Artan
Azalan
Ýþlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
9,68 10% 56,74 Mn 8,80 / 9,68
55,35 9.93% 311,51 Mn 50,00 / 55,35
50,65 9.92% 446,66 Mn 47,50 / 50,65
23,50 9.92% 30,44 Mn 21,96 / 23,50
8,76 9.91% 17,04 Mn 7,95 / 8,76
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
7,29 -10% 547,87 Mn 7,29 / 7,99
18,02 -9.99% 10,80 Mn 18,02 / 18,02
11,70 -9.93% 2,56 Mr 11,70 / 12,40
4,27 -9.92% 3,70 Mr 4,27 / 5,10
296,00 -7.79% 4,87 Mr 289,00 / 309,75
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
208,00 -5.07% 12,61 Mr 205,30 / 223,70
324,75 -0.69% 6,02 Mr 323,25 / 331,25
296,00 -7.79% 4,87 Mr 289,00 / 309,75
262,00 3.35% 4,13 Mr 253,75 / 262,50
404,25 1.95% 3,90 Mr 397,50 / 406,75
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,34 -0.31% 653,39 Mn 19,32 / 19,88
81,25 0.62% 2,22 Mr 80,55 / 82,10
404,25 1.95% 3,90 Mr 397,50 / 406,75
208,80 -2.66% 3,50 Mr 208,30 / 216,50
759,00 0.86% 766,16 Mn 756,50 / 762,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,34 -0.31% 653,39 Mn 19,32 / 19,88
81,25 0.62% 2,22 Mr 80,55 / 82,10
93,30 -0.64% 155,10 Mn 93,10 / 94,60
116,00 -0.51% 76,40 Mn 115,40 / 117,30
404,25 1.95% 3,90 Mr 397,50 / 406,75
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,34 -0.31% 653,39 Mn 19,32 / 19,88
31,52 -1.38% 43,42 Mn 31,44 / 32,50
81,25 0.62% 2,22 Mr 80,55 / 82,10
10,35 -1.43% 71,54 Mn 10,33 / 10,64
80,25 0.38% 176,87 Mn 79,95 / 81,20

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 13/257 ÝlkÝlk ... 311121314152363113 ... SonSon
Arama sonucu : 2049 madde; 97 - 104 arasý.

Konu: Mustafa Kemal ATATÜRK

  1. #97

    Ankara Üniversitesi Türk Ýnkýlap Tarihi Enstitüsü Arþivinden






  2. ATATÜRK VE UYGARLIK

    Türk halkýnýn mutluluðunu kendi mutluluðu olarak gören ve kendini
    onun hizmetkârý olarak deðerlendiren büyük ATATÜRK’ün aþaðýdaki sözleri
    ulusumuzun yolunu aydýnlattýðý gibi, ulusumuzu uygarlýk yolunda geri
    koymaya çalýþan düþünce sahiplerine de bir uyarý niteliði taþýmaktadýr. Türk
    ulusu bir bütün olarak aþaðýdaki sözlerin anlamýný idrak edip onun gereðini
    yaptýðý gün hiç þüphesiz uygarlýk âleminde rakipsiz olacaktýr. Bundan þüphe
    duyanlar bilmelidir ki kendi yeteneklerini tanýmayan ve kendisine güveni
    olmayanlardýr:
    “Ben sizin öz kardeþiniz, arkadaþýnýz, babanýz gibi uygarým diyen
    Türkiye Cumhuriyeti halký fikriyle, zihniyetiyle uygar olduðunu ispat etmek ve
    göstermek zorundadýr: Uygarým diyen Türkiye Cumhuriyeti halký aile
    hayatýyla, yaþayýþ þekliyle uygar olduðunu göstermek zorundadýr. Sonuç
    olarak uygarým diyen Türkiye’nin gerçekten uygar olan halký baþtan aþaðýya
    dýþ görünüþüyle bile uygar ve olgun insanlar olduðunu uygulamada da
    göstermek zorundadýr.”
    “Artýk duramayýz, kesinlikle ileri gideceðiz. Geriye ise hiç gidemeyiz.
    Çünkü ileri gitmeye mecburuz. Millet açýkça bilmelidir. Uygarlýk öyle kuvvetli
    bir ateþtir ki, ona ilgisiz kalanlarý yakar ve yok eder.”
    “Uygarlýðýn coþkun seli karþýsýnda direnmek boþunadýr ve o, gafil
    itaatsizlere karþý çok amansýzdýr. Daðlarý delen, göklerde uçan, göze
    görünmeyen zerrelerden yýldýzlara kadar her þeyi gören, aydýnlatan, inceleyen
    uygarlýðýn güç ve yüceliði karþýsýnda çað dýþý kalmýþ zihniyetlerle, ilkel, boþ
    inançlarla yürümeye çalýþan milletler yok olmaya veya hiç olmazsa esir
    olmaya ve aþaðýlanmaya mahkûmdurlar.”
    “Türkiye Cumhuriyeti þeyhler, derviþler, müritler ve mensuplar
    memleketi olamaz; en doðru, en hakikî yol, uygarlýk yoludur. Uygarlýðýn emir
    ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir.”
    “Biz her araçtan yalnýz ve ancak bir görüþ açýsýndan faydalanýrýz. O
    görüþ þudur: Türk milletini, uygar dünyada lâyýk olduðu yere ulaþtýrmak ve
    Türk Cumhuriyeti’ni sarsýlmaz temelleri üzerinde, her gün, daha fazla
    kuvvetlendirmek... Ve bunun için de keyfî yönetim fikrini öldürmek...

