PHP Code:
2-Elhamdü lillâhi rabbil'alemin.Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
Hamd, tek kaynağa odaklanmak için alemlere meydan okumadır. Yani sen O'nu övsen de övmesen de O, özünde zaten övülmeye en layık olandır. (Bkz, Haşr 23.) İnsanın görevi, ev sahibini tanımak ve ikramın kadrini bilmektir. Telefonunun donmaması, hata vermemesi mutlu eder ve markayı översin ya. Oysa o cihaz bile bozulmaya mahkumdur.
Hamd, her yerde ve her zaman yalnızca Allah’a aittir. Nimeti vereni görüp, aradan "ego"yu çekmektir. "Ben çok yetenekliyim, gecemi gündüzüme kattım, bu başarı tamamen benim." Burada hamd yoktur, sadece "ben" vardır. "Evet, emek verdim ama bu yeteneği bana veren, odaklanmam için gereken sağlığı sağlayan ve bu imkanları önüme açan noksansız bir güç var. Bu başarının asıl övgüsü O'na aittir." (Bkz, Kasas 70, Yusuf 101.)
Bir kurumda işini halleden bir memuru, o kurumun sahibi sanmak gibi. Memur sana çok yardımcı olur, ona teşekkür edersin, ama kurumu yöneten o değildir. Hamd, teşekkürü memura (insana), övgüyü ve mutlak otoriteyi kurumun sahibine (Allah'a) vermektir. (Bkz, Ali İmran 80.)
Hamd, nimetleri yaratanı bilmektir. Allah tarafından geldiğini anlarsan, başka kapılarda eğilmezsin. Hamd, noksan olan insanın "yeterlilik ve sahip olma" yanılsamasını kıran bir gerçektir. Sen, "Allah'tan başka rızık veren mi var?" (Bkz, Fâtır 3.) dediğin an, noksansız olanın otoritesini kabul edersin. Eğer bir insan, rızkının sadece bir "insana" veya "kuruma" bağlı olduğuna inanırsa, o şeyi yavaş yavaş "ilah"laştırmaya başlar. Ondan korkar, ona boyun eğer. Hamd, bu köleliği bitiriren, gerçek özgürlüktür. Çünkü asıl boyun eğmen gerekeni hatırlatır.
Hamd, şükürden farklı “olayı anlamadır”. Apartmanda birisi çöpünü uygunsuz koyar veya gece çok gürültü yapar. Bu durum tüm apartmanın huzurunu kaçırır, herkes gerilir. Bir kişinin hatası hepimizi etkiliyor ama bu durum benim sabrımı, komşuluk ahlakımı ve tepki yönetimi ölçen bir imtihandır." Olayın içindeki "eğitici" tarafı görmek hamddır.
Çok sevdiğin birini kusursuz sanman. Ona öyle bir bağlanırsın ki, sanki hiç hata yapamazmış gibi gelir. Sonra o kişi küçük bir yalan söyler ya da seni hayal kırıklığına uğratır. İşte o an hissettiğin acı, noksan olanı noksansız yerine koymanın bedelidir. Hamd, sadece noksansız olana (Allah'a) o en zirve saygıyı ve sevgiyi vermektir ki kalbin hiç kırılmasın. (Bkz, Bakara 165.)
Çok sıkıştığın bir anda, aslında seninle aynı sorunları yaşayan, senin kadar aciz birinden (mesela senin gibi öğrenci olan bir arkadaşından) seni tüm dertlerinden kurtarmasını beklemen gibi. Arkadaşın seni dinler ama elinden bir şey gelmez, hatta bazen seni duymaz bile. Hamd, "Beni her an duyan ve cevap verme gücü olan tek bir makam var" demenin huzurudur. (Bkz, Ahkaf 5, Şuara 91.)
Hamd, varoluşun hem "giriş" hem de "çıkış" kapısıdır. Her türlü eylemin ve duanın sonu "Hamd"dır. Çünkü varlık hiyerarşisinde her şey biter, mülk sadece noksansız olana kalır. Hüzün noksanlıktır; noksansız olanın yanına varınca hüzün biter ve geriye sadece hamd kalır. (Bkz, Fatiha 2, Fatır 34, Yunus 10, Saffat 180-182.)
Hayatın içindeki "rızık", "yaratılış" ve "iyilik" gibi güzelliklerin hiçbirini noksan olan varlıklara (insanlara, paraya, tesadüflere) tam olarak mal edemeyiz. Eğer öyle yaparsak, o sebep ortadan kalktığında perişan oluruz. Ama hamdı noksansız olana yöneltirsek, dayanağımız asla sarsılmaz. (Bkz, Fatır 3, Yunus 34, Neml 59, Kasas 70, Mümtehine 6.)
Bir fidan diktiğini düşün. Onu öylece bırakmazsın; sularsın, budarsın, güneş almasını sağlarsın. O fidanın meyve verecek bir ağaca dönüşme sürecindeki tüm emeğin, "rab" sıfatının küçük bir insani yansımasıdır. Allah da, yarattığı her şeyi, her an "yöneterek" noksansız bir düzen içinde tutar. Çünkü bir şeyi sadece yaratıp bırakmak noksanlıktır. Noksansız bir Rab, yarattığına nasıl yaşaması gerektiğini de öğretir. (Bkz, Taha 50.)
Bir evde veya bir mutfakta iki kişinin farklı kurallar koyduğunu düşün. Biri yemeğe tuz atar, diğeri şeker. Sonuç kaos ve "noksan" bir lezzet olur. Hayatın tıkır tıkır işlemesi, yönetimin tek elde ve noksansız olmasındandır. Eğer birden fazla "rab" (yönetici) olsaydı, noksanlık ve kaos çıkardı. Tek bir Rab, noksansız yönetimin şartıdır. (Bkz, Enam 164.)
Yer İmleri