Artan
Azalan
��lem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
48,42 10% 51,74 Mn 48,42 / 48,42
75,65 9.96% 290,95 Mn 72,05 / 75,65
21,12 9.94% 57,34 Mn 19,03 / 21,12
1.097,00 9.92% 15,19 Mn 1.097,00 / 1.097,00
37,96 8.64% 403,56 Mn 35,30 / 38,30
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
147,60 -10% 276,94 Mn 147,60 / 179,00
6,66 -10% 283,60 Mn 6,66 / 7,29
17,55 -10% 183,96 Mn 17,55 / 19,40
9,53 -9.92% 981.666,24₺ 9,53 / 9,53
2,87 -8.6% 411,68 Mn 2,83 / 3,05
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
351,25 2.03% 5,31 Mr 348,75 / 361,00
288,00 -2.37% 3,07 Mr 287,75 / 295,75
404,75 2.86% 2,49 Mr 397,50 / 409,25
2,77 -1.42% 2,12 Mr 2,76 / 2,85
35,00 -1.91% 1,52 Mr 34,94 / 35,78
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
19,35 -2.03% 174,39 Mn 19,24 / 19,79
68,30 -1.16% 1,45 Mr 68,05 / 69,50
404,75 2.86% 2,49 Mr 397,50 / 409,25
351,25 2.03% 5,31 Mr 348,75 / 361,00
394,25 0.38% 684,47 Mn 392,25 / 399,75
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
19,35 -2.03% 174,39 Mn 19,24 / 19,79
68,30 -1.16% 1,45 Mr 68,05 / 69,50
93,95 -1.57% 58,65 Mn 93,90 / 96,00
105,80 -1.76% 44,95 Mn 105,80 / 107,90
404,75 2.86% 2,49 Mr 397,50 / 409,25
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
19,35 -2.03% 174,39 Mn 19,24 / 19,79
33,52 -2.27% 22,07 Mn 33,40 / 34,42
68,30 -1.16% 1,45 Mr 68,05 / 69,50
10,81 -1.73% 44,43 Mn 10,80 / 11,01
79,30 -0.88% 49,65 Mn 79,30 / 80,65

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 63/67 İlkİlk ... 13536162636465 ... SonSon
Arama sonucu : 529 madde; 497 - 504 arası.

Konu: Yurtdışı Hisse Senedi Borsaları

  1. Çok haklısınız deva-i dert orta ve uzun vadeli yatırım stratejileri sanıldığı kadar pembe tablolar sunamıyor ancak bu bizi şu noktaya getiriyor; herkes kısa vadeli yatırım çerçevesinden bakarak dinamik portföy yönetimini tercih ederse o strateji otomatik olarak tuzağa dönüşür. Bu tuzak her iki şekilde de işleyebilir;
    1-Yatırımcı sermayelerinin tuzağa takılarak uzun zaman içinde, enflasyonla eritilmesi ve/veya
    2-Ani kaçış dalgalarıyla önyargıların yıkılması ve paniğin dalga dalga yayılarak kısa sürede yıkıma dönüşmesi.

    Buna ilave olarak ne olursa olsun kurumların ayakta kalacağı bir yapıdan söz ediyoruz. Birileri ezilecekse bu kumarhane değil mutlaka müşteriler olmalı. Tüm bunlar bizi kurumların avantajlı olacağı bir yakın geleceğe götürüyor ki; bu avantajı sağlayacak şeyin ne olduğunu merak eden dünyanın en değerli şirketi hangisi ona baksın yeter.

    AI otomasyonu bu işin kaçınılmaz geleceği ve ancak kurumların bedelini karşılayabileceği karmaşıklıkta bir oyuna dönüşecek yatırım. Enerji ihtiyacı filan diyorlar da gerekirse insanları pil gibi takarlar o işi çözerler
    Sonuç olarak belki bizler de bir kaç yıl içinde tedavülden kalkacağız ve kafa karışıklıklarımız son bulacak

  2.  Alıntı Originally Posted by yelpaze Yazıyı Oku
    Çok haklısınız deva-i dert orta ve uzun vadeli yatırım stratejileri sanıldığı kadar pembe tablolar sunamıyor ancak bu bizi şu noktaya getiriyor; herkes kısa vadeli yatırım çerçevesinden bakarak dinamik portföy yönetimini tercih ederse o strateji otomatik olarak tuzağa dönüşür. Bu tuzak her iki şekilde de işleyebilir;
    1-Yatırımcı sermayelerinin tuzağa takılarak uzun zaman içinde, enflasyonla eritilmesi ve/veya
    2-Ani kaçış dalgalarıyla önyargıların yıkılması ve paniğin dalga dalga yayılarak kısa sürede yıkıma dönüşmesi.

    Buna ilave olarak ne olursa olsun kurumların ayakta kalacağı bir yapıdan söz ediyoruz. Birileri ezilecekse bu kumarhane değil mutlaka müşteriler olmalı. Tüm bunlar bizi kurumların avantajlı olacağı bir yakın geleceğe götürüyor ki; bu avantajı sağlayacak şeyin ne olduğunu merak eden dünyanın en değerli şirketi hangisi ona baksın yeter.

    AI otomasyonu bu işin kaçınılmaz geleceği ve ancak kurumların bedelini karşılayabileceği karmaşıklıkta bir oyuna dönüşecek yatırım. Enerji ihtiyacı filan diyorlar da gerekirse insanları pil gibi takarlar o işi çözerler
    Sonuç olarak belki bizler de bir kaç yıl içinde tedavülden kalkacağız ve kafa karışıklıklarımız son bulacak
    Güzel tespit. Elinize sağlık. Lakin burada eksik olan bir veri var.
    Bu gelecek öngörüsü zaten mevcut durumu da kapsıyor.
    HFT(High Frequency Trading) ve Colocation zaten günümüzde de bireysel yatırımcı aleyhine işleyen sonuçlar yaratıyor.
    AI bunun tam tersine bir etkiyi de beraberinde getirebilir. Verinin daha kolay ulaşılabilir ve analiz edilebilir olması ile...

    Tabiii bu meseleyi;
    MUSK'ın komünizm benzeri, "kimsenin çalışmasına gerek kalmayacak..." tanımına kadar götürmek de mümkün meselenin genelleştirilmesi ile.

    Bir doğumun arifesinde olduğumuz kesin. Ancak doğacak olanın ne olduğu tartışmalı.

  3.  Alıntı Originally Posted by yelpaze Yazıyı Oku
    Çok haklısınız deva-i dert orta ve uzun vadeli yatırım stratejileri sanıldığı kadar pembe tablolar sunamıyor ancak bu bizi şu noktaya getiriyor; herkes kısa vadeli yatırım çerçevesinden bakarak dinamik portföy yönetimini tercih ederse o strateji otomatik olarak tuzağa dönüşür. Bu tuzak her iki şekilde de işleyebilir;
    1-Yatırımcı sermayelerinin tuzağa takılarak uzun zaman içinde, enflasyonla eritilmesi ve/veya
    2-Ani kaçış dalgalarıyla önyargıların yıkılması ve paniğin dalga dalga yayılarak kısa sürede yıkıma dönüşmesi.

    Buna ilave olarak ne olursa olsun kurumların ayakta kalacağı bir yapıdan söz ediyoruz. Birileri ezilecekse bu kumarhane değil mutlaka müşteriler olmalı. Tüm bunlar bizi kurumların avantajlı olacağı bir yakın geleceğe götürüyor ki; bu avantajı sağlayacak şeyin ne olduğunu merak eden dünyanın en değerli şirketi hangisi ona baksın yeter.

