Artan
Azalan
Ýþlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
33,00 10% 1,33 Mr 29,80 / 33,00
1.210,00 10% 272,14 Mn 1.040,00 / 1.210,00
104,50 10% 141,50 Mn 93,00 / 104,50
9,13 10% 17,48 Mn 7,76 / 9,13
12,65 10% 504,89 Mn 11,44 / 12,65
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
15,80 -9.97% 1,28 Mr 15,80 / 16,50
132,90 -9.96% 49,37 Mn 132,90 / 132,90
5,43 -9.95% 701,85 Mn 5,43 / 6,40
12,99 -9.48% 816,02 Mn 12,92 / 13,99
109,70 -8.51% 354,73 Mn 108,00 / 118,90
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
63,60 2.25% 25,59 Mr 60,65 / 64,45
288,00 5.11% 17,74 Mr 271,50 / 290,25
32,86 2.3% 14,70 Mr 30,42 / 33,34
2,65 4.74% 11,40 Mr 2,44 / 2,67
410,00 8.54% 11,19 Mr 370,50 / 412,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,28 3.77% 1,00 Mr 17,98 / 19,53
63,60 2.25% 25,59 Mr 60,65 / 64,45
410,00 8.54% 11,19 Mr 370,50 / 412,00
345,00 9.96% 10,54 Mr 313,25 / 345,00
392,75 4.32% 4,79 Mr 372,00 / 395,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,28 3.77% 1,00 Mr 17,98 / 19,53
63,60 2.25% 25,59 Mr 60,65 / 64,45
96,30 6.17% 693,08 Mn 88,00 / 96,70
104,10 2.06% 466,50 Mn 100,40 / 105,40
410,00 8.54% 11,19 Mr 370,50 / 412,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,28 3.77% 1,00 Mr 17,98 / 19,53
34,14 5.96% 131,65 Mn 31,92 / 34,56
63,60 2.25% 25,59 Mr 60,65 / 64,45
10,56 3.53% 461,84 Mn 9,99 / 10,63
77,70 5.71% 651,96 Mn 70,05 / 78,05

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 1/6 123 ... SonSon
Arama sonucu : 45 madde; 1 - 8 arasý.

Konu: Serdar Yýldýrým Hikayeleri

  1. Serdar Yýldýrým Hikayeleri

    DENÝZ KIZI MARY
    Bundan yýllar önce, denize kýyýsý olan ülkelerden birinde, oldukça mutlu, gelecekten umutlu, Mary adýnda küçük bir kýz ve ailesi yaþýyordu. Balýkçýlýk yaparak ailesinin geçimini saðlayan baba, aniden ölünce, küçük kýz ile annesi yalnýz ve aç kaldý. Anne, mecbur kaldýðý için, komþu kasabadan bir adamla evlendi. Zalim adam, bir süre sonra anne ve kýzýna türlü eziyetler yapmaya baþladý. Kafasýnýn iyice daraldýðý bir gün küçük kýzýn bacaklarýný birbirine yapýþtýrarak denize attý. Denizin dibini boylamakta olan kýzýn yardýmýna balýklar koþtu. Balýklar, kýzý kucakladýklarý gibi, denizlerin taçsýz kralýna götürdü. Denizlerin taçsýz kralý, kötü insanlarýn yaptýðý balina katliamlarýný önleyemediði için, taç takmazdý. Kral, kýzýn haline acýdý, onu yanýna aldý ve deniz altýnda yaþamayý öðretti. Küçük kýz, kralýn yanýnda sevgi dolu, mutluluk dolu on iki yýl geçirdi. Bu zaman süresince yürüyemediði için, belden aþaðýsý dönüþüme uðradý ve pullarla kaplandý.

    Mary artýk on sekiz yaþýna gelmiþti ve üstü insandý ama altý balýk olmuþtu yani o artýk bir deniz kýzýydý. Deniz kýzý yüzerken, kayýkla balýk avlamakta olan bir adam dikkatini çekti. Bu adam, üvey babasýna çok benziyordu, yalnýz biraz yaþlanmýþ ve saçlarý kýrlaþmýþtý. Deniz kýzý yakýna gelerek, kendini tanýttý, ben senin kýzýným, dedi ve annesini sordu. Üvey baba, sana anneni anlatýrým ama kayýða gelirsen, dedi. Genç kýz kayýða çýkýnca üvey baba bunun bir deniz kýzý olduðunu gördü. Bu durumdan yararlanmayý düþündü. Deniz kýzýný yakalayýp baðladý ve evine götürdü. Üvey baba daha sonra büyük bir çadýr aldý. Çadýrýn ortasýndaki bir direðe deniz kýzýný kuyruðundan baþ aþaðý baðladý. Deniz kýzýnýn varlýðýndan haberdar olan insanlar, çadýra koþtular ve bilet alarak içeri girip, deniz kýzýný gördüler. Zamanla ülkenin pek çok þehrinden ziyaretçiler geldi. Deniz kýzý meþhur oldu ama bu meþhurluðun kaymaðýný üvey baba yedi. Üvey baba kazandýðý paralarla o ülkenin sayýlý zenginleri arasýna girdi ve lüks içinde yaþadý.

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

  2. KURBAÐALAR
    Eski zamanlarda bir dere kenarýnda yüzlerce kurbaða yaþýyormuþ. Bu kurbaðalar neþeliymiþ, güler yüzlüymüþ. Savaþ nedir bilmez, barýþ içinde yaþarlarmýþ. Bir gün bu dere kenarýna hayalperest bir kurbaða gelmiþ. Nana adýndaki bu kurbaða devamlý olarak hayal görürmüþ ve gördüðü hayalleri gerçekmiþ gibi anlatýrmýþ. Nana kýsa zamanda kendine pek çok yandaþ bulmuþ. Yandaþlarýyla birlikte ayaklanmýþ ve kendine inanmayanlara karþý savaþýp, onlarý yenmiþ. Böylelikle onlarca kurbaðanýn caný pahasýna hükümdarlýðýný ilan etmiþ. Nana tahta oturur oturmaz kurbaðalara neþelenmeyi, güler yüzlü olmayý yasaklamýþ. Onlarýn üstünde baský kurmuþ, yediklerine, içtiklerine karýþýr olmuþ.

    Maþumu adýndaki genç bir kurbaða Nana'nýn fikirlerini anlamsýz bulmuþ. Kurbaðalarýn en üstün canlý varlýklar olduðu düþüncesi üstüne yaþam felsefesini kurmuþ. Kýsa zamanda kendine pek çok yoldaþ bulmuþ.
    Günlerden bir gün Maþumu'nun yoldaþlarý Nana'nýn yandaþlarýyla savaþmýþlar ve onlarý yenmiþler. Sonraki yýllarda kurbaðalar, özgür düþünce sistemini kurmuþlar, her çeþit konuda fikir ileri sürüp, yorum yapmýþlar. Yokmuþ öyle, böyle düþün, þöyle düþünme. Kim kimin özgür düþünme yeteneðine pranga vurabilir? Kim kimin yaþantýsýna karýþabilir? Böylelikle kurbaðalar mutlu bir þekilde yaþantýlarýný sürdürmüþler.

    SON

  3. RESSAM VAN GOGH ÝLE SERDAR YILDIRIM
    Zaman gezgini olarak bir araya geldik. Ben bu hikayenin yazarý Serdar Yýldýrým ve dünyanýn gelmiþ geçmiþ en büyük ressamý olarak adý anýlan Hollandalý Van Gogh. Paris'te bir müzayede salonunda Van Gogh'un "Kafede Akþam" adýndaki tablosu satýldý. Yüzden kapý açýldý. Yüz on, yüz yirmi derken, iki yüz milyon dolara alýcý buldu. Van Gogh her pey sürüþte vay be, vay be dedi, durdu.

    Ben: " Sayýn Van Gogh, bu bir dünya rekoru. Bugüne kadar hiçbir ressamýn tablosu böylesine astronomik fiyata satýlmadý. "
    Van Gogh: " Arkadaþ, bilmem inanýr mýsýn, ben birkaç tablomla birlikte bu tablomu da mahalle bakkalýna býrakmýþtým. Tanesine on gulden dersin demiþtim. O zamanlar on gulden iki dolar ediyordu. Tablolarý alan olmadý. Biri satýlsa zeytin, peynir ve ekmek alacaktým. Zaman bana çok zalim davrandý. Yetenek var ama açsýn, býrak Van Gogh'un aklý kaçsýn. Çýldýrmak iþten deðil. "
    Ben: " Sayýn Van Gogh, siz ortaya çýksanýz, ben bu tabloyu yapan ressam Van Gogh'um deseniz. Tablonuzu satýn almak için, fiyat artýran þu dolar milyonerleri, size yüz dolar baðýþ yapmazlar. "
    Van Gogh: " Sen de abarttýn ama yüz dolar vermezlermiþ? Ben de elli dolar isterim. Vermezlerse intihar ederim. "
    Van Gogh müzayede salonunun orta yerine çýktý. Ellerini havaya kaldýrdý. Kendini tanýttý. Salondakilerin aðzý açýk kaldý. Doðru dediler, bu Van Gogh. Rica etsem bana elli dolar verebilir misiniz? dedi. Baþlar öne eðildi.
    " Neden ama ? " dedi, Van Gogh. " Herkes bir dolar verse elli dolar toplanýr. Bana karþý bu cimrilik neden? "
    Sessizlik bir süre devam etti. Sonunda ön sýrada oturan bir holding sahibi, þimdi size o parayý verirsek hayatýn sýkýntýsýndan kurtulur, rahatlarsýnýz. Bir daha böylesine üst düzeyde resimler yapamazsýnýz diye endiþe ediyoruz, dedi.

    Serdar Yýldýrým ayaða fýrladý ve gür sesiyle haykýrdý: " Hayýr, " dedi. " Yalan söylüyorsun. Van Gogh yaþarken parasal yardým yapýlsaydý çok daha üst düzeyde, çok daha kaliteli resimler yapardý. O zamanýn insanlarý, nasýlsa bu da ötekiler gibi tarihin karanlýklarý arasýnda kaybolup gider, diyerek yardým etmediler. Kim bilir nice ressam, heykeltraþ, yazar, þair, sporcu, besteci ve diðer sanatsal uðraþ içinde olanlar karanlýklarda kaybolup gitti. Binde bir böyle kaybolmayanlardan biri olan Van Gogh'un eseri milyon dolara satýlýyor. Siz aslýnda insanlýðýn geleceðini satýyorsunuz ve gelecek yok oluyor, bunu fark edemiyor musunuz? "

    Serdar'ýn haykýrýþýna cevap veren olmadý. Müzayede salonunda birkaç dakika sonra iki adam kalmýþtý. Sessizliði Van Gogh bozdu: " Sen haklý çýktýn Serdar, intihar etmeye gidiyorum. "
    Serdar: " Dur Van Gogh. Yýl 2018. Senin kadar olmasa da ben de zor durumdayým. Bir iþ bulmaya kalksam, hikaye yazma iþini býrakmam gerekir. Otuz dört yýllýk bir uðraþtan vazgeçemem. Bak ben intihar etmem, sen de intihar etme. "
    Van Gogh: " O zaman gel beraber intihar edelim. "
    Serdar: " Hayýr. intihar yok. Acýlara birlikte göðüs gereceðiz ve galip geleceðiz. Þimdiye kadar hiç yenilmedim ve sen de yenilmezsin. Önümüze çýkarýlan engelleri yýkýp geçelim. "
    Serdar anlattýkça Van Gogh'un yüzü bembeyaz kesildi. O'nun anlattýklarýný baþýný indirip kaldýrarak tasdik etti. Sen haklýsýn, ben bir ellerimi yýkayýp geleyim, dedi. Yerinden kalktý, lavaboya doðru yürüdü.

    Aradan zaman geçti. Tabanca sesi duyuldu. Serdar lavaboya koþtu. Van Gogh yerde yatýyordu. Serdar gözyaþlarý içinde kaldý. Elli dolar verseler ne yapar eder Van Gogh'a iki tablo yaptýrýrdým. Bu iki tablo onlarýn elli dolarýný fazlasýyla karþýlardý. Van Gogh gerçek hayatýnda tabanca ile yaþamýna son verdiðinde otuz yedi yaþýndaydý ve hep otuz yedi yaþýnda kaldý. 1853-1890 yýllarý arasýnda yaþamýþ yoksul bir ressamdý. Kendisini saygýyla anýyorum.

    SON

  4. KARAGÖZ ÝLE HACÝVAT: MANGAL SEFASI
    Hacivat: " Karagözüm, sucuk aldým. Gel mangal sefasý yapalým. "
    Karagöz: " Birer kangal alalým ama benim bahçe küçük, kangala dar gelir. "
    Hacivat: " Kangal demedim Karagözüm, mangal dedim. Mangalda sucuk piþirelim. "
    Karagöz: " Kangalla çocuk bir arada olmaz. Yaþar'ý kangal ýsýrýr. "
    Hacivat: " Caným, ne Yaþar'ý, ne kangalý, sucuk dedim, mangal dedim. "
    Karagöz: " He öyle söylesene, sucuðu mandalla tavana asarsýn. "
    Hacivat: " O neden? Neden sucuðu tavana asýyorsun? "
    Karagöz: " Kurusun diye. Kuru sucuðun tadý farklý olur. "
    Hacivat: " Tamam Karagözüm, sucuðu kuruttum, mangalý bahçeye oturttum. "
    Karagöz: " Ben senin bahçeye gelmem, Hacivat. "
    Hacivat: " Gelmezsen gelme. Ben de kendime ziyafet çekerim. "
    Uzaklaþýp giden Hacivat'ýn arkasýndan Karagöz söylenir:
    " Seni gidi beni bilmez. Kangalý kesmiþ, sucuk yapmýþ, mangalda piþirecekmiþ. Bende o sucuðu yiyecek göz var mý?

    SON

  5. HIRSIZIN AÞKI
    Genç manken defilelerde boy gösteriyor ve televizyon reklamlarýnda oynuyordu. Bakýþý, duruþu, yürüyüþü inanýlmaz bir karizmaydý. Özel olarak düzenlenen davetlerde ilgiyi üzerinde topluyordu. Genç kýzlar, onu yakýndan görebilmek için, birbirlerini ezerlerdi. Sonra da kim en çok yanýna sokuldu, kim elini tuttu tartýþmasý baþlardý:
    " Hiç boþuna konuþmayýn, ben bir karýþ yanýna geldim. "
    " O da bir þey mi? Teni tenime deðdi. Eliyle kolumu elledi. Sýcaklýðý hala üstümde. "

    Genç manken bir gün yakýn arkadaþlarýndan þöyle bir teklif aldý. Bikini defilesi vardý ve mutlaka gelmeliydi. Bizimki önce gitmem dedi, naza çekti ama sonunda gitti. Podyuma ilk çýkan manken kýz, görülmemiþ güzellikte: Dört renkli saçlarý ( sarý, mavi, yeþil, kýrmýzý ) edalý bakýþlarý, hak etti alkýþlarý. Manken kýzýn güzelliði karþýsýnda beyninden vurulmuþa dönen genç mankenin gözü diðerlerini görmedi. Sessizce yerinden kalktý, kulise doðru yöneldi. Onun geldiðini gören kulis görevlisi kapýyý ardýna kadar açtý. Manken kýzla kýsa bir görüþme yaptý ve kalbini çalarak kaçtý. Manken kýz avazý çýktýðý kadar baðýrýyordu:
    " Hýrsýz var! Kalbimi çaldý, kaçýyor. "

    Kuliste bulunan manken kýzlar, onu durdurmaya cesaret edemedi. Sonrasýnda ne mi oldu? Teklifler çoktu, genç manken ilk uçakla Paris'e uçtu. Orada defileye çýkacaktý. Kalpsiz kalan manken kýz ikinci uçakla Paris'e uçtu. Çýktýðý ilk defilede gencin kalbini çalarak Ýstanbul'a döndü. Tabi diðer uçakla genç manken peþinden. Bu iki hýrsýz birbirlerine kalplerini geri vermediler. Söz, niþan faslýný atlayarak üçüncü gün evlendiler. Mankenliðe devam ettiler. Bir farkla: Genç gelin artýk bikini defilesine çýkmýyordu.
    Siz siz olun kalbinizi çaldýrmayýn. Eðer çaldýrýr da çalanýn kalbini çalamazsanýz yandýðýnýzýn resmidir. Kalbiniz hýrsýzýn elinde sýzlar durur.

    SON

  6. SARI KIZ EMÝNE
    Köy köy dolaþýr saz çalar söylerdi
    Onun adýna Sarý Kýz derlerdi
    * * * *
    Ahmet adýnda yaþlý bir babasý
    Vardý iki atý, bir arabasý
    * * * *
    Gençti, güzel, mavi gözleri çapkýn
    Yaþ yirmi dört olmalý derdi barkýn
    * * * *
    Saz çalarken can verir ömürlere
    Þurup gibi akardý gönüllere
    * * * *
    Dinleyenler mest olur ah çekerler
    Biçareler, mecnunlar of çekerler
    * * * *
    Sýra oynak türkülere gelince
    Tellere daha bir kývrak vurunca
    * * * *
    Neþelenen, keyiflenen çok olur
    Gam daðýlýr, keder gider yok olur.
    * * * *
    Günlerden bir gün yolu ora düþtü
    Aþký tatmamýþ gönlü zora düþtü
    * * * *
    Ani çarpýldý sevdi ferman olmaz
    Tozlu yollar derdine derman olmaz
    * * * *
    Sýk sýk gelir oldu Alpat Köyü’ne
    Saz biter inerdi dere boyuna
    * * * *
    Dalar gider gözleri uzaklara
    Bir bir selam verir hatýralara
    * * * *
    Bir gün sevdiði adamla tanýþtý
    Birlikte gezerken ona alýþtý
    * * * *
    Onu pek çok sevdiðini söyledi
    Ama sevdiði bundan hoþlanmadý
    * * * *
    Genç adam bu aþka kayýtsýz kaldý
    Bana ne diyerek görmezden geldi
    * * * *
    Yýllar önce çok sevmiþ evlenmiþti
    Fakat sevdiðinden terk edilmiþti
    * * * *
    Uzun zaman üzülmüþ, dert çekmiþti
    Bir daha mý diyerek and içmiþti.
    * * * *
    Bir gün sevdiði adam köyden gitti
    Ondan ayrý kalmak acýya itti
    * * * *
    Dað-taþ aþkýný ararken saz çalmýþ
    Görelim Sarý Kýz neler söylemiþ.

    * * * * * * * ***** * * * * * * * * * * *

    Çaðýl çaðýl akan sular akmasýn
    Bölük pörçük esen rüzgar esmesin
    Gökte kanat çýrpan kuþlar uçmasýn
    Eðer sevdiðime varamaz isem
    Onu kollarýma saramaz isem
    * * * *
    Dur-durak bilmeden Sarý Kýz aðlar
    Kavuþmak tutkusu kalbini daðlar
    Yüceden akar su ovada çaðlar
    Ýsterim ben de biraz mutlu olmak
    Ýsterim sevgiden payýmý almak
    * * * *
    Sarý Kýz haykýrýr sesi duy artýk
    Al kalemi ele cevap yaz artýk
    Onun senden gayrý nesi var artýk
    Yaralý gönlümü al geri verme
    Sahip çýk gözyaþýma geri verme.

    Aradan dört yýl geçti. Sarý Kýz yaprak, çimen yedi, dereden, gölden su içti. Bir gün bir çoban tarafýndan uçurumun dibinde cansýz yatarken bulundu.

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

  7. NASREDDÝN HOCA KORSANLARA KARÞI
    Nasreddin Hoca, Mýsýr'daki dayýsýndan haber almýþ. Dayýsý, acele gelmesini istemiþ. Hoca, Akþehir'den Ýzmir'e eþeðiyle altý ayda gitmiþ. Bir gemiye binip Mýsýr'a doðru yola çýkmýþ. Yolda gemiye Rodos korsanlarý saldýrmýþ. Hoca, yüzükoyun yere yatmýþ. Sayýsý çok fazla olan korsanlar, gemiyi ele geçirmiþ. Gemidekileri esir alýp götürmüþ. Sadece Hoca kurtulmuþ.
    Korsanlar gidince Hoca ayaða kalkmýþ. Sizi melunlar, ayaðým takýlýp düþmeseydim bilirdim yapacaðýmý, diye söylenmiþ. Dümene geçmiþ, rüzgarý arkasýna almýþ ve sonunda Mýsýr'a varmýþ. Dayýsýnýn Kahire'deki sarayýna gitmiþ. Görevliler, Hoca'ya, geç kaldýðýný, dayýsýnýn intihar ettiðini söylemiþler. Hoca, neden, diye sorunca, Nasreddin'in çocukluðunu bilirim. Eli ve çenesi çabuktur. Hýzlýdýr. Ýki ayda Akþehir'den Kahire'ye gelir, demiþti. Ýki ay dolunca bahçedeki en yüksek aðaca çýkýp aþaðý atladý. Son sözü, Nasreddin gelmedi, oldu.
    Nasreddin Hoca: " Ah dayým, eþek sýrtýnda altý ayda Ýzmir'e geldim. Kanatlarým olsa, imkansýz iki ayda gelemezdim. "
    Görevlilerden genç olaný: " Sen o göbekle zor uçardýn, hocam, " deyince diðer görevliler gencin aðzýný kapatýp oradan uzaklaþtýrmýþ.

    Daha sonra Hoca dayýsýndan miras kalan saraya çýkmýþ. Büyük salonda görevliler Hoca'ya ziyafet çekmiþ. Çalgýlar çalmýþ, çengiler oynamýþ. Yemiþler, içmiþler. Görevliler de, çengilerle birlikte oynamaya baþlayýnca Hoca ayaða kalkmýþ ve çalgýlarý, çengileri dordurmuþ. Görevliler de durmuþ.
    Nasreddin Hoca: " Oldu mu birader, dayýma saygýnýz yok mu? Zaten yorgunum, bir de sizinle uðraþmayayým. " demiþ.
    Görevlilerden biri, Hoca'nýn yanýna gelip: " Hocam, dayýnýn kýrký çýktý. Ben gittikten kýrk gün sonra ne isterseniz yapýn demiþti. "
    Genç görevli söze karýþmýþ: " Hoca, bunlar dayýn intihar ettiðinin ertesi günü de böyle çalýp oynamýþlardý. " deyince diðer görevliler gencin aðzýný kapatýp oradan uzaklaþtýrmýþ.
    Nasreddin Hoca: " Neden ama neden? " diye baðýrarak dizlerine vurmuþ.
    Görevlinin biri: " Gerçek þu ki, dayýnýz bizi her gün falakaya yatýrýrdý. Sonradan ayaklarýmýzýn altý þiþmesin diye sýrtýmýza binip yürütürdü. Çektiðimiz acýyý varýn tahmin edin. Siz olsanýz kurtuldunuz diye sevinmez misiniz? "
    Nasreddin Hoca: " Hayret, sizi neden dövüyordu? "
    Ayný görevli: " Bizi dövmeyi seviyordu. Dayak yedikçe mutlu olacaðýmýzý düþünüyordu. Ayaklarýna kapanýp yalvardýk. Merhamet dilendik. Doðrusu budur deyip, sopayý daha bir hýrsla kaldýrýr oldu. "
    Diðer görevliler, aynen böyle oldu deyince Nasreddin Hoca, kýrký çýktýðýna göre, çalgýlar çalsýn, herkes oynasýn, deyip bahçeye çýkmýþ.

    Nasreddin Hoca bir ay Mýsýr'da kalmýþ. Sarayý, baðlarý, bahçeleri satmýþ. Nil Nehri dayýsýnýnmýþ. Onu da satmýþ. Yüz gemilik ve beþ bin askerlik bir donanma kurmuþ. Bu donanmayla korsanlarýn üstüne yürümüþ.
    Korsanlar: " Aman, Nasreddin Hoca geliyor deyip gemilerine binip kaçmýþ. Nasreddin Hoca Rodos Adasý'nda ne kadar esir varsa hepsini kurtarmýþ. Onlarý donanmaya bindirip Ýzmir'e getirmiþ. Esirler, sað ol hoca deyip evlerine, köylerine gitmiþ. Nasreddin Hoca askerlerine, isteyen burada kalsýn, istemeyen Mýsýr'a dönsün, gemiler sizin, istek sizin, demiþ. Nasreddin Hoca bir handa býraktýðý eþeðine binip Akþehir'e dönmüþ. Masalýmýz da burada bitmiþ.

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

  8. MAGOSA ZÝNDANINDA NAMIK KEMAL ÝLE BÝRLÝKTEYÝM
    Zaman gezgini olarak 150 yýl önceye gitmeyi düþledim ve Kýbrýs'ta bulunan Magosa zindanýnda olmayý istedim. Namýk Kemal yerde, taþ üstünde oturuyordu ve beni görünce ayaða kalktý. Ýlerici, çaðdaþ fikirlerle donanmýþtý ve bir devlet yönetiminin tek bir kiþinin tekelinde olmasýný istemezdi. Bana seslendi: " Dur bakalým, aslaným, sen de kimsin böyle? Burada ne iþin var? "
    " Ben, gelecekten geldiðimi, söyledim. Tarih 9-2-2024. Adým Serdar Yýldýrým, dedim.
    Namýk Kemal: " Bak bu çok iyi. Yüz bilmem kaç yýl sonrasýndan geçmiþe dönülüyorsa insanlýk çað atlamýþ demektir. Ben þimdi burada olmamý özgürlük, baðýmsýzlýk, halkýn kendi kendini yönetmesi dememe borçluyum. Arkadaþ, sen boþ biri deðilsin ama dolu biri de deðilsin. Senden þüphelendim. Doðrusu ne ise, sen onu söyle. "
    Serdar: " Her sözünüzün altýna imzamý atarým. Hepsi doðrudur. Boþ deðilim ama dolu da deðilim. Bir gün dolduðumda dinamit gibi patlayacaðým. "
    Namýk Kemal: " Ben patladým da ne oldu? Sonradan kendimi bu zindanda buldum. Sen patlama. Sessiz ve derinden git. Bakýþlarýndan anladým. Sen bana saygý duyuyorsun. "
    Serdar: " Sizin fikirleriniz gelecek nesilleri etkiledi. Bu fikirlerden etkilenen çaðdaþ özgürlük savaþçýlarý, Anadolu'da Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu. Mustafa Kemal ve arkadaþlarý, bunu baþardý. Osmanlý sizden 35 yýl sonra Türkiye Cumhuriyeti oldu. "

    Namýk Kemal: " Kardeþlik, gel yamacýma sokul biraz. Ben aylardýr bu taþ üstünde yatýyorum. Sen bir süre burada otursan güç kaybýna uðramazsýn. "
    Serdar: " Vatan Yahut Silistre adýndaki tiyatro oynanýrken, sizi yakaladýlar ve göz hapsine aldýlar. Senaryosunu sizin yazdýðýnýz bu oyun neden bazý kesimlerin iþine gelmedi? "
    Namýk Kemal: " Özgürlük ve baðýmsýzlýk benim karakterimdir. Padiþah 1. Abdülaziz'in hafiyeleri geldi ve seni bu oyundan ötürü tutuklamak zorundayýz, dedi. Ben baðýrarak oynanan tiyatronun konusu hakkýnda konuþmaya baþlayýnca iki adým gerilediler. Konuþmam bitince bileklerime kelepçe takmadýlar. Öylesine karakola götürüp gözaltýna aldýlar. Sonrasý iþte bu Magosa ve zindan. "

    Serdar: " Ben padiþahýn yerinde olsam, sizi yönetim üstünde tutar, devlet yapardým. Deðiþen çaða ayak uydurur, Osmanlý Ýmparatorluðu'na çað atlatýrdým. Böyle gelmiþ böyle gider olmaz. Diðer devletler koþarken, Osmanlý'ya yürümek yakýþmaz. Yakýþmadý zaten. "
    Serdar: " Ey vatan ve özgürlük þairi Namýk Kemal. Gelin þöyle dýþarý çýkalým. Çayýrda yürüyelim. "
    Namýk Kemal: " Aman Serdar, sen ne diyorsun? Burasý babanýn çiftliði deðil. Öyle istediðin zaman dýþarý çýkamazsýn. Sen istedin diye bu iþ olmaz. "
    Serdar: " Sayýn Namýk Kemal, ben istediðim zaman biz dýþarý çýkarýz. Ben istemedikçe onlar bizi göremezler. Buyrun önden siz yürüyün. Ben sizi takip ederim. "

    Serdar Yýldýrým'ýn öz benliði, Namýk Kemal'in silüeti dýþarý çýktý. Magosa Zindaný' nýn karþýsý çayýrlýk, çimenlikti. O yöredeki veya o ülkedeki güç sahipleri, defalarca uyarýlmalarýna karþýn, yanlýþlarýndan dönmüyorsa bunda bir sorun var demektir. Cumhuriyet ve özgürlük demeleri için, daha bir süre beklemek gerekir. Bunlar sonradan Cumhuriyet'in ve kiþisel özgürlüklerin rahatýný gördükçe biz neden bu fikirlere karþý çýktýk diye kendilerine kýzacaktýr.
    Namýk Kemal çayýrda, çimende yürüdü, koþtu. Bazý zamanlar, ben O' na yetiþmekte zorlandým. Sonra bir aðacýn dibine oturduk.
    Ben: " Sayýn Namýk Kemal, ben gelecekten geldiðime göre, sizin daha sonraki yaþantýnýz hakkýnda bilgi sahibiyim. Siz isterseniz bunlarý anlatayým. "
    Namýk Kemal: " Aman Serdar, ne demek? Kim öðrenmek istemez geleceðinin nasýl olacaðýný? Anlat bakalým, ben hep burada mý kalacaðým? "
    " Siz ne kadardýr buradasýnýz? "
    " 2.5 yýl oldu. "
    " Burada 8 ay daha kalacaksýnýz. Sonrasýnda kurtulacaksýnýz. "
    " Neden? "
    " Çünkü sizi buraya atan padiþah 1. Abdülaziz tahttan indirilip yerine 5. Murat gelecek. O da pek çok tutuklu gibi sizi serbest býrakacak. Midilli Adasý'na mutasarrýf tayin edileceksiniz. "
    " Bak bu çok iyi. Demek ki, ben bu zindanda çürümeyeceðim. "
    " Siz Kýbrýs'a sürgün edildikten sonra da Vatan Yahut Silistre sahnelenmeye devam etti. Ýlk 2 ay süresince bu oyun 47 defa oynandý. Daha sonra Ýzmir ve Selanik'te üç yýl içinde 500 defa sahnelendi. "
    " Ya Serdar, biliyor musun, iyi ki geldin. Bana sevinç ve huzur verdin. Buradan kurtulup özgürlüðe adým atacaðým günleri bekler oldum. "

    Daha sonra Namýk Kemal'e yaþadýðým güne gitmeyi teklif ettim. Saniyesinde evet dedi ve evimde belirdik. Namýk Kemal evin salonunda saða sola bakýndýktan sonra, Serdar, bu ne deðiþik bir ev? Bu, þu, o bunlar nedir?
    " Bu buzdolabý, þu çamaþýr makinesi, o televizyon. Þaþýrmakta haklýsýnýz. Bunlar sizin zamanýnýzda yoktu. Hepsi sonradan icat edildi. Buyurun bu odaya geçelim. Orada internet var.
    " Geçelim bakalým. Yeniliðe meraklýyým. Sen de beni þaþýrtmaya devam et. "
    " Sayýn Namýk Kemal, bu internet. Televizyon gibi. Televizyonda baþkalarý oynatýr, sen seyredersin. Ýnternette sen oynatýrsýn baþkalarý seyreder. Bakýn az sonra ekranda görünecek. Namýk Kemal yazýyorum. Görüyor musunuz, sizin resimleriniz ve hayat hikayeniz çýkýyor. Ben sizin kadar meþhur olsam baþka ne isterim. "
    " Gerçeði söylemek gerekirse sen benim kadar meþhur olamazsýn. Gelecek nesillerin beyninde benim kadar iz býrakamazsýn. Sen bir kartal olsan her yýl ayný yerde yuva kurardýn. Ben her yýl deðiþik bir yerde yuva kurdum ve ilk yuvamý özlemedim. "
    " Görsellere giriyorum, resimleriniz çýkýyor. Sizden 150 yýl sonra resimleriniz gözlerde, gönüllerde. "
    " Aradan bir buçuk asýr geçmiþ. Dünya eskiyi özler, geleceði gözler olmuþ. Ey Serdar Yýldýrým, senin amacýn nedir? Neden beni rahatsýz ettin? "
    " Benim amacým, yaþadýðým çað insanýna Namýk Kemal adýndaki kaliteli bir beyin yapýsýnýn tanýtýmýný yapmaktý. O yüce bir beyindir ki, þiirden kapý açmýþ, hikaye derken, roman yazmaya yönelmiþ. Ben de iþe þiirden baþladým. Þiir öksüzdür, arayan soran olmaz. Sonra masal, hikaye yazmaya yöneldim. Ben roman yazmaya yönelmeyeceðim. Anlatýlmak istenen, kýsa ve öz olarak anlatýlmalý. "

    " An geliyor ki, 5-10 sayfa hikaye yazmak yetmiyor. Olayý kesin, kati ve detaylý anlatmak gerekiyor. Belki okuyucu hikayedeki karakterin saç þeklini, þapkasýný, giyimini, kuþamýný merak edecektir. Sen hikaye yazarken bunlarý aklýna getirmez misin? "
    " Tabii ki getirmem. Konuyu kýsa keserim. Sonuçta, okuyucunun beyninde ne, neden, niçin ve sebep kalýr. Bence 4 sayfalýk hikaye 200 sayfalýk romana bedeldir. "
    " Eee sýktýn ama? Durup dururken kendini övüyorsun. Konu ben deðil miyim? Ayný davranýþý tekrar edersen, seninle öyle bir kavgaya tutuþurum ki, dünya gelse seni kurtaramaz. Padiþah bile benden korktuðundan bu zindana attýrdý. "

    Aradan bir dakika geçti. Sertleþen havayý Namýk Kemal yumuþattý: " Evde çay var mý, çay? Bir çay demle de içimiz ýsýnsýn. "
    " Evet var. Beþ dakikada çayýnýz hazýr olur. Yanýnda yiyecek bir þeyler de getiririm. Þu an evin ikinci katýndayýz. Siz isteyin ben pencereden aþaðý atlarým. "

    Dünya tarihi boyunca pek çok fikir ve düþünce sistemi insanlarý etkilemiþtir. Bunlarýn bazýlarý kýsa ömürlü olmuþtur. Bazýlarý ise, uzun ömürlü olmuþtur. Gelecek yüzyýllarý þekillendirmiþtir. Fakir biri, çaðýnýn çok ilerisinde fikirler öne sürse de taraftar bulamamýþtýr. Tarihin karanlýklarý arasýnda kaybolup gitmiþtir. Adam zengindir. Taraftarý, in***** çoktur. Bunlarýn fikirleri bin yýl sonrasýna bile ulaþýr. Böyleleri dünya tarihinde vardýr. Ýnsanlar, zengini sever. Zenginlik hayranlýk uyandýrýr. Saraylar, köþkler, yalýlar vardýr. Bunlar hayatlarýný sorunsuz yaþar. Alamama durumlarý yoktur. Parasýyla deðil mi, her þeyi alýrlar. Gün gelir geleceklerini satýn alýrlar. Sonunda bize ayrýlan zaman doldu. Ayrýlýk vakti geldi. Magosa zindanýna geri döndük.

    Namýk Kemal: " Serdar, gel gitme, dedi. Burada benimle kal. "
    Serdar: " Ama, dedim, Sayýn Namýk Kemal burada kalamam. Daha önce de bizimle burada kal diyenler oldu. Onlarla birlikte kalsaydým, size gelemezdim. Þimdi burada kalýrsam geleceðe gidemem. En uzun paylaþýmým sizinle olan olacak. Varýn izin verin ben gideyim ve yaþadýklarýmýzý insanlara ulaþtýrayým. Ýnanýn sevenleriniz milyonlarý aþacaktýr. "
    Namýk Kemal: " Dediðin gibi olsun, varsýn taraftarým çok olsun. Özgürlük ve baðýmsýzlýk savaþçýsý Namýk Kemal diye araþtýrma yapsýnlar. Acýsýný biz çektik sefasýný onlar sürsün. O dediðin Mustafa Kemal ve Türkiye Cumhuriyeti vizyonunu kaybetmesinler. "

    Bebeklik çaðlarý hariç aðlamayan Namýk Kemal'in göz pýnarlarýndan iki damla yaþ süzüldü:
    " Ama, dedim, aðlýyorsunuz? "
    " Yok be Serdar, gözüme bir þey mi kaçtý, nedir? Beni rahatsýz etti. Ben aylardýr bu Magosa zindanýndayým. Hep ayný gardiyan ve ayný sessiz gemi. Bu gardiyan benimle bir kelime konuþmadý. Yasakmýþ! Var git yoluna internet midir nedir, bu hikayeyi hazýrla ve okuyucunun ilgisine sun. "
    Sonunda Namýk Kemal ile vedalaþtýk. Evime geri döndüm. Þimdi tarih: 9-5-2024. Ben 90 gün uðraþtým bu hikayeyi hazýrladým. Okurlar, en çok 9 dakikada okur, bitirirler. Bu onlarýn çabukluðundandýr. Onlarýn arasýndan çýkanlar, Namýk Kemal'i benden çok daha iyi anlatacaklardýr.

    SON

Sayfa 1/6 123 ... SonSon

Yer Ýmleri

Yer Ýmleri

Gönderi Kurallarý

  • Yeni konu açamazsýnýz
  • Konulara cevap yazamazsýnýz
  • Yazýlara ek gönderemezsiniz
  • Yazýlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
  •