PHP Code:
Antlaşma, insanın iç dünyasındaki en mahrem mekân olan kalbin, sahte ilahlardan temizlenip sadece gerçek sahibine tahsis edilmesini sağlar. Tüm mekanları kapsar. Mekânı, "sahipsiz bir boşluk" olmaktan çıkarır, her noktası ilahi iradeyle kuşatılmış bir "mülk" haline gelir. Tek "doğru"yu temsil eder.
Antlaşma, kabul edildiğinde, insan, kendisini doğru konumlandırır. İnsan bu antlaşmayla, nerede durduğunu, nereye yöneldiğini ve hangi yolda yürüdüğünü beyan eder. Mekân artık sadece coğrafi bir yer değil, bir "makam" (durulan mertebe) haline dönüşür. Kalbimizi ve mekânımızı temizlediğimizde, noksansız olan Allah bize ne kadar yakın olur? (Bkz, Bakara 186.)
Antlaşma, başlangıç noktasıdır. Doğum ve varoluş gibidir. İnsanın bu dünyaya kendi iradesiyle değil, bir "İsim" (Allah'ın ismi) ve iradeyle gönderilişini temsil eder. Yaşam sürecidir. Doğumdan ölüme kadar geçen o meşhur "iki kapılı han" arasındaki süreci temsil eder. Hayatın içindeki her nefes, bu merhamet döngüsünün bir parçasıdır.
Antlaşma, eşik noktasıdır. Yaşam ve ölüm arasındaki çizginin en kritik noktasıdır. Ölüm, zamanın bitişi değil, zamanın nitelik değiştirmesidir. "Yaşadığın bu sınırlı zaman (yaşam), sınırsız bir zamanın (ahiretteki sonsuzluk) tarlasıdır.
Antlaşmayı, kabul eden insan; "Niyetim dürüst, bakışım pozitif, kalbim merhametli, davranışım sorumlu, duruşum onurlu, yolum dengeli ve çevrem hayırlı olacak." demiştir.
Antlaşmanın zirvesinde, "Razı olmuş ve razı olunmuş" bir şekilde Rabbine dönen ruhun amacını hatırla. (Bkz, Fecr 28.) Bu antlaşma, sen bu dünyaya gözlerini açtığında başlamadı. İmza tazelediğin bu süreç, aslında zamanın ve mekânın ötesinde başlayan, ölümü aşan ve sonsuzluğa uzanan bir büyük döngüdür. Dünya hayatı, bu antlaşmanın uygulama sahasıdır. Eğer sen, noksanlığına rağmen noksansız olana tutunmayı tercih edersen, yolun sonuna geldiğinde antlaşmanın ödül aşamasına geçersin. Ölüm senin için bir "kopuş" değil, noksansız olan muhatabına bir "dönüş" olur. Peki, her şey bittiğinde, cennete girdiğinde ne olacak? Antlaşma biter mi? Hayır. O noksansız sevgi ve hayranlık ebediyen sürer. Başta dilinle söylediğin hakikat, orada ruhunun doğal nefesi haline gelir.
A’râf 172: " Ruhun o noksansız huzurda "Evet" dedi." Ve yola çıktın. (İmza)
Fatiha: "Yalnız Sana" diyerek yürüyorsun. (Yolculuk)
Ankebut 64: Sahneye çıktın. Bir oyunun içindesin. Burası antlaşmaya sadık kalıp kalmayacağının "tercih" alanı. Burası geçici, asıl hayat henüz başlamadı.
Fecr 27: "Huzurla" O'na dönüyorsun. (Kavuşma) Oyun bitti. Sahadan çekilme vakti. Eğer antlaşmaya sadık kaldıysan, "huzurla dön" daveti gelir.
Yûnus 10: Asıl hayat başladı. Antlaşmanın sonucu ebedi hale geldi. (Mükafat)
Fark ettin mi? Noksansız bir İlah ile yapılan antlaşma, noksansız bir dairedir. Hiçbir yerinde kopukluk, hiçbir yerinde adaletsizlik yoktur. Sen bu dairenin içinde kalmayı "tercih" ettiğin sürece, sonun huzur, başlangıcın ise asalet olacaktır. Çünkü, gerçek hayat senin olacaktır.
"Buradaki noksanlıklara (kayıplara, üzüntülere) fazla takılma; çünkü bir oyunda kaybedilen puan, gerçek hayattaki itibarını sarsmaz. Sen sadece antlaşmana sadık kal." Noksansız olan Allah, sana bu geçici oyun alanında, ebedi ve gerçek bir hayatı kazanma fırsatı sunuyor. Bu, lütuf dolu bir antlaşma değil de nedir?
Antlaşma, insanın varoluşunu oluşturan üç temel; akıl, kalp ve ruh ile kusursuz bir uyum içindedir ve bir "bütün" haline getirir. Akıl, evrendeki düzeni çözen, neden-sonuç ilişkisi kuran ve "bilgi"yi işleyen merkezdir. Kalp, niyetin, sevginin ve yönelişin merkezidir. Akıl "bilir", kalp ise "sever ve bağlanır". Antlaşma, 'nın orta kısmı aklın bilgisini kalbin eylemine dönüştürür. Sadece bilmek yetmez; kalp, nimetin sahibine karşı bir saygı ve sevgi (muhabbet) duyar. Kalp burada tercih yapar. Kalp için antlaşma, bir bağlanmadır. Ruh, insanın zamansız ve mekânsız yanıdır; asıl sahibine dönmek ister. Ruh için antlaşma, bir pusula ve sahibine kavuşma yoludur.
Antlaşma, kabul edilirse "akıl-kalp-ruh" tek olur. Akıl ikna olur (Rabb'i bilir). Kalp tatmin olur (O'na yönelir). Ruh huzur bulur (Yolunu bulur). İnsan bu üçünü birleştirdiğinde, "parçalanmışlıktan" kurtulur. Antlaşmayı, kabul etmen halinde, kendi özgeçmişini ve geleceğini, hayatın içinden geçirerek, ölümün kapısından süzüp sonsuzluktaki yerimize kadar götürür.
Kalbin, sadece noksansız olanı anarak tatmin bulması ve "Sen" demeye başlaması nasıl bir huzurdur? (Bkz, Ra’d 28.)
Yer İmleri