Artan
Azalan
İşlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
10,67 10% 314,93 Mn 9,60 / 10,67
9,46 10% 1,13 Mr 8,55 / 9,46
4,95 10% 620,96 Mn 4,57 / 4,95
13,75 10% 8,86 Mn 12,60 / 13,75
146,30 10% 648,66 Mn 133,00 / 146,30
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
27,54 -10% 521,21 Mn 27,54 / 28,98
265,50 -10% 11,51 Mr 265,50 / 300,75
19,75 -9.98% 649,22 Mn 19,75 / 23,44
128,50 -9.95% 31,80 Mn 128,50 / 128,50
9,00 -9.91% 1,20 Mr 9,00 / 9,84
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
307,75 4.94% 26,87 Mr 301,00 / 311,00
72,60 8.68% 17,63 Mr 68,40 / 72,60
265,50 -10% 11,51 Mr 265,50 / 300,75
14,31 4.15% 10,97 Mr 14,02 / 14,61
371,25 -1.72% 9,92 Mr 365,25 / 382,75
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,40 0.89% 1,14 Mr 20,30 / 21,16
72,60 8.68% 17,63 Mr 68,40 / 72,60
371,25 -1.72% 9,92 Mr 365,25 / 382,75
265,50 -10% 11,51 Mr 265,50 / 300,75
380,00 -0.13% 4,64 Mr 375,75 / 390,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,40 0.89% 1,14 Mr 20,30 / 21,16
72,60 8.68% 17,63 Mr 68,40 / 72,60
107,00 0.94% 1,67 Mr 102,30 / 111,70
102,90 1.38% 166,05 Mn 101,30 / 104,70
371,25 -1.72% 9,92 Mr 365,25 / 382,75
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,40 0.89% 1,14 Mr 20,30 / 21,16
33,28 3.16% 121,49 Mn 32,72 / 34,08
72,60 8.68% 17,63 Mr 68,40 / 72,60
11,12 2.49% 269,39 Mn 10,87 / 11,19
79,85 4.65% 539,53 Mn 77,10 / 79,90

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 40/42 İlkİlk ... 303839404142 SonSon
Arama sonucu : 336 madde; 313 - 320 arası.

Konu: Borsa Felsefesi, Borsacı Kafası.

Hybrid View

Previous Post Previous Post   Next Post Next Post
  1.  Alıntı Originally Posted by yelpaze Yazıyı Oku
    .... biz gerçeklere bakarak mı değer biçiyoruz yoksa değerlere bakarak mı gerçekleri şekillendiriyoruz?
    İkincisi hocam, perception yani algı bunda rol oynuyor. Benim vardığım sonuç budur. 😊
    14.19 ortalama maliyetle İSCTR aldım (6 Mart 2026). Tüm borsa portföyüm, tek kağıt.

  2. tövbekar üstat, sahip olduğunuz tecrübe ile bilgiler hala altın değerinde ve kullanışlı öte yandan hisse senetleri zaten çok dinamik bir piyasayken üzerine birde tarihi bir değişim döneminden geçiyoruz. Sanayi devriminin benzerini ve onun yıkıcı etkilerinin günümüzde x10 süratte yaşandığını konuşmuştuk burada. Her türlü aşırılık beklenebilir şu koşullarda.

    Türkiye özelinde şunları unutmayalım lütfen, sermaye yetersiz ve canlılık ancak psikolojik dürtmelerle sağlanabiliyor. Eskiden de aşırı hisse fiyatlamaları olurdu ama bu kadar değil! Bizim gibi ülkelerin borsalarını incelerseniz, spekülasyonların çok sıkı denetlendiği durumlarda küçük ve orta ölçekli tahtaların hacimsiz kaldığını görürsünüz. Pazar yerlerindeki çığırtkanlar misali fiyatlar sert hareket ettirilerek aç gözlülük duyguları okşanıp talep canlı tutulmaya çalışılıyor hepsi bu.

    Bu başlığın ilk sayfalarında ABD borsasının 1970'lerin başından 1984'e kadar, 14 yıl boyunca yatay hareket ettiğini, ilgili dönemde faizler ve enflasyonun %20'lere kadar çıktığını hatırlatmıştım. Dünyanın en güçlü donanması, sanayisi, teknolojisi, finansal kontrol, doğal kaynaklarına sahip bir ülkeden söz ediyoruz, üstelik o dönemde bile halkın birikimlerinin yarısı hisse senetlerine park etmiş vaziyetteydi.

  3.  Alıntı Originally Posted by yelpaze Yazıyı Oku
    tövbekar üstat, sahip olduğunuz tecrübe ile bilgiler hala altın değerinde ve kullanışlı öte yandan hisse senetleri zaten çok dinamik bir piyasayken üzerine birde tarihi bir değişim döneminden geçiyoruz. Sanayi devriminin benzerini ve onun yıkıcı etkilerinin günümüzde x10 süratte yaşandığını konuşmuştuk burada. Her türlü aşırılık beklenebilir şu koşullarda.

    Türkiye özelinde şunları unutmayalım lütfen, sermaye yetersiz ve canlılık ancak psikolojik dürtmelerle sağlanabiliyor. Eskiden de aşırı hisse fiyatlamaları olurdu ama bu kadar değil! Bizim gibi ülkelerin borsalarını incelerseniz, spekülasyonların çok sıkı denetlendiği durumlarda küçük ve orta ölçekli tahtaların hacimsiz kaldığını görürsünüz. Pazar yerlerindeki çığırtkanlar misali fiyatlar sert hareket ettirilerek aç gözlülük duyguları okşanıp talep canlı tutulmaya çalışılıyor hepsi bu.

    Bu başlığın ilk sayfalarında ABD borsasının 1970'lerin başından 1984'e kadar, 14 yıl boyunca yatay hareket ettiğini, ilgili dönemde faizler ve enflasyonun %20'lere kadar çıktığını hatırlatmıştım. Dünyanın en güçlü donanması, sanayisi, teknolojisi, finansal kontrol, doğal kaynaklarına sahip bir ülkeden söz ediyoruz, üstelik o dönemde bile halkın birikimlerinin yarısı hisse senetlerine park etmiş vaziyetteydi.
    Konu bütünlüğünü bozmak istemiyorum, ancak sürekli büyümeyi ve enflasyonu teşvik etmek için çok uzunca bir süre düşük faiz uygulayan Japonya'da Nikkei 225 endeksi 1989'daki zirvesini kırabilmek için 35-36 sene bekledi. Bu biraz ABD tarafındaki borsa-faiz ve borsa-enflasyon ilişkisi ile çelişiyor görünüyor.

    Bu konuda ne dersiniz sayın Yelpaze hocam?
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

  4. Ülkeler ve büyük organizasyonları anlamaya çalışıp analiz ederken en önemli parametrelerin neler olduğuna, bunların birbirleriyle ve dışarıyla etkileşimine hatta insani faktörler gibi ölçümlenemeyecek etkenlere bakmak gerekiyor sn. deva-i dert.

    Japonya 1989 finansal krizi öncesinde özellikle gayrimenkul değerlerinde ve tabi hisse senetlerinde çıtayı öyle yükseğe koymuştu ki; ülkenin maddi kaynakları ve entellektüel birikiminin bu değerlerle eşleşmesi için zaten bir sindirme süresi gerekiyordu. Tayvan, Kore, Çin gibi ciddi rakiplerin ortaya çıkması da Japonya'nın yarattığı aşırı değerlerin iskonto edilmesi gereğini doğurdu. Sonuçta Japonya hala dış kaynaklara uzaklığı nedeniyle kırılgan, askeri gücü olmayan yani finansal ve ekonomik performansını yansıtan ve o alıştığımız güçlü devlet kalıbına tam girmeyen bir örnekti.

    Japonlar başta olmak üzere uzakdoğu halklarının fazla tasarrufçu eğilimleri, Japonya özelinde nüfusun küçülmesi ama verimliliğin çok yüksek olması ve enerji başta olmak üzere kaynakların yetersizliği biraz sıra dışı dengelere nede olmuş diyebiliriz. Mesela bizde batı kültürlerinden farklı olarak aile bireyleri arasında birbirine destek olmak çok yaygın olduğundan kötü ekonomiye rağmen toplumsal refah daha yüksek gözükür. Benzer durum Japon şirketleri arasında da çok yaygındır ama ölçümlenmesi de mümkün değildir, gözlemlenebilir sadece. Japonya'da en önemli etkenler listesinin başına ben yöneticiler ve itaat kavramını koyarım. Çelişkili gibi gördüğünüz durum, ülke yararına bir emrin toplumsal mutabakat ile yerine getirilmesi gibi çok basit bir tespitle açıklanabilir, detaylar ise altına yazılmalıdır. Japonya'nın 20. yüzyıl başındaki agresif sanayileşme ve ona eşlik eden deniz aşırı askeri istilaları tam olarak bu basit mantıkta gelişmişti.

    1960-1990 arasında çok yüksek bir ihracat performansıyla normalin çok üzerinde döviz biriktirirken tarihin en yıkıcı savaşının hala taze anıları yüzünden iç ekonomik aktivite zayıf kalırsa, döviz birikimleri sayesinde düşük faiz politikası uygulayacak kaynağı sağlayıp iç harcamalar ve hammadde ithalatı kaynaklı bir enflasyonla ılımlı bir büyüme sağlanabilir. Japonya'nın askeri harcamalarının ilgili dönemde düşük kalması da dengeleri farklı şekillerde (ekonomik-jeopolitik) etkileyen çok önemli bir husus. Düşük faiz politikası daha çok Japon şirketlerinin küresel anlamda zemin kazanmaları bakımından tercih edilmiş bir politika gibi de gözüküyor. Bu durumda dışarıda kazanılan başarıların getirileri sayesinde içerideki sıradışı ekonomik dengeler için kaynak sağlanmış olur. Hollanda'nın tarım politikaları örnek verilebilir, ilk bakışta zararınaymış gibi gözüken destekler zamanla dış pazar hakimiyetiyle ve markalaşmayla sonuçlandıkça ülkeye nakit akışını artırır. Düşük faiz süreci içsel ekonomik dengelerle alakalı olmadığında borsalar üzerinde umulan etkiyi yapmayabilir. Dünya, ABD kaynaklı ultra gevşek para politikaları izlemeseydi Nikkei bu seviylere gelebilir miydi?

    ABD çok farklı bir dengeye sahip, senaryoyu en baştan yazmak gerekir. Orada hisse senetleri halkın refahıyla direkt ilgili. Yüz yılardır süregelen bir göçmen akımı var. Ülkenin refah seviyesinde devamlı bir yükseliş beklentisi olduğundan düşük katma değerli iş kollarının yıkımı Japonya'dan çok daha hızlı ama sıkıştıklarında kullanmakta tereddüt etmedikleri çok masraflı bir ordu da besliyorlar. Tüm bunların bir de yansıma etkileri olduğunu düşünmek lazım. Yani pahalı bir ordu sizi onu kullanmaya da mecbur eder veya refah algısı sizi aşırı değerlemelerle uçurumun kenarına doğru itebilir. Rezerv parayı basan ülke olmak avantajdır ama sigara gibi sizi yavaş yavaş öldürür.

  5. Trump ani gelişen savaş sürecine hazırlıksız yakalanan ve ilk haftalarda daralan işlem hacmi nedeniyle pozisyon ayarlaması yapmakta zorlanan kurumlara yardımcı olmak için bir tiyatro sergiliyor, seyirci de alkışlıyor.

    ABD'nin kabul edebileceği bir teslimiyet müzakeresinin şartları, mevcut askeri yığınağını ve ateş gücünü kullanarak elde edebileceklerinden daha az olmayacaktır. Bölgedeki ülkeleri tehdit eden bir saldırı gücünü öylece arkalarında bırakıp dönmezler. Geçen yıl da aynı şeyi konuşmuştuk, değişen bir durum yok.

  6. 6800 seviyelerinin S&P500 için zirve değerleri olduğunu öngörmüştüm. Oralarda oyalandı, salındı, geriledi ama bir şekilde aştı. Pek çok kişinin de benim gibi düşündüğünü göz önüne alacak olursak şaşırmamak lazım zira ilk kuralımız hep aynı kalacak; çoğunluğun yanılıyor olması, haklı olsalar bile... Bu arada öyle kesin bir barış havası esiyor ki; bunun da dönüşü olmaz herhalde? Dediğim gibi gerçeklerin endeksleri yönlendirdiği değil endekslerin gerçekleri çarpıttığı bir dönemdeyiz. Rasyonel olmaya çalışmanın ters düştüğü bir durum bu. İrrasyonel olmak ise doğamıza tamamen ters, milyonlarca yıllık genetik evrimin sonucu bu.

  7. 2025 Mart ortasından 2026 Nisan ortasına kadar olan dönemi analiz edelim, ilginç bir iş olacak.

    -1 USD 36 TL başlangıcımız ve seyrüsefer sakin, dış kaynak sıkıntısı çözülmediği halde enflasyon inecek faizler düşecek beklentisi çok güçlü.
    -Sonra siyasi bir olay patlak veriyor faizler ve kurlar yükseliyor. Üstüne uzun yıllardır dondurucuda bekletilen İran meselesi geliyor ve İsrail ilk darbeyi vuruyor. Piyasalar bu iki konu başlığına odaklanıp çalkalanıyor.
    -Ardından faiz yeniden düşüş trendine giriyor, İran konusu soğumaya bırakılıyor ve aynı içi boş hikayeye geri dönülüyor.
    -12 ay sonunda ise gene 2025 Mart'ındaki koşullara dönüyoruz, bu defa durumlar çok daha sıkıntılı.

    Tüm bu çalkantıların yaşandığı dönemde TL faiz getirisi, aylık birikimli hesapla %52 civarıdır ve stopaj kesintisi %17,5, 1 milyon liranız 1milyon 430binTL olur. Dolar kuru ise 36'dan 45 TL'ye dayandı. Dolar birikimine alabildiğimiz faiz, stopaj sonrası %4 civarı. 1milyon liranız 1milyon300 bin lira olur. Mevduat %10 daha fazla getiri sağlamış. Sağlam bankalarda getiriler daha düşük olabilir.

    TL riskini alan bir yatırımcı, savaş ve ambargo bölgesinin tam merkezindeki ülkede yerel para biriminin riskine sadece %10 fazladan getiri için katlanmış oldu, neden??? Dışarda jeopolitik riskin düşeceğini, içerde siyasi gerilimin azalacağını düşündü, peki öyle mi oldu? Ukrayna, İran başta olmak üzere daha riskli seviyeye geldi, içerde de hiç bir iyileşmeden söz edemeyiz. Zaten iyileşme ironik biçimde yatırımcı için getirinin de azalması demek ki; bu konu Türkiye dışındaki yatırım fırsatlarının getiri seviyeleriyle ilgili olduğundan dışarıyla mukayeseli yaklaşılmalıdır.

    Geçmiş geçmişte kaldı haklısınız, şimdi gelelim asıl soruya;
    Peki önümüzdeki 1 yıl boyunca, şu belirsizliklere ilaveten global ekonomide durgunluğun ve enflasyonun da artık en yetkili kurumlarca bile kabul edildiği koşullarda TL varlıkların riskini, %10 fazladan getiri için alabilecek yatırımcı bulabilecek misiniz? Bu madalyonun sadece bir yüzü, öteki yüzünde TL'nin değeri ve bunun sonuçlarıyla ilgili konular var.

  8.  Alıntı Originally Posted by yelpaze Yazıyı Oku
    2025 Mart ortasından 2026 Nisan ortasına kadar olan dönem...

    -1 USD 36 TL başlangıcımız ve seyrüsefer sakin, dış kaynak sıkıntısı çözülmediği halde enflasyon inecek faizler düşecek beklentisi çok güçlü.
    -Sonra siyasi bir olay patlak veriyor faizler ve kurlar yükseliyor. Üstüne uzun yıllardır dondurucuda bekletilen İran meselesi geliyor ve İsrail ilk darbeyi vuruyor. Piyasalar bu iki konu başlığına odaklanıp çalkalanıyor.
    -Ardından faiz yeniden düşüş trendine giriyor, İran konusu soğumaya bırakılıyor ve aynı içi boş hikayeye geri dönülüyor.
    -12 ay sonunda ise gene 2025 Mart'ındaki koşullara dönüyoruz, bu defa durumlar çok daha sıkıntılı.

    Tüm bu çalkantıların yaşandığı dönemde TL faiz getirisi, aylık birikimli hesapla %52 civarıdır ve stopaj kesintisi %17,5, 1 milyon liranız 1milyon 430binTL olur. Dolar kuru ise 36'dan 45 TL'ye dayandı. Dolar birikimine alabildiğimiz faiz, stopaj sonrası %4 civarı. 1milyon liranız 1milyon300 bin lira olur. Mevduat %10 daha fazla getiri sağlamış. TL riskini alan bir yatırımcı, savaş ve ambargo bölgesinin tam merkezindeki ülkede yerel para biriminin riskine sadece %10 fazladan getiri için katlanmış oldu.

    Peki önümüzdeki 1 yıl boyunca, şu belirsizliklere ilaveten global ekonomide durgunluğun ve enflasyonun da artık en yetkili kurumlarca bile kabul edildiği koşullarda TL varlıkların riskini, %10 fazladan getiri için alabilecek yatırımcı bulabilecek misiniz? Bu madalyonun sadece bir yüzü, öteki yüzünde TL'nin değeri ve bunun sonuçlarıyla ilgili konular var.
    TL riskini almak istemeyen ama TL getirisinin gerisinde de kalmamaya çalışan biri parasının büyük kısmını döviz mevduatı olarak tutarken portföyünün %15-20'si gibi bir parayla borsada sadece yılda bir veya iki işlem yaparak aradaki %10'luk farkı kapatabilir. Sonuç olarak faizin reel getirisi çok cazip değil aslında.

Sayfa 40/42 İlkİlk ... 303839404142 SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •