Genel ekonomiye ilişkin en ufak olumlu bir veriden söz edemeyeceğimiz durumdayız. Olsaydı C.B. ve medyası davul zurnayla duyururdu.
Geçtiğimiz aylarda cari işlemler fazlasını söylüyorlardı o da kalktı ortadan hem de durgun ekonomi ve %50 faiz ortamına rağmen! Bütçe, enflasyon, yatırımlar, dış kaynak, rezervler, seçim kazandıran projelerin döviz cinsinden yükümlülükleri, siyaset vs. herkesçe malum...
Geriye tek bir şey kalıyor, borçların milli gelire oranı, konuşmalarına bakın bunu söylüyor ama hangi milli gelir?
Değeri zorlama biçimde yüksek tutulan TL ile tüketim harcamalarından gücünü alan GSYH. Tüm olumsuzluklara rağmen tüketim malı ithalatı hız kesmiyor. Geçmişte sermaye malları ve hammadde ithalatının yanında düşük bir rakamdı şimdi milli gelirin itici gücü. İthalat yüksek yönetime güven düşük olunca içerde, araba gibi yatırım olarak algılanan ithal tüketim maddelerinin talebi de yüksek oluyor ve milli gelire ek katkı sağlanıyor. Değerli TL alım gücünü de nispeten destekliyor ancak hem iç hem küresel koşullardaki bozulmayı ve bu bozuk ortam koşullarında, ülke olarak borçlu ve açıklar veren durumumuzu göz önüne alırsak sürdürülebilirliği tartışmalı.
Son gelişmelerden sonra moral ve umut faktörleri de piyasadan buharlaştı, borsa için yukarı itici güçler artık spekülasyon analizine dayalı olarak tespit edilenler diyebiliriz, tabi bunların gücü olumsuzlukları dengelemeye yeter mi, başka konu?




Alıntı yaparak yanıtla
Yer İmleri