Hormonlu bir büyüme var, Kredi artýþ hýzý tasarruf artýþ hýzýndan çok fazla. Evet verilen her kredi likidite havuzunda tekrar mevduata dönüþtüðünden kredi verdikçe mevduatlarda da bir artýþ oluyor ama azalan bir verimle zira verilen her kredinin para aktarým mekanizmasýna girmesiyle , yani baþkasýnýn mevduatý haline dönüþmesiyle tcmb araya giriyor ve sistemden her seferinde belirli bir yüzde olarak (sanýrým %10 ila %14 arasýnda bir oranda) zorunlu karþýlýk olarak parayý likidite havuzunun dýþýna emiyor. Bunu her kredi-mevduat çevriminde yaptýðý için de aslýnda para yüksek para çarpanýyla döndüðünde ciddi oranda para likidite havuzundan likidite havuzu dýþýnda bulunan tcmb'nin zorunlu karþýlýk hesaplarýna akýyor. (ZK lara verilen ufak miktarda faizi iþi basitleþtirmek için hesaba katmazsak) . Böylece kredi artýþý benzer bir mevduat (tasarruf) artýþýný tetikleyecekken tcmb'nin her çevrimde döngüyü zayýflatmasý ile likiditede açýk oluþmaya baþlýyor.
Yani likidite açýðýnýn sebebi tcmb'nin zorunlu karþýlýk mekanizmasý, yoksa her verilen kredi hemen direk olarak ayný miktarda mevduata dönüþerek neredeyse sonsuz bir para arzý artýþýna neden olurdu.
Bence hazineyi ve devleti de likidite havuzunun içinde düþünmeliyiz. Ancak tcmb'yi dýþarýda býrakmalýyýz.
Ekonomiyi hormonlu , gereksiz ve verimsiz kredilerle hýzlý büyütmeye çalýþmamýz, yüksek bir likidite açýðý oluþturuyor.




Yer Ýmleri