Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
0,45 32.74% 659,01 Mn 0,34 / 2,00
852,50 10% 13,90 Mn 815,00 / 852,50
29,70 10% 81,86 Mn 27,24 / 29,70
38,72 10% 34,78 Mn 36,80 / 38,72
45,98 10% 2,86 Mr 42,00 / 45,98
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
5,76 -10% 1,01 Mr 5,76 / 6,72
99,10 -9.99% 2,74 Mr 99,10 / 111,40
34,66 -9.97% 5,42 Mr 34,66 / 41,20
63,70 -9.96% 112,89 Mn 63,70 / 72,15
11,11 -9.75% 148,66 Mn 11,11 / 12,46
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
318,75 4.25% 26,57 Mr 308,00 / 319,25
87,95 -3.3% 23,82 Mr 86,85 / 91,00
17,46 3.68% 15,31 Mr 16,75 / 17,53
296,75 -0.92% 15,02 Mr 291,75 / 306,50
40,96 1.59% 13,23 Mr 39,38 / 41,08
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,22 2.95% 1,70 Mr 19,86 / 20,34
87,95 -3.3% 23,82 Mr 86,85 / 91,00
296,75 -0.92% 15,02 Mr 291,75 / 306,50
155,00 0.26% 3,34 Mr 154,00 / 158,00
683,50 2.7% 8,28 Mr 670,00 / 698,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,22 2.95% 1,70 Mr 19,86 / 20,34
87,95 -3.3% 23,82 Mr 86,85 / 91,00
109,20 4.1% 1,30 Mr 105,10 / 110,20
118,20 2.78% 846,99 Mn 115,20 / 118,80
296,75 -0.92% 15,02 Mr 291,75 / 306,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,22 2.95% 1,70 Mr 19,86 / 20,34
35,10 2.51% 261,50 Mn 34,60 / 35,38
87,95 -3.3% 23,82 Mr 86,85 / 91,00
11,03 1.29% 265,48 Mn 10,89 / 11,15
73,80 1.17% 602,35 Mn 73,40 / 74,80
Sayfa 2/6 İlkİlk 1234 ... SonSon
Arama sonucu : 45 madde; 9 - 16 arası.

Konu: @yörük@’ün Heybesinden

  1. #9
    https://www.tradingview.com/x/PAJ92Aiq/ https://www.tradingview.com/x/cjGmt670/ s1

    1-6....

    En'âm, 153 de...mantıklı tek yol....
    Bakara, 143 de.... vasat oluşu... yani sınırlara yaklaşmadan...orta yol....
    Bakara, 2. de...yolun toplumsallığı....
    Enbiyâ 73 de... rehberlik...
    Aâ€ËÅ“râf 43 de...destek....
    Ali İmran, 51 Meryem, 36, Zuhruf, 64 de.... doğruyolun tek oluşu....
    Yunus, 9 da...yolun rastlantısal olmadığı...


    bakara 286 da...neden....Bizi doğru yola ilet... diye sürekli dua ediyoruz? O zaten biliyor değil mi?
    çünkü her kalp atışında...muhtaçlık devam eder....
    16.07.2024 - 10.12.2024

  2. 1-7.....
    sapıklık ve dalalet...
    16.07.2024 - 10.12.2024

  3. evet.. bu kuytuda yazmamın sebebi....
    yazılanlar için... geri dönüt almak...

    PHP Code:
    Bunu okumaya başladıysanbir "muhatabın" var demektirO ben değilimAma önce şunu sormalıyızSen kiminle konuşuyorsunEğer bir Yaratıcı’nın varlığına ikna değilsenO’nunla yapacağın bir "antlaşma" sadece bir yalandan ibaret kalır.
    İnsandoğduğu andan itibaren bir "eksiklik" hissiyle yaşarNe kadar zengin olursan olne kadar çok sevilirsen sevilbir yanın hep açtırBuaslında insanın içindeki "ilah arayışı"dırÇünkü bu arayışsen daha bu bedene gelmeden önce "ruhuna" konmuştu.  (BkzA’râf 172.)
    Neden hiçbir dünya nimeti bizi tam olarak doyurmazÇünkü noksan olan bir şey (insandünya), senin sonsuzluk isteyen o noksan yanını tamamlayamazİnsankendine sığınacak noksansız bir liman ararKimisi parayıkimisi gücükimisi bir insanı o liman sanırama fırtına çıktığında hepsi noksan kalır.
    Sadece kendindeki işaretlere değildışındaki işaretlere de bakŞimdi asıl meseleye gelelim"İlah, noksanlık bulunmayandır." Eğer hem dışında hem de içinde bir noksansızlık arıyorsanbu sıfatın tek bir karşılığı vardırAllah.
    İlah AllahÇünkü noksansız olan sadece Allah'tır. Eğer "başka ilahlar" (para, ego, sahte güçler v.b) olsaydı, noksanlık başlardı. Bu yüzden "Lâ ilâhe illallah" demek, aslında şudur: "Noksanlığı bulunan hiçbir şey ilah olamaz; noksansız olan sadece Allah'tır.

