
Originally Posted by
yelpaze
Detaylı analize dayalı karşılaştırmalar için teşekkürler, sektörü bir süredir takip ediyordum ama Lulu hariç.
Lulu'yu diğerlerinden ayrı tutup daha çok teksitl-üretim gücü bağlamında ele almak gerekiyor sanırım. Zaten şu tarz bir analizde kendini o yönde ispatlıyor. Lulu'nun sabit yatırımları da, iş hacmine kıyasla diğerlerinden fazla gibi gördüm. Diğerleri ise spor markası ve spor yönetim şirketleri olarak değerlendirilmeli, bu neden önemli bir ayrım???
Nike şirketinin tarihini incelerseniz kuruluşundan (1964) itibaren uzun bir dönem boyunca hep borca batık olarak ilerlediğini göreceksiniz. Geleneksel bankacılar bilançolarını gördüğünde dehşete kapılır ve siz batmışsınız ama haberiniz yok dermiş. Öte yandan Gene o uzun yıllar boyunca %50-100 gibi muazzam bir gelir büyümelerini tutturmaları sayesinde bir şekilde bankayı ikna edebiliyorlarmış. Tabi bu önemde sattıkları şey Onitsuka Tiger ayakkabılarıydı yani hızlı büyüyen şey japon devinin ürünlerinin talebiydi. İthalat multi milyon dolarları aşınca bankalar artık bu firmanın çarpıklığını kaldıramaz hale geldi ve kredileri kesti, şirket özel bir Japon finansman kurumuyla çalışmaya başladı. Sonuçta Nike olarak kendi markasını satmaya başlamıştı ama üretim hala Japonya'da gerçekleşiyordu. Tüm bunlar olurken Nike'ın en önem verdiği şey ise popüler sporcular ve yerel antrenörleri kendi tarafına çekebilmekti. Demek ki; işlerini çok yüksek borçla çevirirken spor camiasında marka değerine odaklanan bir yapıdan bahsediyoruz. Bugün de benzer bir durumdan söz edilebilir. Nike tanınmış sporcuların kimliğiyle bütünleşen, rakiplerini bu yolla sindirmeye çalışan bir firma ve maliyetli sponsorluk yapısı da beraberinde bozuk bir mali yapı getirebiliyor. Nike'ı değerlerken Michael Jordan, Tiger Woods gibi isimlerle olan ilişkilerine de bedel biçmek gerekir.
Adidas ve Puma kardeşler tarafından kurulmuş sportif şirketler ama Alman disiplinini yansıtıyorlar.
Sonuç olarak sizin yaklaşımınızda Lulu en uygun seçim görünüyor. Adidas marka değeriyle ve nispeten uygun mali durumuyla bana daha cazip gözüktü ama ABD şirketleri Avrupa'lara göre hep daha yüksek fiyatlardan değerlenme eğilimindedir. Nike ise tıpkı yukarı olduğu gibi aşağı da keskin bir hareket yaparsa şaşırmam. Yüksek maliyetler bu şirketin kurtulamayacağı bir zorunlulukken gelirler cephesini iyi izlemek lazım.
Detaylı analiz ve kritik için teşekkürler sayın Yelpaze. Lululemon bağlamında şirket kendini tam olarak nerede tanımlıyor kısmı ile benim nasıl gördüğüm arasında ciddi farklar olabilir elbette. Nike satışları incelendiğinde en büyük yüzdenin Footware olduğu, Lulu'da ise büyük çoğunluğu kadınlara yönelik satışlar olmak üzere Apparel satışları olduğu doğru. Apparel satışları Nike'ta Footwear'a oranla daha düşük kalıyor. Aynı şey Lulu'da ise tam tersi yani Footwear satışları Apparel'a kıyasla oldukça düşük kalıyor. Bu bağlamda bakıldığında birebir yüzde yüz örtüşen şirketler elbette değil. Ama premier marka olma ve niş ürün üretme konusunda birbirlerine rakip olduklarını ya da olma potansiyellerinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Yeni CEO'nun Nike'ın da içerisinde bulunduğu Footwear alanında daha çok müşteri kazanımı için agresif bir yeniden yapılanmaya mı gideceği yoksa şirketin hâl-i hazırda yoğunlaştığı alanda daha specific agresyona mı gideceği henüz netleşmiş değil.
Mevcut haliyle ister diğer populer 3 markanın doğrudan rakibi olsun, isterse GAP, American Eagle, vb. markalar gibi sports/casual apparel alanında yoğunlaşsın, gerek değerleme rasyoları, gerek marjlar, gerekse sermaye getirileri açısından şu düşen finansallarının haliyle bile oldukça cazip olduğuna ve iyi bir kazanç potansiyeli taşıdığına inanıyorum. Ancak şu anda şirket içerisinde ana sermayedar Chip Williams ile Board of Directors arasında CEO seçimi bazlı süregelen ve açık açık kamuya yansıyan düello ve sataşmalar devam ederse, kısa vadede fiyatta baskılama da devam edebilir. Zaten ATH seviyelerine kadar gidecek sert bir trend yükselişi 1-2 yılda pek olası görülmüyor. Öyle bir beklentim kesinlikle yok. Sonrasında ne olacağı da hem finansal genişmeye hem de aynı şekilde şirketin satış ve kârlarındaki performansa bağlı. Benim beklentim kısa vadede hatırı sayılır, tatmin eder bir getiri elde etmek. Bu bir spekülasyon elbette ve piyasanın benle hemfikir olmama ihtimali de mevcut. Ama bu zaten analizini yapıp alım kararı verdiğimiz her bir şirket için de geçerli. Şu anda LULU için ayırdığım porsiyon toplam portföyün % 6-6,5'luk bir kısmını oluşturuyor. Daha fazla alım yapıp yapmama konusu biraz da fiyatın göstereceği performansa bağlı. Beklediğimden daha fazla bir geri çekilme söz konusu olursa stop loss yerine Martingale stratejisi uygulamayı düşünüyorum, zira bu kadar aşağı yönlü over extension'a mutlaka tepki alımlarının gelmesini bekliyorum. Aynen 160'lardaki bir önceki dibinden 216'lara kadar olan tepki hareketi gibi.
Sadece kişisel/subjektif görüşlerimi paylaştım. Yazdıklarım yatırım tavisyesi niteliğinde kesinlikle değildir.
"İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
Clausewitz
Yer İmleri