İŞTE TÜRK ASKERİ BUDUR

Yurdumuzu gezin görün, nerede bir yeşillik var, neresi nakış nakış
işlenmiş biliniz ki ya orası Mehmetçiğin kışlasıdır ya da oraya Mehmetçiğin eli
değmiştir. Sanmayın ki o güzellikler önceden kalma; tamamı Mehmetçiğin
zekâsının, zevkinin, emeğinin ve vatan sevgisinin ürünüdür. Mehmetçiğin
ayak bastığı her toprak parçası onun gelişiyle vatanlaşmıştır. İhmalden dolayı
çoraklaşmış olan vatan parçaları onunla hayat bulmuştur.
Bütün bu güzellikler Mehmetçiğin bir yönü; onun bir de itaatkârlığı, azmi
ve dayanıklılığı yönü var ki onu da aşağıdaki anekdotta Mehmetçiği hayatının
her anında ayrı bir heyecanla seven büyük Mehmetçik ATATÜRK’ün, kendi
ağzından dinleyelim:
Bir gün ATATÜRK’e Türk askeri hakkında ne düşündüğünü
sormuşlardı.
-Durun size bu konuda bir öykü anlatayım, dedi:
Yıldırım Orduları kumandanı idim. Liman von Sanders Paşa da o sırada
kıt’alarımızı teftişe gelmişti. Hastahaneden yeni çıkmış bir eri de her nasılsa
bölüklerin arasına karıştırmışlar. Von Sanders:
-Canım... böyle adamları da niye buraya gönderirler? diye söylenerek
hasta ve cılız eri göğsünden itti. Mehmetçik derhâl yere yuvarlandı.
Alman generali davasını ispat etmiş olmanın gururu içinde:
-İşte gördünüz ya, dedi, düşmek için bahane arıyormuş!...
O sırada Von Sanders’e bir azizlik yapmak aklıma geldi. Erin yanına
sokularak:
-Ne kof şeymişsin sen, dedim. Dikkat etsene, seni yere yuvarlayan
adam bizden değildi. Ne diye karşı durmadın. Şimdi yeniden yanına gelirse
sıkı dur. Gücün yetiyorsa bir kakma da sen ona vur, dedim.
Sonra da Von Sanders’e dönerek:
-Sizin güçsüz sandığınız er, boş bulunduğu için yere yıkılmış. Türk
askeri amir karşısında dünyanın en uysal askeri olur. Kendisine söyledim:
“Hele gelsin bak, bir daha beni yere yıkabilir mi?”, diyor.
Von Sanders askerlerle şakalaşmasını severdi. Gülerek aynı askerin
yanına geldi. Fakat eliyle dokunur dokunmaz, o güçsüz askerden göğsüne
öyle bir kakma yedi ki, derhâl sırt üstü yuvarlandı. Von Sanders, Mehmetçiğin
karşı koymasına kızmamış, bilâkis Türk askerine karşı olan hayranlığı
artmıştı. O kadar ki yerden kalkınca ilk işi Türk askerinin elini sıkmak oldu.
ATATÜRK:
-İşte Türk askeri budur! diyerek sözlerini bitirmişti.

81 Erendil; s. 43.
Yahya Galip Kargı82