    Nezihe Araz; Mustafa Kemal’in Ankara’sý, Ýstanbul, 1994, s. 77-78.
    Tarih göstermiþtir ki bilge herþeyi bilmez,sadece ahmaklar herþeyi bilir...



  3. #99

    "Ýcra eden, tatbik eden, karar verenden daima daha kuvvetlidir."
    Mustafa Kemal Atatürk



    Stalin'in Sovyetler Birliði'nin baþýnda olduðu dönemler...
    Sovyetlerin Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat "Karakan"...

    1917 Ekim Devrimi'nin yýl dönümlerinden birinin sabahýnda Stalin, son derece sivri, anlamsýz ve onur kýrýcý bir demeç veriyor. Bu demecinde aynen þunlarý söylüyor:

    "Herkes bilsin ki, Rus Milleti; Boðazlarla, Ardahan'ý ele geçirmekten asla vazgeçmeyecektir. Çok yakýn bir zamanda bu davalarýmýzý halletmiþ olacaðýmýzý þimdiden müjdeliyorum..."

    Ayný gece Ankara'da Sovyet Büyükelçiliði'nde de ihtilalin yýl dönümü kutlamalarý yapýlýyor. Cumhurbaþkanýmýz Mustafa Kemal Atatürk, gece yarýsýna doðru Stalin'in bu densiz demecinden haberdar oluyor ve maiyetine emrediyor:

    "Arabalarý hazýrlayýn gidiyorum."

    "Paþamýz bu saatte nereye gidecekler?"

    "Sovyet Sefareti'ne."

    Mahiyetin etekleri tutuþur çünkü olayý kavrarlar, içlerinden birisi Atatürk'e:

    "Paþa hazretleri nasýl olur? Protokolsüz mü? Siz devlet baþkanýsýnýz, protokolsüz nasýl gidersiniz?"

    "Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanýmýn topraklarýna göz dikmiþ, sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazýrlayýn arabalarý." diye cevap verir.

    Büyük önderimiz ve arabalar hazýrlanýr.
    Atatürk ve maiyeti, Sovyet sefaretinin kapýsýna dayanýr.

    Ulu önderimiz yüzü asýk bir þekilde yukarý çýkar ve o sýrada sefarette büyük bir balo vardýr. Atatürk kendisini karþýlayan Büyükelçi Karakan'ý görünce:

    "Merhaba Karakan" der ve ayný sert ifadeyle devam eder ;

    "Rahatsýz ettik ama sen benim þahsi dostumsun, kusurumuza bakmazsýn. Bir hususu esasýndan anlamaya geldim."

    "Emredin Sayýn Baþkan"

    "Ajanstan öðrendiðime göre, baþbakanýnýz Stalin, Ardahan'la Boðazlarý istemiþ, kararý katiymiþ ... Pek yakýn bir gelecekte bu kararýný uygulayacakmýþ. Tam böyle söyleyip söylemediðini bilemem ama buna benzer þeyler söylemiþ. Tabii ki bu nutkun da bir sureti sende vardýr. Getir bakalým þunu da iþin aslýný faslýný iyi anlayalým."

    Stalin'in nutku getirilir. Atatürk metnin o kýsmýný yanýndakilere kelime kelime tercüme ettirir. Nutuk ajanstan geçen metin ile aynýdýr, Atatürk sorar ;

    "Karakan, sefaret telsizinden derhal Stalin'i bulduracaksýn. Bu beyannatýndan vazgeçip geçmediðini sorduracaksýn. Baþbakanýn tükürdüðünü yalayacak, yalamazsa ben yapacaðýmý bilirim. Bu cevap bugece gelecek çünkü benim senin baþbakanýndan daha önemli kararým var. Ýstediðim cevabýalmadan sefaretinizden dýþarý adým atmam. Eðer cevap istemediðim þekilde gelirse bil ki buradan çýkýp doðru Rus sýnýrýna gideceðim ..."

    Karakan çaresizlik içinde telsizin baþýna koþar ve Atatürk'ün söylediklerini aynen nakleder. Stalin'den gelen cevap büyük önderimizi tatmin eder çünkü cevapta aynen þöyle söylenmektedir ;

    "Stalin sürçü lisan eylemiþtir. Boðazlar'la Ardahan'ý almak gibi bir arzusu katiyetle yoktur ..."

    Atatürk cevabý okuduktan sonra Rus Büyükelçisi Karakan'a hitaben "Karakan seni geri çaðýrýrlar ve yaþatmazlar. Uzun süredir tanýþýyoruz, istersen bize iltica et."

    Karakan bu teklife olumsuz cevap verir ve cevabý telgraftan hemensonra bir telgrafla geri çaðrýldýðýný açýklayarak: "Teþekkür ederim. Sizi tanýmýþ olmam bile kafidir ancak memleketinizdeki vazifem sona ermiþtir. Yarýn hareket edeceðim."

    Atatürk ýsrar etmez ve Çankaya'ya döner. On gün sonra þöyle bir haber gelir. Sovyetler Birliði'nin eski Ankara Büyükelçisi Karakan fýrýnda yakýlmak suretiyle idam edilmiþtir.


    Kaynak: Prof. Herbert Melzig., Atatürk'ten Neþredilmiþ Hatýralar,
    Ýstanbul Ekspress Gazetesi, 1952 Tefrika

  4. Mübarek gün hatýrýna Allah gani gani rahmet eylesin atamýza.
    Bugün bu ülke varsa biz Türk milleti olarak varsak o ve silah arkadaslarý sayesindedir.
    Allah hepsinden razý olsun.

  5. #101





  6. #102


    Muhlis Sabahattin Ýstanbul'da Opera ve Operetler oynayan bir kumpanya kurmuþ, 1930'lar.. Carmen'i oynuyorlar..

    Turneye çýkmýþlar.. Trenle.. Ýzmit.. Ful çekmiþler..
    Oradan Adapazarý.. Havalar bozunca temsil iyi gitmemiþ..
    Eskiþehir tam felaket.. Kar diz boyu, temsil bile yapamamýþlar.. Yapamayýnca da otelde rehin kalmýþlar ...
    Beþ lira lazým..
    Beþ lira da önemli para ha.. Babam anlatýrdý.. Bebek Belediye'de 125 kuruþa faça masa donatýlýp Müzeyyen dinlendiði günler..

    Kumpanya karalar baðlamýþ otelde mucize beklerken, haber duyuluyor..
    Atatürk Ankara'dan trene binmiþ Eskiþehir'e geliyor.. Þapka devrimi, o yýl çýkan ve kadýnlarda peçeyi kaldýran kanunla tamamlanmýþ.. Ata, tanýtmak ve anlatmak için dolaþýyor..

    Muhlis Bey lobide haykýrýyor..
    "Atatürk arkadaþým.. Parayý bulduk.."

    Kostüm sandýklarýný açýyor.. Ýçinden bir frak çýkarýyor. Giyiyor.. Doðru Eskiþehir garýna.. Orada görevliler penguen kýlýklý adama bakýyorlar.. Biri "Amerikan Sefiri olmalý" diyor.. Yol açýyorlar.. Muhlis Bey en öne geliyor.. Tren gara giriyor..

    Vagonun camý iniyor.. Atatürk'ün þapkalý eli gardakileri selamlýyor..
    Sonra, iniyor aþaðý, karþýlayýcýlara teþekkür etmek için..

    Bir bakýyor, karþýsýnda yakýn dostu Muhlis Sabahattin..
    Kollarýný açýyor.. "Muhlis!.."
    "Kemal!.."

    Sarmaþ dolaþ oluyorlar..
    Muhlis Bey iki cümleyle özetliyor..
    "Otelde rehin kaldýk, Kemal. Beþ lira lazým!.."

    Atatürk ceplerini karýþtýrýyor, cüzdaný açýyor..
    Üç tek lira çýkýyor üzerinden..
    "Üç liram var, Muhlis!.."
    "Beþ lira lazým, Kemal.."

    Atatürk yanýndaki dört yýldýzlý generale dönüyor..
    "Ýki liran var mý?..
    Paþa ceplerini karýþtýrýyor ve 1 lira uzatýyor..
    "Bu kadar var paþam.."

    Atatürk "Dört lirayla idare et Muhlis" diyor..
    "Beþ lira, Kemal" diyor, Muhlis Bey..

    Atatürk özel kalem müdürüne dönüyor bu defa.. Hasan Rýza Soyak olmalý..
    "Bir lira bul" diyor.. Özel Kalem Müdürü ceplerini karýþtýrýp, beþ kuruþlar, on kuruþlarla bir lirayý denkleþtiriyor..

    Atatürk sonunda "Beþ Lira"yý Muhlis Sabahattin'e uzatýyor ...


    Ali Poyrazoðlu "Ben bu hikayeyi birinci elden dinledim" dedi.. "O kumpanyanýn Carmen temsilinde Don Jose'yi canlandýran tenor Celal Sururi'den.."

    Devrin güzelliðine bakar mýsýnýz?.. Hani sövdükleri devrin..
    Ýnanmadýnýz deðil mi?.
    Ýnanýlacak gibi deðil çünkü..

    Ama Atatürk'ün hangi yaptýðý inanýlacak gibiydi ki?.
    Onun için "Ata" Türk'tü o!..
    Teþekkürler Atam.. Sana minnet!.. Sana þükran!..


    Hýncal Uluç

  7. #103



  8. #104
    ATATÜRK VE HALÝL AÐA

    Aþaðýdaki ilginç ve ibret dolu olay tarihimizin bir kesitinin arka planýný gözler önüne seriyor. Kýsa hikâye, adeta bir dönemin röntgenini çekiyor. Ýsmet Bozdað’ýn “Atatürk’ün Sofrasý” adlý kitabý ile Hasan Rýza Soyak, Behçet Kemal Çaðlar ve Kasým Gülek’in anýlarýndan derlenmiþ. Hanri Benazus tarafýndan kaleme alýnmýþ. Kýsaltarak naklediyorum.


    Birden Atatürk'ün gözleri akþam güneþi altýnda çift süren bir köylüye takýldý. Sapanýnýn sapýna iyice yapýþmýþ, topraklarý yavaþ yavaþ deviriyordu. Fakat çiftin bir yanýnda öküz, bir yanýnda merkep vardý. Eþit güçlerle çekilmediði için sapan yalpa yapýyordu.
    Atatürk þoföre durmasýný söyledi.

    Köylüye seslendi:

    "Kolay gelsin Aða!"

    "Ýþler nasýl? Bu yýl mahsulden yüzünüz güldü mü?"

    Köylü isteksiz konuþtu:

    "Tanrý'nýn gücüne gitmesin bey, bu yýl yufkaydý mahsul. Kabahatin acýðý bizde, acýðý yukarda! Biz geç davrandýk, yukarýsý da rahmeti esirgedi!"

    "Bakýyorum, sapanýn bir yanýnda öküz, bir yanýnda merkep koþulu. Öküzün yok mu senin?"

    "Var olmasýna vardý ya, hýdrellezde vergi memurlarý sattýlar."

    "Hiç vergi memurlarý köylünün üretim aracýný satar mý? Olmaz böyle þey! Muhtara þikâyet etseydin..."

    Köylü güldü:

    "Muhtar baþýnda deel miydi memurun, a bey?"

    Atatürk dudaklarýný diþleri arasýnda ezerek konuþtu:

    "Kaymakam’a gitseydin."

    Köylü iyice güldü.

    "Sen de benle gönül mü eyleyon beyim!" dedi.

    Atatürk konuþmayý sürdürdü.

    "E peki, Ýstanbul þuracýkta, geleydin Vali’ye anlataydýn derdini... O’nun iþi bu deðil mi?"

    Köylü Atatürk'ün saflýðýna inanmýþ iyiden iyiye gülüyordu. Konuþmanýn tadýný çýkardýðý için keyiflenmiþti de biraz.

    Kestirip attý:

    "Býrak þu saðarý Allasen, biz onun buralardan gelip geçtiðini çok gördük. Yakasýna yapýþsak acep derdimizi duyurabilir miyiz?"

    Atatürk sordu:

    "Adýn ne senin Aða?"

    "Halil... Köylük yerde sorsan, Halil Aða derler..."

    "Demek varlýklýsýn, Aða dediklerine göre!"

    "Acýk çiftimiz- çubuðumuz varken adýmýz Aða'ya çýkmýþ."

    "Peki, Halil Aða, bu senin iþin beni bayaðý meraklandýrdý. Benim bildiðime göre, bir çiftçinin üretim aracý elinden alýnmaz. Sen aldýlar diyorsun. Hadi Kaymakam þöyle, Vali öyle diyelim, e peki bir baþvekil Ýsmet Paþa var bilir misin?"

    "Bilmez olur muyum, beyim?"

    "Tamam öyleyse, hemen her hafta Ýstanbul'a geliyor. Florya Köþkü'ne iniyor. Köþk de þuracýkta. Bir gün kapýda bekleseydin de derdini dökseydin ona... Herhalde çaresini bulurdu."

    "Sen benim konuþmamdan hoþlaþtýn, gönül eyliyorsun. Ama bak þimci, tutalým gittim vardým, beni o kapýya koymazlar ya... Tutalým ki kodular, koskoca Ýsmet Paþa'mýzý göstertmezler ya. Tut ki gösterdiler ya ona halimi nasýl yanacaðým hele; o saðarýn saðarý! Heç iþitmez beni..."

    Nuri Conker, lafa karýþmak istedi, Atatürk bir hareketiyle onu durdurdu.

    "Atatürk koca yaz þuracýkta oturup duruyordu. Gitseydin, çýksaydýn önüne, anlatsaydýn halini. O da seni yüzüstü býrakacak deðildi ya!"

    Köylü iyice keyiflenmiþ, gülüyordu.

    "Sen ne diyorsun bey?" dedi.

    "Mustafa Kemal Paþa Atatürk'ümüzün yüzünü görmek için Peygamber gücü gerek... Hem, tut ki gördük. Yiyip içmekten, iþinden gücünden baþýný kaldýrýp bizim öküzün arkasýndan mý seyirecek!"

    "Bir gün köyüne de gelir, bir ayranýný içerim. Açýk yürekli bir
    vatandaþsýn. Ama yine de sana söylüyorum, hakkýný kimsede býrakma, ara!"

    Döndüler, arabaya bindiler. Halil Aða, onlarý uðurladý.

    "Meraklanma beyim, evelallah heç kimse bizim hakkýmýza el deðdiremez. Fakat bu, Devlet Baba'ya borçtur. Ödenmesi gerek... Otomobil hareket etti. Atatürk'ün caný sýkýlmýþtý.

    "Bir uygun yerden dönelim, tadý kaçtý bu iþin!" dedi. Dönüþ yolunda Atatürk konuþmuyor, sigara üstüne sigara yakýyordu. Yüzünde ince bir keder vardý.

    "Yahu çocuk, þu Halil Aða'nýn vergi borcundan öküzünü satmýþýz, merkeple çift sürüyor, hâlâ da 'Devlet Baba' diyor. Ne mübarek millet, bu millet!"

    Köþke döndüklerinde Atatürk yaverine emretti:

    "Þimdi" dedi: "Ýstanbul'da ne kadar bakan, milletvekili varsa hepsini telefonla bulacaksýn!

    Bu akþam kendilerini yemeðe bekliyorum. Ayrýca Vali Muhittin Üstündað ile Ýsmet Paþa'yý bul, onlara da haber ver."

    Yaver odadan çýktý. Atatürk, Nuri Conker'e döndü:

    "Þimdi sen de arabayla çýkýp o Halil Aða'ya gideceksin. Ona benim kim olduðumu söyleme. Tüccar, zengin bir adam filan dersin. 'Seni sevdi, sana öküz alýverecek' diye bir þeyler söyle, kandýr. Kuþkulandýrmadan al getir buraya."

    O akþam Atatürk'ün sofrasýnda Baþbakan Ýsmet Ýnönü, bakanlar, milletvekilleri ve Ýstanbul Valisi Muhittin Üstündað'dan oluþan yirmi beþ konuk vardý.

    Atatürk, "Bu akþam soframýza efendimiz gelecek" dedi.

    Bir süre sonra içeri baþyaver girdi ve Atatürk'ün kulaðýna bir þeyler söyledi.

    Atatürk "Buyursun!" dedi.

    Baþyaver kapýyý açýp da Halil Aða, gündüz konuþtuðu beyin sofranýn baþýnda oturduðunu, yaný baþýnda da Ýsmet Paþa'nýn yer aldýðýný görünce, þaþkýnlýktan dona kaldý. Dizlerinin baðý çözülmüþtü. Atatürk onu görünce ayaða kalktý. Arkasýndan tüm konuklarý da ayaða kalktýlar. Atatürk son konuðunu, "Hoþ geldin Halil Aða" diye karþýladýktan sonra kendisini sofradaki konuklarýna tanýttý:

    "Ýþte beklediðimiz, Efendimiz" dedi.

    Halil Aða'ya döndü:

    "Bak beri, Halil Aða" dedi. "Sen bu akþam benim baþmisafirimsin. Senin açýk sözlülüðünü pek çok beðendiðimi bugün söyledim. Konuþmamýzdan sonra sana hiçbir zarar gelmeyecek. Öküzünü de alacaðým. Ama þimdi ben tarlada sorduklarýmý baþtan soracaðým, sen de orada söylediklerini aynen tekrarlayacaksýn. Ýþte soruyorum:

    'Bakýyorum sapanýn bir yanýnda öküz, bir yanýnda merkep koþulu. Öküzün yok mu senin?"

    Soru - cevap Vali’ye kadar aynen tekrarlandý. Sofradakiler, soluk almadan konuþmayý izliyorlardý. Ürkütücü sorulara gelmiþti sýra. Atatürk sordu:

    "Peki Ýstanbul þuracýkta, gideydin Vali’ye, anlataydýn derdini, onun iþi bu deðil mi?"

    Vali Muhittin Üstündað, Halil Aða'nýn ancak iki metre ötesinden kendisine bakýyordu. Nasýl desin? Ter basmýþtý iyice, iþi savuþturmanýn yoluna kaçtý:

    "Vali paþamýzý biz görüp dururuz buralarda. Eteðine düþsek derdimizi duyurabilir miyiz ki..."

    "Olmadý bu, Halil Aða... Bana dediðin gibi, dosdoðru..."

    "Böyle demedik mi beyim?"

    "Ya, ben mi yanlýþ anladým? Dur soralým bakalým Nuri'ye. Nuri, böyle mi dedi bize Halil Aða?"

    Nuri Conker karþýlýk verdi. "Hayýr Paþam!"

    "Gördün mü? Demek aklýnda yanlýþ kalmýþ. Hani bir þey dediydin sen, Vali neden duymazmýþ? Aynen bana söylediðin gibi söyle."

    Halil Aða kekeleyerek konuþtu:

    "Köylük yerinde bizim dilimiz saðar demeye alýþmýþtýr, paþam" dedi. "Kusura kalma gayri..."

    Atatürk gülmeye baþladý:

    "Diplomatsýn ki, yaman diplomatsýn, Halil Aða... Ama þimdi diplomatlýk sýrasý deðil, doðruyu konuþacaðýz... Söyle bana, orada dediðin gibi..."

    Halil Aða gözünü yumup, baþýný yere eðdi:

    "Þaþýrmýþým, aðzýmdan yanlýþlýkla 'Býrak bu saðarý' diye bir laf kaçýrmýþým..."

    Sofrada gülüþmeler baþlamýþtý.

    "Hadi buna da oldu diyelim. Geçelim gerisine:

    "E, peki bir Baþvekil Ýsmet Paþa var, bilir misin?"

    Halil Aða Ýsmet Paþa'nýn yüzüne baktý ve gözlerini yere indirdi:

    "Þanlý Ýsmet Paþamýz bilinmez olur mu hiç? O bugüne bugün..."

    Atatürk Halil Aða'yý durdurdu.

    "Býrak þimdi övgüleri" dedi.


    Halil Aða yine kaçamak yanýt verdi:

    Atatürk'ün sesi iyice sertleþti:

    "Beni uðraþtýrma, Halil Aða" dedi. "Erkek adam sözünü yalamaz. Ne dediysen, týpkýsýný tekrarlayacaksýn!"

    Halil Aða ürktü, toparlandý. Baþýný yine yere gömüp konuþtu:

    "Þanlý Paþamýza da saðar dedikti ya..."

    "Yalnýz saðar deðil, 'saðarýn saðarý' deðil miydi?"

    Halil Aða yere eðik baþýný acýyla salladý:

    "Öyle dedikti paþam, doðrusun!" diyebildi.

    Atatürk, Ýsmet Paþa konusunda daha fazla ýsrar etmedi, sözü kendine getirdi.

    "Son soruyu sorayým þimdi" dedi. "Bunun da karþýlýðýný ver, öküzünü al git."

    "Koca yaz þuracýkta Atatürk oturmuyor mu? Gitseydin, çýksaydýn önüne, anlatsaydýn halini. O da seni yüzüstü býrakacak deðildi ya?"

    "Hiç býrakýr mý Aslan Paþam benim! Erip eriþir de tarlama dek gelir, halimi dinler."

    "Býrak bunlarý Halil Aða, dediðini tekrarla." Halil Aða birden diklendi!

    Her þeyi göze almýþ insanlarýn yiðitliði içinde doðruldu. Atatürk'ün gözlerinin içlerine bakarak konuþtu.

    "Ýþte bunu demem Paþam" dedi. "Aðzýma ataþ doldur, iþte bunu demem!"

    Atatürk gülmeye baþladý:

    "Zorlatacak bizi bu Halil Aða, laf anlamýyor." dedi. "Mustafa Kemal Paþa Atatürk'ümüzün yüzünü görmek için, Peygamber gücü gerek demiþtin, yanýlmýyorsam. 'Görsem de, iþinden gücünden, yiyip içmekten baþýný kaldýracak da bizim öküzün arkasýndan mý seðirtecek' demiþtin." Halil Aða'nýn gözlerinden yaþlar inmeye baþladý. Taþ kesilmiþ, duruyordu. Atatürk konuþmasýný içtenlikle sürdürdü:

    "'Atatürk de iþi içkiye vurmuþ, sarhoþun biri' demeye getirdin!

    "Þimdi bak beni dinle, Halil Aða... Seni þu kadar üzmemin sebebi, þunu anlatmak içindi: Þu gördüðün altý bay hükümet... Yani, biri Baþbakan, ötekiler de Bakan! Memlekete göz kulak olacak, iþleri evirip çevirecekler diye bu makama getirilmiþler.

    Bir kanun gerekti mi, bu baylar hemen sývanýrlar, Ýsviçre'den mi olur, Ýtalya'dan mý olur, Fransa'dan mý, velhasýl neredense, bir kanun buluþtururlar, Türkçe‘ye çevirtirler, sonra basýp imzayý gönderirler Büyük Millet Meclisi'ne...

    Bu Millet Meclisi dediðim, þu altý baþtan senin yanýna kadar olan beyler. Kanun bunlara gelir. Bunlar da 'hükümet elbette incelemiþ, gerekeni düþünmüþtür, benim ayrýca zorlanmama gerek yok' derler ve kaldýrýrlar parmaklarýný, olur sana bir kanun!

    Ama sonra bir vergi memuru gelir, vergi borcundan Halil Aða'nýn öküzünü çeker, satar... Halil Aða da tarlasýný bir yanda merkep, bir yanda öküz, ýrgalana ýrgalana sürmeye çalýþýr. Ama üretim düþermiþ, ekim zorlaþýrmýþ, kimin umurunda...

    Sonra ben bunlarý görürüm, içim kan aðlar, iþitirim, tasalanýrým! E, hakça söyle bakalým þimdi Halil Aða... Sen benim yerimde olsan, efkâr daðýtmak için, bunlarý bu beylerle konuþmak için
    içmez misin? Ama sonra da Halil Aða tutar, sana 'sarhoþ' der..."

    Halil Aða'nýn dili çözülmüþtü:

    "Öyle diyen yok haþa! Dinden çýkmak gibidir... Buldun mu bunu, hacýsý da içer, hocasý da içer..."

    Atatürk sordu:

    "Peki sen de içer misin?"

    "Hiç bulunur da içilmez olur mu, Paþam? Ýçeriz ki, týpký þerbet gibi!"

    Atatürk hizmet edenlere iþaret etti, kadehleri doldurttu. Kendi kadehini Halil Aða'ya uzattý:

    "Hadi bakalým Halil Aða" dedi. "Saðlýðýna içelim."

    "Bayraðýmýz gibi sen de baþýmýzdan eksik olma inþallah! Sana her kim düþman ise, onun yeri senin ayaðýnýn altý olsun! Gayri bana izin, koca Paþam!"

    "Yemek yemedin!"

    "Yemek kolay... Meraklanýr çocuklar, ben köyüme döneyim."

    Atatürk Nuri Conker'e iþaret etti.

    Conker kalkýp Halil Aða'nýn yanýna geldi, kalktý Halil Aða, önce Atatürk'ü, sonra sofradakileri selamlayýp kapýya doðru edeple geri geri çekildi. Kapý kapandýðý zaman Atatürk sofradaki öteki konuklarýna döndü:

    "Efendimizin halini gördünüz mü beyler?" dedi. "Devlet size böyle davransa, siz ne yaparsýnýz? Mübarek millet bu, adam millet bu... Þimdi bu adam milletin karþýsýnda 'adam olmak,' bize düþüyor!"

    Sofrada kesin bir sessizlik vardý. Kimse gözlerini Atatürk'ten ayýramýyordu:

    "Halil Aða'nýn öküzünü satýp, üretimini aksatan kanunu ya biz yaptýk ya da bizim yaptýðýmýz kanun yanlýþ yorumlanarak Halil Aða'nýn öküzünü satýyor. Ýkisi de bence birbirinden farksýz... Böyle bir kanun yaptýksa, memleket çýkarlarýna aykýrýdýr. Nasýl yaparýz, nasýl yapmýþýz bunu?

    Eðer yaptýðýmýz kanun doðru da, yorumlamasý yanlýþ oluyorsa, o zaman sormak lazým. Hükümet nasýl bir yönetim içindedir? Sonra unutmayýn ki, olay Ýstanbul'da geçiyor. Bunun Van'ý var, Bitlis'i var, kýyý bucak ilçesi var; acaba oralarda neler oluyor? Bu çark iyi dönmüyor beyefendiler!"

    Hikâye burada bitiyor. Cumhuriyet’i bizler içerden, düþmanlarýmýz dýþarýdan yýkmak için elinden geleni ardýna koymadý! Ama Cumhuriyet hâlâ direniyor! Mayasý saðlam. Cumhuriyet’i dâhiler kurdu. Bizler kurucu atalarýmýzýn týrnaðý bile olamadýk!

    CHP’nin 1930’lu yýllarýný dillerine dolayanlar, HDP’nin (PKK) peþinden koþacaklarýna, önce biraz yakýn tarihimizle ile ilgili kitaplar okusunlar. Ayrýca, ayna diye bir þey var! Arada dönüp kendilerine baksalar fena mý olur?

    Büyük Önderimiz milletine hep inandý ve sonuna kadar güvendi. Büyük imparatorluklar kuran ve sayýsýz devrimler yapan bu büyük millet yeniden ayaða kalkacak. O günler yaklaþýyor…

    Ulu Önderimiz Atatürk’ü sevgi, vefa, þükran ve minnet duygularýmla, tazimle anýyor; aziz hatýrasý önünde saygý ile eðiliyorum. Çare, dün Atatürk’tü; bugün Atatürk ve yarýn da Atatürk olacaktýr.


    Çocukluðumdan beri çok sevdiðim bu hikayeyi alýntýladým.
    Muhteþem Deha'nýn aslýnda ne kadar yalnýz olduðu halde,bir kadar büyük iþin altýndan nasýl kalktýðýný biZlere anlatan, gülümsetirken aðlatan bu hikaye;günümüz Türkiye'sinde O na salyalar akýtarak saldýran KUDUZLARA DA kapak olsun...
    Derviþlik dedikleri;hýrka ile taç deðil.Gönlün Derviþ eyleyen,hýrkaya muhtaç deðil.
    YUNUS EMRE

Sayfa 13/257 ÝlkÝlk ... 311121314152363113 ... SonSon

Yer Ýmleri

Yer Ýmleri

Gönderi Kurallarý

  • Yeni konu açamazsýnýz
  • Konulara cevap yazamazsýnýz
  • Yazýlara ek gönderemezsiniz
  • Yazýlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
  •