    Allah Nedir?
    Zihnindeki tüm "
    tanrı" kalıplarını bir kenara bırak. Biz genellikle Allah’ı, insani özelliklerin biraz daha büyütülmüş hali gibi hayal etme hatasına düşeriz. Gel, bu hatayı en başta düzeltelim. Allah nedir? Bu soruya verilebilecek en akli cevap şudur:
    Allah; kesin olarak ne olduğunu bilmediğim ama kesin olarak ne olmadığını bildiğimdir.
    Bu, Allah’ı "
    ne olduğu" üzerinden sınırlamak yerine, "ne olmadığı" üzerinden O'nun noksansızlığını ilan etmektir. O yorulmaz, unutmaz, muhtaç değildir. 
    İçinde en ufak bir zayıflık, noksanlık, benzerlik veya ihtiyaç barındıran her şeyi Allah’tan uzaklaştırdığında, elinde kalan tek hakikat "
    Noksansızlık" olur. Allah, o noksansızlığın ismidir. O'nun her şeyin üstünde olan yüceliğini kavramak, insan olmanın gereğidir. 
    PHP Code:
    Dünyaya geldiğimiz andan itibaren sürekli bir şeylerin altına imza atarız ama kelimelerin manasını unuttukNoksansız bir İlah ile muhatap olduğunu anladığındaO’nunla arandaki bağın da "insani hukuk" kavramlarına benzemediğini fark edersin.
    1.    Sözleşme (Kusur Aramak İçin): İnsanlar arasındaki sözleşmelerbir tarafın diğerini "suçlu çıkarması" üzerine kuruludurKüçük harflerle yazılmış maddelerle noksanını bulup seni köşeye sıkıştırmak isterlerAllah ise senin noksanını zaten biliyorO seni suçlamak değiliyileştirmek istiyor.
    2.    Anlaşma (Pazarlık Yapmak İçin): Anlaşmalar bir çıkar meselesidir"Ben bunu verirsem, sen ne vereceksin?" pazarlığıdırAllah noksansızdırsenin vereceğin hiçbir şeye ihtiyacı yokturO yüzden O'nunla pazarlık yapılamaz.
    3.    Antlaşma (Zorlamak İçin): Tarihteki antlaşmalar genellikle bir kaz*****n zayıf olana şartlarını zorla kabul ettirmesidir. Bir irade dayatmasıdır. Oysa noksansız bir sevgi, zorla olmaz.

    Noksansız Olan'
    ın "Lütuf Antlaşması = Emredilen İman"
    AllahKur’an’da emrettiği imanlainsanın kurtuluşunu emretmiştir.
    •    O seni suçlamazSuçlamak için maddeye ihtiyacı yokseni iyileştirmek için daveti var.
    •    O pazarlık yapmazHer şey O’nunsenin bir şey vermene ihtiyacı yok.
    •    O zorlamazZorla güzelliknoksansız bir sevgiye yakışmaz.
    Burada sadece "İnsanın Tercihi" söz konusudurNoksansız olan Allahönüne bir yol açar ve der ki"Ben tamım, sen eksiksin. Eğer istersen, senin bu noksanlığını, Benim noksansızlığımla tamamlayalım. Bu yolu yürümeyi tercih eder misin?" Tercihinde özgür olduğunu hatırla. (BkzBakara 256.)
    Karar seninKuranıokumaya devam edersenbil ki şu an o antlaşmayı yani emredilen imanı "tercih" ediyorsun demektirSuçlanmadığınpazarlık yapmadığın ve zorlanmadığın tek kapıdasın
    16.07.2024 - 10.12.2024

