorlu bir yıl oldu. Yıla Mart sonundaki yerel seçim ile ilgili
beklentilerle giren Türkiye, seçim öncesinde yerleşiklerin yüksek miktardaki döviz
talebinin yarattığı kur volatilitesi ile mücadele etmek zorunda kaldı.
Seçim sonucunda iktidar partisinin 3 büyük şehirde belediye seçimlerini kaybetmesi
ve İstanbul seçimlerinin yenilenecek olmasıyla başlayan kur şoku
USD/TRY'yi Mart başındaki 5.30'lu seviyesinden seçim sonrasında 6.50'ın üzerine
getirdi. Bu esnada ABD ile süregelen S400 hava savunma sistemi alımı ile
ilgili gerginlik kuru Mayıs ayında 5.90'un üzerine attı. Ancak Haziran sonunda Cumhurbaşkanı
Erdoğan ve ABD Başkanı Trump'ın Osaka'daki G20
zirvesindeki görüşmesinde ortaya çıkan ılımlı hava ile iki ülke arasındaki gerginlik
biraz yumuşadı. Ardından Ekim ayında Suriye'ye gerçekleştirilen ve
sınırda güvenli bölge oluşturmayı hedefleyen Barış Pınarı operasyonu ABD ile Türkiye'nin
yeniden karşı karşıya gelmesine neden oldu ve ABD Türkiye'ye
yaptırım uygulama kararı aldı. Ancak güvenli bölge oluşturulması konusunda başarıya
ulaşan operasyon sonrası Ekim ortasında ABD Başkan Yardımcısı
Mike Pence'in Türkiye ziyareti ve YPG'nin güvenli bölgeden ayrılmasını şart koşan
bir anlaşma ile operasyona ara verilmiş oldu. Her ne kadar ABD Başkanı
Trump içinde Türkiye'ye yaptırım uygulanmasını öneren bir savunma bütçesini onaylamış
ya da ABD'de Halkbank davası devam etmekte de olsa yılın son
çeyreği itibariyle ABD ile ilişkilerde en azından şimdilik bir durulma yaşandığını
söyleyebiliriz.
Makro dengelerde toparlanma yaşanıyor - Yerel seçimler ve ABD ile gerginliğin damgasını
vurduğu yıl içerisinde büyüme, enflasyon ve faizler tarafında
çok önemli gelişmeler kaydedildi. Aralık ayında TUIK yılın üçüncü çeyreği için ekonomik
büyüme verilerini açıkladı ve buna göre Türkiye ekonomisi 3
çeyrek üst üste süren daralma dönemini geride bırakarak geçen senenin aynı çeyreğine
göre %0.9 büyüme gösterdi. Bu büyümede özellikle kamu
bankaları kaynaklı kredi ivmesi, KDV ve ÖTV teşvikleri ile TCMB faiz indirimi ve
borçlanma maliyetlerindeki düşüş etkili oldu. Bu etkilerle yılın ilk 3
çeyreğinde Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) önceki seneye göre %0.9 daralma gösteren
ekonominin yılın son çeyreğinde GSYH'nin %4.6 büyümesini, yıllık
büyüme oranının ise %0.5 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. 2019 yılında büyümenin
ana motoru dış talep olurken 2020 yılında yine iç talebin öne
geçtiğine ve iç talebin tetiklediği ithalatın dış talebin katkısını negatife çekeceğine
şahit olacağız. İç talep tarafında ise yatırımdan ziyade tüketimin öncülük
ettiği bir büyüme resmine şahitlik edeceğiz. Bu kompozisyonun 2021'de de devam etmesini
ancak yatırımın katkısının biraz daha fazla olmasını bekliyoruz.
Yukarıda çerçevesini çizdiğimiz global görünüm varsayımları altında 2020 yılı için
ise GSYH büyümesi beklentimiz %4.2. 2021'de ise teşviklerin yerini
ekonominin kendi dinamiklerinin aldığı bir yıl beklediğimiz için GSYH büyümesini
hafif aşağıda %3.5 seviyesinde görebiliriz.
Merkez Bankaları büyümeyi destekledi - 2019 yılını küçük de olsa ekonomik büyüme
yaratarak kapatmanın arkasında yatan en büyük destek küresel
likidite koşullarının elverişli olmasıydı. Ancak bunun yanı sıra TCMB'nin zorunlu
karşılıkları kredi büyümesini teşvik eder nitelikte kullanması politika
araçları arasında büyümeyi en destekleyici araç oldu. Önümüzdeki yılda da TCMB'nin
zorunlu karşılıkları finansal istikrarı sağlayacak, büyümeyi teşvik
edecek ve özel sektör borçluluğunun finansal sistemi tehdit etmemesini sağlayacak
şekilde aktif bir biçimde kullandığını görebiliriz.
Enflasyonda hızlı iyileşme sağlandı - 2019'un en önemli kazanımlarından bir tanesi
2018 yılını %20.3 seviyesinde kapatan tüketici fiyatları enflasyonunun
%11.8'e, %33.6 seviyesinde kapatan üretici fiyatları enflasyonunun %7.4'e gerilemesi
oldu. Global likidite koşullarının elverişli, kurda değer kaybının reel
kuru yerinden çok oynatmayacak seviyede, çıktı açığının kademeli bir şekilde kapanması,
Brent petrol fiyatının varil başına ortalama 70$ olması
varsayımları altında 2020 yılı sonunda TÜFE enflasyonunun %10.5 olmasını bekliyoruz.
Enflasyonun tek haneli oranlara inebilmesi için gıda fiyatlarının
geçmiş yıllar ortalamalarının altında, kamu fiyat ayarlamalarının çok sınırlı, para
politikasının da sıkı bir duruş sergilemesi gerekiyor. Oysa ki 2020 yılında
maliye politikası anlamında sıkı, para politikasında ise geçen seneki kadar olmasa
da gevşek bir para politikası izlenmesini bekliyoruz.
Politika faizi tek haneye doğru ilerliyor - TCMB 2019 yılı Temmuz ayında TCMB Başkanı'nın
görevden alınmasından itibaren yılsonuna kadar her Para
Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz indirdi ve yılbaşında %24.0 olan haftalık
repo faizi yılsonunda %12.0'ye geriledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıl
içerisinde tek haneli oranlara ineceğiz söylemine paralel olarak TCMB'nin piyasalarda
indirim için yakaladığı her fırsatı değerlendireceğini, yılsonuna kadar
ölçülü indirimlerle politika faizini %9.5 seviyesine getireceğini düşünüyoruz.
Tahvil faizlerinde sınırlı düşüş potansiyeli - 2020 yılında maliye politikasının
daha sıkı bir görünüm arz etmesini beklememize rağmen Hazine'nin yüksek
borç itfası, düşmesine rağmen yüksek seyreden ülke risk primi, tek haneli oranlara
geçmekte zorlanmasını beklediğimiz enflasyon, tahvil faizlerinin aşağı
yönlü sınırlı bir alana sahip olmasına neden olacaktır. Yine de 2019 yılı sonunda
%11.7 seviyesinde olan 2 yıllık gösterge tahvil faizinin 2020 sonunda %9.7
seviyesine gerilemesini ancak 10 yıllık gösterge tahvilin çift haneli oranlarda
kalabileceğini düşünüyoruz.
Dolarizasyon riski devam ediyor - Gevşek para politikasının ve düşen tahvil faizleri
göz önünde bulundurduğumuzda 2020 yılının yurtiçi kaynaklı en
önemli ekonomik riskinin dolarizasyon ve azalsa da özel sektör borçluluğu olduğunu
düşünüyoruz. Düşen getirilerin yanı sıra enflasyonda tek haneli
enflasyona geçiş ve sonrasında anlamlı bir düşüş beklemediğimiz için tasarruf sahiplerinin
korunma amaçlı yeniden döviz biriktirme eğilimine girmesi en
büyük riskler arasında. Bunun olmaması için hükümetin ve TCMB'nin aldığı kambiyo
vergisi ve döviz mevduat maliyetlerini arttırma gibi çeşitli önlemler
olmasına karşın döviz tevdiatında henüz bir çözülme görmüyoruz. Ayrıca bankalar
başta olmak üzere önemli bir borç azaltma eğilimi yaşansa da borçluluk
halen çok yüksek. Bu da 2020 yılında da şirketler kesiminde faiz ve kur hassasiyetinin
devam etmesine neden olacaktır.
Tekrar cari açığa dönüş bekliyoruz - Dış denge konusunda 2019, 2001 yılından bu
yana cari fazla ile biten ilk yıl olacak gibi görünüyor. İç talebin daralması
sonucu çöken ithalatın Eylül ayında 12 aylık toplam cari fazlayı 5 milyar doların
üzerine getirdiğini gördük. 2020 yılında ise yılın son çeyreğinde ithalatta
gördüğümüz hızlı toparlanmanın baz etkisiyle birleşerek devam etmesini ve cari açığı
yılsonunda GSYH'nin %2.2'sine karşılık gelen 17.4 milyar dolara
getirmesini bekliyoruz. 2021 yılında ise açılmanın devam ederek %3.4'e yükseldiğini
görebiliriz. Böylece yıllık dış finansman ihtiyacının 2020 yılında
yeniden 200 milyar dolar civarına yükseldiğini göreceğiz.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı
kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy
yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında
imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.
Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların
kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve
getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer
alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun
sonuçlar doğurmayabilir.
-iDeal Haber Merkezi-
- twitter.com/iDealDataHaber // www.idealdata.com.tr -
Yazdıklarım yatırım danışmanlığı kapsamında olmayıp doğacak kar veya zarardan sorumlu değilim...
Yer İmleri