Auschwitz'den kurtulan Italyan kimyager ve yazar Primo Levi'nin dogum yil donumu (31 Temmuz 1919)
"Gercek Universitem Auschwitz'di. / La Mia vera Università di stato di Auschwitz. / Meine wahre Universität war Auschwitz."
"Beni, insan izine bile rastlanmayan uzakliklara, bir vahsi gibi iz surdugu guzergahlara, taze karlarin icinde uzun yuruyuslere suruklerdi . Yaz geldigindeyse, onunla birlikte, insan eli degmemiş kayalarin uzerinde parmak uclarimiz kanayarak, gunes sarhosu, siginaktan siginaga suruklenirdim. Ama asla ne o meshur zirvelere ne de unutulmayacak maceralarin pesine gidilmezdi; bu tur seyler umurunda bile degildi. Umurunda olan tek sey, sinirlari tanimak, olcmek ve gelistirmekti. Sanki ay be ay yaklasan, demir kadar sert bir gelecek (naziler) icin kendini (ve beni) hazirlama ihtiyaci duyuyordu. Kuvvetlenen bir isik misali sessiz ve bulasici bir mutluluktu onunki. Saatleri sevmezdi; bitmeyen uyari tiktaklarini davetsiz bir mudahale gibi gorurdu.
Bir defasinda ayİ eti yemistik. Simdi, aradan yillar gectikten sonra, bu kadar az yedigim icin fena halde pismanim. Zira hayatin bana sundugu guzellikler icinde, o etin lezzeti, yani guclu, ozgur hatta hata yapacak kadar ozgur olmanin ve kendi kaderimizin efendisi olmanin tadina biraz olsun benzeyen baska bir lezzet olmadi." Periyodik Tablo, Hayatta Kalma Oykuleri
"Mi trascinava in estenuanti cavalcate nella neve fresca, lontano da ogni traccia umana, seguendo itinerari che sembrava intuire come un selvaggio. D'estate, di rifugio in rifugio, ad ubriacarci di sole, di fatica e di vento, ed a limarci la pelle dei polpastrelli su roccia mai prima toccata da mano d'uomo: ma non sulle cime famose, né alla ricerca dell'impresa memorabile; di questo non gli importava proprio niente. Gli importava conoscere i suoi limiti, misurarsi e migliorarsi; più oscuramente, sentiva il bisogno di prepararsi (e di prepararmi) per un avvenire di ferro, di mese in mese più vicino.Non amava gli orologi: ne sentiva il tacito continuo ammonimento come un'intrusione arbitraria.
Bene, la gustammo, la carne dell'orso, nel corso di quella notte che trovammo lunga.Era questa, la carne dell'orso: e ora che sono passati molti anni, rimpiango di averne mangiata poca, poiché, di tutto quanto la vita mi ha dato di buono, nulla ha avuto, neppure alla lontana, il sapore di quella carne, che è il sapore di essere forti e liberi, liberi anche di sbagliare, e padroni del proprio destino."
Guven icinde yasarsiniz
Ilik evlerinizde,
Bulursunuz, aksam dondugunuzde,
Sicak as ve dost yuzler:
Dusunun bu da bir insan midir
Camurlarda calisir
Baris nedir bilmez
Savasir bir dilim ekmek icin
Kal de kalir ol de olur.
Dusunun bu da bir kadin midir,
Ne saci var ne adi
Hicbir sey animsayacak gucu yok,
Gozleri bombos ve kucagi buz kesmis
Bir kis kurbagasi gibi.
Iyice kafa yorun bu konuda:
Size soyluyorum bu sozleri.
Cikarmayin onlari kalbinizden
Yuvanizda, sokakta,
Yatarken kalkarken;
Yineleyin onlari cocuklariniza,
Yoksa yikilsin eviniz basiniza,
Hastaliklar sakat biraksin,
Dilerim cocuklariniz bakmaz bir daha yuzunuze.




Alıntı yaparak yanıtla







Yer İmleri