"Cemal Süreya ölmüþ diyorlar; ilahi Azrail!
Cemal Süreya ölür mü hiç!"
Turgut Uyar
"Cemal Süreya ölmüþ diyorlar; ilahi Azrail!
Cemal Süreya ölür mü hiç!"
Turgut Uyar
Herkesin bir gideni vardýr.
Ýçinden bir türlü uðurlayamadýðý…
Turgut Uyar
Uzaktaki büyük suçun yakýndaki küçük ortaklarýyýz.
Ece Ayhan
“Ülkem uyur,
ben sana dolaþmaya çýkardým.”
Ýlhan Berk
https://www.aydinlik.com.tr/karacaog...lari-mart-2019
Karacaoðlan'ýn Üç Güzeli!
Ben meylimi üç güzele düþürdüm, diye baþlar þiirine Karacaoðlan: "Biri þemsi, biri kamer, ille elif." Üç güzeli birden sevmiþ. Karacaoðlan, sever. Þairdir, uzaktan, yanarak sever. Bazen kendi bile bilmez severken. Devam: "Onlarýn aþkýyla aklým þaþýrdým / Biri þemsi, biri kamer, ille elif." Þaþýrýrsýn tabii. Þiir var bu pazar ey okur; ne güzel. Hangi gazetede, benden baþka kim þiirden bahseder:
"Birinin evleri kaya baþýnda / Birinin evleri alným duþunda / Biri yeni deðmiþ on beþ yaþýnda / Biri þemsi, biri kamer, ille elif." Güzelleri biraz tarif etti, hanýmefendilerin adresini de verdi, besbelli gidip saatlerce dolanýyor oralarda. Biraz da tanýtsýn: "Birinin parmaðý dopdolu yüzük / Birinin kolunda sýrça bilezik / Büyüðünü sevsem küçüðe yazýk / Biri þemsi, biri kamer, ille elif." Sýnýfsal tespiti de koydu masaya. Bunlar belli ki bey, paþa kýzý. Belki de evliler, olur a! Ne demiþti Karacaoðlan soyundan Süreya: "Evli bir kadýnla raký içerken / Rozet gibi göðsüne takmýþ cesaretini."
Devam ediyor: "Turna gelir, yüce daðý yol eder / Ördek gelir, çayýr çimen göl eder / Üç güzel oturmuþ bana el eder / Biri þemsi, biri kamer, ille elif" Güzel! Turna, ördek derken suçu da kadýnlara attý! Ben masumum, onlar el etti, dedi. Hepsi âlâ. Peki ya bu hanýmlardan biri bizimkini beðenmez, kara kuru herif derse. Öyle ya, adýnda bile kara var þairin. O zaman cevap tarihtir: "Bana kara diyen dilber / Gözlerin kara deðil mi? / Yüzünü sevdiren gelin / Kaþlarýn kara deðil mi? /... / Göllerde kuðular olur / Göðüs ak kara benlidir / Mýsýr'da çok zengin vardýr / Kölesi kara deðil mi? // Pýnara konan kuðunun / Kanadý beyaz çoðunun / Çöldeki Arap beyinin / Çadýrý kara deðil mi?"
Peki, sonuç? Her zaman sonuç gerekmez ama bak ey okur! Elinde sazýyla göçer bir adamýn söylediði birkaç dize okudun. Buyur, ayný zamanda ilk edebi eserlerden de olan Tevrat'a gel þimdi. Tevrat'ýn Ezgiler Ezgisi kitabý bir konuþmayla açýlýr. Bu senaryoda bir kýz, kýzýn arkadaþlarý, bir de erkek var. Kýz esmerdir yalnýz dikkat. Âþýk olduðu erkeðe dönüp diðer kýzlarý göstererek, biraz kýskanç, "ne kadar haklýlar seni sevmekte" deyip devam eder; Ezgiler Ezgisi 1.5, aktarýyorum: "Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruþalayim kýzlarý! / Kedar'ýn çadýrlarý gibi, Süleyman'ýn çadýr bezleri gibi kara. / Bakmayýn esmer olduðuma, güneþ kararttý beni." Çok iyi! Kendisine kara diyen hanýmlara, Karacaoðlan'ýn yukarýda verdiði cevaba tekrar bak þimdi!
Ýlginç mi? Benim bazý günlerim böyledir. Þiirler arasýnda. Bir yerlerden Nâzým'a, Külebi'ye akar, oradan kalkar Ülkü Tamer'e, Refik Durbaþ'a (iki baba þair de yaþamýyor artýk), ömrüne bereket ustam Özdemir Ýnce'ye, oradan da Ritsos'a, Elitis'e... Sonra yine elinde sazýyla, belki arada çobanlýk da eden bizim Karacaoðlan'a.
Daha ilginci gelsin: Tevrat'tan da gerilere gidelim, Olympos Daðý'na. Mevzu var! Tanrýça Thetis, Zeus tarafýndan ölümlü Peleus ile evlendirilmekte. Nifak tanrýçasý Eris, ortalýðý karýþtýrýr, milleti birbirine düþürür diye düðüne davet edilmemiþ.
Eris, düðün yemeði için tanrýlar, tanrýçalar toplandýðýnda, sofraya, üzerinde "en güzele" yazan bir altýn elma atýp kaçar. Tanrýçalardan Athena, Hera ve Afrodit, en güzeli benim diyerek atýlýr ortaya. Bunun üzerine Zeus, habercisi Hermes'i, hanýmefendileri Ýda Daðý'na götürmekle görevlendirir ki ortalýk karýþmasýn. Orada, Paris adlý bir çobaný, olan bitenle hiç ilgisi yokken seçici atar. Zira hanýmlardan birini Zeus seçse, ötekine ayýptýr, baþýna da iþ açýlýr! Paris günah keçisi olur. Dünyanýn ilk güzellik yarýþmasýdýr yapýlan! Çoban, en güzel tanrýçayý seçip elmayý ona vermelidir. Üç güzel karþýsýna dizilir. Hera, seçilirse Paris'e Asya Ýmparatorluðu'nu; Athena, bilgelik ve gireceði tüm savaþlarda zaferi; Afrodit, dünyanýn en güzel kadýnýný vaat eder. Paris tabii ki elmayý Afrodit'e verip en güzeli belirler. Dünyanýn en güzel kadýnýna tav olmuþtur, erkek iþte! Peki ne oldu þimdi deme. Dikkat: Üç güzel ve bir adam var hikâyede!
Hatýrlasana, kaç kadýn seviyordu Karacaoðlan: Üç? Kimdi onlar: Þemsi, kamer, elif. Küçük harfle... Þems, güneþ: Can veren, güç veren aydýnlýk, eril özellik. Kamer: Gökteki ay: Doðuran, karanlýk, diþil. Athena ile Hera'yý andýran özellikler bunlar. Elif ise ay ve güneþin kapsayýcýsý. Tanrý dersin, Kutsal Ruh, Allah, Rab dersin. Ona da Afrodit düþüyor bizim sýralamada; olur mu diyeceksin! Elif'in ebced deðeri 1, tanrýnýn birliðini simgeler. Karacaoðlan'ýn diðer yazdýklarýný okursan bu isimdeki 21 tanesi2 hanýma, aþk "tanrýçasý" muamelesi yaptýðýný açýkça göreceksin.
Bu üçlüler meþhur: Alevi kültürünün deðiþmezi Ali, Muhammed, Allah; Hýristiyanlýkta Baba, Oðul, Kutsal Ruh; cennet, cehennem, araf. Unutulmaz, Ahmet Taner Kýþlalý'nýn bir yazýsýnda andýðý unutulmaz üç güzel de: Ömer Laçiner, Orhan Pamuk ve Murat Belge! (Bravo be çocuk. MKA55)
Peki okuma yazma bilmez Karacaoðlan, bunca þeyi nasýl bildi? Þiirin sonsuz bilgisi bu. Þair, bilir. Þair, gerçek olanýndan söz ediyorum, soytarýsýndan deðil, büyücüdür!
Utanç insana özgü bir duygu sanýlýr
Utanan hayvanlar gördüm ben
Ýnsanlar tanýdým buna karþýlýk
Utanmak nedir bilmeyen
Öyle zamanlar gelip çattý ki
Olaðan sayýlýr oldu arsýzlýk
Utanç utanýp çekildi köþesine
Esip gürlüyor utanmazlýk
Ataol Behramoðlu
Yer Ýmleri