    AI otomasyonu bu işin kaçınılmaz geleceği ve ancak kurumların bedelini karşılayabileceği karmaşıklıkta bir oyuna dönüşecek yatırım. Enerji ihtiyacı filan diyorlar da gerekirse insanları pil gibi takarlar o işi çözerler
    Sonuç olarak belki bizler de bir kaç yıl içinde tedavülden kalkacağız ve kafa karışıklıklarımız son bulacak
    Ana fikriniz özünde "herkes aynı stratejiye yönelirse, o strateji çalışmaz." mantığına dayalı ve buna itiraz da edemem.

    Bir de son cümleniz epey çarpıcı, sorunu tam kökünden çözüyor. "İçinde ben olmadıktan sonra hangi devrimin olduğunun, devrimi kimin yaptığının bana faydası ne?" değil mi?
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

  4. "Borsa İstanbul'un görece daha merhametli, daha affedici" olduğunu söylerken ne demek istediğimin en canlı örneğini bugün KONTR yaşatıyor. Borçlanma senedinin kupon ödemesini yapamamış, kredi borçlarının faizlerini ve ana paralarını çeviremediği için bankalarla yeniden finansal yapılandırma talebinde bulunan benzer bir şirket şu anda ABD borsasında muhtemelen en az % 50 aşağıda idi bugün. KONTR -% 8'lerle filan açılıp günün büyük kısmında -%5 ile -%6,50 arasında fiyatlandı. Burada anlatmak istediğim şey BIST'te vahşice hareketler olmadığı değil. Sadece negatif bir durumu kötü fiyatlama açısından ABD borsalarının yanında ehven-i şer kalıyor .
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

  5.  Alıntı Originally Posted by deva-i dert Yazıyı Oku
    Ana fikriniz özünde "herkes aynı stratejiye yönelirse, o strateji çalışmaz." mantığına dayalı ve buna itiraz da edemem.

    Bir de son cümleniz epey çarpıcı, sorunu tam kökünden çözüyor. "İçinde ben olmadıktan sonra hangi devrimin olduğunun, devrimi kimin yaptığının bana faydası ne?" değil mi?
    Haklısınız... En başta finans olmak üzere bazı alanlarda insanı tamamen dışlayan bir yapıya evriliyoruz. Daha 70'li yıllarda bu noktaya ulaşacağımız belliymiş ki ilgili temaları işleyen bilimkurgu film ve romanlar yapılmış. Bizim alıştığımız anlamda fırsatların azalacağı bir denge olabilir belki. Şimdilik savaşların da eşlik ettiği bir süreç olarak yürüyor, ben bu şekilde devam edeceğini düşünüyorum.

  6. ABD-İran gündeminin tekrar can sıkıcı olmaya başlamasının endeksler üzerindeki etkilerinin borsa geneline yayılıp yayılmayacağı pek belli değil. Bu beni kısmen rahatsız etmeye başladı. Bu nedenle, bugün, LULU haricindeki diğer pozisyonlarım (UHS, ZTS, BSX, TSCO) seans ortalarına kadar iyi bir performans gösterdiği, alım tarihlerine ve ortalama alım maliyetlerine göre yüksek olmasa da totalde eh işte/makul kâr bölgelerine geçtikleri için, kâr alıp onları bir süreliğine geçici olarak kapatmayı tercih ettim. Elimde sadece LULU hisselerim kaldı. Hisse ağırlığım an itibariyle % 13,7 civarına inmiş oldu. Hisseler yakın takibimde ve gündem biraz netleştikten sonra tekrar pozisyonlar almayı planlıyorum. Bu karardan dolayı yarın pişman olur muyum pek emin değilim.

    LULU'da yönetim kurulu ile kurucu ve ana hissedar Chip Williams arasındaki CEO ve bazı yönetim kurulu üyelerinin seçimi konusunda kamuoyuna da yansıyan tartışmalar bir şekilde karşılıklı geri adımlar ve uzlaşma ile giderilmeye çalışılıyor. Bu durumun zaten oversold olan hisse fiyatına, gündem çok bozulmaz ise, olumlu yansıyabileceğini düşündüğüm için LULU'ya dokunmadım.

    Yarın ola hayrola bakalım.

    Yatırım tavsiyesi içermez.
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

  7. Sağ olsun Trump ve avaneleri, planlarımızı ağız tadıyla uygulatmamaya and içmiş gibiler. Yine de takip ve portföy aday listemizi güncellemeye devam ediyoruz.
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz



  8. Yukarda gördüğümüz resim bir dönem sosyal medyada fintweet'lerde çokça kullanıldı. Bir şirketin operasyonel gücünün filtrelenmiş hâli ile gerçekte nasıl olduğunu karşılaştırmak adına kullanılan bir hiciv yöntemi aslında, 'Düzeltilmiş FAVÖK' (Adjusted EBITDA) metriği ile 'Serbest Nakit Akışı' (Free Cash Flow) metriğinin bu resim ile karşılaştırılması.

    EBITDA'ya bakarken aslında şunu düşünmekten kaçamıyoruz: Finans dünyası da sosyal medya gibi çalışıyor. Herkes bize en parlak görüntüyü göstermeye çalışıyor. Daha temiz rakamlar, daha pürüzsüz hikâyeler, daha 'yatırım yapılabilir' gibi duran finansal tablolar... Ama işin dağınık tarafı çoğu zaman kadrajın dışında kalıyor, hatalar, kusurlar resme dahil edilmiyor ya da ustaca filtreleniyor. Biraz da bu nedenle EBITDA bana giderek bir Instagram filtresi gibi gelmeye başlıyor.

    Aslında EBITDA'nın ilk çıkış noktası oldukça makul ve mantıklı. 1980'lerdeki kaldıraçlı satın alma döneminde yatırımcılar tek bir soruya cevap arıyordu: "Bu şirket kötü bir senaryoda borcunu ödeyebilir mi?" O yüzden faiz, vergi, amortisman gibi kalemler çıkarılıyor ve operasyonel performansı gösteren EBITDA değeri önemli bir metrik olarak kullanılıyordu. Çünkü bir şirket ölüm kalım noktasına geldiyse önce yatırımlarını kısmaya çalışır. O durumda geriye kalan temel kazanç gücü neyse, kreditör için önemli olan da odur. Yani EBITDA başlangıçta bir kriz ölçüm aracı olarak doğmuştu. Ama zamanla işler değişti. Bir noktadan sonra insanlar EBITDA'yı sadece borç ödeme kapasitesini anlamak için değil, şirketin gerçek kalitesini ölçmek için kullanmaya başladı. Ve bence hata tam da burada başlamış oldu. Her şirketin yapısı aynı imiş gibi, EBITDA her şirkette standart bir kalite ve performans ölçme metriği olarak kullanılmaya başladı. Ancak gerçekte işler oldukça farklı.

    Mesela 1970'ler ve 1980'lerde Tele-Communications Inc. (TCI) üzerinden Amerikan kablo TV sektörünü agresif şekilde büyütmesiyle tanınan Karl Malone'nun sürekli EBITDA kullanması anlamlı bir şey olarak kabul edilebilir. Çünkü Malone'un yönettiği kablo işi çok özel bir ekonomik modele sahip. Başta devasa altyapı yatırımı yapılıyor, kablolar döşeniyor, ağ kuruluyor. Bu aşamada işin muhasebesinde de yüksek amortisman oluşuyor. Ancak ağ kurulduktan sonra aynı kablo ağı yıllarca yeniden yatırım gerektirmeden çalışıyor, yeni müşteri eklemenin maliyeti düşük kalıyor, abonelik gelirleri tekrar eden hale geliyor ve şirketin nakit üretimi çok güçlü olabiliyor. Yani muhasebe tarafındaki amortisman giderleri yüksek görünse de bu durum gerçek bir operasyonel maliyet üretmiyor. Malone da bu yüzden şirketin gerçek ekonomik gücünü görmek/göstermek için EBITDA'ya odaklanıyor. Çünkü ona göre muhasebe amortismanı, ağın gerçek ekonomik ömrünü olduğundan kısa gösteriyor. Bu yaklaşım o sektör için büyük ölçüde mantıklı olabiliyor.

    Ama aynı mantığı her sektöre uygulayınca durum değişiyor ve işler bozuluyor. Mesela bir lojistik şirketinde kamyonlar gerçekten eskiyor, bir üretim şirketinde makineler gerçekten yenilenmek zorunda kalıyor, bir perakendeci sürekli stok taşımak zorunda kalıyor. Ve bunların hepsi gerçek nakit harcaması ile mümkün olabiliyor. EBITDA'ya bakarak burada gerçekçi bir operasyonel Performans ölçmek bu nedenle doğru olmayabiliyor, çünkü EBITDA ibu gerçek masrafların, bu gerçek nakit çıkışlarının önemli bir kısmını görünmez hale getiriyor. İşte bu yüzden bazen bir şirketin EBITDA'sı büyürken kasasının boşaldığını görebiliyoruz. Mesela satış artıyor olabilir, ama müşteriler geç ödeme yapıyor, alacaklar şişiyor, stoklar büyüyor, şirket sürekli yatırım yapmak zorunda kalıyor ve bu durumda şirketin nakit akışı oldukça bozulmuş olabiliyor. Ancak finansal sunuma baktığımızda her şey mükemmel görünüyor. Çünkü filtre hâlâ açık. Warren Buffet'ın "CapEx'i diş perisi (tooth fairy) mi ödüyor?" sözü bence bu yüzden EBITDA kullanımına yapılmış çok güçlü bir eleştiri. Çünkü amortismanlar teknik olarak nakit çıkışı üretmiyor olabilir, ama çoğu zaman gelecekte yapılacak gerçek harcamanın habercisi oluyor. Kamyon değişecekse değişiyor, makine yenilenecekse yenileniyor. Yani finansal sunumlarda o gideri silmek, ekonomik gerçekliği pek değiştirmiyor.

    İşin daha da ilginç tarafı ise "Adjusted EBITDA" ile başlıyor. EBITDA'nın finansal sunumlarda bazı masrafları görmezden gelmesi yetmiyormuş gibi burada bir tık daha öteye gidiliyor. Adjusted EBITDA'da artık gerçek bir finans sunumu değil, bir hikâye anlatıcılığı görüyoruz. 'Bir kerelik' denilerek Adjusted EBITDA'da gösterilmeyen giderler, bir bakıyoruz her sene tekrar ediyor. Hisse bazlı ödemeler yok sayılıyor, imzalanmamış anlaşmaların gelirleri şimdiden hesaba katılıyor. O oluyor, bu olmuyor diye şirket yönetimleri resmi olduğundan çok daha farklı, çok daha parlak göstermek için 'filtreleme'nin dibine vuruyor ve sonunda sıradan bir şirket bile inanılmaz görünmeye başlıyor. Bir bakıyorsun, herkes aynı filtreyi kullanıyor: Daha parlak büyüme, daha yüksek marj, daha temiz, daha kusursuz bilanço. Ancak gerçek nakit akışına baktığımızda fotoğraf değişmeye başlıyor. Filtreyi kaldırdığımızda o 'çok güçlü' görünen şirket bir anda 'kırılgan' görünmeye başlıyor.

    Aslında EBITDA tamamen işe yaramaz bir metrik değil. Ama onu şirketin gerçek ekonomik kalitesinin yerine koyduğumuz anda yanıltıcı hâle geliyor. Çünkü günün sonunda şirketleri ayakta tutan şey filtrelenmiş rakamlar değil, gerçek nakit üretme kapasitesi.
    Ve zor zamanlarda piyasalar eninde sonunda filtresiz fotoğrafı görüyor.
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

Sayfa 63/67 İlkİlk ... 13536162636465 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •