PHP Code:
5-İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în.(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.
İnsanın hayatı boyunca imzalayacağı en önemli antlaşma da; Şöyle deriz: "Allah'ım, artık anladım; sadece Sana kul olurum ve sadece Senden yardım dilerim."
Bir dilenci, başka bir dilenciden sadaka ister mi? Ya da susamış bir adam, kurumuş bir kuyudan su bekler mi? Elbette hayır. İstese de alamaz. Bizler de aslında birer "dilenci" gibiyiz; nefese, sevgiye, rızka muhtacız. Eğer gidip bizim gibi muhtaç ve "noksan" olanlardan (para, güç, insanlar) medet umarsak, kurumuş kuyudan su bekliyoruz demektir.
Neden "Yalnız Senden yardım dileriz" diyoruz? Çünkü noksan olan, başka bir noksanı tamir edemez. Bataryası bitmiş bir telefon, başka bir bitik telefonu şarj edebilir mi? Hayır. Bir iftiraya uğradığını veya bilgisayarının başkası tarafından bozulduğunu ve sana yalan söylendiğini hayal et. Kimse seni anlamıyorken, "Noksansız olan her şeyi görüyor, O bana yardım eder" diyerek derin bir nefes alman; işte bu, kalbinin Hz. Yakub gibi yardım istemesidir. (Yusuf Suresi, 18)
Akıl, sahte güçleri, parayı, makamı veya insanların ne diyeceğini "ilah" yerine koymayı bırakır. Çünkü noksansız olan dururken, kusurlu olana yönelmek akıl karı değildir. Başkaları ne der, rızkım kesilir mi, beni sevmezler mi gibi endişeler kalbi yorar. Ama kalp, "Yalnız Sana kulluk ederim" dediği an, üzerindeki tüm bu ağır yükleri atar. Sadece O'nun sevgisine ve rızasına odaklanır. Bu, kalbin imzaladığı bir "sadakat antlaşması"dır. Dünyaya karşı bir "dik duruş" sergilemektir. Bu, insana verilen en büyük onurdur.
Allah, bir insanı boş yere yaratmaz. İnsanın içindeki "sonsuzluk arayışı" ve "mükemmellik arzusu", aslında noksansız olanı tanımak ve O'na kulluk içindir. (Zâriyât Suresi, 56) Bir çırağın usta yanındaki hali gibidir. Çırak, ustanın noksansız tecrübesine güvenir ve sadece onun komutlarını dinlerse işi öğrenir. Eğer her yoldan geçenden talimat alırsa kafası karışır ve asla usta olamaz. Kulluk, hayatın tek ustasına (Allah'a) odaklanmaktır.
Trafik kurallarına uymayı düşün. Işıklara ve levhalara uymak (kulluk), senin özgürlüğünü kısıtlamaz; aksine seni kazadan korur ve gitmek istediğin yere ulaştırır. Kurallara uymayıp "ben özgürüm" dersen, …... (Nahl Suresi, 36)
Birinin yanında çalışırken (mesela bir stajda), o kişinin senden beklentilerini yerine getirdiğinde kendini işe yarar hissedersin. Ama o kişi (patron/hoca) noksan biridir; hata yapabilir, hakkını yiyebilir. Allah’ın kulu olduğunda ise; hakkının yenmeyeceğinden, emeğinin boşa gitmeyeceğinden ve kapasitenin üstünde bir yük yüklenmeyeceğinden emin olursun. Kulluk, aslında insanın sırtındaki o ağır "her şeyi ben kontrol etmeliyim" yükünden kurtulup, Allah’a güvenmenin verdiği hafifliktir.
Karanlık bir yolda yürürken telefonunun fenerini açtığını düşün. Telefonun şarjı eksilir, her an bitebilir. Ama eğer yolun her yerini aydınlatan devasa ve sönmeyen bir sokak lambası sisteminden yardım alırsan (istiane), telefonunun bitmesinden korkmazsın. Evinde musluktan su akmadığında, sadece boş boş musluğa bakmazsın. Gidip vanayı kontrol edersin veya tesisatçıya ulaşırsın. (Bakara Suresi, 45 ve 153) Çok hayran olduğun bir yönetmenin veya çizerin çalışma tarzını takip etmen gibi. Onu sevdiğin için onun tekniklerini uygularsın. (Ali İmran, 31, Nisa,172, Yusuf, 40)
Borsa işlemlerini düşün. Portföyün kazanırken "Allah ne güzel rızık veriyor" deyip, piyasa çakıldığında ve para kaybettiğinde "Neden bunlar benim başıma geliyor?" diyerek isyan etmek, "ucundan" şartlı kulluktur. Allah, piyasa düşerken de çıkarken de aynı noksansız iradedir. Kulluk, grafikler aşağıyı gösterdiğinde de noksansız bir sabır sergilemektir. (Hac11, Yunus, 22)
Acil bir konu üzerinde çalıştığını düşün. Eğer dikkatin dağılırsa, aynı anda hem video izleyip hem çizim yapmaya çalışırsan o iş "noksan" olur. Kulluk da böyledir; kalbinin bir yarısıyla paraya, diğer yarısıyla başkalarının övgüsüne, kalan küçük bir kısmıyla da Allah'a yönelmek "has" (saf) bir duruş değildir. (Zümer,3-11, Araf, 29, Ali İmran, 64)
Bir bilgisayar çökmesi veya veri kaybı yaşadığını düşün. Saatlerce uğraştığın projenin silinme ihtimali karşısında "Allah'ım lütfen kurtulsun, bir daha hep yedekleyeceğim, çok dürüst çalışacağım" diye sözler verirsin. Ancak dosya kurtulup bilgisayar açıldığında, o anki hassasiyetini unutup eski dikkatsiz ve noksan alışkanlıklarına geri dönersin. (Ankebut, 65 Lokman, 32)
Bir uzmanın veya seçilmiş siyasetçinin her söylediğini "hatasız ve noksansız" kabul edip, kendi vicdanını ve noksansız olanın ilkelerini devre dışı bırakmak; aslında o kişiyi (farkında olmadan) "rab" edinmektir. Onu eleştirilemez görmek, noksansızlık sıfatını bir insana yakıştırmaktır. (Tevbe, 31 Araf,70)
Yer İmleri