PHP Code:
1-Bismillâhirrahmânirrahîm. Rahmân ve Rahîm olan Allah'ýn adýyla.
Bu satýrlarý yazmaya baþlarken durdum. Kelimeler yetmedi, zihnim daðýldý, nasýl anlatacaðýmý bilemedim. Tam o an bir þey fark ettim: Ben þu an "noksan" olduðumu iliklerime kadar hissediyorum. Ve iþte tam bu noktada, o noksanlýðý olmayan gücün kapýsýný çalýyorum.
Hakikati Tanýma Aracý Olarak "Ýsim"; Ýnsanýn yeryüzündeki serüveni "isimleri öðrenmekle" baþlar. Bu, aklýn ve idrakin ilk adýmýdýr. (Bkz,Bakara 31.) Ýnsan, eþyayý ve yaratýcýyý "isimler" üzerinden tanýr. Allah’ýn bize isimlerini bildirmesi, noksansýz olanýn kendini bizim anlayacaðýmýz seviyeye indirmesidir. Her bir isim, Allah’ýn bir noksansýzlýðýný temsil eder. Örneðin "Rezzak" ismi, O'nun rýzýk verme konusunda hiçbir noksanlýðýnýn olmadýðýný gösterir.
Baþlangýç Anahtarý: "Bismillah"; En sýk geçen kullaným, bir iþe Allah'ýn ismiyle baþlamaktýr. Fatiha 1: "Bismillâhirrahmânirrahîm" Bir iþe O’nun ismiyle baþlamak, o iþi "kendi noksanlýðýndan" çýkarýp "Allah’ýn noksansýzlýðýna" emanet etmektir.
"Bir insana 'noksansýz' ismini taksak, o gerçekten noksansýz olur mu? Yoksa isim mi ona uymalý, o mu isme?" (Bkz, Meryem 65.)
Bir þeye isim verdiðinde, onu diðerlerinden ayýrýrsýn. Allah’ýn isimleri de O’nu bizim zihnimizde "belirsiz bir güç" olmaktan çýkarýp, noksansýz sýfatlarýyla yücelten ve tanýnýr kýlan iþaretlerdir. Kendi noksansýz özünden gelen, ismi neyse hakikati odur.
Ýsim, o varlýðýn kime ait olduðunu veya ne iþe yaradýðýný gösteren bir mühürdür. Biz "Bismillah" dediðimizde, yaptýðýmýz iþin üzerine Allah’ýn noksansýzlýk damgasýný vurmuþ oluruz. O iþ artýk bizim "eksik" gücümüzle deðil, O'nun "tam" adýyla anýlýr.
Neden "Ýsim" ile Baþlýyoruz? Bir iþe baþlarken neden "Allah" demiyoruz da "Allah’ýn ismiyle" (Bismillah) diyoruz? Hiç düþündün mü? Elindeki telefonun bataryasý bittiðinde, o artýk sadece bir cam ve metal yýðýnýdýr. Kendi kendine þarj olabilir mi? Hayýr. Mutlaka bir prize, bir kaynaða baðlanmasý gerekir.
Ýþte "Ýsim" (Besmele), o kaynaða baðlanma kablosudur. Sen "Bismillah" dediðinde; kendi zayýf ve eksik gücünü bir kenara býrakýyor, yaptýðýn iþin üzerine noksansýz olan Allah’ýn mührünü vuruyorsun. O iþ artýk senin cýlýz sesin deðil, O’nun noksansýz kudretinin bir parçasý oluyor.
Fýrtýnalý bir hayatta, seni ayakta tutacak olan þey kendi becerin mi yoksa sýðýndýðýn "Ýsim" mi? Nuh peygamberin gemisine bak. O dev dalgalarýn arasýnda gemiyi sað salim limana ulaþtýran neydi? (Bkz, Hûd 41.)
Dünyanýn en güçlü kralý olsan bile (Hz. Süleyman gibi), neden bir mektuba kendi adýnla deðil de "O'nun ismiyle" baþlarsýn? Çünkü gerçek gücün kimde olduðunu hatýrlamak ve hatýrlatmak istersin. (Bkz, Neml 30.)
Bazen hayatýmýzda bir þeyler eksik kalýr ve "Neden?" diye sorarýz. Kur'an da bize bu eksikliðin nasýl tamamlandýðýný harika gösterir. Kur'an'da 114 sure vardýr ama 9.Tevbe suresinin baþýnda Besmele yoktur. Sanki bir halka kopuktur. Bu bilinçli bir "boþluktur".
Tevbe Suresi, sahte antlaþmalarý bozan, yanlýþa karþý çok sert bir duruþ sergileyen bir suredir. Orada þefkat ve merhamet dolu olan Besmele'nin okunmamasý, o anki "adalet ve ciddiyet" vurgusunu artýrýr. Ama noksansýzlýk ilkesi gereði, o "bir" eksiklik bir yerde tamamlanmalýdýr.
Allah, o eksikliði, tam 18 sure sonra, Neml suresinin (Hz. Süleyman’ýn mektubunun) içinde, 30. ayette tamamlar. Sure sayýsý ile Besmele sayýsý eþitlenir. Ne kadar güçlü olursan ol, noksansýz olanýn ismini anmadan baþladýðýn hiçbir iþ "tamam" deðildir. Allah, bir yerden aldýðý merhamet mührünü, baþka bir yerde iki katý vererek dengeyi kurmuþtur.
Allah bir Besmele'yi bir yerden alýp baþka bir yere neden koyar? Bize þunu demek için: "Senin hayatýnda bir kapý kapandýysa (Tevbe etme fýrsatý bulamazsan), Ben o eksikliði baþka bir kapýda (Neml gibi) mutlaka tamamlarým. Çünkü, Ben noksanlýk býrakmam."
Olan ne varsa benimle/benim ismimle oldu,
olacak ne varsa benimle/benim ismimle olacak.
Yer Ýmleri