ATATÜRK'ÜN ABÝSÝ AHMET
Annesi oðlunu bakkala yollarken: Ahmet, dededen yarým kilo yoðurt alýver, dedi. Akþama size bir sürprizim var. Hamur iþi hazýrlayacaðým ama pide mi, börek mi, asla tahmin edemezsin.
Bunun üzerine Ahmet: Yoðurt alýrým ama hani para? Sen para vermezsen, ben yoðurt alamam. Pidedir, börektir hazýrlayamazsýn.
Zübeyde Haným: Aman oðlum, elimde hazýr para olmasa ben senden yoðurt almaný ister miyim? Al þu paralarý, yeter de artar bile.
Ahmet tencereyi alýp bakkala doðru yola çýktý. Paralar cebinde þýngýrdýyordu. Bakkaldan içeri girdiðinde bir heykel gibi donakaldý. Dede, tezgahýn üstüne kollarýný koymuþ, baþýný elleri arasýna almýþ, uyukluyordu. Ahmet sessizce bekledi. Saða-sola bakýndý. Ekmek dolabýný açýp kapadý. Bez perdeyi açtý. Peynir almaya geldiðinde dede oradan peynir verirdi. Ýki teneke vardý. Biri açýktý ve bir miktar peynir satýlmýþtý. Bakýþlarý tezgaha yöneldi. Kavanozlar içinde türlü tevir þekerleme vardý. En çok sevdiði piþmiþti. Bu yumuþak þekerlerden her gün bir kavanoz yese býkmazdý. Sonradan dede uyandý. Ne oldu, oðlum, ne istemiþtin, dedi.
Ahmet: Ben yarým kilo yoðurt alacaktým, dedi. Ahmet yoðurdu aldýktan sonra eve doðru yöneldi. Annesi pide veya börek hazýrlasa ne fark ederdi? Ýkisi de hazýr yemekti ve yanýnda ayran olsa cana can katardý.
--------------------------------------------------------
ATATÜRK'ÜN ABÝSÝ ÖMER
Ali Rýza Bey'den olma Zübeyde Haným'dan doðma Ömer 8 yaþýndaydý. Kuþpalazý (difteri) salgýný vardý. O günlerde Mustafa 2 yaþýndaydý.
Bir gün Mustafa Kemal'in abisi Ömer yaþýtý Celal ile evlerinin bahçesinde geziniyordu. Celal birdenbire: Bak Ömer, þu yýlaný görüyor musun? Ben bu yýlaný alýr, parmaðýmýn ucunda sallarým, dedi. Yýlan dediði parmak kalýnlýðýnda, iki karýþ boyundaydý.
Ömer: Aman, Celal, býrak yýlaný gitsin, sana ne zararý var, dedi.
Celal: Öyle deme Ömer, bu yavru yýlan büyür, piton olur. Sen 2 metre olsan, bu yýlan 10 metre olur. Yýllar sonra sen adam olsan da fark etmez. Bu yýlan seni yakalar ve yutar, dedi.
Aradan dakikalar geçti. Celal, yavru yýlaný sallamaya devam etti. Ta ki Celal'den bir ah sesi duyulana kadar. Ömer hýzla saðýna döndü. Celal diz çökmüþtü ve sað eli morarýp þiþmeye baþlamýþtý.
Ömer, yýlanýn baþýný tuttu ve sýktý. Yýlanýn gücü azalmýþtý. Sol eliyle yýlanýn kuyruðunu tuttu. Ters istikamette döndürerek, Celal'le yýlaný birbirinden ayýrdý. Yýlanýn baþýný taþla ezdi. Bir koþu gidip babasý Ali Rýza Bey'i yardýma çaðýrdý. Ali Rýza Bey, Celal'in koluna ýsýrýðýn biraz yukarýsýndan mendiliyle sýkma uyguladý. Kanayan yeri emdi, tükürdü. Bu iþlemi defalarca tekrar etti. Baygýn Celal kendine gelmeye baþladý. Ali Rýza Bey'in dudaklarý hafiften þiþmeye baþlamýþtý.
Bir kaç gün sonra her þey normale döndü. Celal olanlarý unutmuþ, hayatýn akýþýna kapýlmýþ, savrulup gidiyordu. Ömer, arkadaþýný kurtardýðý için, babasýna teþekkür etti. Geri planda olanlarýn takipçisi Mustafa geleceði þekillendireceði günleri düþünüyor ve gülümsemeye çalýþýyordu.
SON




Alýntý yaparak yanýtla
Yer Ýmleri