Masako Okamoto

Kekova Körfezi'nin nadir güzel yerlerinden biridir Kaleköy. Buraya gelenler, rastladýklarý bir Japon bayaný "turist" sanabilir. Halbuki o "mukim" bir Kaleköylü. Çekik gözleri, sempatik gülüþüyle köyde herkesin tanýdýðý Masako Okamoto, ABD'de doðup büyümesine, iyi üniversitelerde eðitim almasýna ve parlak bir CV sahibi olmasýna raðmen buraya gelip yerleþmiþ. Mikrobiyoloji alanýnda uzman olan Masako Okamoto, Los Angeles, San Diago, Chichago, Zürih gibi büyük þehirlerde yaþamak zorunda olmasýna 'isyan' eder. Bir gün tatilini geçirmek üzere Hindistan'a giderken yolu Kaþ yakýnlarýndaki Kaleköy'e düþer. Havayý koklayýp deniz meltemini yüzünde hissettiði anda kafasýnda þimþekler çakar. "Tamam, burasý" der ve bir daha da geriye dönmez.

Önce birkaç pansiyona konuk olur. Ardýndan köyün kurulduðu daðýn öbür yamacýnda kullanýlmayan bir evi satýn alarak tamir eder. Dil bilmeyen 30 yaþýndaki bir bayanýn tek baþýna, üstelik tamamen yabancý bir kültürel ortama gelip yerleþmesini "Çok mantýklý olmadýðý ortada" diyerek anlatýyor, Masako Okamoto: "Hayatý yeniden sorgulamaya baþlamýþtým. Metal yýðýný þehirlerde yaþamak, kariyer peþinde koþmak tüm hayatýmý iþgal etmemeli diye düþünüyordum. Burayý görünce sebebini hâlâ açýklayamadýðým bir gerekçeyle yerleþmeye karar verdim."

Evinin bahçesini Japon geleneklerine göre düzenler. Türk geleneklerine ve yemeklerine alýþmasý üç yýlýný alýr. Hem buraya yerleþmekten hem de Türkleri tanýmaktan son derece memnun: "Ýlk kez köyde yaþýyordum, ayaklarým ilk kez topraða çýplak basýyordu. Ama þimdi günümün yarýsý bahçede çiçeklerin ve aðaçlarýn bakýmýyla geçiyor. Ölünce de buraya gömülmeyi vasiyet ettim" diyor. Japon Masako'nun günleri kitap okuyarak, komþularýndan Türk geleneklerini öðrenerek geçiyor. Zaman zaman yaþadýðý zorluklarý gülerek, "Olur böyle þeyler" diyerek anlatýyor.