"İkinci adım ise sorunlu: Merkez Bankasıâ€â•ndan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmet kesimine verilen reeskont kredilerinde “kur sabitlemesi†yapıldı.

İhracatçıyı rahatlatan önlem gibi görünen, "arbitraj olanağına izin verilmeden" sağlanan bu kolaylığına bizatihi kendisi bir arbitraj olduğu gibi, en önemlisi sinyal etkisi taşıyor olması. Ayrıca, geleceğe uzanan bir taahhütlü döviz satışı demek. O da, kur hedefi olmayan Merkez Bankası'nın, 3.70'ik bir seviyeyi makul olarak ilan etmesi. Bu da başlı başına büyük bir hata.

Hem"son dönemde piyasalarda ekonomik temellerle uyumlu olmayan sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmektedir" diyeceksiniz; hem de aynı anda 3.70'lik dolar kurunu önümüzdeki üç aylık dönemin "taban kuru" olarak ilan edeceksiniz; kurun bu seviyeye yerleşmesine ve yükselişini devam ettirmesi için artık ne engel kalıyor ki?

Merkez Bankası elindeki en güçlü silahı, TL faizlerini kararlı biçimde kullanmaktan kaçınıp, yan yollarda "araç geliştirip" TL'ye "saadet bulacağım" derken, tam tersine ekonomiyi, hane halkı ve şirketleri ve ülkeye para getiren "sıcak paracıları" dolarizasyona itiyor."


http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...yapti-40636228


Başlıktaki arkadaşları da artık 3,85 lik kur heyecanlandırmıyor.

Alıştık.

Böyle oluyor bu gidişat.