büyük millet meclisinin ordumuza ve dahi baþ kumandanýna teþekkür ve tebriði
büyük millet meclisinin tebriknamesi
Ankara 11 eylül - büyük millet meclisinin dün müttefiken ittihaz eylediði karar binaen meclis reis-i saninsi adnan bey tarafýndan baþ kumandan gazi mustafa kemal paþa hazretlerine atideki telgrafname keþide edilmiþtir.
(Baþ kumandan gazi mustafa kemal paþa hazretlerine)
bugün hali ictimada iken izmir hakkýndaki telgrafname-i devletlerini alan ve bursanýnda haber-i istirdadýný teblið eden meclis heyeti umumiyesi düþman ordusunu yýldýrým gibi bir sürat ve þiddetle imha eyleyen ve son muzafferiyetle bütün anadolunun halas-ý mutlakýný fiilen emri vaki haline getiren mukaddes orduya ve onun dahi ve mübeccel baþ kumandanýna bütün milletin ebedi þükran ve imtinanýný arza karar verdi.
kemal-i tazim ile arz ederim efendim.
imza.
büyük millet meclisi reis-i sanisi
adnan
Yýl 1971 ...
Fýrat adlý gemiyle, Amerika’nýn Phýladelphia limanýna 10 bin ton tütün götürmüþtük.
Þehri dolaþmýþ gemiye dönüyorduk.
Yanýmýza bir araba yaklaþtý ve nereye gittiðimizi sordu.
Limana deyince bizi götürebileceðini söyledi. 3 arkadaþ bindik ve geminin bordasýna kadar getirdi.
Bu kibar Amerikalýyý ‘Türk kahvesi’ ikram etmek için gemiye davet ettim.
Zabitan salonuna geçtik. Kaptanýmýz da oradaydý.
Misafirimiz salonu inceledýkten sonra; “Bu geminin Türk gemisi olduðunu söylediniz. Ancak, salonda Atatürk resmi yok” dedi ve hemen ilave etti; “Önce Atatürk’ün resmini koymalýydýnýz” deyip kahveyi içmeden gemiden ayrýldý.
Hepimiz þaþýrýp kalmýþtýk.
Karþýlaþtýðýmýz olaya bir anlam veremiyorduk.
Bu olayý çok düþündüm.
Sanýrým bu kibar Amerikalý, varlýk nedenimiz olan Atatürk’e kayýtsýz kaldýðýmýzý düþünmüþ ve tavrýmýzý vefasýzlýk olarak deðerlendirerek bizi protesto etmiþti.
Karþýlaþtýðýmýz bu sýradýþý olaya baþka açýklama bulamamýþtým…
Yýl 1985 ...
Ýzmir’e yük getiren Yunan bandralý gemide baþ mühendis mide kanamasý geçirdiði için hastahaneye kaldýrýlmýþ.
Ýþe davet ettikleri için görev aldým. Gemide tek Türk, baþ mühendis olarak benim.
Bir sohbet esnasýnda, gemi kaptaný (adý Kosta’ydý) gümrükte fotoðraf makinesinin mühürlü kamaraya kilitlendiðini ve bu duruma çok üzüldüðünü söyledi.
Makine yanýnda olsaydý ne yapacaktýn diye sordum.
Oðlu istediði için, Kordon’daki Atatürk Anýtý’nýn resmini çekeceðini söyledi. Þaþýrmýþtým.
“Atatürk size tarihinizin en büyük darbesini vuran komutandý, neden onun resmini çekmeyi düþünüyorsunuz” dedim.
Þu cevabý verdi;
“Biz, emperyalizmin emrinde haksýz ve iþgalci olarak Anadolu’ya geldik. Uçurumdan aþaðý yuvarlanýrken Atatürk sizi uçurumun kenarýndan alýp, özgür uluslar arasýna modern bir ulus olarak kattý.Bunu yaparken, insanlýk tarihine ezilen uluslarýn kurtuluþuna örnek olan, yeni bir deneyim kazandýrdý. Onlara, özgürlükleri için mücadele ederlerse kazanacaklarýný öðretti. Atatürk, bu nedenle bizim için de deðerlidir”.
Bu cevap nedeniyle, etkisini hayatým boyunca taþýdýðým bir duygu yoðunlaþmasý yaþamýþtým…
Yýl 1988 ...
Ekvador’un Guayaquil þehri.
Gemideki iþim bitince, çevreyi tanýmak için dolaþmaya çýktým.
Bir okula rastladým. okulun giriþindeki alanda 5 tane büst gördüm.
Birinci büst Simon Bolivar’a aitti.
Ýkincisi Che Guavera,
üçüncüsü Fidel Castro,
Dördüncüsü Emiliyano Zapata
ve Beþinci büst Mustafa Kemal Atatürk’e aitti.
Büstleri inceleyip Ýspanyolca açýklamalarý anlamaya çalýþýrken, öðretmen olduðunu düzgün Ýngilizcesi ile söyleyen bir kiþi geldi.
Nereli olduðumu sordu.
Türk olduðumu söyleyince, içtenlikli bir ilgi gösterdi.
Atatürk hakkýnda konuþmaya baþladýk. Türk devrimi konusundaki bilgisi yüksekti.
Atatürk’ü, saygý duyduðu diðer 4 devrimciden ayrý tuttuðunu söyledi. “O yalnýzca ülkesini kurtarýp modern bir ulus yaratmakla kalmadý, ezilen uluslara evrensel bir örnek yarattý. Ýnsanlýk tarihinde hiçbir lider bunu baþaramamýþtýr” dedi.
O an duyduðum övünç ve mutluluðu unutmam mümkün deðildir.
YIL 1999 ...
Hindistan’ýn Visakapatman limanýndayýz.
Þehri dolaþýrken büyük bir kitapçý dükkanýna girdim.
Çocuklar için kýsaltýlmýþ Ýngilizce dünya klasikleri dizisi olduðunu gördüm. Ýncelediðim listede ‘Atatürk’ün Hayatý ve Devrimleri’ isimli bir kitap bulunuyordu.
Listede olmasýna raðmen raflarda yoktu.
Görevliyi buldum ve diðerleri ile bu kitabý istediðimi söyledim.
Görevli, okullarýn yeni açýldýðý, ilginin fazla olmasý nedeniyle kitabýn kalmadýðýný, ýsmarladýklarýný ve bir hafta sonra uðramamý söyledi.
Ertesi gün limandan hareket edeceðimiz için zamaným olmadýðýndan bu kitabý alamadým.
Bir yandan bütün kitabevi benim olmuþ gibi mutlu oldum, diðer yandan, derin bir acý ve üzüntü duydum. Dünyanýn öbür ucunda, çocuklara öðretilen Atatürk kendi ülkesinde üstü örtülmüþ,
Yetkili yerlere gelen kiþiler Onu bu ülke gençliðine öðretmemek için her þeyi yapmýþlardý.
Üzüntümün nedeni buydu…
Yýl 2003 ...
Kamerun’un Douala Limanýndayýz.
Kütük kereste yüklenecek. Yükün sahibi, gemiye yüklemeye nezaret edecek bir kaptan göndermiþti.
Kaptan Hýrvattý.
Zabitan odasýna geldiðinde, gelenin karþýsýna düþen duvardaki Atatürk resmini görünce duraladý.
Bir süre durduktan sonra resme doðru yürüdü.
Saygý ifade eden davranýþlarla resmi nazikçe düzeltti ve hepimizin yüreðine bir ok gibi saplanan þu sözleri söyledi; “Siz bu insaný ve ideallerini anlayamadýnýz. Anlamýþ olsaydýnýz bugün Avrupa kapýlarýnda sürünmez, Avrupalýlar sizin kapýlarýnýzda bekleþirlerdi”…
Yýl 2017 ...
Bangladeþin Chittgong limanýndayýz.
Gemiden inmiþ limanýn çýkýþ kapýsýna doðru gidiyordum.
Takkeli, entari ya da þalvar giyimli, yaþlý birisi ile hafifçe çarpýþtýk.
Nedeni o olmamasýna karþýn özür diledi ve konuþmaya baþladýk.
Nereli olduðumu sordu. Türk olduðumu söyledim.
Hiç beklemediðim bir cevap verdi;
“Atatürk’ün çocuðusun yani” dedi. Heyecanlanmýþtým.
Sohbeti sürdürdüm.
Birçok kimseye inanýlmaz gelebilir ama bana þunlarý söyledi;
“En büyük Müslüman Atatürk’tür.
Biz Bangaldeþ olarak onun öðrettiði yoldan gittik ve özgürlüðümüze kavuþtuk.
Fakiriz ama onun yaptýklarýný yaparsak fakirlikten de kurtulabiliriz.
O sadece Türklerin deðil tüm Doðu halklarý için de büyük bir liderdir ….
Mehmet Ali Ergöz Hatýralarý ...
"...
O, saatý sordu.
Paþalar : «Üç,» dediler.
Sarýþýn bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktý.
Yürüdü uçurumun baþýna kadar,
eðildi, durdu.
Býraksalar
ince, uzun bacaklarý üstünde yaylanarak
ve karanlýkta akan bir yýldýz gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovasý'na atlayacaktý..."
Kuvayý Milliye Destaný- Nazým HÝKMET
25 Nisan-10 Mayýs 1932 tarihleri arasýnda Ýsmet Ýnönü, resmi konuk olarak gittiði Rusya dönüþü, Bulgaristan da Sofya’nýn Türkiye Büyükelçiliði konutunda mahsur kalmýþtýr.
Bulgar çetecileri ve muhtemelen bunlara katýlan resmi makamlarý elçilik konutunun etrafýný kuþatmýþlardýr ve Ýnönü’nün oradan çýkarak trene binmek üzere gara gitmesine izin vermemektedirler.
Konu ülkemize yansýyýnca, Dýþiþleri Bakanlýðý telaþlanýr ve diplomatik olarak çözüm için telefonlar çalýþmaya baþlar. Bulgaristan'a ihtar verilir; ama Bulgar Hükümet umursamaz.!
Ankara'dakiler çareler düþündüler.
Ýþin içinden çýkamadýlar.
Atatürk'e sordular..?
-Atatürk "sizler ne düþünüyorsunuz"?, diye onlara sordu.
Yetkililer "Bulgaristan'a ekonomik baský uygulayalým ...", dediler.
Atatürk, güldü: "Telefonu verin bana", dedi. Atatürk donanma komutaný aradý emir verdi.
- Ýsmet’i kurtarmak için hemen Yavuz zýrhlýsý yola çýksýn. Zýrhlýnýn komutanýna gerekli talimatlar yazýlý olarakiletilecektir.
Kýsa bir süre sonra Yavuz zýrhlýsý yola çýkmýþ ve Varna’nýn karþýsýna demir atmýþtýr.
Yavuz zýrhlýsý top atýþlarýna baþlar, havaya tam 101 pare top atýþý yapar. Varna da panik baþlamýþ ve liman yakýnýndaki evlerin camlarý bile kýrýlmýþtýr.
Son top atýþý sonrasý,Yavuz zýrhlýsýnýn komutaný amiral, Varna valisini arar ve talebini söyler; “Sayýn Ýsmet Ýnönü’yü almaya geldim!”
Bu talep yeterlidir. Ýsmet Ýnönü özel ve zýrhlý bir trenle hemen Varna’ya getirilir ve bando eþliðinde törenle Yavuz zýrhlýsýna yolcu edilir.
Bu arada gemi komutaný kýrýlan camlarýn parasýný da ödemiþtir. Ve Ýsmet Paþa yurda döner...
‘Her Yönü Ýle Atatürk’,
Avni Altýner, Oda Yayýnlarý (Sayfa 387-388).
Yer Ýmleri