Nike'ta hem TTM bazlı gelirlerde azalma, hem brüt kâr hem de ebitda marjlarında azalma ve hem de net borcun ebitta tarafından karşılama oranında artış var. Genel görünüm dördünde de negatif ilerleme.
Adidas'ta TTM bazlı gelirlerde artış, brüt kâr majında stabilleşme, ebitda marjında artış (buna rağmen 2 marjda da hâlâ 5 yıl öncesi marjların altında), net borcun ebitta tarafından karşılama oranında son düşüş eğilimi stabilleşmeye bırakmış kendini, ancak karşılama oranları yine de makul denebilir seviyelerde.
Puma'da TTM bazlı gelirlerde azalma, hem brüt kâr, hem de ebitda marjlarında azalma, son 2 çeyrekte ebitda marjında negatif bölgeye geçiş söz konusu. Net borcun ebitda tarafından karşılama oranında son zamanlarda düşüş olsa da negatif bölgeye geçme net nakit bölgesi anlamı taşımıyor, formul gereği negatif ebitta yüzünden bu veri negatif. Bu 4'lü içerisinde totalde en negatif gelişmeler Puma'da.
Lululemon'da TTM bazlı gelirlerde istikrarlı bir artış sözkonusu, ancak gelirlerdeki büyüme oranları son çeyreklerde düşmeye başlamış, grafikten de ivmenin yavaşladığı net görünüyor. Brüt kâr marjlarında çok az bir gerileme var, ancak pandemi seviyelerinin hâlâ üzerinde ve ulaştığı en yüksek brüt kâr marjı oranına uzak değil. Ebitda marjında son dönemlerin en düşük ebitda marjlarının görüldüğü 2023'e göre toparlanmış görünse de son bir kaç çeyrektir kısmi gerileme görülüyor. Net borcun ebitta tarafından karşılama oranında ise yıllar boyu bir negatif, bir pozitif bölge arasında dalgalanma görünse de nihai pozisyonda en olumlu görüntü LULU'da, son çeyreklerde istikrarlı bir şekilde azalan bu oran çok az negatif bölgeye tekrar geçiş yapmış. Yani az miktarla da olsa net nakit bölgesine geçilmiş.
Totalde tüm verileri beraber değerlendirdiğimizde Lululemon ve Adidas gelişme açısından görece en iyi performans gösterenlerden. Marjların gelişimi açısından Adidas daha iyi görünse de, marjların mutlak değerlerine baktığımızda Lululemon net olarak Adidas'tan çok daha iyi marjlara sahip. Net borcun karşılanması konusunda da Lulu net bir şekilde Adidas'tan daha iyi bir pozisyona sahip.
Sadece bu verilerle seçim yapılmamalı, değerlemelere de bakmak lazım elbette, ancak sadece bu verilerle seçim yapacak olsak ben aralarından LULU'yu seçerdim.
Son düzenleme : deva-i dert; 01-05-2026 saat: 16:30.
"İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
Clausewitz
Yukardaki değerlemeler değişik stock screener'lardan aldığım dcf ve earnings multiples bazlı değerlemeler ve bunlara bağlı olarak tespit edilen margin-of-safety ve upside potansiyeli görüntüleri. Bu veriler genelde geçmiş veriler kullanılarak algoritma ile hesaplanmış veriler olduğu için objektif olmayacaktır. Özellikle DCF değerlemelerinde gireceğiniz büyüme oranı ve iskonto oranı'nda oluşacak ufak sapmalar bile çok farklı fair value çıkarabilir karşınıza.
O zaman bunları neden buraya koyuyorum? Ortada objektif olmayan ve geçmişe dayanan verilerden oluşan varsayımlarla hesaplanmış olsalar dahi iyi bir iskonto konsensusu ve iyi bir margin-of-safety consensus'u olduğunu göstermek için. Bu minvalde en azından Lululemon'ın downside riskinin upside potansiyelinden daha az olduğunu düşünebiliriz. Bu fiyatın yukarı yönlü hareket edeceğini garanti eder mi? Hayır elbette. Bir talep büyümesinin gerçekleşmesi ve yeterli akümülasyonun oluşması lazım önce. Bu orta-uzun vadede yukarı bir trend oluşumu için elzem. Kısa vadede ise mean reversion bazlı hareketler olabilir (mean'in ne olduğu ya da ne alındığı da önemli tabi).
İskontolu olduğunu ve son zamanlarda aşırı dayak yediğini düşündüğüm için LULU'nun en azından kısa vadeli, kendi ortalamalarına yönelik bir yukarı yönlü hareket potansiyeli taşıdığını düşünüyorum. Piyasalar kötü gider, borsa geneli düzeltmeler yaşanırsa bu da negatif etkileyebilir LULU'yu ve belki biraz daha tokatlanabilir. Ancak nötr ya da pozitif şartlarda ben kısa vade için LULU adına pozitifim.
Görüşlerim son derece subjektif olup yatırım tavsiyesi içermez.
"İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
Clausewitz
Elinize sağlık üstadım.
Koca sektörü hemen her açıdan irdelemişsiniz. İnanılmaz bir emek.
Teşekkürler.
Sağ olun sayın Oblo. Faydalı olabiliyorsak ne mutlu. Yanlış analizler ve yanlış yorumlardan elimden geldiğince kaçınmaya ve yanlış anlaşılabilecek yorumlardan uzak durmaya çalışıyorum. Bir şeyler yazıyorsam kendimce doğru olmalı en azından. Mutlaka eksik kalan şeyler, aklımıza o an için gelmeyenler olabiliyor. Takip eden arkadaşlarımız da gördükleri eksikleri tamamlayabilir, hatalarımızı düzeltebilirler.
"İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
Clausewitz
LULU'da sadece satışları ve marjları değil, TTM bazlı satışlarla beraber, faaliyet kârı, ebit, ebitda ve net kâr verilerini de koymalıydım. Marjlar resmi bir şekilde yanısıtır, ama takipçiler satışlar sonrası kazançları kafalarında görsel olarak canlandırmakta zorlanabilir. Bu nedenle LULU'daki bu verileri de buraya ekleyeyim:
Neden çeyreksel veriler yerine TTM (yıllıklandırılmış) verileri kullanıyorum diye soranlar çıkacaktır. TTM veriler şirketlerdeki çeyreksel verilerde ortaya çıkan mevsimsellik etkilerini ortadan kaldırıp genel trendi daha iyi görmemizi sağlarlar.
Mesela THYAO'nun bir yıl içerisinde en iyi dönemi Q3, en kötü dönemi Q1'dir ve bu genelde her sene takrarlayan mevsimsellikten kaynaklı bir durumdur. Bunu bilmeden aynı grafik içerisinde Q3 ve Q1 verileri aynı anda karşımıza geldiğinde çeyrekten çeyreğe firmanın performansının düştüğünü ya da arttığını sanabiliriz. Burada yapılması gereken ya Q1'i önceki yıllardaki Q1'ler ile Q3'ü önceki Q3'lerle mukayese etmek yada TTM bazlı bakarak genel trendde bir bozulma ya da iyileşme olup olmadığını görebilmektir. Zira TTM değerler her zaman bize her çeyrek bazında son 12 aylık ya da ya da daha doğru bir ifadeyle son 4 çeyreklik toplamı verirler.
Not: TTM'nin açılımı Trailing Twelve Months ve bunun Türkçe'ye en anlamlı çevirisi muhtemelen Geriye Dönük 12 Ay ya da Son 12 Ay olacaktır. Yani TTM verileri derken son 12 Aylık verileri kastediyoruz. Ancak finansal tablolar her ay değil her çeyrekte bir yayınlandığı için aslında pratikte Son 4 Çeyreklik veriler anlamına geliyorlar.
"İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
Clausewitz
'Yıllıklandırılmış' kelimesi ile TTM için Türkçe'de en anlamlı karşılığı kullanan, belki de icad eden merhum Yaşar Erdinç idi. Kendisi çok değerli bir insandı. Analitik yeteneğini de beyefendi kişiliğini de özlüyoruz.
"İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
Clausewitz
Detaylı analize dayalı karşılaştırmalar için teşekkürler, sektörü bir süredir takip ediyordum ama Lulu hariç.
Lulu'yu diğerlerinden ayrı tutup daha çok teksitl-üretim gücü bağlamında ele almak gerekiyor sanırım. Zaten şu tarz bir analizde kendini o yönde ispatlıyor. Lulu'nun sabit yatırımları da, iş hacmine kıyasla diğerlerinden fazla gibi gördüm. Diğerleri ise spor markası ve spor yönetim şirketleri olarak değerlendirilmeli, bu neden önemli bir ayrım???
Nike şirketinin tarihini incelerseniz kuruluşundan (1964) itibaren uzun bir dönem boyunca hep borca batık olarak ilerlediğini göreceksiniz. Geleneksel bankacılar bilançolarını gördüğünde dehşete kapılır ve siz batmışsınız ama haberiniz yok dermiş. Öte yandan Gene o uzun yıllar boyunca %50-100 gibi muazzam bir gelir büyümelerini tutturmaları sayesinde bir şekilde bankayı ikna edebiliyorlarmış. Tabi bu önemde sattıkları şey Onitsuka Tiger ayakkabılarıydı yani hızlı büyüyen şey japon devinin ürünlerinin talebiydi. İthalat multi milyon dolarları aşınca bankalar artık bu firmanın çarpıklığını kaldıramaz hale geldi ve kredileri kesti, şirket özel bir Japon finansman kurumuyla çalışmaya başladı. Sonuçta Nike olarak kendi markasını satmaya başlamıştı ama üretim hala Japonya'da gerçekleşiyordu. Tüm bunlar olurken Nike'ın en önem verdiği şey ise popüler sporcular ve yerel antrenörleri kendi tarafına çekebilmekti. Demek ki; işlerini çok yüksek borçla çevirirken spor camiasında marka değerine odaklanan bir yapıdan bahsediyoruz. Bugün de benzer bir durumdan söz edilebilir. Nike tanınmış sporcuların kimliğiyle bütünleşen, rakiplerini bu yolla sindirmeye çalışan bir firma ve maliyetli sponsorluk yapısı da beraberinde bozuk bir mali yapı getirebiliyor. Nike'ı değerlerken Michael Jordan, Tiger Woods gibi isimlerle olan ilişkilerine de bedel biçmek gerekir.
Adidas ve Puma kardeşler tarafından kurulmuş sportif şirketler ama Alman disiplinini yansıtıyorlar.
Sonuç olarak sizin yaklaşımınızda Lulu en uygun seçim görünüyor. Adidas marka değeriyle ve nispeten uygun mali durumuyla bana daha cazip gözüktü ama ABD şirketleri Avrupa'lara göre hep daha yüksek fiyatlardan değerlenme eğilimindedir. Nike ise tıpkı yukarı olduğu gibi aşağı da keskin bir hareket yaparsa şaşırmam. Yüksek maliyetler bu şirketin kurtulamayacağı bir zorunlulukken gelirler cephesini iyi izlemek lazım.
Yer İmleri