Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
355,00 13.72% 10,34 Mn 290,00 / 380,00
50,60 10% 1,71 Mn 50,60 / 50,60
22,94 9.97% 650,69 Mn 19,19 / 22,94
41,68 9.97% 25,50 Mn 38,10 / 41,68
259,75 9.97% 51,05 Mn 248,10 / 259,75
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
0,35 -10.26% 114,30 Mn 0,35 / 0,40
25,70 -9.95% 11,64 Mn 25,70 / 25,70
51,65 -9.94% 109,57 Mn 51,65 / 58,05
0,81 -6.9% 27,26 Mn 0,80 / 0,87
623,00 -5.39% 1,59 Mr 604,00 / 689,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
319,50 -0.31% 10,26 Mr 316,75 / 322,00
47,96 3.5% 7,85 Mr 45,88 / 49,50
84,95 -0.82% 6,20 Mr 84,30 / 85,90
16,91 -0.65% 5,49 Mr 16,82 / 17,20
297,25 -1.74% 5,42 Mr 296,50 / 303,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,46 1.39% 1,37 Mr 19,76 / 20,58
84,95 -0.82% 6,20 Mr 84,30 / 85,90
297,25 -1.74% 5,42 Mr 296,50 / 303,00
157,80 -1.56% 2,35 Mr 157,50 / 160,20
687,00 -0.22% 3,22 Mr 683,00 / 698,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,46 1.39% 1,37 Mr 19,76 / 20,58
84,95 -0.82% 6,20 Mr 84,30 / 85,90
113,50 2.99% 1,46 Mr 109,40 / 114,30
123,00 2.07% 755,39 Mn 119,30 / 124,10
297,25 -1.74% 5,42 Mr 296,50 / 303,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,46 1.39% 1,37 Mr 19,76 / 20,58
35,06 0.11% 118,35 Mn 34,94 / 35,50
84,95 -0.82% 6,20 Mr 84,30 / 85,90
10,99 1.1% 104,41 Mn 10,77 / 11,05
73,15 -1.15% 183,24 Mn 73,05 / 74,20

Anket Sonuçlarını Gör: şu anda ev almak ne kadar doğru bir yatırım

Oylayan
344. Bu anket için oy kullanamazsınız
  • Balon 1 yıl içinde patlayacaktır, nakitte fırsat beklenmelidir

    102 29.65%
  • dolar bu fiyatlarda iken, yatırım yapmak mantıklı

    23 6.69%
  • faizler insin, şimdi almak mantıklı değil

    21 6.10%
  • ömür boyu alacak param olmayacak

    16 4.65%
  • Kira çarpanlarının uçtuğu ortamlarda ev almak doğru değildir, beklenmelidir.

    130 37.79%
  • İstanbul gibi metropollerde gayrimenkül yatırımı her zaman karlı bir iş olacaktır.

    52 15.12%
Sayfa 1/2 12 SonSon
Arama sonucu : 8108 madde; 1 - 8 arası.

Konu: şu anda ev almak ne kadar doğru bir yatırım

Hybrid View

Previous Post Previous Post   Next Post Next Post
  1. #1
     Alıntı Originally Posted by harakiri35 Yazıyı Oku

    Şu anki korkunç seviyedeki regülasyon ve devlet otoritesi/faşizmine rağmen ülkemizdeki talan ortada. Bu talana karşı toprağını savunanlar da gene o bölgede yaşayanlar. Bu insanların kaynağını kötü kullanacığını ama devletin durumu düzelteceğini düşünmek fantazi evreninde yaşamak demek; https://www.birgun.net/haber-detay/j...is-171699.html
    Sevgili Harakiri,

    Adam bu soygunu korumak ve surdurmek icin Demokrasi diyor, sandik diyor, ama secimlerde Yuksek Yargi ile elbirligi icinde hile yapiyor.

    Bunun farkindayiz.

    Ancak, yangini bir ucundan sondurmeye calismak okuyan yazan herkesin konusu degilmi ?

    Kentlerin konusu degilmi ?

    Kirsalda, suyuna sayac takilan vatandas, niye..! diye sormasin mi ?

    Yazmaktan amacimiz bu, okuyanin bir fikri olsun, siyasi tercihi konusunda durdugu noktanin farkina varsin.

    Literaturde siyasi parti'nin tanimlarindan biri de cikar grubudur.

    Oyle saf insanimiz var ki, bu soygundan en ufak bir cikari olmasada, bilmedigi icin Hirsiz'i destekliyor.

    Gecenlerde bir konu yazdik, yem fiyatlarinin yuksek olmasinin nedenlerinden birinin, uretimde kullanilan bazi maddelere uygulanan Gumruk Vergisi oldugu cikti.

    Eger bizler bunlari yazmazsak, emlak ve beton hakkinda, donup donup ayni seyleri yazanlari okuyan vatandas bir sure sonra birakiyor okumayi filan.

    Hep olumsuzluk hep olumsuzluk.

    Bizler cozum onerilerini de yazip konusmaliyiz.

    Ya bu devlet isin icinde olmasin, duzenleyici olmasin demek is degil ki.

    Zaten adamin toplumdaki tum degerleri mahvettigini herkes goruyor.

    Trafikte goruyor, carsi pazarda goruyor, mahkemede goruyor, okulda goruyor.

    Bu boyle gitmez, gitmemeli diyen vatandas, bilinclensin istiyoruz ?

    Dusuncemiz bu.

  2.  Alıntı Originally Posted by HISIM Yazıyı Oku
    Sevgili Harakiri,

    Adam bu soygunu korumak ve surdurmek icin Demokrasi diyor, sandik diyor, ama secimlerde Yuksek Yargi ile elbirligi icinde hile yapiyor.

    Bunun farkindayiz.

    Ancak, yangini bir ucundan sondurmeye calismak okuyan yazan herkesin konusu degilmi ?

    Kentlerin konusu degilmi ?

    Kirsalda, suyuna sayac takilan vatandas, niye..! diye sormasin mi ?

    Yazmaktan amacimiz bu, okuyanin bir fikri olsun, siyasi tercihi konusunda durdugu noktanin farkina varsin.

    Literaturde siyasi parti'nin tanimlarindan biri de cikar grubudur.

    Oyle saf insanimiz var ki, bu soygundan en ufak bir cikari olmasada, bilmedigi icin Hirsiz'i destekliyor.

    Gecenlerde bir konu yazdik, yem fiyatlarinin yuksek olmasinin nedenlerinden birinin, uretimde kullanilan bazi maddelere uygulanan Gumruk Vergisi oldugu cikti.

    Eger bizler bunlari yazmazsak, emlak ve beton hakkinda, donup donup ayni seyleri yazanlari okuyan vatandas bir sure sonra birakiyor okumayi filan.

    Hep olumsuzluk hep olumsuzluk.

    Bizler cozum onerilerini de yazip konusmaliyiz.

    Ya bu devlet isin icinde olmasin, duzenleyici olmasin demek is degil ki.

    Zaten adamin toplumdaki tum degerleri mahvettigini herkes goruyor.

    Trafikte goruyor, carsi pazarda goruyor, mahkemede goruyor, okulda goruyor.

    Bu boyle gitmez, gitmemeli diyen vatandas, bilinclensin istiyoruz ?

    Dusuncemiz bu.
    Çözüm devletin ufalması toptan yokolması değil elbette.

    Ama verdiğim örneklerde de görüldüğü gibi esas önemli olan çalışan bir hukuk sistemi. Eğer hızlı çalışan bir hukuk sistemi olursa ekstra regülasyona yönetmeliğe gerek kalmaz.

    Size kısa vadede ekonomiyi düzlüğe çıkartacak basit ve kolay iki madde söyleyeyim. Birincisi faizlerin arttırılması ve enflasyonun düşürülmesi(aslında hiç merkezi bankası diye birşeyin olmaması lazım ama şimdilik o fazla kaçar), ikincisi de dolaylı vergilerin indirilmesi (hatta kaldırılması) ve devlet israfının azaltılması.

    Bunlar tabikide yapılmayacak o yüzden de gelecek karanlık; kur artıyor, güven endeksleri düşüyor, insanlar yurt dışına kaçıyorlar servetleriyle beraber. Şimdilik sıcak para aktığı için taşıma suyuyla değirmen dönüyor, ama nereye kadar?

    Önce ekonomik olarak toptan helak olacağız öyle görünüyor, sonra ne yapacağız mühim olan o. Daha fazla devlet/faşizmmi? yoksa özgürlük ve refahmı? Bana birincisi gibi geliyor nedense...

  3. #3
    yeraltı suları mevzusu:

    geçmişte regülasyona ihtiyaç duyulmadığı belirtilmiş. doğrudur. ama ihtilaflar da olmuştur. büyüklerinden hikaye dinleyenler şuna benzer şeyler duymuştur: su için köylüler kavga etti.

    ayrıca geçmişte tarımsal rekolte çok yüksek değildi. çoğunlukla kendine yetecek kadar mesela buğday ekiyordun, bir kısmını da satarak kışlık erzak ve diğer geçimini karşılamaya çalışıyordun. ama 300 yıl once kalkıp da mersedes almak için kimse para biriktirmiyordu. günümüzde ihtiyaçlar fazla, çiftçi için bile. geçmiş yuzyıllardaki üretim dinamikleri ve ihtiyaçlar geçerli değil.

    günümüzde tarımsal rekolte yuksek olmak zorunda mantıklı bir gelir yaratması için. ayrıca toplumun buyuk kısmı artık tarım sektöründe değil. yani kullanan çiftçi bu suyu ihtiyacı kadar değil üretebildiği kadar kullanmak isteyecek. neden? dediğimiz gibi artık çok satmak zorunda tarımsal ürünü. yoksa bahcesinde hobi için domates yetiştiren adama elbette yeraltı suyu için regülasyon uygulamak manasızdır.

    yapılacak şu olabilir: bölgenin jeolojisi belirlenerek geniş bir alanda ne kadar su havzası olduğu belirlenir. sonra her arazi sahibine belli bir miktar bedava olur. daha sonraki rakamlar ise ücretlendirilir. bu sadece bir örnek. kısaca ifade etmek gerekirse, üzerine düşüldüğünde mutlaka adil bir yöntem bulunabilir. bu konuda uygulanacak regülasyonları ıvır zıvır her konuda getirilen despotik ötv vergisi benzeri regülasyonlar gibi değerlendirmek yanlış olabilir.
    It is not because things are difficult that we do not dare, it is because we do not dare that they are difficult. (Seneca)

  4. #4
    "Yeraltısuları önemli ve stratejik bir kaynaktır ve kontrolsüzce aşırı kullanımı, kaynağın yok olmasının yanında, sulak alanların ve göllerin kurumasına, tuzlu su girişimine, zemin kaymalarına ve çökmelerine sebep olmaktadır. Kullanım etkilerinin hemen ortaya çıkmadığı yeraltısularının kullanımın sonuçları geri dönülemez bir hal alabilmektedir. Ülkemizde yeraltısuları, 16 Aralık 1962 tarihli 167 sayılı, Yeraltı suları Hakkında Kanun hükmünde yönetilmektedir. Bu kanuna göre yeraltı suları ortak sular olup devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu suların korunması, araltırılması, tescili ve kullanılması da bu kanunun hükmündedir.(1) Şahıslarca açılan her kuyu, DSİ tarafından kayıt altına alınmaktadır. Fakat ülkemizde kaçak kuyuların açılması da önlenememektedir. Yeraltı suları dünya genelinde de olduğu gibi Türkiye'de de büyük oranda sulama amacıyla tüketilmektedir. Kayıtlı kuyularda yapılan kontrolsüz çekimler ile birlikte kaçak kuyuların da gün geçtikçe artması ülkemizde birçok göl ve sulak alanın kurumasına neden olmaktadır. Konya'nın Karapınar ilçesinde yeralan Dünya'nın nazar boncuğu olarak anılan Meke Gölü, yağışların azlığı ve yeraltı sularının kontrolsüzce tarım alanlarının sulanması için kullanılması sebebiyle beslenmini durmuş ve yıllar içerisinde küçülmeye başlamış ve günümüzde tamamen kurumuştur. Uzmanlarca gölün rehabilitasyonunun çok zor olduğu ifade edilmektedir."

    http://orsam.org.tr/orsam/DPAnaliz/12782?dil=tr


    bu verdiğim linkte daha fazla bilgi var aslında, bir kısmını alıntıladım. ayrıca internette sayısız bildiri ve tebliği var benzer bilgileri içeren.

    önemli olan devletin bu konuyu ivedilikle ele alması ve kuralları acımasızca uygulaması. fazla kullanımın felaketlere yol açtığı bilimsel bir gerçek. daha bir çok örnek çevresel felaket web de var. ciddi bir konu. bugun biraz araştırdıkça ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. önem vermeyen devlet kurumları varsa, görevlerini ihmal ediyorlarsa hem bize hem de gelecek kuşaklara büyük kötülük yapıyorlar. bu konuda bizler bilinçlenelim, daha fazla insana bu konunu önemini anlatalım.
    It is not because things are difficult that we do not dare, it is because we do not dare that they are difficult. (Seneca)

  5. #5
     Alıntı Originally Posted by HISIM Yazıyı Oku
    Yer alti suyu tukenir nitelikte degildir.

    Binerce yildir su kullanimi suruyor.

    Tukenir, yagislarla yeniden dolar.
     Alıntı Originally Posted by discretus Yazıyı Oku
    "Yeraltısuları önemli ve stratejik bir kaynaktır ve kontrolsüzce aşırı kullanımı, kaynağın yok olmasının yanında, sulak alanların ve göllerin kurumasına, tuzlu su girişimine, zemin kaymalarına ve çökmelerine sebep olmaktadır. Kullanım etkilerinin hemen ortaya çıkmadığı yeraltısularının kullanımın sonuçları geri dönülemez bir hal alabilmektedir. Ülkemizde yeraltısuları, 16 Aralık 1962 tarihli 167 sayılı, Yeraltı suları Hakkında Kanun hükmünde yönetilmektedir. Bu kanuna göre yeraltı suları ortak sular olup devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu suların korunması, araltırılması, tescili ve kullanılması da bu kanunun hükmündedir.(1) Şahıslarca açılan her kuyu, DSİ tarafından kayıt altına alınmaktadır. Fakat ülkemizde kaçak kuyuların açılması da önlenememektedir. Yeraltı suları dünya genelinde de olduğu gibi Türkiye'de de büyük oranda sulama amacıyla tüketilmektedir. Kayıtlı kuyularda yapılan kontrolsüz çekimler ile birlikte kaçak kuyuların da gün geçtikçe artması ülkemizde birçok göl ve sulak alanın kurumasına neden olmaktadır. Konya'nın Karapınar ilçesinde yeralan Dünya'nın nazar boncuğu olarak anılan Meke Gölü, yağışların azlığı ve yeraltı sularının kontrolsüzce tarım alanlarının sulanması için kullanılması sebebiyle beslenmini durmuş ve yıllar içerisinde küçülmeye başlamış ve günümüzde tamamen kurumuştur. Uzmanlarca gölün rehabilitasyonunun çok zor olduğu ifade edilmektedir."

    http://orsam.org.tr/orsam/DPAnaliz/12782?dil=tr
    ....
    benim daha once yazdığım alıntıyı da ekledim, konumuzla direk alakası olduğu için.

    yeraltı sularıda tükenmekte, hatalı kullanım sonucunda yapısı ve geçirgenliği değişmektedir. üstelik fazla kullanımda tekrar aynı seviyelerine geldiği durumlarda dahi bu oldukça geç olabilmekte ve bu nedenle etkileşimde bulunduğu diğer ekosistemleri etkilemektedir (göl, kıyı şeridi, akarsuların kuruması ve mesela ovanın yapısı vb).

    ama genel olarak hatalı ve aşırı kullanım kaynakların geriye dönülemez biçimde zarar görmesine neden olmaktadır. olay sadece yeraltı suyunun kendisi de değildir bu arada, hem yukarıdaki alıntı hem de sayısız araştırma bu sonuca ulaşmıştır, ve bilimsel bir gerçektir.

