Fanny yenge "Vanitas," diyor. "Hangi kelimenin Latincesi?"
"Kibir" diye tahmin ediyorum.
"Iki anlama gelen bir kelime. Bana soyleyebilir misin?"
"Bir... Guzel ve hos giyimli olmak icin arzu duymak," diye cevaplamaya basliyorum.
Kafasini salliyor ama beni duzeltiyor: "Kendini begenmislik. Kendi guzelliginin, cazibesinin ya da becerilerinin cok yukseklerde oldugunu savunmak. Fakat ayni zamanda beyhudelik anlamina da gelir," diyor kendinden emin bir tavirla. "Degersizlik. Bos yere yapilan sey. Kibir tablolari insanoglunun tum isteklerinin beyhudeligini resmeder." Karin Slaughter, Buyu Gibi
'Vanitas,' says Tante Fanny. 'The Latin word for?'
'Vanity,' I guess.
'A word with two meanings. Can you supply them?'
'A… a desire to be pretty or finely dressed,' I begin.
She nods, but corrects me: 'Self-conceit. The holding of too high an opinion of one's beauty, charms or talents. But it also means futility,' she says, very crisp. 'Worthlessness. What is done in vain. Vanitas paintings illustrate the vanity of all human wishes.


Alıntı yaparak yanıtla







Yer İmleri