hayýrlýsý olsun
hayýrlýsý olsun
Ýzmir Ýktisat Kongresi (17 Þubat 1923)
Aþar(Öþür) Vergisinin Kaldýrýlmasý (17 Þubat 1925)
Çiftçinin Özendirilmesi(1925)
Örnek Çiftliklerin Kurulmasý (1925)
Tarým Kredi Kooperatifleri'nin Kurulmasý (1925)
Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926)
Sanayi Teþvik Kanunu (28 Mayýs 1927)
I. ve II. Kalkýnma Planlarý (1933, 1937)
Yüksek Ziraat Enstitüsü'nün Kurulmasý (1933)
Ticaret ve Sanayi Odalarýnýn Kurulmasý (1935)
I. ve II. Kalkýnma Planlarý (1933, 1937)
“Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”Aþýk Veysel Þatýroðlu
“Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”Aþýk Veysel Þatýroðlu
Yazar tarýmýn kýlcal damarlarýna kadar girip sektörün sorunlarýný net bir þekilde dile getirmiþ.
Eline emeðine saðlýk.
1-) çiftçilik getirisi düþük, emeði bol ve zor, üstelik riskli bir meslektir.
2-) bu nedenle, özellikle geliþmiþ ülkelerde bu iþi yapmak isteyen insan sayýsý oldukça azdýr.
3-) lakin insanlarýn yemek yemesi gerekli. yani üretim þart.
4-) hali ile bu zor, kazancý düþük, riskli ve tehlikeli mesleði birilerinin yapmasý lazým.
hal böyle olunca, dünyadaki hemen hemen tüm (özellikle de tarýmda liderliðe oynayan) devletler, çiftçilerine sahip çýkar.
peki nasýl?
- modern devletler, bütçe üzerinden, ürettiklerine göre çiftçiye maddi destek verirler. mesela hollanda'da geçen yýl için tarýma aktarýlan destek tutarý (yanlýþ hatýrlamýyorsam) gsmh'nýn %8.6'sýydý.
- yine devletler, çiftçinin temel gideri olan mazotu ucuz verir. yine hollanda'da yapýlan "kýrmýzý mazot" uygulamasý mesela.. bu uygulamada devlet, tarýmsal üretim yapan çiftçilere, rengi kýrmýzý olan ve sadece tarýmsal üretimde kullanýlmasý amacý ile çok çok ucuz bi fiyattan (aslýnda sadece vergisiz olarak) verir bu mazotu.
çiftçi de bu ucuz mazot sayesinde: bol ve kaliteli iþçilik yapar:
a-) verimini artýrýr. (misal almaya'ným ortalama buðday verimi 960kg/da iken türkiye'nin ortalama buðday verimi 297 kg/da'da kalýr) (not: özelden çok soran oldu. "da" dekarýn kýsaltmasý: 1000m2'lik alan ölçüsü)
b-) ürünün kalitesini artýrýr.
iþte adaletsizlik burada baþlar:
2 adet traktörüm var. sadece 1 tanesinin deposu 500 liraya doluyor. bu mazotla ortalama 8 saat çalýþýyor. samimi olarak söylüyorum, marþýna basmaya korkuyorum. ben kaça kaça, korka korka iþ yaparken hollandalý çiftçinin kafa rahat. mazotu benim aldýðýmýn 3'te birine aldýðýndan hali ile tarlada iþ deðil, sanat yapýyor. (biz de çok kötü olmasak da harmanda muhakkak farký koyuyor elin oðlu)
yanlýz kimse iyimser olmasýn. bu ucuza mal ettiði ürünü, sýrf ucuza mal oluyor diye ucuza satmaz. mükemmelleþen kooperatifleþme sayesinde pahalýya, en kötü ihtimal gerçek deðerine satar. ciddi para kazanýr. kendi de kalkýnýr, ülke de.
yine yanlýþ anlaþýlmasýn. bu kýyaklar çiftçinin kara kaþýna, kara gözüne yapýlmaz. amaç, bu adamlarýn hayatlarýný, daha doðrusu "üretimlerini devam ettirebilmelerini" saðlamaktýr. çünkü bu adamlar, aldýklarý mazotu bodrum'a tatile gitmek için kullanmaz, sizin her gün sofranýzda gelen ekmeði üretmek için kullanýr. hatta kursaðýnýzdan geçen her þeyi üretmek için. hepsinin içinde bu adamlarýn alýn terleri var.
çünkü:
onlar üretemezse, ürün azalýr, arz düþer, fiyat artar, alým zorlaþýr. 1 kg patates 4 lira olur. toplumda "bu nedir kardeþim" naralarý yükselmeye baþlar. hükümet tepki çekmemek için ithalatý açar. kendi ülkesinde mazotu 1.5 , gübreyi 0,50 liradan alan tuzu kuru hans'ýn düþük maliyetle ürettiði ucuz ürün, bizim ülkeye girer, kapýþ kapýþ tüketilir. sahipsizlik yüzünden oldukça pahalýya mal olmuþ osman emmi'nin malý ise bu ithalat yüzünden "pul" olur. çatýr çatýr, göz göre göre "haksýz rekabete" sokulur. osman emmi maliyeti kurtaramaz. borçlarýný ödeyemez. tarlayý satar, anasý aðlar.
bundan sonrasý tam anlamý ile kýsýr döngüdür.
konumuza dönelim.
þimdi eldeki donelere göre dünyada ve türkiye'deki durumu kýyaslayalým ve sektörün neden çöktüðünü anlayalým:
d- dünyada tarým politikalarý ülkenin nüfus artýþýndan, tarým alanlarýnýn efektif kullanýmýna, hatta uluslararý rekolte eðrilerine kadar bir çok unsur göz önüne alýnarak ve takriben "30-40 yýllýk" planlar çerçevesinde yapýlýr.
t- türkiye'nin tarým politikasý hükümete, tarým bakanýna, tarým bakanýnýn müsteþarlarýna, tkdk müdürüne, yýla, aya, hatta güne hatta saate göre deðiþir. özetle ülkenin geleceði demek olan bir sektör, oy uðruna meze edilir. tarým politikasý olmayan bir ülke de rüzgarda yaprak misali oradan oraya vurur, durur.
"tarýmýný geliþtirmeden geliþmiþ ülke olan bir devlet yoktur dünya üzerinde". önemini buradan çýkartabilirsiniz.
bizde tarým politikasý diye birþey yoktur. çünkü tarým politikasý olan bir ülkede 2012 saman krizi olmaz. yada 2014 patates krizi.
2012 saman balyasý (25kg) fiyatý: 20.00 tl
2015 saman balyasý (25kg) fiyatý: 4.50 tl
2012 ocak patates fiyatý: 0.25 tl
2014 ocak patates fiyatý: 2.50 tl
kayýsý, mandalina, üzüm, soðan, ayçiçeði, yonca.... liste uzun.
bi sektörü bitiren þey, fiyatlarýn yüksek yada düþük olmasý deðil, "istikrarsýzlýk"týr. istikrarsýzlýðýn sebebi ise plansýzlýktýr.
"devlet planlama teþkilatýný kapatan bir zihniyetten bahsediyorsak þaþýrmamak lazým. tamam ama bu kadarý da aðýr gelmeye baþladý. çünkü tarým, bu denli bir plansýzlýðý kaldýrabilecek bir sektör deðil.
malatya'da "kayýsý bahçeleri kurun" diye hop hop hopladý devlet. þimdi yer gök kayýsýlýk, kayýsý yetiþiyor, üretim artýyor ama üreten kan aðlýyor. malatyalý bir arkadaþým ile konuþtuk geçen. "borçlarýmý ödeyemiyorum, traktörümü satýcam" dedi. arz artýþý=fiyat düþüþü, artý fazla üretimin kanalize edilememesi mahvetti üreticiyi.
aynýsý þu an ceviz için yapýlýyor. 15 yýl içinde, milyonlar harcanarak kurulmuþ bir çok cevizlik keresteye gidecek. söyledi dersiniz.
özetle çiftçinin iþi kumar oynamak deðil, üretmek. ben þu an ekeceðim hiç bir mahsülden ne kazanacaðýmý bilmiyorum. hollandalý meslektaþým 3 yýl sonrakini biliyor.
olay bu.
bir malýn fiyatý sürekli sabit kalmaz. bu dalgalanma her ülkede olur. %5-10 normaldir. ekstrem koþullarda %50'ye kadar çýkar. ama büyük bir kýtlýk yada savaþ olmadýðý sürece, asla %500-%1000 gibi rakamlar olmaz. bu katliama sadece bizde tanýk olursunuz.
hali ile bir önceki yýl para etmiþ olan ürünlere standart bir yýðýlma olur, fiyatar dibe çakar bu memlekette.
çiftçi kardeþlerime ufak ama hayati bir öneri: bu ülkede bir yýl para eden bir mahsül, bir sonraki yýl asla etmez. sakýn cazibeye kapýlmayýn.
d- dünyada en ucuz mazotu, üreten çiftçiler alýr.
t- bizde mavi tura çýkacak 6 milyon dolarlýk yat sahipleri (bir de bilalcikler)
rte 2002 yýlýnda, seçim propagandasýnda "çiftçiye ucuz mazot müjdesi" vermiþti. 13 yýl oldu. elbette sözünü tutmadý. tutmasýný da beklemiyorduk zaten (tiyniyet belli). ama "ötv" ile hançerlemesini de beklemiyorduk. çünkü adý üzerinde "özel tüketim" vergisi. ekmeði üretmek için harcanan mazotun "özel tüketime" sokulabileceðine kimse ihtimal vermiyordu.
diðer bir çok þey gibi bu da bir hayaldi, gerçek oldu.
d- global fiyat spekülasyonlarýnda, çiftçinin zarar görmemesi için çeþitli devlet sübvansiyonlarý vardýr. ýthalatý/ihracatý kapama-açma, taban-tavan fiyat belirleme, gerektiðimde ürünü þahsen satýn alma gibi. amaç, zaten tüm varlýðý bir "bulutun" (i-cloud deðil, gerçek bulut) altýnda olan çiftçinin serbest piyasa oyunlarýna kurban gitmesini önlemektir. bunun için tam teþekkülü kurumlarý vardýr.
t- bizde spekülasyonu bi'zat devlet yapar. nasýl?
2014 yýlýnda bin bir emek ile yetiþtirdiðim buðdayýmý satacaðým. borcum var, onu ödeyeceðim. fabrikalardan fiyat alýyorum. devlete ait topak mahsülleri ofisi (tmo) isimli bir kurumumuz var. bu kurum bazý yýllar taban fiyat açýklamasý yapar ve piyasadaki fazla buðdayý toplar. özel fabrikalar, bu kurum açýklama yapmadan, ihtiyaçlarýný bir an önce toplamak için iyi bir fiyat verir ve hýzlýca alým yapar. keza taban fiyat verildikten sonra genellikle yükseliþe geçer mahsül fiyatý.
tam bu sýrada bir fabrika tarafýndan buðdayýma 815 tl/ton fiyat verildi. anlaþtýk. "hasadý bitirip malý göndereceðim" dedim.
o esnada bir bakanýmýz (üzerine hiç vazife olmamasýna raðmen) açýklama yaptý: "tmo açýlmayacak, fiyat açýklamýyoruz, çiftçi fiyattan memnun"!?...
bunun anlamý: "sevgili fabrikacý, deðirmenci, tüccar arkadaþlarým. ben bu demeç ile çiftçiyi çýrýl çýplak soydum, ellerini kollarýný baðladým, öne eðdirdim, vazelin de sürdüm, hatta yanaklarýný bile gerdirdim. her þeyi ile senindir. istediðin pozisyonda, istediðin kadar ...... " demektir.
dünya çiftçisine sahip çýkarken bizimki býrakýn sahip çýkmayý, kurtlarýn önüne atmýþtý.. yanýmýzda olmasýný beklemiyoruz zaten. o umut çoktan bitti. en azýndan aleyhimize demeç vermeseydi.. kýsaca hiç bir þey yapmasýn, sadece sussun, bize yetecekti. ama susmadýlar.
haliyle film o gün koptu.
daha önce fiyat verenler dahil, tüm tüccar ve fabrikalar alýmý durdurdu. 10 gün boyunca trakya'da buðday satýþý olmadý. nereyi arasam "fiyatlar belirsiz, alýmlarý durdurduk" cevabý alýyordum. çevremde da benim gibi binlerce çiftçi vardý.
borcun vadesi yaklaþýyor. yapýlacak birþey kalmadý. çaresizlik içinde, rica minnet (yalvara yakara) 650 tl/ton'dan bir zahireciye buðdayýmý döktüm.
bir ...... yüzünden toplam mahsülümün 5'te 1'ini, kazanacaðým net kazancýn da %40'ýný, sadece 1 gün içinde kaybettim. bu benden çalýndý ve baþkalarýnýn cebine kondu.
özetle "serbest piyasa"yý yanlýþ yerinden anlamýþ insanlarýn elinde orta malýdýr çiftçi..
d- baþta da deðindik. çiftçiye yapýlan destek ülkeden ülkeye deðiþiklik gösterse de %3 ile %11 arasýnda deðiþiyor.
t- tarým bakaný'mýzýn gazetelerde bol bol "çiftçiye müthiþ destek" açýklamalarý var. peki durum gerçekten öyle mi?
tarým kanunu, madde 21: "türkiye'de tarýma ayrýlacak destek, gsmh'nin %1'inden az olamaz. (2001 yýlýnda ecevit döneminde %8 civarýndaydý)
ýnceden hesaplayalým:
2013 gsmh: 1.565 milyar lira.
2013 gsmh'nin %1'i: 15.65 milyar lira. (ayrýlmasý gereken destek)
2014 tarýma ayrýlan toplam destek: 9.4 milyar lira.
6.25 milyar lira nerede kardeþim? nereye kimin cebine gitti?
devlet kendi eliyle yasayý çiðniyor..
özet: bütçeden verilen destekten bile çalýnmýþ
d- sektörel tehlikeleri yöneticiler görür ve zamanýnda önlem alýr.
t- çiftçi doðrudan baþbakana gider, "anamýz aðlýyor sayýn baþbakan" der. amacý durumu anlatmak, birþeyleri deðiþtimektir. aldýðý cevap "***** da al git lan, artistlik yapma!" olur. çiftçinin de çok alternatifi yoktur. anasýný da alýr, baþka mecralarda aramaya baþlar ekmeðini.
daha yüzlerce yanlýþ, bir o kadar anlatýlacak þey var. zaten yaþýyorum. bir de anlatmasý yordu açýkçasý..
peki bu ülkeyi yönetenler bu durumun farkýnda deðil mi?
elbette farkýnda.
lakin demokrasilerin bazý kötü yanlarý var. mesela 9 ekonomi profesörünün görüþü, 10 okuma yazma bilmeyen kara cahilin fikri ile çöpe atýlabilir ve bunun adý adalet olur.
bu yüzden, özellikle halkýn genelinin cahil olduðu, oturmamýþ demokrasilerde "saman, ot, buðday, tarla, traktör, tarým, mahsül" gibi kavramlara odaklanmak iþinize yaramaz. hatta gelecek için risklidir.
size asýl gerekli olan þey, yandaþ televizyonlarda 24 kesintisiz olarak yaptýracaðýnýz beyin yýkamadýr. bu açýdan bakýnca, tarým politikalarý yerine, havuz medyasý kurmak için enerji harcamak, çok daha yerinde bir davranýþ aslýnda.
bir de sektöre yabancýlýk hat safhada. hükümette bu iþin içinden gelmiþ tek bir kiþi yok. hali ile bilgi sýfýr. tarým bakaný mehdi eker bir açýklamasýnda "bildiðiniz üzere inekler dört ayaklý ve cüsseli hayvanlardýr. bayýr arazilerde otlayamaz, yuvarlanýrlar" diye bir cümle kurmuþtu. "yuvarlanýrlar" tam olarak bu kelime.. (araba lastiði mi len bu)
evet. bu cümleyi "tarým bakaný" kurdu. donanýma bakýn. sonra fransa, tarým alanýndaki üstün hizmetlerinden ötürü "liyakat niþaný" verdi kendisine. lakin bu üstün hizmeti kime ettiði kýsmýný bir türlü anlayamadým.. çünkü ben bu ülkenin çiftçisiyim. ben bi hizmet görmedim. çok ilginç..
hükümetin amacý tarýmsal istihdamý azaltmak, bunu anlamak zor deðil. lakin bunu, sektörde çalýþanlarý "iflas ettirerek" yapamazsýnýz. yapmaya kalkarsanýz, "sektörü de iflas ettirirsiniz".
özetle:
þu an dünyanýn 103 ülkesinden tarýmsal ithalat yapýyoruz. ve emin olun bu günler iyi günlerimiz.
taným ekleme:
ipard'ýn ne olduðunu bilmemesine raðmen ülke tarýmýný ipard'a indirgeyebilen, buna raðmen iþin içinde olduðunu iddia edenlerin varlýðýný göstermiþtir.
1-) ipard hükümet icraatý deðil, avrupa birliðine ait katýlým öncesi tarýmsal kalkýnma programýdýr. finansmaný hükümet deðil, ab tarafýndan saðlanýr. hükümet, bu fonun adam gibi, adilce daðýtýlmasýný bile beceremez. ülkeye ait her deðerde olduðu gibi bu da aðýrlýklý olarak yandaþlara peþkeþ çekilmekte kullanýlýr.
2-) akp'nin yüksek oy aldýðý, sadece 42 ili kapsar. mesela türkiye'de tarýmýn yýldýzý olan tekirdað, ipard kapsamýna alýnmaz. neden? chp'ye oy verdi. (adaletinizin amk)
3-) faydalanan çiftçi sayýsý, %1'in altýndadýr.
yani insan celladýný bu kadar sevebilir..
edit: ülke sorunlarýný anlatabilmek adýna yazýlmýþ, hem uzun, hem de sýkýcý bir yazýyý debe'ye sokuyorsanýz, hala umut var demektir.
teþekkürler sözlük.
hadi þu 7 haziran'da da bir el atýn, bitsin bu kabus..
söz, karpuzlar benden.
edit 2: sað olun arkadaþlar. çok mesaj geldi. bi ekleme yapalým.
çuvaldýzý baþkasýna batýrýp iðneyi kendimize ayýrmak olmaz.
bizim meslekte de, diðer her meslek grubunda olduðu gibi çok davar var. hatta ortalamanýn üzerindedir. ýþin içindeyim. ordan biliyorum. bunun bi güzel, çokça da kötü yaný var:
güzel, çünkü davarý gütmesi kolaydýr. iyi bir yönetim baþa geldiðinde toparlanma açýsýndan hýzlý sonuç alýrsýnýz.
- kötü, çünkü insanlarýn haklarýný aramasý ile davarlýklarý arasýnda ters orantý vardýr. biri artýnca, diðeri azalýr. hali ile bizim sektör suistimale inanýlmaz açýktýr. mesela ülkede olan biten her olumsuzluðun ucu bir þekilde bize girer. ülkedeki tüm olumsuzluklarýn bedeli sizin sýrtýnýza yüklenir.
- kötü, çünkü çitçi malý deðer kazansýn diye kooperatif kurarlar. kooperatif baþkaný 17.000 lira maaþ alýr, ruhu duymaz.
- kötü, çünkü öpüle, öpüle paronayaklaþýr, ticaret adabýna yakýþmayacak dengesizlikler yaparsýnýz.
- liste uzar.
çiftçinin ikinci hatasý da kendini geliþime kapamasýdýr. tabi bu noktada da en önemli etken "para kazanamamasý"dýr. aylýk 20 bin net kazanan biri meslekte kendini geliþtirmeye uðraþýr. çünkü karþýlýðýný alýr. ama kazanamýyorsanýz, ne yaparsanýz yapýn, "öðrenilmiþ çaresizlik" denen kavram sizi bulur. özeti: siz ne kadar uðraþýrsanýz uðraþýn, olacaðý kadar olur, mantýðýdýr.
tabi hiç bir açýklama, insanýn kendini geliþtirmemesi için bahane olarak kabul edilemez. hangi iþi yapýyorsan yap, ne kadar kazanýyorsun kazan, geliþime açýk olmak baþarýnýn ilk kuralý günümüzde. baþka türlü hayatta kalma þansýnýz dahi olmaz. lakin yukarýda da bahsettim. çiftçi kalitesiz ise, hem kazancý düþük, hem de zor bir meslek olmasýndan. kaliteli insanlar doðal olarak daha fazla kazanabilecekleri diðer sektörlere kayýyorlar.
bu "geliþmemiþlik" þu anki çöküþün de nedenlerinden biridir. örneðin almaya'da çiftçilik yapan konu mankenimiz hans, 16 besin elementini, tüm fonksiyonlarý ve iþlevleriyle, üstelik antagonizm tablosundaki konularý ile birlikte ezbere bilir. bizde "say" desen, çok ziraat mühendisi isimlerini sayamaz. çiftçinin daha organik maddeden, npk'dan, ph'tan haberi yok. acý ama gerçek.
son olarak çöküþte rolü olan 2 grup daha var.
1-) alýcýlar (tüccarler, fabrikalar, kabzýmallar, vs): kar amacý gütmeleri zorunlu. bu tamam. ama doymak bilmeyen bi açlýk var fabrikacý ve tüccarlarda. yani "biz bunlarý çok öptük, biraz ara verelim, soluklansýnlar" yok. eðer bi malý çiftçinin elinden bedavaya alabilecek þanslarý varsa, zerre duraksamaz, alýrlar. vicdan ve acýma yok. sanki karþýlarýndaki kiþiler düþmanlarý.. bu adamlar olmadýðýnda, yani üretim tamamen durduðunda olabilecekleri umursamýyorlar. oysa her ikisi de ayný gemide.
bilmeleri lazým ki bir sistemin çalýþabilmesi için tüm çarklarýn dönebilecek durumda olmasý þarttýr. iþin özünde üretene göbeklerinden baðlýlar. ham madde olmadan yarý mamûl, yarý mamûl olmadan mamûl olmaz. ülkede sanayiciye saygý duyuluyor. ama onlarýn da biraz saygý duymasý, biraz daha vicdanlý davranmasý lazým.
ayrýca yukarýda bahsedilen aracýlar, fiyat dalgalanmalarýnda en söz sahibi olan kesimdir. antalya'da mandalina 25 kuruþa alýcý bulamazken istanbulda ayný mandalinayi 2 liradan ucuza bulamýyorsanýz, bunun ana sorumlusu aracýlar, ikincil sorumlusu bu kadar çok komisyoncuya göz yuman, fiyata müdahale etmeyen devlettir.
son suçlu da, birleþip daðýtým aðý olan bir kooperatif kurmayý becerememiþ basiretsiz çiftçilerdir.
2-) müþteri kitlesi çiftçiler olan sektörler. en baþta ekipman, gübre ve ilaç üreticileri.
- gübre üreticilerinin her ürettiði ürün mucize. açýklama yok, araþtýrma yok. yalan ve cehalet çok. 0,50 liraya mal edilen 1 litre sývý gübreyi, piyasada 10 liradan ucuza bulabilmeniz imkansýz. tüm yýl çalýþýp %50-60 kazanan insanlara %2000 saplamak adettendir. iþin acý tarafý, bunu doðrudan çiftçinin kendi kurduðu kooperatifler de yapar. mesela tüm ülkede þubeleri olan tarým kredi kooperatifi. doðrudan çiftçi kooperatifidir ama gelin görün ki en pahalý ürünü yine o satar. böyle bir komediyi dünyanýn baþka hiç bir yerinde göremezsiniz. tamam, çiftçi kesimi cahil ama bu kusurdan bu kadar faydalanmak da ne kadar etik?
- katý gübrelerde durum daha kötü. ülkede "eksik içerik" nedeni ile malý toplanmamýþ ya 1, ya 2 tane firma vardýr. dolgu maddeleri konusu daha bi içler acýsý. 21. yüzyýldayýz ve hala dolgu maddesi için çakýl taþý-kum ikilisinden vazgeçemediler. avrupa organomineral'e geçeli 20 yýl oldu.
- ilaç üreticileri de keza ayný. hepsinde "nasýl olsa alacaklar" mantýðý hakim. ne bir karýþabilirlik tablosu. ne bir sinerjiklik denemesi, ne de bi bitki besinleri iliþki testi. fuarlara binlerce lira dökülüyor ama gerçekten çiftçi menfaatine tek bir çalýþma yok. saha elemanlarýnýn kalitesine hiç girmiyorum. tanýdýklarým var. ayýp olur.
- ekipman üreticilerimiz de son darbeyi vuran kesimdir. almanya'nýn 1958'de kullandýðý, en yaygýn ekipman olan pulluðun p ve x kulak formunu üreten firma yok bu memlekette. biraz boya, biraz reklam. hepsi o. ekipmanýn iþ kalitesi, verimliliði, yakýt ekonomisi üzerine en küçük bir çalýþma yok. tonu 2 lira olan demiri, biraz allayýp pullayýp, yine demir yýðýný olarak, ama bu sefer 10 liradan satmak sektörün genel prensibi. koca memlekette, sadece 1 tane tarým ekipmanlarý ar-ge tesisi var. tarýmsal patent baþvurularýný inceleyin, zaten 3-5 tane, gülmekten karnýnýza aðrýlar girer. konya tarým sanayisinin baþkenti deðil, tasarým hýrsýzlýðýnýn baþkenti olmuþ. gerisini siz tasavvur edin.
"þu an öyle bir sistem getirildi ki, çiftçi ile çalýþan herkes para kazanýyor, çiftçi kazanamýyor."
olayýn tüm özeti bu.
sorular geldikçe konuya sürekli yeni ekleme yapmak zorunda kalýyoruz. kusura bakmayýn.
nedendir bilmem yazýya yoðun bir ilgi oluþtu. hatta fikirlerim ile örtüþtüðünü gören bazý arkadaþlarým, yazýnýn nette dolaþan imzasýz versiyonlarýný göndermiþler tiwitter üzerinden. sað olsunlar
durumun vehamet tablosunu çiziyoruz madem, bir konuya deðinmenden olmaz.
peki madem þartlar bu kadar kötü, sektördeki az sayýdaki kafasý çalýþan çifti ne yapýyor bu durum karþýsýnda?
en insani tepkiyi veriyor:
"kaçýyor"
evet. aynen öyle. tasý taraðý toplayýp yurt dýþýna kaçýyor.
þu an sýrf çiftçilik yapmak için yurt dýþýna çýkan birden çok arkadaþým var. rusya, romanya, bulgaristan ve afrika gittikleri yerlerden bazýlarý.
kendi durumlarýný ve þartlarýný anlatýyorlar. karþýlaþtýralým:
- mazot 1.6-2.1 lira - mazot 3.65 lira
- 18-46 (diamonyum phosphate) dap gübresinin tonu 260$ (sübvansiyonlu) - bizde 1550 tl.
- alým garantisi var - dereye dökme ihtimali var.
- devlet tarafýndan özel mühendis dahil mükemmel teþvikler - ziraat odasý sadece aidat için arar sizi.
olay sadece birey bazýnda da deðil. özellikle bu iþin aðababasý olan büyük tarým firmalarýnda, ülke içindeki yatýrýmlarý azaltýp yurt dýþýna çýkma durumu daha yüksek.
çünkü onlar da anladý. 13 yýl oldu ve hiç bir iyileþtirme, hiç bir hatayý düzeltme giriþimi olmadý. önceki hükumetlere az yada çok diþ geçiriyor, sektör için olumlu iþler yaptýrabiliyorlardý bu aðababalar. lakin akp hükümeti inanýlmaz güçlendi. söz geçiremiyor, baþ edemiyorlar.
trakya'da çeltik üreticileri birliði baþkaný olan ali soydan, bulgaristan'da çeltik üretiyor. daha acýsý olabilir mi?
bunun yanýnda afrikadakilerin durumu, özellikle gýda sýkýntýsý da yaþanmasýndan dolayý daha iyi.
örneðin afrika'da çiftçilik yapmaya giden bir arkadaþýmýz:
konudan sapmayýn ama
düne kadar dünyanýn tarýmsal açýdan kendi kendine yeten 7 ülkesinden biri iken, orta doðunun en büyük tarým ithalatçýsý olduk.
2001 yýlýndan beri çiftçinin borcu "57 kat" arttý. çiftçi ya üretimi býrakýyor, ya yurt dýþýna kaçýyor yada borç bataðýna giriyor. seçenekler bunlar. en azýndan seçme özgürlüðünüz var.
ülkede ekilen tarým arazileri her gün azalýrken, tarýmsal gýda fiyatlarý rekor üstüne rekor kýrarken,
bu memleketin en kaliteli çiftçileri,
dünyanýn en verimli topraklarýný býrakýp,
dünyanýn dört bir yanýna gidiyorlar çiftçilik yapmak için..
ayrýntý isteyenler link'e göz atabilir. haberin eksiði var, fazlasý yok.
son söz:
"ama yol yapýyorlar" diyenlere:
"akp harika yollar yaptý. inkar etmiyoruz.
lakin asfaltýn, kurutmak için üzerine mahsül sermek dýþýnda çiftçi için çok bi anlamý yok..."
An itibariyle.. 14:00
Bloomberg HT'nin düzenlediði TARIM ZÝRVESÝ'nde güzel konulara deðiniliyor...
“Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”Aþýk Veysel Þatýroðlu
“Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”Aþýk Veysel Þatýroðlu
“Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”Aþýk Veysel Þatýroðlu
Yer Ýmleri