Ingiliz sair Thomas Ernest Hulme’nin dogum yildonumu (16 Eylul 1883)
Hafif bir ayaz guz gecesinde
Dolastim disarda
Ve bir cite yaslanan kirmizi ayi gordum
Yanaklari kizarmis bir ciftciyi andiran.
Durup konusmadan basimla selamladim,
Istekli yildizlar sarmisti dort bir yani
Bembeyaz yuzleriyle sehir cocuklarinin.
Yuırudum vadideki koruya yuregim sevinc icinde
Sumbuller mevsiminde,
Guzellik kokulu bir ortu gibi
Sarip boguncaya kadar beni.
Oylece kalakaldim, kiskivrak, kollari bagli
Kendi kendinin hadimi olan o guzellikle.
Simdi karisiyorum o son irmaga
Ilencli, bir cuvalda, cit cikarmadan,
Bogazi seyre dalan herhangi bir Turk gibi.
Lighthearted I walked into the valley wood
In the time of hyacinths,
Till beauty like a scented cloth
Cast over, stifled me. I was bound
Motionless and faint of breath
By loveliness that is her own eunuch.
Now pass I to the final river
Ignominiously, in a sack, without sound,
As any peeping Turk to the Bosphorus.
Sessiz rihtimin ustunde gece yarisi,
Geminin direginin iplerine takilmis
Asili duruyor ay. O kadar uzakmis gibi gorunen
Bir cocugun balonu yalniz, oyundan sonra unutulmus.
Above the quiet dock in mid night,
Tangled in the tall mast’s corded height,
Hangs the moon. What seemed so far away
Is but a child’s balloon, forgotten after play.




Alıntı yaparak yanıtla






Yer İmleri