Yüzyýllýk Kuþak Haritasý
Ýzmir, Türkiye’nin ticarette lokomotif kenti. Azýnlýklarýn öncülüðünde baþlayan ticaret ve ardýndan sanayi ataðý, sonradan Türk giriþimcilerin katýlýmýyla renklendi. Her dönem farklý iþadamý tipi, ...
1 ÞUBAT, 20010
Paylaþ Tweet Paylaþ
Ýzmir, Türkiye’nin ticarette lokomotif kenti. Azýnlýklarýn öncülüðünde baþlayan ticaret ve ardýndan sanayi ataðý, sonradan Türk giriþimcilerin katýlýmýyla renklendi. Her dönem farklý iþadamý tipi, giriþimci profili ortaya çýkardý. Kiþisel özellikleri, tercih ettikleri sektörler ve mücadele tarzlarýyla birbirlerinden ayrýldýlar. Capital, Ýzmir’e damgasýný vuran bu iþadamlarýný, bölgenin önde gelenleriyle kuþaklar halinde analiz etti, ilginç bir araþtýrma hazýrladý.
Türkiye’nin Osmanlý Ýmparatorluðu döneminden gelen ticaret hayatý hikayesinde özellikle denize kýyýsý olan Batý illerinin payý büyüktür. Ülkenin çok geliþmiþ bir demiryolu aðý olmadýðý ve o dönemde uçak kavramýnýn henüz telaffuz bile edilmediði düþünülürse, ticaretin deniz yolu ile gerçekleþtirilmesi dýþýnda bir seçenek kalmýyordu. Osmanlý Ýmparatorluðu’nun son baþkenti Ýstanbul ticarette büyük pay taþýyordu. Ama Ege’nin en büyük liman kenti olan Ýzmir de o dönemin ticaretine ciddi katkýlar saðlýyordu.
Ýzmir’de yaþayan farklý kültürlerin etkisi ticaret hayatýna da yansýmýþtý. Özellikle Yunan, Ermeni ve Musevi azýnlýklar, Cumhuriyet öncesi dönemde ticaret hayatýnýn neredeyse tamamýný ellerinde bulunduruyorlardý. Türkler ticaret hayatýnda yok denecek kadar azdýlar.
Ýþte o dönemlerde Ýzmir ve Ege Bölgesi’ndeki aileler, Osmanlý’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de, ticaret geleneðinin oluþmasýnda önemli rol oynadýlar.
Her dönem Ege’de çok farklý kuþaklarýn etkinliði görüldü. Türk sanayii, iþ dünyasý için öncü rol oynadýlar. Yaþadýðý döneme damgasýný vuran her kuþaðýn farklý özellikleri, iþ yapma biçimleri ve tercih ettiði sektör vardý. Capital, Ýzmir iþ dünyasýna damgasýný vuran bu iþadamlarýnýn “kuþak haritasýný” çýkardý. Yatýrým tercihlerinden kiþisel özelliklerine, onlarý farklý kýlan özellikleri araþtýrdý. Tarihçi, araþtýrmacý, iþadamý ve yöneticilerin danýþmanlýðýnda hazýrladýðýmýz araþtýrma, Ýzmir açýsýndan önemli ipuçlarý da içeriyor.
Cumhuriyet öncesi kuþak
Meþrutiyet yýllarýnda 10 kiþilik Ýzmir Ticaret Odasý’nda sadece tek bir Türk üye vardý. Osmanlý Ýmparatorluðu’nun son dönemlerinde Ýzmir’de sanayi, ticaret, ulaþým, madencilik, bankacýlýk ve sigortacýlýk Ýngiliz, Fransýz, Amerikan ve Yunan gruplarýnýn elindeydi.
Ýngiltere, Aydýn-Ýzmir demiryoluna ve pek çok büyük þirkete sahipti. Fransa’nýn sömürge tipi þirketleri bulunuyordu ve Ýzmir-Kasaba demiryolu hattý ellerindeydi. Amerikalýlar tütün tekeli kurmuþlardý. Türklere yasak olan meyan kökü ve meyan balý ticaretlerini gerçekleþtirebiliyorlardý.
Yunanistan ve Ýtalya da Ýzmir’de büyük bir ekonomik güç oluþturuyordu. Ýzmir sanayi ve ticaret hayatýnda büyük öneme sahip olan Ýzmir Elektrik Þirketi, Göztepe Tramvay Kumpanyasý, Körfez Vapurlarý Ýþletmesi ve bunun yanýnda Pamuk Mensucat ile Þark Sanayi Kumpanyasý’nýn büyük hisseleri de Belçikalý iþadamlarýna aitti.
Ýzmir’in ilk Türk tüccarý 1881 yýlýnda ortaya çýktý. Mehmet Suphi Efendi, çarþý içinde bir kuruyemiþ maðazasý iþletiyordu. Mehmet Suphi Efendi’den 10 yýl sonra, 1891’de Yahya Hayati Efendi ve Urlalý Hafýz Mehmet Efendi “Hamidiye Vapur Þirketi”ni kurdu ve Ýzmir Körfezi içinde gemi iþletmeye baþladý.
Ýzmirli gazeteci ve yazar Yaþar Aksoy, Hamidiye Vapur Þirketi’nin kuruluþunu, Türklerin giriþimciliði açýsýndan önemli bir dönemeç olarak niteliyor. Ancak, gerek Mehmet Suphi Efendi’nin gerekse Hamidiye Vapur Þirketi’nin Ermeni ve Rum ortaklarý bulunuyordu.
Türk giriþimciler yükseliyor
Ýkinci Meþrutiyet ile birlikte pek çok Türk tüccar ithalat ve ihracat konularýnda çalýþmaya baþladýlar. Bu tüccarlarýn en önemlileri, Yemiþ Çarþýsý’ndaki dükkanlarýný geniþletmek isteyen Balcýzade Hakký Bey, Salepçizade Refik Bey, Buldanlý Hacý Emin ve kardeþi Ethem Bey, Alaiyelizade Mehmet Bey, Filibeli Hacý Süleyman ve Akarcalýzade Yahya Efendi idi.
Bu isimler, ilerleyen yýllarda Cumhuriyet öncesi dönemin ticaret hayatýnda önemli temel taþlarý olarak yer alacaklardý. Aralarýndan bazýlarý da Türk iþ dünyasýna damgasýný vuracaktý.
Ayný dönemlerde Ýzmir’in ünlü Kemeraltý Çarþýsý daha çok azýnlýklarýn elindeydi ve Türk esnaflarý buradaki dükkanlarý ele geçirmeye baþladýlar. Kemeraltý’nda dükkan sahibi olan ilk Türk tüccar Kemeraltý’ndaki Þifa Eczanesi’ni Rum sahibi Moraiti’den satýn alan Devlet Hastanesi Baþ Eczacýsý Süleyman Ferit (Eczacýbaþý) Bey’dir. O dönemde Türklerin elinde baþka eczane olmamasý Süleyman Ferit Bey’in önemini daha da artýrýyor.
Cumhuriyet’e doðru ticaret
I. Dünya Savaþý’nýn hemen öncesinde ve savaþ sýrasýnda ülkenin, dolayýsýyla da Ýzmir’in ekonomik durumu iç acýcý deðildi. I. Dünya Savaþý sonrasýnda baþlayan Kurtuluþ Savaþý da ülke ekonomisinde ciddi zararlara yol açmýþtý.
Cumhuriyet’in ilanýna sadece aylar kala, Mustafa Kemal Atatürk’ün isteði üzerine, 17 Þubat 1923’te Ýzmir’de Ýzmir Ýktisat Kongresi toplandý. Kongre’nin en büyük amacý, ülkenin kendi zenginlerini, sermaye sahiplerini yaratmasý için, yapýlmasý gerekenleri tartýþmaktý.
Ancak, Ýzmir Ýktisat Kongresi’nin bir önemli yaný daha vardý; Kongre bazý Türk tüccarlara cesaret vermiþti ve bu sayede hepsi ticaret alanýnda çok baþarýlý iþlere imza attýlar, isimlerini günümüze kadar taþýdýlar. Bu tüccarlar arasýnda; tütün, üzüm ve incir ihracatýnda Razlýklý Ahmetzade Ýbrahim Bey, ihracat, ithalat ve komisyon iþlerinde Cevahirci Kardeþler, alým-satým iþlerinde Avnizade Hüseyin Bey, kolonya ve týbbi maddeler yapýmýnda Eczacýbaþý Süleyman Ferit Bey ve üzüm ve incir satýþýnda Balcýzade Hakký Bey öne çýkan isimler oldular.
Ýzmir’in ilk kuþak sanayicilerinin ardýndan Cumhuriyet sonrasý döneme damgasýný vurmuþ çok önemli isimler yer alýyor. Öncü kuþaðýn ardýndan gelen bu ikinci kuþak mensuplarý arasýnda Selahattin Sanver, Osman Kutay, Mücahit Büktaþ, Ali Haydar Albayrak, Rahmi Filibeli, Bedri Akgerman, Lütfü Krom, Raþit Özsaruhan, Durmuþ Yaþar, Mustafa Tabanoðlu, Mehmet Karaoðlu, Enver Bakioðlu, Burhan Maner ve Mazhar Nurullah Ýzmirlioðlu bulunuyor.
Ýzmir’i sýrtlayan büyük aileler...
Ýzmir iþ dünyasý içinde yer alan þirketler ve gruplar deðerlendirildiðinde, çoðu þirketin zaman içinde gerek aile içi anlaþmazlýklar, gerekse ekonomik nedenlerden ötürü zor durumda kaldýklarý ya da faaliyetlerini tamamen sona erdirdikleri görülüyor.
Ýzmir’in önde gelen iþadamlarýndan Melih Gürsoy, ayný zamanda kent hakkýnda araþtýrmalar yapýyor. Melih Gürsoy, Ýzmir’de, özellikle yüzyýllar ötesinden gelen aile þirketlerinin genel olarak zor duruma düþmelerinin bu ile özgü bir durum olmadýðýný, bunun dünyanýn her yerinde yaþanabileceðini vurguluyor. Ýzmir sanayiinin geliþmesine katkýda bulunan isimleri Gürsoy þöyle sýralýyor:
“Kula Mensucat’ýn sahibi olan Çolak Ailesi, BMC’yi kuran Melih Özakat ve ailesi, Filibeliler, Mazhar Zorlu ve oðullarý, Selçuk Yaþar ve ailesi, Raks’ýn kurucusu Aslan Önal, Teba’nýn kurucusu Teoman Baygan, Selami Gürgüç, Kipa Maðazalarý’nýn kuruluþuna öncülük eden Þinasi Ertan, ECA’nýn kurucusu Ekrem Elginkan, Eczacýbaþý Ailesi, Akgerman Ailesi, Raþit Özsaruhan, Suphi Koyuncuoðlu ve oðlu Turgut Koyuncuoðlu, Sky TV’nin de sahibi olan Hüsamettin Þýnlak, Osman Akça, Ali Haydar Albayrak, Alparslan Beþikçioðlu, Giraud Ailesi, Niyazi Ersoy (Kürt Niyazi) gibi isimlerin Ýzmir sanayiinin geliþmesine çok büyük katkýlarý olmuþtur.”
Hepsinin hikayesi farklý
Her biri ayrý ayrý hikayelere sahip bu aileler ve iþadamlarý, çeþitli dönemlerde yaptýklarý yatýrýmlarla, Ýzmir’in bugünkü haline gelmesine büyük katkýlarda bulundular.
Örneðin ikinci kuþak sanayiciler arasýnda yer alan Filibeli Ailesi’nin kökeni 19’uncu yüzyýlýn sonlarýna kadar gidiyor. Filibeli Ailesi’nin ilk kuþaðý olan Hacý Süleyman Efendi, Filibe’den Ýzmir’e göç ettikten sonra 4 at arabasý alarak nakliyeciliðe baþladý. Nakliye iþinden sonra çarþý içinde kepekçi dükkaný açtý ve bir süre sonra kepek iþine unculuðu da ekledi. En küçük oðlu Rahmi Filibeli ile birlikte un iþini daha da büyüttüler ve Braggiotti Un Fabrikasý ile kýrýcýlýða baþladýlar. Braggiotti, Rahmi Filibeli’ye ortaklýk teklifinin ardýndan hastalanýp çalýþamaz duruma gelince, iþi Rahmi Filibeli devraldý.
Unculuk iþini iyice büyüten ve bunun için çeþitli fabrikalarý satýn alan Rahmi Filibeli’ye oðlu Þevket Filibeli de yardým etmeye baþladý. 1902 yýlýnda Hacý Süleyman Efendi tarafýndan un ticareti yapmak üzere kurulan firma, 1944 yýlýnda Un Fabrikacýlýðý, Birleþik Sanayi ve Ticaret Anonim Þirketi adýný aldý. Yönetim de üçüncü kuþaktan Þevket Filibeli ve Sabahattin Suvari’nin eline geçti.
Þevket Filibeli, 1957-58 yýllarýnda Bayraklý Boya Fabrikasý’ný ve Egebank’ýn satýn alýnmasýný gerçekleþtirdi ve bunlarýn hepsini Birleþik Sanayi Anonim Þirketi’nde topladý. Daha sonra þirketleri mali kriz içine giren Þevket Filibeli, aile bireylerinin paylarýný verdikten sonra þirketlerini krizden kurtarmak için çalýþmaya baþladý.
Albayrak efsanesi nasýl bitti?
Ýzmir’in en ilginç sanayici portrelerinden biri de Ali Haydar Albayrak. Ýþ hayatýna pazarcýlýk ve iþportacýlýk yaparak atýlan Albayrak, Kurtuluþ Savaþý’na katýlýp, ardýndan Ýzmir’e dönünce Tilkilik semtinde Albayrak Halý ve Gülyaðý Komisyon Ticarethanesi’ni kurdu, halý ve gülyaðý ihracatýna baþladý.
1950-52 yýllarýnda yaptýðý ihracat miktarý, Türkiye ihracatýnýn yüzde 20’sine ulaþtý. Ayný dönemde ülkenin en yüksek gelir vergisini ödedi. 1958 yýlýna kadar üzüm ve pamuk ihracatýnda ilk sýrayý kimseye kaptýrmayan Albayrak’ýn en kötü alýþkanlýðý sigara idi. Günde 3 paket sigara içen Albayrak, 1959 yýlýnda akciðer kanserinden vefat etti.
Ýzmir’in son dönem önemli ve ilginç iþadamlarýndan birinin de Þinasi Ertan olduðu bilinir. Þinasi Ertan’ý NMC Danýþmanlýk Yönetim Kurulu Baþkaný Ali Nail Kubalý þöyle anlatýyor:
“Þinasi Ertan, Çeþmeli bir ailenin oðludur. Ailesi ziraatle ilgileniyordu. Þinasi Ertan uzun süre Batýçim’de yöneticilik yaptý. Oradan ayrýldýðý zaman da Ýzmir’de 100 iþadamýný bir araya getirip Kipa alýþveriþ merkezini kurdu. Ziraatçi bir aileden gelen bir kiþinin böyle bir giriþim içinde yer almasý çok ilginçtir. Þinasi Ertan ayný zamanda zeytinyaðý iþiyle de uðraþýyor.
Bence Þinasi Ertan’ýn Ýzmir’in ve Türkiye’nin önde gelen kuruluþlarýndan birinde profesyonel olarak çalýþtýktan sonra tekrar giriþimciliðe dönmesi çok ciddi bir konu. Kurucusu olduðu Kipa çok hýzlý bir biçimde geliþiyor.”
Baygan’ýn yarattýðý imparatorluk
Ýzmir sanayicisinin giriþimci ruhuna en güzel örneklerden biri de TEBA Þirketler Grubu’nun kurucusu ve yönetim kurulu baþkaný Teoman Baygan’dýr. ÝTÜ Makine Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, 5 yýl Alarko’da çalýþan Baygan, ardýndan memleketi Ýzmir’e döndü. Ýzmir’e geldiðinde ise 15 bin lira sermaye ile Çankaya’da Baygan Sýnai ve Sosyal Tesisler Müessesesi adlý tesisat taahhüdü alanýnda faaliyet gösteren firmasýný kurdu. Menemen’de bir sera ihalesini kazanýnca sanayiciliðe de geçiþ yapmýþ oldu.
Daha sonra halka dönük olarak konvektör üretmeye baþladý ve kardeþi Mehmet Baygan’ýn da katýlýmýyla Teba’yý kolektif þirket haline dönüþtürdüler. 1980 yýlýnda 4 þirketleri oldu. Ayný yýl Günkol AÞ’nin kurulmasýndan sonra Teba dayanýklý tüketim mallarý üretimine geçti. Üretilen ocak ve fýrýnlar Avrupa’ya ihraç edilmeye baþlandý. Teoman Baygan dayanýklý tüketim malý ihracatýnda Ýzmir’in baþarýlý sanayicileri arasýnda yer alýyor.
Sanayinin üçüncü kuþaðý
Ýzmir’in sanayici ailelerinin ikinci kuþak üyeleri çok baþarý gösterememiþ olsalar da, üçüncü kuþak umut vaat eden nitelikler taþýyor. Özellikle iyi eðitim almýþ, iþ konusunda bilinçli ve ileri görüþlü gençlerden oluþan bu kuþaðýn Ýzmir sanayisini tekrar eski konumuna getireceði düþünülüyor. Ýþ yaþamýna daha profesyonel bakan bu genç kuþak, aile þirketlerinde genel olarak yaþanan çatýþmalardan uzak duracak gibi görünüyor. Ýzmirli gazeteci ve yazar Yaþar Aksoy Ýzmir sanayisinin üçüncü kuþaðýný ilginç bir biçimde tanýmlýyor:
“Ýzmir’in sanayi ailelerinin üçüncü kuþaðý 1980 sonrasý ihracata dayalý büyüme ve 1990 sonrasý küreselleþme koþullarý ekonomisinin Ýzmir’de oluþturduðu, ikinci kuþaðýn devamý ile yeni ve dinamik giriþimcilerden oluþan kuþaktýr. Ýkinci kuþaðýn yönettiði aile þirketlerinde üçüncü kuþak pek baþarýlý olamamýþ ve yeni giriþimcilerin aktif varlýðý üçüncü kuþaðý tarihsel kökten ayrý, yepyeni içerikler içinde damgalamýþtýr. Ege Giyim Sanayii (EGS), Kipa, Esen Plastik, Petposan ve Raks gibi birçok þirket parlarken Metaþ, BMC, Kula Mensucat gibi, bir zamanlar Ýzmir için çok büyük önem taþýyan þirketleri kapanmýþ ya da el deðiþtirmiþtir.”
Ýzmir’de halen devam etmekte olan aile þirketlerine en iyi iki örnek Yaþar Holding ve Zorlu Holding’dir. Durmuþ Yaþar’ýn kurduðu Yaþar Holding, oðlu Selçuk Yaþar ve onun çocuklarý Feyhan Kalpaklý ve Selim Yaþar tarafýndan baþarý ile iþletiliyor. Mazhar Zorlu’nun kurucusu olduðu Zorlu Holding’de de bugün Kemal ve Nafiz Zorlu kardeþler iþin baþýnda bulunuyorlar.
Babalarýnýn iþini sürdüremediler
NMC Danýþmanlýk Yönetim Kurulu Baþkaný Ali Nail Kubalý, Ýzmir’in ikinci kuþak sanayicilerini, babalarýnýn kurduðu iþletmeleri idare etme konusunda baþarýsýz buluyor. Kubalý, “Ýzmir’deki sanayinin küçülmesinin pek çok nedeni vardýr ancak bir aileden iki kuþak baþarýlý iþadamý çýkmasýnýn zor olduðunu düþünüyorum” diyor.
Ali Nail Kubalý, bu tip þirketlerde kurucudan sonrasý için aile yönetiminden farklý bir ortam hazýrlanmasýnýn gerekli olduðu görüþünde. Kubalý, Ýzmir þirketlerinde bu þartýn yeterince yerine getirilmediðini belirtiyor ve devam ediyor:
“Profesyonelleþmek sadece profesyonel yöneticileri iþe almak anlamýna gelmiyor. Ailenin kendi yönetim tarzýný da profesyonelleþtirmesi, aile fertlerinin kendi çýtalarýný yükseltmeleri gerekir. Ancak Ýzmir’de maalesef bu yapýlmamýþ ve babadan kalma yöntemlerle þirketler idare edilmeye çalýþýlmýþtýr. Ýzmir þirketlerinin profesyonelce yönetilmeleri konusunda hep eksiklikleri olmuþtur.”
Maksaþ’ýn ilginç öyküsü
Ýzmir’in önde gelen iþadamlarýndan Melih Gürsoy’un dört þirketi bulunuyor. Bir zamanlar sahibi olduðu Maksaþ Makine Sanayi AÞ’nin satýlýþýnýn çok ilginç bir öyküsü var. Bu öyküyü Melih Gürsoy þöyle anlatýyor:
“Ben kurmuþ olduðum 5 fabrikadan biri olan Maksaþ Makine Sanayi AÞ’yi kýzým Müge için hazýrlamýþtým. Kendisi Boðaziçi Üniversitesi’nde yüksek makine mühendisi olduktan sonra sýnýf arkadaþý ile evlendi.
Ben fabrikanýn baþýna geçmesini beklerken bir gün gelip bu iþi yapmak istemediðini söyledi. Ben de ayný þeyi yapmýþ, babamýn iþini devam ettirmeyip, kendi iþimi kurmuþtum. Kýzýma ne yapacaðýný sorduðumda yayýncýlýk yapmak istediðini söyledi ve Metis Yayýncýlýk ortaya çýktý. Dünyanýn tanýdýðý bir yayýnevi haline geldi. Ben de, kýzým fabrikanýn baþýna geçmeyince, 30 yýl emek vermiþ olduðum fabrikayý sattým. Çünkü, diðer kýzým ve damadým diðer fabrika ve þirketlerle ilgileniyordu ve Maksaþ’a ayýracak zamanlarý yoktu.”
“Profesyonelleþmek zorunlu”
1800’lü yýllarýn sonuna kadar yabancý tüccarlarýn ve levantenlerin elinde bulunan Ýzmir sanayi ve ticaret hayatý Türk iþadamlarýnýn ve ailelerinin de katýlýmýyla daha da renkli bir hal aldý. Günümüze kadar olan zamaný yazýmýzýn tümünde iþledik. Ýzmir, hem liman kenti olmasýnýn hem de geniþ bir hinterlanda sahip olmasýnýn avantajlarýný ticaret hayatýnda hep yaþamýþ ve bundan sonra da yaþayacaða benziyor.
Ýzmir ticaret ve sanayi yaþamýnda yaþanan iniþ çýkýþlar bilinçli ve iyi eðitimli son kuþaðýn þirketleri devralmasý ile birlikte normal seyrine döneceðe benziyor. Ancak Ali Nail Kubalý’nýn da belirttiði gibi profesyonel düþünce her alanda bu þirketlere hakim olmak durumunda. Yoksa ailenin kalabalýklaþmasý ile birlikte kazancý kendisine yetmeyerek zor duruma giren ve el deðiþtirmek durumunda kalan Kula Mensucat’ýn akibetine daha pek çok þirketin uðramasý kaçýnýlmaz olacaktýr.
“GÝRÝÞÝMCÝLÝK VE ANALÝZ DENGELENMELÝ”
NMC Danýþmanlýk Yönetim Kurulu Baþkaný Ali Nail Kubalý, Ýzmirli þirketlerin “sürekli” olamama nedenlerini ve önerilerini þöyle sýralýyor:
“Bir þirketin yönetimi, giriþimci içgüdüsü ve analiz yeteneklerinin dengede olmasýna baðlýdýr. Giriþimci içgüdüsü yönetimin ölçülemeyen ve kolay kolay bilimselleþtirilemeyen yönüdür. Analiz ise bütün organizasyon þemalarýný, firmalarýn stratejik planlarýný içerir. Analize çok yer verilirse, þirket hareket edemez ve atýlým yapamaz. Ancak, sadece giriþimcilik içgüdüsüyle hareket edilir ve liderlik, sezgi gibi ölçülemeyen faktörlere aðýrlýk verilirse o zaman da hata yapýlýr.
Ýzmir þirketlerinde ve Türkiye genelinde giriþimci içgüdüsü öne çýkmýþtýr, analiz ise geridedir. Ýzmir’de üçüncü kuþak bu ikisini dengelemenin önemini anlarsa, aldýklarý iyi eðitimin üzerine Batýlý iþadamlarý gibi, iþlerinin baþýnda durarak ciddi ve sistematik bir yönetim yürütürlerse baþarýlý olacaklardýr.
Bunu yapmaya baþlayanlar var. Armaðan Özgörkey, buna bence mükemmel bir örnektir. Ama diðerlerinin bu þekilde olup olmayacaklarýný bilemiyoruz. Ýzmir’de bir kýsým üçüncü kuþak ikinci kuþakla gerilimli durumda. Tabii bu durum üçüncü kuþaðýn, ikinci kuþaðýn eksikliklerini görerek daha profesyonel yaklaþmak istemesinden kaynaklanýyorsa, iyi ama gücü bir an önce devralma hýrsýndan kaynaklanýyorsa kötü tabii. Ancak, üçüncü kuþaðýn çoðu iyi þeyler yapmak istiyor ve bence ikinci kuþaktan daha baþarýlý da olacaklardýr.”
Yer Ýmleri