PHP Code:
4-Mâliki yevmiddîn.Hesap ve ceza gününün (ahiret günününmâlikidir.
Pekibu kadar merhametli bir İlahdünyadaki haksızlıklarakötülüklere ve haksız yere canı yananlara karşı ne yaparİşte burada O’nun "noksansız adaleti" devreye girerDünyaya bir bakbazen kötülerin kazandığınıiyilerin ise ezildiğini görürsünEğer her şey burada bitseydibu evren çok mantıksız ve "eksik" olurdu"Eğer bu düzeni kuran İlah noksansız ise, mutlaka her şeyin hesabının sorulacağı, her taşın yerine oturacağı bir 'final' olmalı.(Bkz, Zilzâl Suresi, 7-8). 
Kalbin ferahlar, çünkü bilirsin ki hiçbir emeğin boşa gitmeyecek ve kimse hakkını yiyip kaçamayacak. "
Gerçek bir Sahibi var" dersin. Ama kalbin aynı zamanda ürperir de; çünkü o gün torpilin, paranın ya da yalanın geçmediği bir gündür. Sevdiği o merhametli İlah’ın, aynı zamanda haksızlığa asla göz yummayan bir "Malik" (Sahip) olduğunu bilir. 
Bazen "
Dünya çok adaletsiz" deriz ya, O gün geldiğinde kimse "Benim hakkım yendi" diyemeyecek. Çünkü O, sadece büyük olayların değil, senin içinden geçirdiğin gizli bir niyetin, kimse görmezken yaptığın küçük bir iyiliğin bile "Sahibi" ve "Şahidi"dir. Noksansız bir İlah'ın olduğu yerde, hiçbir şey kaybolmaz.
Dünyada güç sahipleri (siyasiler, hakimler, alimler) bazen yanlış karar verebilir, delilleri gözden kaçırabilir veya taraflı davranabilir. Ama noksansız olan Mâlik, o büyük hesap gününde hiçbir haksızlığa yer vermeyen tek yetkilidir. Bir futbol maçı düşün. Maç biter, herkes dağılır ama sonuçları sisteme girecek, kupayı verecek ve kuralları son kez hatırlatacak olan tek bir "
yönetici/mâlik" vardır. İşte tüm hayatın "final" düdüğü çaldığında, sonuçları açıklayacak tek Mâlik O'dur.
"
Melik", sadece sahip olan değil, aynı zamanda yöneten demektir. Noksan bir yönetici, halkının her ihtiyacını aynı anda göremez. Noksansız Melik ise milyarlarca insanın her birinin kalbinden geçenleri ve ihtiyaçlarını aynı saniye içinde bilir ve yönetir. Bir okul yöneticisini düşün. Binanın tapusuna sahip değildir ama yönetir. Çatı aksa, asansör bozulsa yetişmeye çalışır ama mutlaka bir yerde eksik kalır. Allah ise hem mülkün sahibi (Mâlik) hem de yöneticisidir (Melik). 
Dünyadaki günler karışıktır; haksızlıklar olabilir, suçlu kaçabilir. Ama noksansız adaletin tecelli edeceği o "
hesap günü", tüm noksanlıkların giderildiği, her şeyin aslına döndüğü gündür. Bir futbol maçındaki VAR (Video Yardımcı Hakem) incelemesini düşün. Maçın normal süresindeki karmaşa biter, hakem ekrana gider ve "karar anı" (yevm) gelir. O an, tüm yanlış kararların düzeltildiği, pozisyonun en ince detayına kadar (noksansız) incelendiği andır. Ahiret günü de hayat maçının noksansız VAR incelemesidir.
"
Din" aynı zamanda "hesap" demektir. Noksansız adalet, her eylemin bir karşılığı olmasını gerektirir. "Yevmi’d-din", borçların ödendiği, hakların iade edildiği gündür. Bir restoranda yemek yediğini düşün. Masadan kalkarken gelen o hesap fişi, senin o anki "din"indir; yani yaptıklarının bedelidir. Hiçbir kalem eksik veya fazla yazılmamışsa, o hesap fişi mutlak gerçektir. Bkz, Kaf 17 Nûr 24/25
İnsanın hayal gücü sınırlıdır. Biz en büyük olayları bile kendi tecrübelerimizle kıyaslarız. Oysa noksansız olan ilahın kurduğu o büyük mahkeme, bizim tüm tahminlerimizin ötesinde bir ihtişam ve kesinliktedir. Çok önemli bir sınavın sonucunu beklediğini veya hayatını değiştirecek bir haberin kesin geleceğini düşün. O an gelene kadar ne hissedeceğini tam bilemezsin. (Bkz, İnfitâr 18)
Dünyada insanlar gruplara ayrılır, birbirini kaybeder veya haksızlıklar gizli kalabilir. Noksansız bir sistem, hiçbir dosyayı kaybetmeyen ve her şeyi (melekleri, cinleri, insanları, peygamberleri) aynı anda, aynı meydanda toplayabilen sistemdir. (Bkz, Duhân 40, Hûd 103, Mürselât 11)
İnsanlar dünyada birbirlerine destekler verirler (torpil, yardım, kayırma). Noksansız adalette ise; her insan kendi, kendiyle yüzleşir. Dirilişten şüphe etmek ise, Allah’ın "
yoktan var etme" yeteneğini küçümsemektir. Kendi varlığını kabul etmemektir. Bir grup projesi yaptığını düşün. Hoca notu gruba değil, herkese yaptığı işe göre tek tek verirse; kimse başkasının emeğinin arkasına saklanamaz. İşte o gün, Allah herkese kendi emeğinin karşılığını "tek başına" verecektir. (Bkz, Lokmân 33, Saffât 16)