  4. PHP Code:
    Antlaşmainsanın iç dünyasındaki en mahrem mekân olan kalbinsahte ilahlardan temizlenip sadece gerçek sahibine tahsis edilmesini sağlarTüm mekanları kapsarMekânı"sahipsiz bir boşluk" olmaktan çıkarırher noktası ilahi iradeyle kuşatılmış bir "mülk" haline gelirTek "doğru"yu temsil eder
    Antlaşmakabul edildiğindeinsankendisini doğru konumlandırırİnsan bu antlaşmaylanerede durduğununereye yöneldiğini ve hangi yolda yürüdüğünü beyan ederMekân artık sadece coğrafi bir yer değilbir "makam" (durulan mertebehaline dönüşürKalbimizi ve mekânımızı temizlediğimizdenoksansız olan Allah bize ne kadar yakın olur? (BkzBakara 186.
    Antlaşmabaşlangıç noktasıdırDoğum ve varoluş gibidirİnsanın bu dünyaya kendi iradesiyle değilbir "İsim" (Allah'ın ismi) ve iradeyle gönderilişini temsil eder. Yaşam sürecidir. Doğumdan ölüme kadar geçen o meşhur "iki kapılı han" arasındaki süreci temsil eder. Hayatın içindeki her nefes, bu merhamet döngüsünün bir parçasıdır.
    Antlaşma, eşik noktasıdır. Yaşam ve ölüm arasındaki çizginin en kritik noktasıdır. Ölüm, zamanın bitişi değil, zamanın nitelik değiştirmesidir. "Yaşadığın bu sınırlı zaman (yaşam), sınırsız bir zamanın (ahiretteki sonsuzluk) tarlasıdır. 
    Antlaşmayı, kabul eden insan; "Niyetim dürüst, bakışım pozitif, kalbim merhametli, davranışım sorumlu, duruşum onurlu, yolum dengeli ve çevrem hayırlı olacak." demiştir.
    Antlaşmanın zirvesinde, "Razı olmuş ve razı olunmuş" bir şekilde Rabbine dönen ruhun amacını hatırla. (Bkz, Fecr 28.) Bu antlaşma, sen bu dünyaya gözlerini açtığında başlamadı. İmza tazelediğin bu süreç, aslında zamanın ve mekânın ötesinde başlayan, ölümü aşan ve sonsuzluğa uzanan bir büyük döngüdür. Dünya hayatı, bu antlaşmanın uygulama sahasıdır. Eğer sen, noksanlığına rağmen noksansız olana tutunmayı tercih edersen, yolun sonuna geldiğinde antlaşmanın ödül aşamasına geçersin. Ölüm senin için bir "kopuş" değil, noksansız olan muhatabına bir "dönüş" olur. Peki, her şey bittiğinde, cennete girdiğinde ne olacak? Antlaşma biter mi? Hayır. O noksansız sevgi ve hayranlık ebediyen sürer. Başta dilinle söylediğin hakikat, orada ruhunun doğal nefesi haline gelir.
    A’râf 172: " Ruhun o noksansız huzurda "Evet" dedi."  Ve yola çıktın. (İmza) 
    Fatiha: "Yalnız Sana" diyerek yürüyorsun. (Yolculuk) 
    Ankebut 64: Sahneye çıktın. Bir oyunun içindesin. Burası antlaşmaya sadık kalıp kalmayacağının "tercih" alanı. Burası geçici, asıl hayat henüz başlamadı. 
    Fecr 27: "Huzurla" O'
    na dönüyorsun. (KavuşmaOyun bittiSahadan çekilme vaktiEğer antlaşmaya sadık kaldıysan"huzurla dön" daveti gelir
    Yûnus 10Asıl hayat başladıAntlaşmanın sonucu ebedi hale geldi. (Mükafat)
    Fark ettin mi?  Noksansız bir İlah ile yapılan antlaşmanoksansız bir dairedirHiçbir yerinde kopuklukhiçbir yerinde adaletsizlik yokturSen bu dairenin içinde kalmayı "tercih" ettiğin sürecesonun huzurbaşlangıcın ise asalet olacaktırÇünkügerçek hayat senin olacaktır.
    "Buradaki noksanlıklara (kayıplara, üzüntülere) fazla takılma; çünkü bir oyunda kaybedilen puan, gerçek hayattaki itibarını sarsmaz. Sen sadece antlaşmana sadık kal." Noksansız olan Allahsana bu geçici oyun alanındaebedi ve gerçek bir hayatı kazanma fırsatı sunuyorBulütuf dolu bir antlaşma değil de nedir?
    Antlaşmainsanın varoluşunu oluşturan üç temelakılkalp ve ruh ile kusursuz bir uyum içindedir ve bir "bütün" haline getirirAkılevrendeki düzeni çözenneden-sonuç ilişkisi kuran ve "bilgi"yi işleyen merkezdirKalpniyetinsevginin ve yönelişin merkezidirAkıl "bilir"kalp ise "sever ve bağlanır"Antlaşma'nın orta kısmı aklın bilgisini kalbin eylemine dönüştürür. Sadece bilmek yetmez; kalp, nimetin sahibine karşı bir saygı ve sevgi (muhabbet) duyar. Kalp burada tercih yapar. Kalp için antlaşma, bir bağlanmadır. Ruh, insanın zamansız ve mekânsız yanıdır; asıl sahibine dönmek ister. Ruh için antlaşma, bir pusula ve sahibine kavuşma yoludur.
    Antlaşma, kabul edilirse "akıl-kalp-ruh" tek olur. Akıl ikna olur (Rabb'
    i bilir). Kalp tatmin olur (O'na yönelir). Ruh huzur bulur (Yolunu bulur). İnsan bu üçünü birleştirdiğinde, "parçalanmışlıktan" kurtulur. Antlaşmayı, kabul etmen halinde, kendi özgeçmişini ve geleceğini, hayatın içinden geçirerek, ölümün kapısından süzüp sonsuzluktaki yerimize kadar götürür. 
    Kalbin, sadece noksansız olanı anarak tatmin bulması ve "Sen" demeye başlaması nasıl bir huzurdur? (Bkz, Ra’d  28.) 
    16.07.2024 - 10.12.2024

  5. PHP Code:
    1-BismillâhirrahmânirrahîmRahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
    Bu satırları yazmaya başlarken durdum. Kelimeler yetmedi, zihnim dağıldı, nasıl anlatacağımı bilemedim. Tam o an bir şey fark ettim: Ben şu an "noksan" olduğumu iliklerime kadar hissediyorum. Ve işte tam bu noktada, o noksanlığı olmayan gücün kapısını çalıyorum.
    Hakikati Tanıma Aracı Olarak "İsim"; İnsanın yeryüzündeki serüveni "isimleri öğrenmekle" başlar. Bu, aklın ve idrakin ilk adımıdır. (Bkz,Bakara 31.) İnsan, eşyayı ve yaratıcıyı "isimler" üzerinden tanır. Allah’ın bize isimlerini   bildirmesi, noksansız olanın kendini bizim anlayacağımız seviyeye indirmesidir. Her bir isim, Allah’ın bir noksansızlığını temsil eder. Örneğin "Rezzak" ismi, O'
    nun rızık verme konusunda hiçbir noksanlığının olmadığını gösterir.
    Başlangıç Anahtarı"Bismillah"En sık geçen kullanımbir işe Allah'ın ismiyle başlamaktır. Fatiha 1: "Bismillâhirrahmânirrahîm" Bir işe O’nun ismiyle başlamak, o işi "kendi noksanlığından" çıkarıp "Allah’ın noksansızlığına" emanet etmektir.
    "Bir insana '
    noksansız' ismini taksak, o gerçekten noksansız olur mu? Yoksa isim mi ona uymalı, o mu isme?" (Bkz, Meryem 65.)
    Bir şeye isim verdiğinde, onu diğerlerinden ayırırsın. Allah’ın isimleri de O’nu bizim zihnimizde "belirsiz bir güç" olmaktan çıkarıp, noksansız sıfatlarıyla yücelten ve tanınır kılan işaretlerdir. Kendi noksansız özünden gelen, ismi neyse hakikati odur.
    İsim, o varlığın kime ait olduğunu veya ne işe yaradığını gösteren bir mühürdür. Biz "Bismillah" dediğimizde, yaptığımız işin üzerine Allah’ın noksansızlık damgasını vurmuş oluruz. O iş artık bizim "eksik" gücümüzle değil, O'
    nun "tam" adıyla anılır
    Neden "İsim" ile BaşlıyoruzBir işe başlarken neden "Allah" demiyoruz da "Allah’ın ismiyle" (BismillahdiyoruzHiç düşündün müElindeki telefonun bataryası bittiğindeo artık sadece bir cam ve metal yığınıdırKendi kendine şarj olabilir miHayırMutlaka bir prizebir kaynağa bağlanması gerekir.
    İşte "İsim" (Besmele), o kaynağa bağlanma kablosudurSen "Bismillah" dediğindekendi zayıf ve eksik gücünü bir kenara bırakıyoryaptığın işin üzerine noksansız olan Allah’ın mührünü vuruyorsunO iş artık senin cılız sesin değilO’nun noksansız kudretinin bir parçası oluyor.
    Fırtınalı bir hayattaseni ayakta tutacak olan şey kendi becerin mi yoksa sığındığın "İsim" miNuh peygamberin gemisine bakO dev dalgaların arasında gemiyi sağ salim limana ulaştıran neydi? (BkzHûd  41.)
    Dünyanın en güçlü kralı olsan bile (HzSüleyman gibi), neden bir mektuba kendi adınla değil de "O'nun ismiyle" başlarsınÇünkü gerçek gücün kimde olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak istersin. (BkzNeml  30.)
    Bazen hayatımızda bir şeyler eksik kalır ve "Neden?" diye sorarızKur'an da bize bu eksikliğin nasıl tamamlandığını harika gösterir. Kur'an'da 114 sure vardır ama 9.Tevbe suresinin başında Besmele yoktur. Sanki bir halka kopuktur. Bu bilinçli bir "boşluktur".
     Tevbe Suresi, sahte antlaşmaları bozan, yanlışa karşı çok sert bir duruş sergileyen bir suredir. Orada şefkat ve merhamet dolu olan Besmele'
    nin okunmamasıo anki "adalet ve ciddiyet" vurgusunu artırırAma noksansızlık ilkesi gereği"bir" eksiklik bir yerde tamamlanmalıdır.
     
    Allaho eksikliğitam 18 sure sonraNeml suresinin (HzSüleyman’ın mektubununiçinde30. ayette tamamlarSure sayısı ile Besmele sayısı eşitlenirNe kadar güçlü olursan olnoksansız olanın ismini anmadan başladığın hiçbir iş "tamam" değildirAllahbir yerden aldığı merhamet mührünübaşka bir yerde iki katı vererek dengeyi kurmuştur.
    Allah bir Besmele'yi bir yerden alıp başka bir yere neden koyar?  Bize şunu demek için: "Senin hayatında bir kapı kapandıysa (Tevbe etme fırsatı bulamazsan), Ben o eksikliği başka bir kapıda (Neml gibi) mutlaka tamamlarım. Çünkü, Ben noksanlık bırakmam."


    Olan ne varsa benimle/benim ismimle oldu, 
    olacak ne varsa benimle/benim ismimle olacak. 
    16.07.2024 - 10.12.2024

  6. PHP Code:
    2-Elhamdü lillâhi rabbil'alemin.Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.
    Hamdtek kaynağa odaklanmak için alemlere meydan okumadırYani sen O'nu övsen de övmesen de O, özünde zaten övülmeye en layık olandır. (Bkz, Haşr 23.) İnsanın görevi, ev sahibini tanımak ve ikramın kadrini bilmektir. Telefonunun donmaması, hata vermemesi mutlu eder ve markayı översin ya. Oysa o cihaz bile bozulmaya mahkumdur. 

    Hamd, her yerde ve her zaman yalnızca Allah’a aittir. Nimeti vereni görüp, aradan "ego"yu çekmektir. "Ben çok yetenekliyim, gecemi gündüzüme kattım, bu başarı tamamen benim." Burada hamd yoktur, sadece "ben" vardır. "Evet, emek verdim ama bu yeteneği bana veren, odaklanmam için gereken sağlığı sağlayan ve bu imkanları önüme açan noksansız bir güç var. Bu başarının asıl övgüsü O'
    na aittir." (Bkz, Kasas 70, Yusuf 101.)

    Bir kurumda işini halleden bir memuru, o kurumun sahibi sanmak gibi. Memur sana çok yardımcı olur, ona teşekkür edersin, ama kurumu yöneten o değildir. Hamd, teşekkürü memura (insana), övgüyü ve mutlak otoriteyi kurumun sahibine (Allah'a) vermektir. (Bkz, Ali İmran 80.)
    Hamd, nimetleri yaratanı bilmektir. Allah tarafından geldiğini anlarsan, başka kapılarda eğilmezsin. Hamd, noksan olan insanın "
    yeterlilik ve sahip olma" yanılsamasını kıran bir gerçektir. Sen, "Allah'tan başka rızık veren mi var?"  (Bkz, Fâtır 3.) dediğin an, noksansız olanın otoritesini kabul edersin. Eğer bir insan, rızkının sadece bir "insana" veya "kuruma" bağlı olduğuna inanırsa, o şeyi yavaş yavaş "ilah"laştırmaya başlar. Ondan korkar, ona boyun eğer. Hamd, bu köleliği bitiriren, gerçek özgürlüktür. Çünkü asıl boyun eğmen gerekeni hatırlatır.

    Hamd, şükürden farklı “olayı anlamadır”. Apartmanda birisi çöpünü uygunsuz koyar veya gece çok gürültü yapar. Bu durum tüm apartmanın huzurunu kaçırır, herkes gerilir. Bir kişinin hatası hepimizi etkiliyor ama bu durum benim sabrımı, komşuluk ahlakımı ve tepki yönetimi ölçen bir imtihandır." Olayın içindeki "eğitici" tarafı görmek hamddır.

    Çok sevdiğin birini kusursuz sanman. Ona öyle bir bağlanırsın ki, sanki hiç hata yapamazmış gibi gelir. Sonra o kişi küçük bir yalan söyler ya da seni hayal kırıklığına uğratır. İşte o an hissettiğin acı, noksan olanı noksansız yerine koymanın bedelidir. Hamd, sadece noksansız olana (Allah'
    ao en zirve saygıyı ve sevgiyi vermektir ki kalbin hiç kırılmasın. (BkzBakara 165.)

    Çok sıkıştığın bir andaaslında seninle aynı sorunları yaşayansenin kadar aciz birinden (mesela senin gibi öğrenci olan bir arkadaşındanseni tüm dertlerinden kurtarmasını beklemen gibiArkadaşın seni dinler ama elinden bir şey gelmezhatta bazen seni duymaz bileHamd"Beni her an duyan ve cevap verme gücü olan tek bir makam var" demenin huzurudur. (BkzAhkaf 5Şuara 91.)

    Hamdvaroluşun hem "giriş" hem de "çıkış" kapısıdırHer türlü eylemin ve duanın sonu "Hamd"dırÇünkü varlık hiyerarşisinde her şey bitermülk sadece noksansız olana kalırHüzün noksanlıktırnoksansız olanın yanına varınca hüzün biter ve geriye sadece hamd kalır. (BkzFatiha 2Fatır 34Yunus 10Saffat 180-182.)

    Hayatın içindeki "rızık""yaratılış" ve "iyilik" gibi güzelliklerin hiçbirini noksan olan varlıklara (insanlaraparayatesadüfleretam olarak mal edemeyizEğer öyle yaparsako sebep ortadan kalktığında perişan oluruzAma hamdı noksansız olana yöneltirsekdayanağımız asla sarsılmaz. (BkzFatır 3Yunus 34Neml 59Kasas 70Mümtehine 6.)

    Bir fidan diktiğini düşünOnu öylece bırakmazsınsularsınbudarsıngüneş almasını sağlarsınO fidanın meyve verecek bir ağaca dönüşme sürecindeki tüm emeğin"rab" sıfatının küçük bir insani yansımasıdırAllah dayarattığı her şeyiher an "yöneterek" noksansız bir düzen içinde tutarÇünkü bir şeyi sadece yaratıp bırakmak noksanlıktırNoksansız bir Rabyarattığına nasıl yaşaması gerektiğini de öğretir. (BkzTaha 50.)

    Bir evde veya bir mutfakta iki kişinin farklı kurallar koyduğunu düşünBiri yemeğe tuz atardiğeri şekerSonuç kaos ve "noksan" bir lezzet olurHayatın tıkır tıkır işlemesiyönetimin  tek elde ve noksansız olmasındandırEğer birden fazla "rab" (yöneticiolsaydınoksanlık ve kaos çıkardıTek bir Rabnoksansız yönetimin şartıdır. (BkzEnam 164.
    16.07.2024 - 10.12.2024

  7. PHP Code:
    Küçük bir çocuğun kalabalıkta korktuğunda hemen annesinin veya babasının eline sarılması gibiO an çocuk için anne-babaonu eğitenkoruyan ve noksanlığını gideren bir "rab" (eğitici/koruyucufigürüdürİnsan acizdir ve noksandırKorktuğunda veya çaresiz kaldığındakendisi gibi noksan olana değilnoksansız bir "koruyucuya" (Rabsığınmak ister. (BkzNas 1-3)

    Bugün karnının doymasıbir şeyler öğrenmenvücudundaki hücrelerin senin iraden dışında yenilenmesi aslında Allah'ın "Rab" sıfatının yansımasıdır. Sen uyurken bile senin "rabliğini" (yönetimini ve terbiyeni) üstlenen biri var. 

    Diyelim ki çok zengin veya yetkili bir patron var. Ofisindeki herkes ona "efendi" (rab/yönetici) gibi davranıyor. Birisi çıkıp "Senin üstünde de bir kural var, adalet var" dediğinde, o patronun "Kimmiş o adalet? Burada benim sözüm geçer!" demesi, kendi noksan otoritesini mutlak sanmasıdır. (Bkz, Şuara 23) "Âlemlerin Rabbi nedir?" sorusu, aslında insanın kendi egosunun sınırlarını aşan bir gerçeklikle karşılaştığında verdiği savunma refleksidir. Hamd ise bu soruya karşı; "O, benim rabbimdir" diyerek boyun eğmektir.

    Alem, Allah’ın yarattığı her şeydir. Bir akvaryum düşün. İçinde balıklar, bitkiler, suyun dengesi, ışık ve yemleme var. O akvaryum kendi içinde bir "âlem"dir. Eğer sen dikkatsiz bir bakıcıysan, suyun ısısını unuttuğunda o âlem çöker. Ama yaratılan, bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm âlemler, Allah tarafından yönetilir. 

    Bir sanatçının çok güzel bir resim yaptığını düşün. Resim çok güzeldir ama ressam o resme muhtaç değildir; resim yok olsa da ressamın yeteneği ve varlığı eksilmez. Alemler olmasa da Allah noksansızdır; âlemler O'
    na muhtaçtırO âlemlere değil. (BkzAnkebut 6

    Bir şehirde sadece zenginler için değilengellileryaşlılarsokak hayvanları ve çocuklar için de yollar ve imkanlar yapılmışsa o şehir "insani açıdan noksansız" olmaya yaklaşırİslam'ın hakikat mesajı da sadece Araplara veya sadece insanlara değil, tüm "âlemlere" bir rahmet olarak gelmiştir. (Bkz, Enbiya 107)

    Bir okulda (öğrenciler âlemi) her sene bir "dönem birincisi" seçilir. O birinci, diğer öğrencilere "nasıl çalışılır, nasıl başarılı olunur" konusunda canlı bir örnek olur. Peygamberler de insanlık âlemi içinde noksansız ahlaka en yakın duran rehberlerdir. İnsanlar içinde bazı peygamberler seçilir ki noksan olan bizler, noksansız olana giden yolda onlara bakıp yönümüzü bulalım. (Bkz, Ali İmran 33)

    Evrene, dünyaya, göğe, yere, kendine, en küçük hücreye baktığını düşün. (Bkz, Mülk 3, Nuh 15, Nebe 12) 

    Evindeki mutfak düzenini düşün. Kaşıkların yeri ayrıdır, tabakların ayrı. Her birinin bir görevi vardır. Eğer her şey birbirine karışsaydı o mutfakta iş yapamazdın. (Bkz, Fussilet 12, Bakara 29) Bir şeyi sadece var etmek değil, her parçasına ayrı bir "görev" yüklemek ve onu estetikle süslemek, Allah’ın, yönetimin noksansızlığını gösterir.

    İyi bir ayakkabı giydiğinde ayakların rahat eder. O ayakkabı konuşmasa bile, senin ayağını rahat ettirmesiyle aslında onu yapan ustanın maharetini gösterir. (Bkz, İsrâ 44) Her şeyin noksansız olan Allah’ı övmesi, varoluşun doğal bir sonucudur.
    Bir evin reisi olduğunu düşün. Her şeye gücün yetiyor ama sen bu gücünü evdekileri ezmek için değil, onları korumak ve şefkat göstermek için kullanıyorsun. (Bkz, En'
    âm 12'minûn 86) Noksansız bir güç, sadece "hükmetmekle" kalmaz; bu gücü "merhamet" ile dengeler.

    "âlemleri" düşünmek, seni doğrudan noksansız olan "Rab"be ve O'
    na edilen "Hamd"e götürürÇünkü ilişkilendirmede“hamd†olmuşuolanı ve olacağı içine alırAleminsanın kendi içinden başlayıp yaratılmış her şeye işaret ederRabise Allah’ın alemlerde istediğini yapan sıfatı olur
    16.07.2024 - 10.12.2024

  8. PHP Code:
    3-Errahmânirrahîm.ORahmân'dır, Rahîm'dir.
    Eğer bir yaratıcı noksansız iseO'nun cömertliği ve şefkati de hiçbir şart aramadan tüm varlığı kuşatmalıdır. Rahmân, "merhameti sınırsız olan, ayrım yapmaksızın tüm yaratılmışlara rızık ve imkan veren" demektir. Yani noksansız bir ilah, sadece kendine inananlara değil, henüz O'nu tanımayanlarahatta O'nu inkar edenlere bile nefes alma, rızıklanma ve var olma hakkı tanır. Çünkü ancak hiçbir şeye ihtiyacı olmayan bir güç, hiçbir karşılık beklemeden bu kadar çok sevebilir.
    Her canlının bir "yaşama hakkı" var. Bir karıncanın rızkı önüne gelir, bir ağaç susuz kalmaz. Allah, noksansız olduğu için merhametinde de ayrım yapmaz. (Bkz, A’raf , 156) 
    Bir çocuğun dil öğrenme sürecini düşün. Sen ona kelimeleri öğretmesen bile o, senin konuşmandan ve çevresinden "kendini ifade etme" yeteneğini kapar. İşte o çocuğun zihnine bu öğrenme yazılımını noksansız bir şekilde yükleyen "Rahmân"ın bu dünyadaki yansımasıdır. (Bkz, Rahmân  1-4)
    Sokakta yürürken birinin sana haksız yere bağırdığını düşün. Eğer sen de ona aynı şekilde bağırırsan, onun seviyesindeki o "noksanlığa" inmiş olursun. Ama "Selâm" deyip geçersen, aslında kendi içindeki o noksansız barış halini korumuş olursun. İşte Rahmân ismi, insana bu genişliği verir. (Bkz, Furkân  63)
    Bir ailenin yönetimini düşün. Eğer baba veya anne sadece kurallarla ve cezalarla evi yönetseydi, orada huzur olmazdı. Ama yönetimin merkezinde "merhamet" olduğunda, hata yapsan bile düzeleceğini bilirsin. (Bkz, Tâhâ  5)
    Çok büyük bir sanat eseri veya muazzam bir doğa manzarası (dev bir şelale gibi) karşısında nutkunun tutulması, "Vay be!" demen gibidir. İşte o noksansız güzellik ve merhamet karşısında kalbinin yumuşaması, ruhunun bir nevi "huzur" halidir. (Bkz, Meryem Suresi, 58) Rahmân, o noksansız Allah’ın "karşılıksız cömertliğinin" sıfatıdır. Bir rahmet çeşmesi gibidir; kim olduğunu sormaz, sadece susuzluğunu giderir. 
    Bir iş yerinde veya okulda bir grubun sana karşı haksızlık yapmak için birleştiğini düşün. Herkes "Bittin sen, onlarla baş edemezsin" diyor. O an duyduğun korku, senin ve onların noksanlığına odaklanmandan gelir. Ama eğer "Ben dürüstüm ve noksansız bir adalete sığınıyorum, O ne güzel vekildir" dersen; işte o zaman Rahmân'
    ın huzuru kalbine inerBkz,  Âl-i İmrân 173.

    Birinin seni dolandırmaya veya yanlış bir yola sürüklemeye çalıştığını hayal et
    Sen farkında değilsin ama tam o sırada önüne bir bilgi düşüyor veya birisi seni uyarıyorİşte o "zamanında gelen bilgi"Allah'ın senin üzerindeki rahmetidir. Kendi noksan bilgine kalsaydın yanılacaktın; ama O'nun noksansız hikmeti seni saptırılmaktan koruduBkzNisâ Suresi113.
    Bir banka kasasını veya evindeki çelik kapıyı düşün
    Seni hırsızdan korur ama o kapının da paslanmamayamenteşelerinin yağlanmasınayani "bakılmaya/korunmaya" ihtiyacı vardırAma Rahmânsen uyurken veya dünya karışırken bile seni noksansız bir şekilde ayakta tutan yegâne güçtürBkzEnbiyâ 42 ve Mü'minûn 88
    Bir yazışma grubunda "Yarın sular kesilecek!" veya "Şu hisse çökecek!" gibi bir asılsız haber yayıldığını düşün. Herkes panikle bunu yayar. Eğer Rahmân'
    ın bu aklı kullandırma lütfu olmasaydıhepimiz o noksan korkuların esiri olurdukDoğru bilgiye ulaşma imkânıRahmân'ın zihinsel bir korumasıdır. Bkz, Nisâ 83
    Bir sınavda çok zorlandığını ve bazı hatalar yaptığını düşün. Öğretmenin senin çabanı görüp "Hatalarını görmezden geliyorum, seni başarılı sayıyorum" demesi gibi bir lütuftur bu. Gerçek başarı, kendi mükemmelliğin değil, noksansız olanın senin noksanlığını "Rahmet" ile telafi etmesidir. Bkz, En'
    âm 16 
    16.07.2024 - 10.12.2024

Sayfa 2/6 İlkİlk 1234 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •