
Originally Posted by
british
RİZE’de sel felaketi: Ben, Rizeliyim, ömrümün 25 yılı Rize’de geçti. Arada giderim.
Bu hafta yaşanan, felaket değil, bilimin dediklerini dikkate almamanın cezası…
Rize, denince yağmur akla gelir. Nerde ise, yılın 300 günü yağışlıdır. Yıllık ortalama, m2’ye düşen yağmur, 220 m3’tür. Nerede yeşil, orada yağmur. Allah’ın kurduğu sistem bu!
Yok, Allah korusun, yok, Allah göstermesin. Yok öyle şey. ŞARTLAR = SONUÇ!
Dün Tayyip Bey, bu konuda konuştu. Hem de bilimsel ve doğru laflar etti. Okuyun! İşi çay bitkisine ve çay tarımına bağladı. Doğru!
Çay’ı 1930’larda Rize’ye getiren Zihni Derin. Ziraat Mühendisi. Çay tarımının nasıl yapılacağına dair bir yönetmelik hazırlıyor. Aşırı eğimli yerlerde bu tarımın yapılamayacağını yazmış. Nedeni de şu: Rize, yağışlı bölge. Çay, düz alan ister. Setleme, yağmuru tutar. Yağmur dibe iner. Sert zemine ulaşınca, heyelan olur. Yönetmeklikte açık yazıyor. O nedenle, çay ziraatı ruhsata bağlandı. Siyasi istismarcılar, “İnönü, köylüye düşman, o nedenle ruhsat verilmiyor” dediler. DP, “köylüyü sevdiği” için, her yere çay ekimine izin verdi. Yağmur suyu, derelere değil, dibe indi. Bilimin dediğini yaşıyoruz. Daha yaşayacağız.
alıntı
Türkiye, kazığın her türlüsünü ayrı ayrı deneyimleyebilmek için mükemmel bir yer. Burada yetişen biri dünyanın başka bir yanında sıkıntı yaşamaz.
Re-twittlediklerim katıldığım anlamına gelmez!
Yer İmleri