Akşener, Yavaş ve İmamoğlu'nun siyasi geleceği Kılıçdaroğlu'nun kaybetmesine bağlı) Günnaydın...
Akşener, Yavaş ve İmamoğlu'nun siyasi geleceği Kılıçdaroğlu'nun kaybetmesine bağlı) Günnaydın...
İlk tura çoklu aday ile gitmek hükümetin lehine olmaz diye düşünüyorum. Şimdi öyle ya da böyle, Kılıçdaroğlu'na mesafeli olan, oy vermek istemeyen ciddi bir muhalif kesim var ki hatta iktidar seçmeni olup bu kez küskün olan kararsız olan da bir kitle var. Bu kesimi sandığa götürmek gereklidir. Cumhurbaşkanının kemik oyu aşağı yukarı bellidir. Örneğin 20 milyon olsun. 50 milyon seçmeni sandığa götürürseniz bu yüzde 40 yapar. Ama 40 milyonu götürebilirseniz yüzde 50 yapar. Unutmayın seçimlere katılım arttıkça iktidarın oy oranı düşer. Sandığa gitmeyen çok büyük oranda muhalif kesimdir.
İlk turdan sonra diğer muhalif adaylar ile mutlak bir pazarlık safhası olacaktır. Hali hazırda onların da en doğal niyet ve hakkı budur. Bu adaylar ile anlaşılıp seçmenini yönlendirmesi daha rahat sağlanabilir. Hatta mümkünse son ya da son birkaç mitingte KK ya ikinci turda desteğini açıklayacak adaylar da bulunmalıdır.
İlk hedef seçimleri ikinci tura bırakmak olmalı. Şahsen genel kamuoyu, anketler vs aksine seçimlerin ilk turda bitme ihtimali olmadığını düşünüyorum. Eğer ilk tura iki aday ile gidilirse, kendi görüşünü adaylar arasında göremeyecek milyonların sandığa gitmeme ihtimalini çok yüksek ve mevcut Cumhurbaşkanının kazanma şansının hiçte az olmadığını düşünmekteyim.
Ülkenin yüzde 60 civarının mevcut yönetimin kesinlikle değişmesi gerektiğini istediği nettir. Amma velakin ciddi bir kitle de en büyük muhalif adaydan memnun değildir. Bu kitleye en azından ilk turda sandığa gönüllü bir şekilde gitme ve kendini ifade etme şansı tanınmalı ki ikinci turda sandığa gitmesi kolaylaşsın.
muharrem ince gibi muhalefetten oy devşirecek adamlarla girdin mi iktidara yarar
en güçlü 3. aday o
bir halt olacağı yok.
Seçimi kim kazanırsa kazansın eğer beşikten mezara yerli malı kullanımı özendirilmezse ve en tepeden başlayarak aşağıya doğru tasarruf tedbirleri uygulanmazsa ekonomik durum düzelmez.
Yabancılar bize borç verip AVM yaptırdılar, her yerde yabancı ürünler satılıyor.
Yabancılar bize borç verip, ithal sporcu transfer ettirdiler.
Yabancılar bize borç verip, ithal lüks araba lüks çanta lüks giyim lüks ayakkabı aldırdılar.
Yabancılar bize borç verip, ithal beyaz eşya televizyon bilgisayar telefon yazılım aldırdılar.
Sonuç ne oldu? Hak etmediğimiz bir lüksü borç alıp ithalat yaparak yaşıyor olduk. Denk bütçe yapamadık. Gelirimiz giderimizi karşılamadı.
Eskiler bu tür bir problem karşısında ne yapmışlar?
https://m.haberturk.com/yerli-mali-h...leri-3546767/4
YERLİ MALI HAFTASININ AMACI NEDİR?
Tutumun önemini kavratmak.
Küçük yaştan tutumlu olma alışkanlığı kazandırmak.
Yatırımın anlam ve önemini kavratmak.
Tüketim-yatırım ilişkisini açıklamak.
Tüketimde tutumu, tüketimden çok yatırım yapmayı teşfik etmek. Herkesi yatırıma yöneltmek.
Türk mallarını tanıtmak. Yerli malı kullanmanın faydalarını açıklamak. Herkesi yerli malı kullanmaya teşvik ederek yurt ekonomisine katkıda bulunmayı sağlamak.
Sağlıklı, mutlu insanları ile kalkınmış Türkiye yaratmayı görev olarak ilan etmek. Gelecek kuşaklara kalkınmış bir Türkiye bırakmak. Bu güzel yurtta, genç neslin sorumlu ve şerefli yerini almasını sağlamak.
Aynen Böyle yaptı iktidar
Sene 2005 Türkiye ile bir alâkası olmayan John Perkins kitabında anlatıyor; “Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlaraarabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi “ASLA†o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbirşey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır. Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki; “Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin! Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın…†Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz. Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir.â€
______________________________ Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins
Yer İmleri