    bunun üzerine sayısız bilimsel çalışma var. devletin zaten yaptığı bir regülasyon var. burada konu gereksiz yere uzuyor, regülasyon ihtiyacı o kadar NET VE KESİN Kİ 50-60 yıl once daha bu konu kanun kapsamına alınmış.

    internette bilimsel bildirilere göz atarsanız tamamıyla serbest kullanım isteğinin savunulamaz bir nokta olduğu görülecektir , yarattığı mahsurlar ve tehlikeler açısından.


    esas enerjimizi harcamamız gerekn nokta bu zaten var olan regülasyona yeterince uyulup uyulmadığı noktasında farkındalık ve vatandaşlık bilincidir. eğer regülasyonda bariz eksikler varsa onları da tamamlamak noktasında gayret gösterilmesi gerekir.


    tipik bir bildiri: http://www2.dsi.gov.tr/duyuru/su_for...ya_bildiri.pdf
    Son düzenleme : discretus; 26-12-2017 saat: 10:36.
    It is not because things are difficult that we do not dare, it is because we do not dare that they are difficult. (Seneca)

  6.  Alıntı Originally Posted by discretus Yazıyı Oku
    "Yeraltısuları önemli ve stratejik bir kaynaktır ve kontrolsüzce aşırı kullanımı, kaynağın yok olmasının yanında, sulak alanların ve göllerin kurumasına, tuzlu su girişimine, zemin kaymalarına ve çökmelerine sebep olmaktadır. Kullanım etkilerinin hemen ortaya çıkmadığı yeraltısularının kullanımın sonuçları geri dönülemez bir hal alabilmektedir. Ülkemizde yeraltısuları, 16 Aralık 1962 tarihli 167 sayılı, Yeraltı suları Hakkında Kanun hükmünde yönetilmektedir. Bu kanuna göre yeraltı suları ortak sular olup devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu suların korunması, araltırılması, tescili ve kullanılması da bu kanunun hükmündedir.(1) Şahıslarca açılan her kuyu, DSİ tarafından kayıt altına alınmaktadır. Fakat ülkemizde kaçak kuyuların açılması da önlenememektedir. Yeraltı suları dünya genelinde de olduğu gibi Türkiye'de de büyük oranda sulama amacıyla tüketilmektedir. Kayıtlı kuyularda yapılan kontrolsüz çekimler ile birlikte kaçak kuyuların da gün geçtikçe artması ülkemizde birçok göl ve sulak alanın kurumasına neden olmaktadır. Konya'nın Karapınar ilçesinde yeralan Dünya'nın nazar boncuğu olarak anılan Meke Gölü, yağışların azlığı ve yeraltı sularının kontrolsüzce tarım alanlarının sulanması için kullanılması sebebiyle beslenmini durmuş ve yıllar içerisinde küçülmeye başlamış ve günümüzde tamamen kurumuştur. Uzmanlarca gölün rehabilitasyonunun çok zor olduğu ifade edilmektedir."

    http://orsam.org.tr/orsam/DPAnaliz/12782?dil=tr


    bu verdiğim linkte daha fazla bilgi var aslında, bir kısmını alıntıladım. ayrıca internette sayısız bildiri ve tebliği var benzer bilgileri içeren.

    önemli olan devletin bu konuyu ivedilikle ele alması ve kuralları acımasızca uygulaması. fazla kullanımın felaketlere yol açtığı bilimsel bir gerçek. daha bir çok örnek çevresel felaket web de var. ciddi bir konu. bugun biraz araştırdıkça ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. önem vermeyen devlet kurumları varsa, görevlerini ihmal ediyorlarsa hem bize hem de gelecek kuşaklara büyük kötülük yapıyorlar. bu konuda bizler bilinçlenelim, daha fazla insana bu konunu önemini anlatalım.


    Sorun toprak sulaması değil. Yeraltı suları derelerin nehrilerin kirlenmesinin asıl nedeni hayvanclılık olabilir mi? Bence devletin tarımı desteklemesi hayvancılığın desteklenmemesi daha temiz daha çevreci bir dünya için iyi olabilir.
    Yazdıklarım yatırım tavsiyesi değildir!!

  7.  Alıntı Originally Posted by discretus Yazıyı Oku
    yeraltı suları mevzusu:

    yapılacak şu olabilir: bölgenin jeolojisi belirlenerek geniş bir alanda ne kadar su havzası olduğu belirlenir. sonra her arazi sahibine belli bir miktar bedava olur. daha sonraki rakamlar ise ücretlendirilir. bu sadece bir örnek. kısaca ifade etmek gerekirse, üzerine düşüldüğünde mutlaka adil bir yöntem bulunabilir. bu konuda uygulanacak regülasyonları ıvır zıvır her konuda getirilen despotik ötv vergisi benzeri regülasyonlar gibi değerlendirmek yanlış olabilir.
    yapılacak şu olur: bölgenin jeolojisi belirlenerek geniş bir alanda ne kadar su havzası olduğu belirlenir, sonrada suyu çıkarıp satma hakkı yandaş firmaya verilir. Yandaş firma suları şişeleyip satmaya başlar. Köyülünün tarlası kurur tarım arazisi vasfını yitirir. Köyde karnını doyurma imkanı kalmayan köylüler şehre göçmeye başlarlar(varoşlara). Bu göçülen şehirlerin birdaha düzeltilemeyecek şekilde sosyo ekonomik yapısını bozar, ortaya megaköyler çıkar. Tarım vasfı yiten araziler şehir merkezine yakınsa ucuz kredi ile konut inşa edilir bazı toprak ağaları zengin olur...

    Hangimizin yazıdığı gerçekte olan, bu ülkenin hikayesi? Hocam ayaklar yere bassın lütfen. Devlet(devlet yönetiminini ele geçiren) adil yöntemi her zaman bulur, cebini doldurmak için. Gücün merkezileşmesinden iyilik çıkmaz.

    Eninde sonunda bu ülke devletçi zihniyetten kurtulacak ama belki bir iki yüzyıl daha lazım.

    Ha bu arada köylülerin kendi arasındaki kavgası elbette çözülür, ideal şeklide hukuk ile çözülmesidir. Ülkede o da yok farkındayım. Ama köylünün zeytinliğine Cengiz Holding RES inşaa ederse köylü kime nereye gidecek?

  8. #8
    yandaşlara verilmesi elbette yanlış olur.

    burada olayın genel çerçevesini anlamaya çalışıyoruz. bilimsel olarak net bir gerçek var: aşırı ve kontrolsuz kullanım çevre felaketlerine yol açıyor, su kaynaklarını geri dönüşü olmayan kötü noktalara getiriyor.

    karar alma mekanizmalarına daha çok katılmaya çalışın. bu adamların bu kadar rahat at koşturmasının nedeni boş kaleye oynamaları.

    benim yazdıklarımın bütününe bakarsanız zaten mevcut zihniyetin ne kadar ilkel olduğunu ve ülkeye kötülükleri dokunduğunu yazıyorum.


    ancak bizim ellerimiz armut mu topluyor ? neden adamlar kadar panel, toplantı vb düzenlenmiyor. bir tv kanalını bir gün aramıştım, neden muhalefeti daha çok göstermiyorsunuz da durmadan mevcut zihniyetin bakanlarının katıldığı toplantıları yada beyanatlarını yayınlıyorsunuz diye ? adamlarda bana "onların (muhalefet) yayınlanacak fazla etkinlikleri olmuyor" şeklinde olmuştu.

    kanalın bu söylediklerinde gerçeklik payı var mı? bence evet. kanallar baskı altında elbette muhalefeti fazla çıkarmamaya çalışır ama merkez medyada sizin sürekli çeşitli konularda toplantı filan yapmanızı uzun süre görmezden gelemez. neticede daha etkin biçimde yapılan talanlara ve yolsuzluklara karşı bilinçlendirme yapmak gerekiyor.
    It is not because things are difficult that we do not dare, it is because we do not dare that they are difficult. (Seneca)

Sayfa 1/2 12 SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •