Artan

8,25 10 10:02
54,45 10 10:02
12,79 9.97 09:55
3.800,00 8.8 09:55
37,38 8.47 10:02
Artan Hisseler

Azalan

92,90 -9.98 10:02
3,04 -5.88 10:02
86,37 -4.99 10:02
26,22 -4.03 10:02
741,00 -3.89 10:02
Azalan Hisseler

İşlem

443.436.936,50 10:02
344.316.908,25 10:02
316.111.710,70 10:02
257.072.212,84 10:02
231.674.549,92 10:02
Tüm Hisseler
Sayfa 54/203 İlkİlk ... 444525354555664104154 ... SonSon
Arama sonucu : 1700 madde; 425 - 432 arası.

Konu: Dowes

Hybrid View

Previous Post Previous Post   Next Post Next Post
  1. Devletin fazla borçlanmasının nedeni: fazla harcaması; yani bütçe açığıdır. Başlangıç noktası borç değil yani; bütçe. Devleti de sistemde bir aktör olarak düşündüğümüzde, fazla para harcaması ve sonucunda da fazla borçlanıyor olması; likidite açığına katkı yapıyor. Çünkü fon piyasasının ana aracısı olan bankacılık sisteminde atıl fonları borçlanıcılara verirken oluşan bir "kaçak" durumu var. Daha önce de konuştuğumuz gibi bu kaçak; likidite açığını besliyor. Devletin çok borç alması veya KGF desteğiyle şirketlerin aniden borçlanmayı arttırması parasal anlamda aynı sonucu getirebiliyor. Ancak bunun etkisini kamu haricindeki aktörlerdeki oranda görmeyi beklemeyiz çünkü devletin yastık altı yapması veya yurtdışına birikim kaçırması ihtimal dışıdır. Burda ana etken fraksiyonel bankacılık gereği oluşan "zorunlu karşılık tutulması" kaynaklı likidite açığı olacaktır. Bir de devletin ödeme yaptığı birimlerin yastıkaltı/yurtdışı yapması bunu arttırabilir.

    Orta vadede borçlanmanın artması, devlet tahvili faizlerini arttırıcı etki yapar. Ancak enflasyon ve MB politikalarının sonuçları, borçlanmanın vade ve faiz yapısı, bunu yavaşlatabilir ve hatta durdurabilir. Yani borç artıyor diye faiz de artacak diye bir şart her zaman yok. Faize etki eden çok vektör var, bileşkesini önceden bilmek her zaman kolay değil.

    Hazinenin nakit yönetimi TCMB hesapları üzerinden yapılıyor ancak Ziraat de tahsilat/ödeme birimi olarak kullanılıyor. Mahfi hoca bu konuda uzmandır, yazısını okuyunuz:
    1. http://www.radikal.com.tr/yazarlar/m...egisti-893468/
    2. http://www.radikal.com.tr/yazarlar/m...etimi-1017702/

    Hazinenin her daim belli bir nakti olur ama büyük resimde "önce borçlanıp sonra harcıyor" diyemeyiz; "önce harcar, sonra borçlanır". Bu nedenle odaklanılması gereken yer borçlanmadan daha önce, harcamalar, yani bütçe açığıdır.
    Forum kuralları 'nı okudunuz mu?

    1. Siyaset, din ve futbol konularında fanatizm,
    2. İdeolojik tartışma ve kavgalar,
    3. Sonuna YTD yapıştırıp fiyat tahmini veya hedefi göstermek,
    4. Hisse başlıklarında hisse harici konular yazmak
    5. Silinecek bu tarz yazıları alıntılamak / cevaplamak...

    Kurallara AYKIRIDIR.


  2. #2
    Sn jondowes
    Kamu mevduatı için zorunlu karşılık tutuluyor mu.
    Tüm zorunlu karşılıklar kaldırılsa verilen krediler ve devletin iç borclanmasi yüzde yüz yani kayipsiz tekrar Likidite olarak geri gelir miydi. Sadece TL likiditesi olarak düşünürsek.
    En güçlü veya en zeki olan değil, DEĞİŞİME en açık olan türler hayatta kalır...Charles Darwin
    https://twitter.com/r_x_p_u

  3.  Alıntı Originally Posted by rxpu Yazıyı Oku
    Sn jondowes
    Kamu mevduatı için zorunlu karşılık tutuluyor mu.
    Tüm zorunlu karşılıklar kaldırılsa verilen krediler ve devletin iç borclanmasi yüzde yüz yani kayipsiz tekrar Likidite olarak geri gelir miydi. Sadece TL likiditesi olarak düşünürsek.
    mevduatın kaynağı önemli değil tl ve yp tüm mevduatlar için zorunlu karşılık, verilen tüm nakit & gayrinakit krediler için de genel karşılık ayrılır (hatta kredi limitlerinden de ayrılıyor artık genel karşılık) , bu sermaye risk yönetimi için alınmış bir tedbirdir, zk nın kaldırılması demek bankaların SYR'sinde ve likiditesinde bozulmalara neden olur.

    paşa paşa en baştan ZKlarını ayırtır merkezimiz sağolsun

    soruya gelirsek, ZK kaldırılırsa, likidite ZK oranında geri gelirdi elbette ve bankaların zk da boşta duran paralarını kullanma imkanları nedeniyle maliyet düşmesi sonucu faizlerde bir miktar gevşemeye bile neden olurdu.

  4. Teşekkürler sn Pythagoras, ekleyecek bir şey bırakmamışsınız
    Forum kuralları 'nı okudunuz mu?

    1. Siyaset, din ve futbol konularında fanatizm,
    2. İdeolojik tartışma ve kavgalar,
    3. Sonuna YTD yapıştırıp fiyat tahmini veya hedefi göstermek,
    4. Hisse başlıklarında hisse harici konular yazmak
    5. Silinecek bu tarz yazıları alıntılamak / cevaplamak...

    Kurallara AYKIRIDIR.


  5. #5
    ZK tümden kaldırıldığında para çarpanı mekanizması da teorik olarak sonsuz olabilir mi?. Burada döngüsel para aktarımını sonsuz değerden sonlu bir değere sınırlayacak tek etken kredi kullananların teminat kapasiteleri olurdu.

    Yani ZK=0 demek , para çarpanı - bağlıdır- kredi kull*****n teminat kapasitesi

    ZK=0 koşulunda ,devlet eğer bu teminat kapasitesini kendi müdahalesi ile (örneğin KGF) genişlettiği oranda aynı zamanda para çarpanının üst limitini de parasal sıkılaşmaya neden olmadan arttırabilir mi?

    Yukarıdaki soruların cevapları evet ise, Bankaların ZK ve buna bağlı zayıflayan döngüsel aktarımdan dolayı sıkışmalarının yarattığı riske A diyelim

    ZK ların sıfırlanmasının riskine de B diyelim.

    A>B ise devletin ZK ları sıfırlaması bir seçenek olabilir mi?

    Böyle bir durumda A>B koşulu için ZK=0 olursa devlet buna muadil olarak ZK yerine bankaların kendi hisse senetlerini ipotek etme opsiyonu sunabilir mi?

    Örneğin C bankası ZK lar yerine kendi hisselerini ipotek verebilir mi?

    Bu durumda tabi bankalar riskli duruma girdiğinde hisselerinin devlete otomatik olarak devredilmesi devletin riskini daha da arttıracaktır, ancak A>B koşulunda zaten bu risk daha önce gerçekleşebileceğinden belkide banka sermayedarları ZK yerine banka hissesini teminat vermeyi kabul edebilirler. Sonuçta koşullar düzeldiğinde isteyen banka bunu tekrar ZK ile değiştirebilir.
    En güçlü veya en zeki olan değil, DEĞİŞİME en açık olan türler hayatta kalır...Charles Darwin
    https://twitter.com/r_x_p_u

  6. Evet, ZK mekanizması MB'lerin arzı kontrol etme aracıdır. Bunu kaldırırsanız ve ek bir kısıt da koymazsanız, MB'nin yarattığı bir birim kaydi para sistem içinde sonsuza kadar arttırılabilir.

    Ne A ne de B gerçek birer risk değil, regülatörlerin bilinçli birer tercihidir. MB'ler ve BDDK'nın izin verdiği ölçüde olur. ZK'yı düşürmek hiperenflasyona giden yolun ilk basamağıdır, asıl risk budur; likidite açığı değil. Sonuçta likidite açığı da negatif bir durum değildir hep anlattığım gibi. MB'ler karşılıksız olarak para yaratabildiğinden o açığı kısa vadeli olarak fonlayabilir ve çok güçlü - etkin bir para politikası izleyebilir. ZK'yı sıfırlamak, devlet garantisiyle teminatları patlatmak... doğru bir hipotetik platform değil. Parasal seçimlerin amaç değil, araç olduğunun altını çizmek isterim. Amaç büyümedir, düşük enflasyondur, tam istihdamdır. Makro parametrelerin istenen bileşkesine göre parasal kavramlara yön verilir. Ancak bu seçimlerde büyümeye %100 önem verip enflasyonu hepten gözden çıkarırsanız, Weimar enflasyonuna ulaşırsınız.
    Son düzenleme : JonDowes; 25-06-2017 saat: 00:09.
    Forum kuralları 'nı okudunuz mu?

    1. Siyaset, din ve futbol konularında fanatizm,
    2. İdeolojik tartışma ve kavgalar,
    3. Sonuna YTD yapıştırıp fiyat tahmini veya hedefi göstermek,
    4. Hisse başlıklarında hisse harici konular yazmak
    5. Silinecek bu tarz yazıları alıntılamak / cevaplamak...

    Kurallara AYKIRIDIR.


  7. #7
     Alıntı Originally Posted by JonDowes Yazıyı Oku
    Evet, ZK mekanizması MB'lerin arzı kontrol etme aracıdır. Bunu kaldırırsanız ve ek bir kısıt da koymazsanız, MB'nin yarattığı bir birim kaydi para sistem içinde sonsuza kadar arttırılabilir.

    Ne A ne de B gerçek birer risk değil, regülatörlerin bilinçli birer tercihidir. MB'ler ve BDDK'nın izin verdiği ölçüde olur. ZK'yı düşürmek hiperenflasyona giden yolun ilk basamağıdır, asıl risk budur; likidite açığı değil. Sonuçta likidite açığı da negatif bir durum değildir hep anlattığım gibi. MB'ler karşılıksız olarak para yaratabildiğinden o açığı kısa vadeli olarak fonlayabilir ve çok güçlü - etkin bir para politikası izleyebilir. ZK'yı sıfırlamak, devlet garantisiyle teminatları patlatmak... doğru bir hipotetik platform değil. Parasal seçimlerin amaç değil, araç olduğunun altını çizmek isterim. Amaç büyümedir, düşük enflasyondur, tam istihdamdır. Makro parametrelerin istenen bileşkesine göre parasal kavramlara yön verilir. Ancak bu seçimlerde büyümeye %100 önem verip enflasyonu hepten gözden çıkarırsanız, Weimar enflasyonuna ulaşırsınız.
    Sabit bir parayı sonsuza kadar döndürerek büyük bir para arzı yaratmayı ilk bakışta çok mucizevi ve elit bir yöntem gibi yorumlamıştım. Ancak anlattıklarınızı yorumladığımda böyle bir yöntem de aynen merkez bankasının piyasaya fazla likidite vererek para arzını arttırmasına benzer bir şekilde etki yapıyor. Sonuçta farklı yollardan da olsa efektif olarak artan para arzı , paranın itibarını ve ona olan itimadı zedeleyecek şekilde etki ediyor.

    Yani nihai para arzının arttırılmasının birkaç yolu var ama sonuç değişmediğinden (para arzı artıp likidite fazlası oluştuğundan) her yol yine hiperenflasyona çıkıyor.

    Anladığım kadarıyla gerçek iktisadi faaliyete dayalı büyüme ile kontrollü arttırılan para arzı enflasyonu tahrik edemiyor. Zira ana gövde büyüdüğünden gövdenin birim parçası başına düşen basınç (birim para arzı) sabit kalıyor.

    Burada büyümenin kalitesi de çok önemli rol oynuyor, zira suni ,hormonlu olarak zorlanan bir büyüme kas yerine yağ ve hormonlu dokuyu arttırarak gövdeyi büyütüyor. Bu yağlı ve hormonlu birimler üzerine düşen basınç (ek para arzı) da yukarıdaki örneğin aksine enflasyonu tahrik edebiliyor, borçluluğu arttırıyor ve orta vadede kronik yüksek enflasyon sürecinde bir resesyona evrilebiliyor.

    Verdiğiniz bilgiler ve detaylı anlatım için teşekkür ederim.
    En güçlü veya en zeki olan değil, DEĞİŞİME en açık olan türler hayatta kalır...Charles Darwin
    https://twitter.com/r_x_p_u

  8. Evet, özünde para bir araçtır. Aslolan üretimdir. Siz üretkenliği arttırmak yerine sürekli parasal kavramlarla oynayarak "sağlıklı" bir büyüme elde edemezsiniz. Kaliteli ve yüksek teknoloji ürünü olmayan, ihracat yapamayan bir ülkeyi sadece faizlerle ve para arzıyla kalkındıramazsınız. Bu platoda parasal anlamda söylenecek tek şey: "üretimi teşvik etsin, tüketime engel olmasın, enflasyonu coşturmasın; yeter" olmalıdır. Daha fazlasını beklemek, varlık balonlarıyla sonuçlanır ve uzun vadede sonu hep kötü biter. Bu nedenle de dile sakız olmuş "yapısal reformlar" kağıt üstünden şiir gibi okunmamalı; pratiğe dökülmelidir. İşçiniz 1 saatte 30 kg elma toplamayı bırakıp 2 adet iphone üretir duruma geldiğinde oluşacak 25 misli katma değer sayesinde verimliliği ve dolayısıyla ekonomiyi büyütürsünüz. Sıfır faizle Egea satarak ancak kanayan yarayı bantlamış olursunuz.
    Forum kuralları 'nı okudunuz mu?

    1. Siyaset, din ve futbol konularında fanatizm,
    2. İdeolojik tartışma ve kavgalar,
    3. Sonuna YTD yapıştırıp fiyat tahmini veya hedefi göstermek,
    4. Hisse başlıklarında hisse harici konular yazmak
    5. Silinecek bu tarz yazıları alıntılamak / cevaplamak...

    Kurallara AYKIRIDIR.


Sayfa 54/203 İlkİlk ... 444525354555664104154 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •