
Originally Posted by
ekserji
Video’nun tamamını izledim. Oldukça geniş bir perspektifte sohbet edilmiş. Ben özellikle batarya ve enerji depolama tarafına odaklanmaya çalıştım.
Aslında konuya hem uzağım hem de belirli ölçüde yakınım. Burada önemli bir ayrım olduğunu düşünüyorum: Sohbette geçen batarya teknolojisi ile şebeke ölçekli enerji depolama tam olarak aynı şey değil. Elektrikli araçlardaki batarya teknolojisi ile elektriğin depolanması ve şebeke yönetimi farklı ihtiyaçlara hizmet ediyor. Bu ayrımı yapmak önemli.
Türkiye’nin enerji depolama konusunda ciddi bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Özellikle yenilenebilir enerji yatırımları arttıkça bu ihtiyaç daha da belirgin hale geliyor.
Batarya teknolojisi tarafında ise asıl kırılımın Solid-state battery , sodium ion battery veya flow battery ile geleceğini düşünüyorum. Mevcut teknolojilerin büyük ölçüde bir geçiş sürecini temsil ettiğini değerlendiriyorum. Ancak bu dönüşümün kısa vadede gerçekleşmeyebileceğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Diğer taraftan, batarya üretimi konusunda gerçekçi olmak lazım. Çin bu alanda açık ara önde ve ölçek, maliyet ve tedarik zinciri açısından ciddi bir üstünlüğe sahip. Bu nedenle Türkiye’de hücre üretimi seviyesinde rekabet etmek bana çok zor görünüyor. Güneş enerjisi (PV) hücresi üretimi konusu gibi.
Bu noktada Alarko Holding gibi şirketler için daha rasyonel bir yol olduğunu düşünüyorum. Batarya üretmek yerine, mevcut batarya teknolojilerini kullanarak sistem entegrasyonu ve proje geliştirme tarafında yer alabilirler.
Örneğin:
• Batarya sistemlerini entegre ederek anahtar teslim çözümler sunmak
• Enerji depolama sistemleri kurmak veya kurdurmak
• Bu sistemleri işleterek gelir elde etmek
Özellikle elektrik fiyatlarının gün içindeki değişimi burada önemli bir fırsat sunuyor. Düşük fiyatlı saatlerde enerjiyi depolayıp, talebin yüksek ve fiyatların arttığı saatlerde kullanmak veya satmak mümkün. Bu da enerji depolama işini ekonomik olarak anlamlı hale getiriyor.
Türkiye’de aslında kurulu güç anlamında ciddi bir kapasite mevcut. Ancak bu kapasite gün içine dengeli şekilde dağıtılamadığı için özellikle pik saatlerde ek kapasite ihtiyacı doğuyor. Bu da sürekli yeni yatırım ihtiyacını beraberinde getiriyor.
Eğer enerji depolama sistemleri etkin şekilde devreye alınabilirse, bu pik saatlerdeki yük bataryalar üzerinden karşılanabilir. Bu da hem sistem verimliliğini artırır hem de yeni santral yatırımı ihtiyacını azaltabilir.
Sonuç olarak, Türkiye’de batarya üretiminden ziyade enerji depolama sistemlerinin kurulumu, entegrasyonu ve işletilmesi üzerine önemli bir pazar oluşabileceğini düşünüyorum.
Bunda artık geç kalındığını düşündüğümü söylemiştim geçen günlerde. YEO, POMEGA, AKSA BESS falan bir çok şirket var sahada artık.
"Adamın ahmağı malını gereksiz övermiş, daha ahmağı da başkasının malını yalan yere yerip kendi malını övermiş"
Yer İmleri