sayın rxpu,
Yakın zamana kadar bende öyle düşünüyordum ama artık faizin terbiye edici etkisinin çok aşındığını düşünüyorum,
ayrıca istihdam denen olgunun ağırlığı kobi ve daha küçük işetmelerde ve bunlar kredi bağımlısı.
Malum yakın zamanda seçim var.
İbrahim Kahveci son yazısında tekrar dikkat çekti, bugün kredilerin ekonomideki payı %70 civarı.
Yazıdan alıntı "16 yılda kredi piyasasının ekonomideki ağırlığı/payı 3 kattan fazla artmıştır"
2010-2012 lere kadar dediğiniz gibi faiz işetmeleri çok yormazdı, ama bence artık çok yoruyor.
Bence faiz artsın düşşünle asıl mevzu gözden kaçıyor, bu tempoyla faiz artsa dahi cari denge sürdürülemeyecek,
kaldı ki gerçekleşme ihtimali yüksek senaryoların hepsinin çalıştırıldığı bir modeli düşünmek bile istememem.
Bazıları döviz talebini yalnızca ithalat olarak düşünüyor, hızla yerli sermaye+sıcak para çıkışı var.
hem ithalatı hem bu talebi karşılamak gerekiyor.
Döviz talebi düşmeyecek, kısa-orta vade için bunu sağlayacak yapısal dönüşüm mümkün değil gibi gözüküyor.
İthalatta lüks tüketimin payı o kadar yüksek mi, döviz talebi bu kanaldan dindirilebilir mi?
Kalan ithalat zaten ekonominin yapısal durumundan kaynaklanıyor.
Bu iş ödemeler dengesi krizine, ordan bankacılık krizine, ordan reel ekonomiye,ordan hane halkına,
ordan tüm memlekete, ordan GOU tayfasına kadar gidecek gibi.

Originally Posted by
rxpu
Bu yapı içinde kuru serbest bırakmak çok daha maliyetli olacaktır. Ayrıca büyük kuruluşları da iflasa sürükleme riski ciddi bir problem. Faizleri yükseltmek ise geçici bir sıkıntı yaratmakla birlikte küçük esnaf ve kobiler daha esnek olduğu için bir şekilde toparlayacaktır. Sonuçta herkes kredi ile iş yapmıyor. Öz sermayesi yeterli birçok kuruluş ta var.
homo sum humani nihil a me alienum puto
Yer İmleri