Artan
Azalan
İşlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
13,09 10% 10,90 Mn 13,09 / 13,09
87,45 10% 635,00 Mn 78,70 / 87,45
22,02 9.99% 206,50 Mn 20,02 / 22,02
25,32 9.99% 68,43 Mn 22,70 / 25,32
30,16 9.99% 1,84 Mr 28,14 / 30,16
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
1.053,00 -10% 16,61 Mn 1.053,00 / 1.053,00
14,60 -9.99% 983,11 Mn 14,60 / 17,35
13,35 -9.98% 38,96 Mn 13,35 / 13,35
12,48 -9.96% 407,45 Mn 12,48 / 12,79
1,75 -9.79% 302,16 Mn 1,75 / 1,96
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
308,25 -1.99% 17,26 Mr 305,25 / 311,50
132,00 8.82% 15,02 Mr 114,00 / 132,00
3,14 -1.88% 12,96 Mr 3,08 / 3,22
284,00 7.58% 12,78 Mr 260,00 / 284,00
420,25 -1.23% 11,48 Mr 418,25 / 431,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
18,98 1.99% 716,50 Mn 18,36 / 19,08
73,20 -0.68% 8,75 Mr 72,85 / 74,05
420,25 -1.23% 11,48 Mr 418,25 / 431,00
284,00 7.58% 12,78 Mr 260,00 / 284,00
741,50 1.99% 4,00 Mr 720,50 / 743,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
18,98 1.99% 716,50 Mn 18,36 / 19,08
73,20 -0.68% 8,75 Mr 72,85 / 74,05
95,65 -1.54% 576,94 Mn 94,25 / 96,75
111,90 -0.36% 293,60 Mn 110,80 / 112,70
420,25 -1.23% 11,48 Mr 418,25 / 431,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
18,98 1.99% 716,50 Mn 18,36 / 19,08
31,38 1.49% 126,31 Mn 30,10 / 31,66
73,20 -0.68% 8,75 Mr 72,85 / 74,05
10,59 3.62% 645,46 Mn 10,12 / 10,70
82,20 -1.14% 450,82 Mn 81,60 / 83,75

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 16/44 İlkİlk ... 6141516171826 ... SonSon
Arama sonucu : 356 madde; 121 - 128 arası.

Konu: Deprem ve piyasalar

Hybrid View

Previous Post Previous Post   Next Post Next Post
  1.  Alıntı Originally Posted by KaaN- Yazıyı Oku
    İnsanlar evinin çürük olduğunu bilerek oturmaya devam ediyor. M2 hesabı yapıyor, kuruş hesabı yapıyor. İlla ki hukuken gidip onu zorla çıkarmak gerekiyor. İnsanın hayatını, hukuki zorla devlet korumak zorunda kalması. Acı olan bu.

    Kızmanıza gerek yok. Anlamadığım şeyi yazmışsınız. Beni anlamışsınız ve çok güzel bir çözüm sunmuşsunuz. Aynı fikirdeyim. Keşke kaos çıkmadan uygulanabilse.
    Sayin Kaan,
    Sizi anladigimi dusunuyorum, ben de muhendisim, somut, uygulanabilir ne yapabiliriz...
    Daha once toplumsal aci konusunda yazmistim, ona bagli oldugunu, uzantisi oldugunu dusundugum bir noktayi da paylasmak istiyorum. Sorunuza cevap vermeden once, hatta Sayin Mzffr, dediklerinden once (akil, bilim...), en basta toplumsal guven meselesini, birliktelik konusunun cozulmesi gerekiyor diye dusunuyorum.

    Siyasetten ve iktidardan degil, toplumdan bahsediyorum. Sen ve ben oldukca, bizimkilerin yanlislari bana dogru, seninkilerin dogrusu bana yanlis oldugu surece. Goreve birini atarken sadakat (her taraf icin), liyakatin onune gectigi surece. Hicbir cozum basarili olamaz, basarili baslayabilir ama surdurebilir olamaz.

    Sizin verdiginiz ornegin (deniz kabuklari), onemli bir boyutununda guven oldugunu dusunuyorum. Cok az kisi kendine sizin kadar guvenir ve/veya imkani vardir. Ama ortamda bir deprem sefeberligi, kenetlenme ve guven olsa hersey takir takir cozulur.

    Sayin Mzffr'e katiliyorum, cozum bulmak cok kolay, yeterki toplumda guven olsun.
    Saygilarimla,

  2. #2
     Alıntı Originally Posted by KaaN- Yazıyı Oku
    İnsanlar evinin çürük olduğunu bilerek oturmaya devam ediyor. M2 hesabı yapıyor, kuruş hesabı yapıyor. İlla ki hukuken gidip onu zorla çıkarmak gerekiyor. İnsanın hayatını, hukuki zorla devlet korumak zorunda kalması. Acı olan bu.

    Kızmanıza gerek yok. Anlamadığım şeyi yazmışsınız. Beni anlamışsınız ve çok güzel bir çözüm sunmuşsunuz. Aynı fikirdeyim. Keşke kaos çıkmadan uygulanabilse.
    İnsanları zorla çıkarıp başka yere gönderip oralarıda rezidans yapanlarda yönetimdekiler.

    En basit Fikirtepe

    Güven kalmadı bu yönetime

    Birde arsa birleştirme adı altında yapılanlar var.

    akrabamın yol kenarındaki tarlasını alıp dağ etteginden yer verilmiş.

    O yol kenerındaki yerde tarımdan çıkıp evler kondurulmuş.

    Sonuç GÜVEN kalmadı bu iktidara Ahbap da bunun bir neticesi.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
    YERLİ MALI YURDUN MALI HERKES ONU KULLANMALI

  3. #3
     Alıntı Originally Posted by KaaN- Yazıyı Oku
    Sn. mzffr,

    Lütfen yanlış anlama, herkes şu anda yazdığınız gibi düşünüyor.
    Bekleyelim, gelen iktidar işi çözer diyoruz. Abi doğru mu bu şimdi. Hayatımızı başka birine ihale ediyoruz. Bunu söyleyince de iktidar savunucusu oluyoruz. O derece odağımız kaymış.
    Milyonlarca mülteci bir tarafımıza girmiş. Bireysel olarak bir şey yapabilir miyim? Hayır. Mecburen seçim sonrasını bekleyeceğim. Ama ev öyle değil. Hayatımız öyle değil. Gece deprem oluyor, biraz dışarıda bekleyip eve giriyorsun. 9 saat sonra tekrar deprem oluyor. Maalesef bu derece vahim ve yakın bir şey deprem.

    Günlerdir şurada yazışıyoruz, olan biteni tartışıyoruz. İktidarın yüzünden diyoruz, gelen iktidar çözecek diyoruz. Bilim lazım, liyakat lazım diyoruz. Eyvallah da, sen ne yapacaksın ey eski/çürük evde oturan. Bekleyecek misin aylarca?

    Bir kişi bile "ben veya şu yakınım bunu yaşıyor" demedi. Kentsel dönüşümden bahsetmedi. Maşallah herkes yeni güzel evlerde yaşıyor anlaşılan. İnşallah öyledir tabi. Sabah akşam "gelen iktidar çözecek" muhabbeti...

    Sorun bende sanırım. Evin bodrumunda deniz kabuğunu görünce hemen evi boşaltmışım. Halbuki yeni iktidarı beklemeliydim.....
    Bu gidişle kendi binanı kendin yap kampanyası yapılacak gibi.

    Finansman kamudan olmalı.

    Başka bina buldum bunu denetlettim ve depreme dayanıklı dediler.Bu saatten sonra kim inanır bu rüşvet çarkının nirvana yaptığı düzene.

    ZOR bencede çözüm.

    Anayasa ya koysak onuda takan olmuyor.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
    YERLİ MALI YURDUN MALI HERKES ONU KULLANMALI

  4. 128 milyar doları kaybetti, pandemi oldu, resesyon geldi, enflasyon yüzyılın zirvesinde, aynı anda 10 vilayet yıkıldı.

    Acaba bende bir şey mi var diye soruyor mu?

  5. BU ULKENIN INSANI CANINI DEVLETE EMANET ETTI. GEREGINI YAPMAYANLAR ELBETTE BILINIYOR.
    KADER LE KONUYU GECISTIRMEYE CALISMAK DOGRU DEGILDIR ? KADERIMIZ BU COGRAFYADA DOGMAKTIR.

    bir aileyi muflis kisi felakete surukler.

    Peygamber efendimize göre müflis kimdir?
    Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurdu: “Aksine gerçek müflis şu kimsedir: Kıyamet günü kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını dövmüştür.

    18 Ekim Cuma günü camilerde okunacak olan Cuma Hutbesi, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlandı. Kul ve kamu hakkı konusunun ele alındığı 18 Ekim Cuma Hutbesi, muflis kelimesinin manasını da açıklığa kavuşturmaktadır. İşte, 18 Ekim Cuma Hutbesi için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayımladığı tam metin

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 18 Ekim Cuma Hutbesi içerisinde kul hakkı ile kamu hakkını ele alıyor. Hak kavramının korunması ve sorumluluk sınırlarının belirlenmesi konulu metinde, ayetler ve hadislerden alıntılar bulunuyor. İşte, 18 Ekim Cuma Hutbesi için tam ve detaylı metin

    18 EKİM Cuma Hutbesi

    Muhterem Müslümanlar!

    Peygamber Efendimiz bir gün, ashâbına “Müflis kimdir biliyor musunuz?†diye sordu. Orada bulunanlar, “Malını mülkünü kaybetmiş, iflas etmiş kimsedir Yâ Resûlallah†diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurdu: “Aksine gerçek müflis şu kimsedir: Kıyamet günü kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını dövmüştür. İhlâl ettiği bu hakların karşılığı olarak onun iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şayet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak onun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır.â€

    Kıymetli Müslümanlar!

    İslam, hak ve hakikat, hukuk ve adalet dinidir. “Hak†kavramı, hem sorumluluklarımızı hem de korumamız gereken değerleri ifade eder. Hayat ve huzur kaynağımız olan vahiy, bizleri hakka sahip çıkmaya davet eder. Rabbimizin Esmâ-i Hüsnâsından biri de “el-Hakâ€tır. Dolayısıyla hakka riayet eden insan, aslında doğrunun ve hakikatin yani Cenâb-ı Hakk’ın emir ve rızasının yanında yerini almış olur.

    Değerli Müminler!

    İnsanoğlu anne karnında canlandığı andan itibaren can güvenliği ve hayat hakkına sahiptir. Rabbimiz, “Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında, kim bir insanı öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.†buyurarak bu ilkeye işaret eder.

    Her insanın malını ve meşru kazancını koruma hakkı vardır. Haksız yollarla mal elde eden, ticarete hile karıştırarak müşterisini aldatan ve işçisinin hakkını tam olarak ödemeyip gasp eden kişi, harama el uzatmış demektir.

    İnsanın kişilik değerleri, şerefi, namusu ve inancı da dokunulmazdır. Bir başkasının değerlerine

    hakaret etmek, adını karalamak, yalan ve iftira ile itibarını zedelemek en önemli hak ihlalleri arasında yer alır. Hak ihlali ise kanunlarımıza göre suç, dinimize göre de büyük bir vebal ve günahtır.

    Muhterem Müslümanlar!

    İmanın gereği, hayatın her alanında mutedil, insaflı ve hakkaniyetli davranmaktır. Kendi haklarını koruduğu kadar çevresindekilerin de haklarını korumak, mümin olmanın şiarıdır. Kişisel menfaatleri için diğer insanların, hatta hayvanların ve tabiatın hakkını çiğneyen kimse, kısa vadede kazançlı çıktığını zannetse de aslında ziyanda ve iflastadır.

    Hak duyarlılığı, en yakın aile fertlerinden başlamak üzere, her hak sahibine hakkını vermeyi gerektirir. Anne-babamızın haklarına saygı duymak, eşimizin haklarını sevgiyle ve özenle teslim etmek, çocuğumuzun haklarını şefkatle korumak hepimizin sorumluluğudur. Akrabalık ilişkilerinde, bilhassa iş ortaklığı, düğün ve miras paylaşımı gibi konularda zerre miktarı hak geçmemesi için uğraşmak hepimizin görevidir.

    Aziz Müminler!

    Kul hakkının, toplumun tamamına sirâyet ettiği alan ise kamu hakkıdır. Kamu hakkı, kul hakkına göre çok daha ağır sorumluluğu olan bir emanettir. Bu emanete ihanet etmek, kişiyi hem dünyada hem de ahirette hüsrana sürükler. Nitekim Yüce Rabbimiz, “Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim emanete, devlet malına hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı, boynuna asılı olarak gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.†buyurmuştur. Rahmet elçisi (s.a.s) ise bu konuda ümmetini şöyle uyarmıştır: “Kimse hakkı olmayan bir karış toprağı bile almasın! Eğer alırsa, kıyamet gününde Allah yedi kat yeri onun boynuna dolar.†Bir başka hadisinde ise şöyle demiştir: “Kim bir işte görevlendirilip yaptığı işin karşılığı bir ücret alıyorsa, onun bu ücret dışında alacağı her şey emanete hıyanettir.â€

    Değerli Müslümanlar!

    Hakkaniyete dayalı ilişkilerin dünyada huzura, ahirette ise kurtuluşa vesile olduğunu unutmayalım. Özel hayatımızda her türlü kul hakkını ihlal etmekten sakınalım. Saçı bitmedik yetimin hakkını düşünerek, kamu görevini ağır bir emanet olarak kabul edelim. Zira ihlal edilen kamu hakkı, zayi edilen vakıf malı, aynı zamanda binlerce kul hakkı demektir. Her hayırlı işin sevabı olduğu gibi, her ihmal ve hatanın da kul ve kamu hakkı doğuracağını bilerek yaşayalım.

  6. İşin acı tarafi Fatih Altayli'nin programinda Celal Şengör'ün de cok onem verdigi Prof. Mustafa bey "İnsaat maliyetinin %25 bilemedin en fazla %30'u karkastır, binayı depremden koruyacak kolon ve kirişlerdir. Kalan %70-75'i fayanstı, saten boyaydı, kartonpiyerdi ıvır zıvır şeylerdir. Bunlardan çalarsa evi alacak olanlarca hemen fark edilecegi için 1. sinif lüks parke, fayans, duşakabin, musluk vs koyar ama demirden cimentodan calarlar mecburen" dedi. Yatacak yerleri yok.

    Bir diğer gerizekalı durum ise hazir beton firmasindan inşaata yönlendirilen yonetmeliklere uygun ornegin C35 kalitesindeki beton, beton pompası kamyonu kolayca bunu basabilsin diye su katıyorlarmis akiskanligi artsin diye ve C35 kalite beton C20'ye düşüyormuş. O amelenin, usta denilen gerzegin basinda hic mi denetmen yok, muhendis yok, müteahhit yok inanilir gibi degil

  7. DUSUNMUYORUM. KOPYALA YAPİSTİR YAPİYORUM .( ALİNTİ YAZİ) DUSUNENLERE ZATEN YER YOK BU ULKEDE...
    HERKES BİLİYOR Kİ…
    Üniversitelerde okuyan ve Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarında konaklayan öğrencileri apar topar yurtlarından atıp depremzedeleri buralara yerleştirmek çözüm değil ancak karışıklık sağlayacaktır. Kaldı ki bu öğrencilerin arasında oldukça çok miktarda ailelerinin depremzede bölgelerinde yaşayanlar da var. Peki ne yapılmalıydı?
    Herkes biliyor ki; depremzedelerin yaşadıkları yerlerden uzaklaştırılmaları yerine aynı bölgede oluşturulabilecek konteyner köylerinde yaşamaları daha gereklidir. Bu konteyner köylerini oluşturacak üretimin sağlanması için desteklenecek şirketler gerekli üretimi ve ihtiyacı kısa zamanda sağlayabilirlerdi.
    Herkes biliyor ki; bu sene Türkiye turizm geliri açısından çok fazla bir şey beklemeyecek. Meydana gelen bu deprem sebebiyle birçok ülke insanı deprem korkusu yüzünden Türkiye’ye gelmek istemeyecektir. Belki Antalya deprem bölgesi olmayabilir ama Kaşâ€™tan itibaren kuzeye doğru Ege bölgesi her zaman sallanan bir salıncak gibidir. Ne Fethiye ne Marmaris ne Bodrum ne de diğerleri geçen seneki Turizm gelirine sahip olamayacak. Dolayısıyla birçok konaklama işletmesi boş kalacak.
    Herkes biliyor ki; yukarıda bahsedilen bölgelerde büyük işletmelerin dışında küçük kapasiteli işletmeler genellikle sahipleri tarafından değil kiracılar tarafından işletilmektedir. Bu işletmelerin kapasite ve kalite açısından yetersiz oldukları için oda fiyatları son derece düşüktür. Bu yüzden devlet bu tip işletmeleri gerekirse kiralayanlardan kiralayıp depremzedeleri buralara yerleştirebilirdi.
    Herkes biliyor ki; turizm konaklama işletmeleri sezonluk işçi çalıştırdığından, üstelik bu işçilerin çoğunu ya SGK’ya bildirmeden ya da çok düşük ücretlerden bildirerek devlete zarar vermektedirler. Bunun dışında bu tip işletmelerden SGK’ya borcu olmasına rağmen ödemeyenler, af zamanını bekleyenler de var. İşte şimdi SGK’nın ve devletin zararını depremzedelere destek olmaları karşılığında karşılıklı barış yapabilecek bir zaman. Bu tip işletmeler araştırılıp bulunarak depremzedelere konaklama imkânı sağlanabilirdi.
    Herkes biliyor ki; aynı SGK konusunda olduğu gibi bu işletmelerin devlete vergi borçları olup bunları ödemediklerinden dolayı halen borçlu durumdalar. Bu tip işletmeler de ödemedikleri vergi borçlarının faizlerinin ve cezalarının silinerek 18 takside bölünmesini bekliyorlar. Oysa ki depremzedelere konaklama imkânı sağlanarak vergi borçlarının tamamından kurtulma yolu sağlanabilirdi. Hem bu şekilde hiç yapılamayan vergi tahsilatı yapılmış hem de depremzedelere konaklama olanağı sağlanmış olurdu.
    Herkes biliyor ki Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı binaların büyük bir çoğunluğu iktidar partisine bağlı yandaşlara ait ve yüksek kiralarla devlete kiralanmıştır. O halde hayırsever ve vicdanlı işletme sahiplerine bir teklif edilse eminim ki birçokları gönüllü olarak buna rıza gösterirlerdi. Devletin yapması gereken, alacağı olandan konaklama desteği karşılığında alacağından vaz geçme, alacağı olmayanlardan da destek karşılığında kabul edilebilir bir kira ödemesidir.
    Ve sonuç olarak herkes biliyor ki ülkemiz Türkiye’de devlet bir baba bir anne gibi görülür ve öyle kabul edilir. Bu yüzden devlet bir evladına kucak açarken diğer evladını evden kovmamalıdır.
    Çözüm eğitimi sonlandırmak ya da kalitesizleştirmek olmamalıdır. Zaten eğitimsizlik yüzünden bu hale geldik.
    (Sedat Karadayı-alintidir )

  8. Biz eğitim de eğitim diyoruz, devleti yönetenler hazır fırsatı bulunca ilk iş olarak eğitimin üzerine ATOM BOMBASI atıyor. Bunların niyetinin ne olduğu açık seçik ortada değil mi allah aşkına.

    YAZIKLAR OLSUN.

Sayfa 16/44 İlkİlk ... 6141516171826 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •