Yunanistan 2014 yılında girdiği ve 2018 sonuna kadar süren ağır mali krizle gayri resmi olarak bağımsızlığını kaybetti. Maaş kesintileri, mevduat hesaplarında dondurmalar gibi uygulamalar gündeme geldi. Doğu Avrupa'nın Almanyası diyebileceğimiz yunanistanın bankaları çevre ülkelerde başarılı biçimde şubeleşmişti. Hatta Türkiye'de faaliyet gösteren 2 önemli Yunan bankası vardı, 2018'de bankalar son darbeyi yiyerek küçülmek zorunda kaldı. Krizin boyutları öyle büyüktü ki; IMF yardımlarının haricinde gerekli olan kurtarma paketinin görüşmeleri sırasında AB parlamentosunda büyük kavgalar çıktı. Neredeyse AB parçalanmanın eşiğine geldi. Almanya ağırlığını koymasaydı 350 milyar Euro'luk kurtarma kredileri onaylanmayacaktı ve Alman toplumu da bu yardımı onaylamadı ama jeopolitik çıkarlar sayesinde kurtarıldılar.

Tüm bunlar olurken Yunanistan bir dizi özelleştirme ve tasarruf planı devreye soktu. Limanlar, ulusal havayolları, havaalanları satıldı ama milli piyango idaresi (OPAP) özelleştirilmedi çünkü bu aptalca olurdu. 20 milyon nüfuslu şehirleri olsa ve ortasından su geçen şehrin iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri paralı olsaydı onları da özelleştirmezlerdi. Tekel konumundaki gelir kaynaklarını devredecek kadar elden ayaktan düşen tek örnek düyunu umumiyecilerdir.